Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > ARALIK 2008 SAYISI - DECEMBER 2008 ISSUE > Elif Vargı : Fotoğraflar Yalan Söyler mi
Elif Vargı : Fotoğraflar Yalan Söyler mi

Fotoğraflar yalan söyler (mi)?


Elif VARGI, New York,Times Meydani, Agustos 2008
 


Dev gibi bir manken merdivenlerden aşağı doğru iniyor, fakat onu kimse fark etmiyor bile. Merdivenlerin başladığı/bittiği yerdeki insanlar öylesine meşguller ki, arkadan gelen bu dev gibi mankeni görmüyorlar. Kadınsa izleyicinin gözlerine davetkâr bakışlar fırlatıyor. Fotoğrafa bakan bu kişi ise, arkadan gelen bu mankeni nasıl olur da fark etmezler diye öndeki insanlara kızıyor belki de.

 

Burada fotoğrafın algımızda yarattığı hileli bir durum söz konusu. İzleyiciye gösterdiği ile, gerçekte var olan durumun fotoğraf tarafından çarpıtılmasını izliyoruz. Peki, fotoğrafın bize göstermediği şey ne? Aslında burada merdivenlerden inen bir manken yok. O sadece bir reklam panosu, oradaki insanlar da yoldan gelip, geçmekte olan sıradan insanlar. Tek suçları panonun önünde beklemek. Böylelikle panonun içindeki manken fotoğrafı ile bu fotoğrafın içindeki insanlar bir anda aynı karenin içine geçiyorlar. Bizler de sanki bu farklı boyutlardaki figürleri, sanki aynı karedeymişçesine algılıyoruz. Aradaki boyut farkı, ilk başta fotoğraf üzerinde dijital bir manipülasyonun olup olmadığını düşünecektir. E, malum devir “Photoshop” devri, illa ki bir düzenlemeden geçirilmiş olması lazım ki, mankenle insanlar arasında boyut farkı oluşturulmuş olsun. Yoksa bizi nasıl şaşırtmayı başarabilir ki?

 

Dikkatli bakıldığında ise, burada manipülasyonun olmadığı anlaşılır aslında. Sokak ve kent fotoğrafçılığının belge boyutunun olduğunu düşünürsek, bu da aslında onlardan biri. İlk bakışta ne olduğunu algılamakta güçlük çeken izleyici için bu durum biraz karmaşık gelebilir. Bu reklam panosu asıldığı yerlerde aylarca kaldı ve önünden birçok insan fark etmeden geçip, gitti belki de. Şimdi bu reklam fotoğrafını, önündeki insanlarla birlikte bir kareye hapsedince ne değişti peki? Her gördüğümüz gerçek mi? Fotoğraf algılarımızla nasıl bu kadar da pervasızca oynayabiliyor?

 

Bu oyunu gerçekmiş gibi kılan nokta, aslında izleyici ile göz teması kuran manken. Mankenin göz teması fotoğrafın dışında bir yere işaret etseydi, belki daha farklı bir durum meydana gelecekti. Mankenin göz teması bizi inandırma noktasında bir yere bağlarken, sıradanlık da dışarıda bekleyen insanlar tarafından oluşturuluyor. Böylelikle bizler, bu durumu, boyut farkı dışında, normalmişçesine algılıyoruz. Kadının merdivenlerden inmesinde veya bekleyenlerde hiçbir sorun yokken, aradaki boyut farkını kavrayamadığımız için de, fotoğrafın bize yalan söylediğini, bir hile yaptığını düşünüyoruz.

 

Fotoğraf manipülasyon olmadan da aldatır, kandırır. Sadece fotoğrafçının belirlediği kadraj buna yeter de artar bile. Fotoğrafçı kandırmak istiyorsa, çok rahatlıkla kandırabilir, algılarınızı yanıltabilir. Size estetik bir yalan söyler, bu yalanı açıklamadığı sürece, doğruymuş gibi size yutturabilir.

 

Fotoğraf bakılan bir nesne haline geldiği andan itibaren, izleyici ile arasına bir mesafe koyar. Bu mesafe, belirsiz bir mesafedir aslında. Bir belge niteliğindeki herhangi bir olayı veya kişiyi bize gösterebileceği gibi, bunu çoğu zaman yapmayadabilir. Bu mesafedir izleyiciyi inanıp inandırmama konusunda iki arada bırakan. Sokak fotoğrafçılığında olduğu gibi, bu örnekten bakıldığında, sıradan bir anı belge niteliğine sokarken, algılarımızla da oynar, bizle dalga geçer.

 

Neden mi? Çünkü fotoğraf izleyicisine hiçbir şey vaat etmez, kendisini izleyicisine sunarken, her an elden kaçıp gitmektedir. Elinizde tuttuğunuz fotoğraf size ait olabilir, ama aslında elinizin altından çoktan kayıp gitmiştir bile. Fotoğraflar aldatır, kandırır, yalan söyler ve sizi de farkında olmadan bu oyuna alet ederler…

 

Elif VARGI

 

 



FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

Elif Vargı : Foto-Gerçekçilik
Elif Vargı : New York'tan Bir Sergi
Elif Vargı : Kentin Etrafında : Cahilus’un Fotoğrafları Üzerine Bir Deneme Elif Vargı : Resimden Fotoğrafa : Oscar Rejlander ve Hayatın İki Yüzü
Elif Vargı : Soyut Fotoğraf Üzerine Bir Deneme
Elif Vargı : Photo-Secession
Elif Vargı : Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik Sergisi
Elif Vargı : Sanat Tarihi ve Fotoğraf İlişkisi Üzerine Bir Deneme  


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 7 yorum, 1-7 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
"Çünkü fotoğraf izleyicisine hiçbir şey vaat etmez, kendisini izleyicisine sunarken, her an elden kaçıp gitmektedir. Elinizde tuttuğunuz fotoğraf size ait olabilir, ama aslında elinizin altından çoktan kayıp gitmiştir bile. Fotoğraflar aldatır, kandırır, yalan söyler ve sizi de farkında olmadan bu oyuna alet ederler…"

Sanırım, bu bir yanılsama ya da epistemolojik bir hata.

Fotoğraf dahil hiçbir bilgi kaynağı, doğru dürüst kaydedildiyse, kaybolmaz.

Çok basit bir örnek vereyim: Adamın biri, 19. Yüzyıl'da portreyi yüzden değil, enseden çekmiş.

Al bakalım: O da bir portre.

Yalan söylemiyor, farklı söylüyor.

Epistemolojik bir aksiyom vardır: Bilgiye sahip olamazsınız, bilgiye ait olabilirsiniz.

Sontag yanılalı çok oldu.

Ya da:

Burjuva bilgisini, ona ait olanlar kullanır.

Oyuna alet olmayan çok.
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 19:53
reha bey, sizin yorumunuzu okuyuncaya kadar cok farkli okumustum elif vargi nin yazisini, sizin yorumunuzdan sonra cok farkli bir okuma sansim oldu. size tesekkür ederim. milliyet blog unuzun da sıkı bir takipcisiyim. aydinlatici yorumlariniz ve sorgulatici bilgi birikiminiz bizlere yol gösterici oluyor. ancak sizin gibi bir aydindan dildeki yabanci kelimeleri aritmanizi ve epistemoloji/aksiyom gibi her okuyanin anlayamacagi yabanci kelimeler yerine türkce karsiliklarini kullanmanizi rica edecegim.
umut hepvar eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 20:50
Reha Bey tesekkur ederim yorumlariniz icin. Hep farkli bir bakis acisi getiriyorsunuz. Ben bu fotografimi internetteki yabanci bir fotograf sitesine koydugum zaman baya farkli yorumlar gelmisti. Cogu izleyici bunun bir manipulasyon oldugunu soyledi, ben de bundan yola cikarak fotografin izleyicinin algisini ne kadar "yanıltabilecegi"uzerinde durmak istedim. Fotograflar yalan soyler demek, her fotograf icin gecerli olmayabilir tabiki de. Farkli da gosterebilir, kandıradabilir.

Ayrica belirtmek isterim ki, fotografin bir "kayit" olarak kaybolmasindan bahsetmiyorum. Fotografin izleyici ile arasina actigi mesafeden ve izleyici ile kurdugu temasin hem her an tekrar kurulmasindan ve kaybolmasindan soz etmistim.

Siz ne kadar sansli bir izleyicisiniz ki, fotografin oyununa alet olmuyorsunuz. Bu fotografi goren buradaki cogunluk buna alet olmus ne yazik ki...
http://elifvargi.deviantart.com/art/New-York-3-96051359

Tekrar tesekkur ediyorum yorumunuz icin..
Saygilarimla
Elif VARGI eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 21:03
"ancak sizin gibi bir aydindan dildeki yabanci kelimeleri aritmanizi ve epistemoloji / aksiyom gibi her okuyanin anlayamacagi yabanci kelimeler yerine türkce karsiliklarini kullanmanizi rica edecegim."

Biz gençken internet yoktu, anlamlar saniye yakınlıkta değildi. Bazılarımız o uzaklığı aştı. Ancak, bilgibilim ve belit sözcüklerinin de, epistemoloji ve aksiyom denli, anlaşılmazlık tepkisi aldığını bizzat yaşadım.

Sözlük kullanılması gereken metinler yazıyorsam, bu gerekliliktendir, özentiden değil.

Saygılarımla...
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 23:07
"Ayrica belirtmek isterim ki, fotografin bir 'kayit' olarak kaybolmasindan bahsetmiyorum. Fotografin izleyici ile arasina actigi mesafeden ve izleyici ile kurdugu temasin hem her an tekrar kurulmasindan ve kaybolmasindan soz etmistim."

Epistemolojik bir kayıt, izleyici ile arasına mesafe açmaz, fotoğraf bile olsa. Bu, bir paradigma yanılsamasıdır, söylem düzlemi ıskalamasıdır.

Fotoğrafın izleyici ile kurduğu temasın, hem her an tekrar kurulması da, hem kaybolması da bir yanılsamadır. Bu bir epistemolojik yanılsamadır. Bu şu demektir: Bunu fotoğrafçılar değil, Sontag gibi yorumcular belirtmiş. Onlar da, Freund'dan habersizmiş herhalde.

Fotoğraf, hem bir bilgi / düşünce, hem bir duygu olabilir. Duygu yitebilir ki genelde yiter ki bazı insanlar asla duygularını unutmaz. Kognitif / informatik tip biri olmama karşın, ben de öyleyim. Bir fotoğraf benim için, koku, tat, (siyahbeyaz fotoda bile) renk, vb, vd de demektir.

Bir fotoğraf sergisinde genel durum şudur: % 99 sonuç 0, % 1 sonuç sonsuz. İsterseniz %o 999-1 olsun veya ötesi.

Neden, fotoğrafın yapmadıklarından değil de, yaptıklarından söz etmiyoruz?
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds | 15 Aralık 2008 Saat - Time 23:18
Sontag "fotoğraf, gösterdiği gerçeklikten fazlasını saklar" diyor.

Bir fili büyük bir kutuya koymuşlar. Kutunun belirli yerlerine de delikler açmışlar. Daha önce hiç film görmemiş adamlara "bu kutunun içinde film var, deliklerden elinizi sokarak inceleyin" demişler. İlk adam burnunu tutmuş "fil yılan gibi hortum gibi bişey" demiş. İkinci adam bacağını tutmuş "ağaç gövdeleri gibi" demiş. Üçüncü adam dışını tutmuş "mermer gibi ve sivri" demiş. Son adam kulağını tutmuş "kocaman kanatları var" demiş.

Bu hikayedeki delikleri fotoğraf makinesine ve deliklerden görülenleri de fotoğraflara benzetirsek, bir yalan söyleme değil, belki gerçekliğin belli bir kısmını gösterme/saklama söz konusu olur. Eğer varsa, izleyicinin algısındadır yalan.

Özdemir Asaf'ın "Beni öyle bir yalana inandır ki, Ömrümce sürsün doğruluğu" dediği gibi de inanır insan "gözleriyle gördüğüne"..
Halil İbrahim Şener eklemiş - adds | 07 Ağustos 2009 Saat - Time 01:31
Halil Bey, teşekkür ederim yorumlarınız için..
"Eğer varsa, izleyicinin algısındadır yalan. " evet çok doğru, bu fotoğrafı izleyen çoğu kişi yanıldılar, algıları yanılttı;ama "bu" fotoğraf da buna bir şekilde alet oldu.. her ne kadar fotoğraf yalan söyler (mi)? derken ben de bunu kast etmiştim.. ben kendi fotoğrafımın izleyiciyi kandırıp kandırmadığına bakmaya çalıştım, her fotoğraf yalan söyleyecek diye bir şey yok tabiki..
Katkılarınız için tekrar teşekkürler..
Elif VARGI eklemiş - adds | 07 Ağustos 2009 Saat - Time 12:58
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.