Elif Vargı : Çekiyorum Öyleyse Varım! Zihin Ergo Sum İzmir Atölyesi Sergisi’nin Düşündürdükleri
Çekiyorum Öyleyse Varım! Zihin Ergo Sum İzmir Atölyesi Sergisi’nin Düşündürdükleri
Z!H!N Ergo Sum Fotoğraf Atölyeleri Grubu; özel eğitim gereksinimi olan – farklı zihinsel kısıtlı- bireylere fotoğraf eğitimi vermek üzere, tamamı amatör olan fotoğrafçıların bu amaç ve hedef ile bir araya gelmesi ile oluşan bir eğitim grubudur.
İzmir Atölyemiz; T.C. Başbakanlık, DPT, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (www.ua.gov.tr) Gençlik Programı kapsamında ve Avrupa Komisyonu‘ ndan sağlanan hibeyle N. Elif Vargı (Yasal Temsilci), Aslı Satı Erdoğan (Proje Sorumlusu), Güzin Tezel (Proje Koçu) ve Ege Üniversitesi Fotoğraf Topluluğu (EFOT) üyeleri (Barış Kocamaz, Bernis Sütçübaşı, Sevim Temel, Mustafa Çağrı Güngören, Emine Karaduman, Didem Açıkalın ve Aylin Kara) desteği ile ZİÇEV, Vasfiye Orhan Akyıldız Özel Eğitim Okulu bünyesinde kurulmuş ve 23 Şubat 2009 tarihi itibarıyla eğitimine başlamıştır.
5 ay sürecek olan proje 22 Temmuz 2009 tarihinde resmen sonlanacak, fakat grupça olan çalışmalarımız tabi ki devam edecek. Daha öncede Fotoritim aracılığıyla sizler Grup Zihin Ergo Sum’un çalışmalarından haberdar oldunuz ve çocukların nasıl bir mucize yarattıklarına tanık oldunuz.
Projenin fikir annesi sevgili Faika Berat Pehlivan… Yasal lider olarak görev aldığım bu projeyi bir fotoğrafçı gözüyle değerlendirecek olursam, söyleyecek o kadar şey var ki… Öncelikle, bu çocukların fotoğrafı öğrenmeden önceki ruh halleriyle, fotoğrafı öğrendikten sonraki ruh halleri arasında büyük farklılıklar olduğunu belirtmem gerek. Bir keresinde Ankara sergisine katılan çocuklardan birinin annesi şöyle demişti Berat Pehlivan’a. “Oğlum eskiden sokakta yürürken kafasını kaldırmazdı, şimdi başını kaldırıp yürüyor, fotoğraf çekmek için” Bu söz aslında her şeyi anlatıyor gibi…
İçine kapanık, kimseyle konuşmak istemeyen çoğu genç birey, fotoğrafı hayatlarına almalarıyla birlikte sosyal hayatlarına bir renk kattılar. Arkadaşlarıyla daha iyi iletişim kurmaya başladılar ve tabi ki en önemlisi de bir şeyler “üretmeye, yaratmaya” başladılar.
Çektiklerine gelince her zaman bizleri ve izleyenleri şaşırttılar! Şartlanmadıkları için çektikleri karelerde son derece özgürdüler. Kimse onlara çekmeleri gereken şeyleri asla söylemedi. Nasıl çekmeleri, nasıl bir kadraj kurmaları gerektiğini de. Sadece ellerindeki basit (compact) makineleri nasıl çalıştırabilecekleri anlatıldı. İzmir’de eğitmenleri tarafından birçok farklı yere götürüldüler. Doğal yaşam parkı, balıkçı barınağı, hurdalık ve fabrika, tarihi agora gibi birçok değişik yerde çekim yaptılar. Karelerinde gördükleri bu yerlerin detaylarını, soyutlamalarını ve hatta belgesellerini çektiler.
Ankara ve İzmir sergisinde çekilen karelerde ortak bir nokta yakalamak mümkün. Detay ve soyutlama çalışmalar en belirgin kareler. Bir bisikletin tekerleği, bir kayığın kenarı, bir yüzün detayı gibi… Özellikle İzmir sergisinde dikkat çeken bir karede natürmort denemesi. Mutfaklarında asılı olan natürmortun fotoğrafını çeken Serdar Karalı, önce evinde duran plastik meyve sepetini çekmiş, daha sonra ise kendisinin düzenlediği gerçek meyvelerden oluşan başka bir fotoğrafı çekmiş. Serdar’ın burada önce duvardaki natürmorttan esinlendiği ve daha sonra aynı düzenlemeyi yaparak bir natürmort fotoğrafı çektiği görülüyor. “Bunu ben de çekebilirim” diye düşünmüş olsa gerek. Mutfakta asılı duran natürmort fotoğrafının görsel şemasını düşünerek, kendisi de böyle bir düzenlemeyi yaratmış. Fotoğrafları seri bir şekilde çekmiş ve de en önemlisi bunu kimsenin şartlandırılmasının altında çekmemiş.
Kimi fotoğrafçılar için fotoğraf sanatsal üretimleri için bir amaç olabilir, fakat bu çocuklar için fotoğraf kendilerini ifade etme sürecinde bir araç. Kimse onlardan muhteşem bir kare beklemiyor, fakat her defasında onlar muhteşem kareler çıkartıyorlar…
Düşünce nasıl bir olay? Zihnimiz algılarımızı nasıl çalıştırıyor, nasıl düşünüyor ve ne sonuçlar çıkartıyoruz? Engellerimiz nerde başlıyor? Biz “engel-siz”ler gerçekten “engel-siz” miyiz? Yoksa onları biz mi adlandırıyor, tanımlandırıyoruz?
“Düşünüyorum öyleyse varım”a karşılık biz de Zihin ergo sum grubu olarak “Çekiyorum öyleyse varım” diyoruz…
*Grup Zihin Ergo Sum’un fotoğraf galerisi için aşağıdaki siteyi izleyebilirsiniz:
http://zihin-ergo-sum.deviantart.com/gallery/
Elif VARGI

Alican Irmak
Atike Gürleyen
Başak Temoçin
Coşkun Çetinkol
Fırat Demirel
Gökhan Uluemekçi
Hanife Gündoğar
Samet Tosun
Serdar Karalı
Serpil Karaçiçek
Şükran Karateke
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Elif Vargı : Helen Levitt’in Gözünden New York
Elif Vargı : Brassaï’nin “Paris de Nuit“ Albümünden Seçmeler
Elif Vargı : Eugène Atget’in Paris’i
Elif Vargı : Eadweard Muybridge
Elif Vargı : Bir Kadın Fotoğrafçı : Julia Margaret Cameron
Elif Vargı : Fotoğraflar Yalan Söyler mi
Elif Vargı : Foto-Gerçekçilik
Elif Vargı : New York'tan Bir Sergi
Elif Vargı : Kentin Etrafında : Cahilus’un Fotoğrafları Üzerine Bir Deneme Elif Vargı : Resimden Fotoğrafa : Oscar Rejlander ve Hayatın İki Yüzü
Elif Vargı : Soyut Fotoğraf Üzerine Bir Deneme
Elif Vargı : Photo-Secession
Elif Vargı : Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik Sergisi
Elif Vargı : Sanat Tarihi ve Fotoğraf İlişkisi Üzerine Bir Deneme
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum,
1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Zihinsel engelliliği eksiklik değil, farklılık olarak görenlerdenim. Onların Dünya'ya ve insanlara normallerden farklı baktığını biliyorum. Günümüzde eksikliğini en çok çektiğimiz şey farklılık. Bedensel ve zihinsel engellilerin yaşam performanslarına bakarak çok şey öğreniyorum. Zeka fazlalığı olan bende olmayan birşeyler onlarda var ki sözcüklere dökemiyorum. Keza, fondaki fotoğraflarındaki farklılığı da görüyor ama henüz dile getiremiyorum. Bu konuyu çalışmam gerekli.
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds
| 09 Temmuz 2009 Saat - Time
12:12
Farklılıklarını bakış açılarına da yansıttıklarını arkalarında duran ve çekmiş oldukları karelerde açıkça görüyorum ve çok etkilendim gerçekten...Gurur duydum onlarla ve bu işe emek harcayan gönül dostları ile.. Tebrikler...
Berna AKCAN eklemiş - adds
| 09 Temmuz 2009 Saat - Time
12:38
Yorumlarınız için çok teşekkür ederiz. Bunlar sadece İzmir Atolyesi'nin fotograflari, Ankara atolyesi'nde cekilenlere bakmak icin yazinin sonundaki linke bakabilirsiniz. Orada cocuklarin cektigi fotograflari daha rahat bakma imkaniniz olacaktır..
Elif VARGI eklemiş - adds
| 09 Temmuz 2009 Saat - Time
13:34
Gerek Reha ÜLKÜ ,gerekse Berna AKÇAN 'ın yaptıkları gibi,ben de gözümü dört açıp fonlarında yer alan fotoğraflara baktım.Gördüklerim beni şaşırtmadı.Zira ben bu cesur~farklı kareleri Hatay gezisinin sonrasında ve Ankara gurubunda da görmüştüm.Şimdi İzmir de de olsa,"detay" ağırlıklı çalışmalar nerede ise ortak bir "biçim" oluşturuyor.Elif VARGI nın da belirttiği gibi ,yönlendirme yok ise; o zaman bu eğilim bana göre zeka ürünüdür.
Her boyutta birçok kişinin emek verdiğini biliyorum.Herkesi kutluyor,teşekkür ediyorum.
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds
| 11 Temmuz 2009 Saat - Time
15:27
Hocam cok teşekkür ederiz değerli yorumlarınız için.. bu çocuklar bizleri şaşırtmaya devam edecek..
Elif VARGI eklemiş - adds
| 11 Temmuz 2009 Saat - Time
15:40
Reha beye katılıyorum ve projeye başlarken nerdeyse benzer cümleleri kurmuştum. Farklılar ve tüm farklılıklar korunmalı diye. Aradan geçen sürenin ve birlikte geçirdiğimiz sürecin ardından bu daha da pekişti. Zihinsel engel kelimesi bizim kendimize koyduğumuz engelden başka bir şey değil. Ve yanıltıcı bir tanım... Özgürlüğe dair, kalıplarımıza ve engellerimize dair çok şey görüyorsunuz birlikte vakit geçirdiğiniz zaman. Aslında her birinin engellenmenin ve engelli zihniyetin kurbanları olmanın dışında, çok farklı ailevi ve ekonomik sorunları da var ve de kocaman kocaman hikayeleri. Öyle farklı bakışlarla ve farklı anlar geçirdik ki birlikte. Hepsini burada anlatmam mümkün değil, onları fotoğraflarla birlikte aktarmak gerek anlamını bulması için. Şimdilik kendi adıma bu 5 ay içinde öyle çok şey öğrendim ki. Teşekkür ederim.
Sergiye gelenlerden sıklıkla duyduğum cümle şu oldu “ önyargı ile gelmiştim, fakat bunlar beni şaşırttı. Hiç böyle kareler beklemiyordum”.15 gün açıktı sergi ve eklemeliyim ki, fotoğraf camiasından ziyarete gelen oldukça sayılı kişi vardı bu süreçte ve serginin duyurusunu yapan çok sayılı birim/dernek…onlara ayrıca teşekkürler.
Kime ait olduğunu hatırlamadığım bir söz vardı " güzel olan; doğal olandır" diye. Fotoğraflarında da o kalıpsızlığın, doğallığın güzelliği var. Fotoğraflarının çoğunda altın oran göze çarpıyor ki, bu onlara öğretilmiş bir şey değil. Refleks gibi. Elif hanımın da dediği gibi, şöyle çek, şunu çek vs. gibi hiç bir müdahale, yönlendirme de yok. Tamamen özgür çekim yaptılar. Kalıpları, ezberletilmişlikleri olmadığı için serbest ve özgür kadraj kullanıyorlar. İçsel bir bilişe sahip gibiler. Aynı nesneye herbiri farklı açılardan bakıyor ve farklı detayları görüyorlar.
Süreç çok önemliydi ve en önemli noktalardan biri de ailelerin davranışları, konuya ve hatta çocuklarına yaklaşımları idi. Projenin başından beri ailenin teşvik ve desteği olan çocukların fotoğraflarında gözle görülür bir fark olduğunu söyleyebilirim. Hem daha verimli üretim, hemde kendilerini ifade olarak...Çocukların toplumsal yaşamı ve iletişimini geliştirmek için, çocukların eğitimindende öncelikli aslında ailelerin eğitilmesi gerekiyor belki de. Çocukların faklı yapısına dair, ailelerin eğitimi için özel eğitim birimler olsa neler değişirdi ?...
Fotoğraf ne yapar? sorusunun bir başka cevabı da açıkça ve gözle görülür nitelikte. Buraya sığdıramayacağım kadar çok. Dilerim bir gün fotoğraf, tüm eğitim birimlerinde geliştirici bir araç olarak kullanılır.
saygı ve sevgiler
güzin tezel eklemiş - adds
| 11 Temmuz 2009 Saat - Time
17:20