Kentin Etrafında: Cahilus’un Fotoğrafları Üzerine Bir Deneme
Daha önce bu köşede yazılan yazıların tersine, bu ay farklı bir alana kayıp, bir nevi (haddimi aşarak, ki bunu bazen yapmak zorunda kalırız) fotoğraf okuması yapmak istedim. İnternette takip ettiğim fotoğrafçılar içerisinde yer alan Cahilus'un kent/insan/insan ve kent ilişkisini gösteren fotoğrafları izleyicilerin dikkatini çeken çalışmalar içerisinde yer alıyor. Fotoritim Temmuz 2008 sayısında kendisi ile yapılan röportaja da atıfta bulunarak, fotoğraflar üzerinde konuşmak ilginç gelebilir.
Modern kent kavramı üzerinde duracak olursak, şüphesiz ki konuya yabancı olmayanlar için ilk akla gelen isimlerden biri de Fransız şair-yazar Charles Baudelaire olacaktır. 19.yüzyılda kentlerin gelişmesi, modern anlamda şehir planlamacılığı Sanayi Devrimi ile birlikte büyük bir hız kazanmıştır. Bu dönemin ünlü şairlerinden olan Baudelaire de, modern kentin hızı, değişimi, gelip geçmekte olan anı kaydeden Modern Hayatın Ressamı, kentin kahramanları üzerinde durmuş, yazılarında ve şiirlerinden bunlardan bahsetmiştir.
Baudelaire’e göre kentin güzelliği sanatçının keşfettiği şehrin çirkinliklerinde yatmaktadır. Sokaklardan, bulvarlardan akıp giden kalabalıklar ve kalabalıkların içerisinde olan kahramanlar. Peki, kimdir bu kahramanlar? Krallar, kraliçeler, din adamları, soylular, prensler, prensesler değildir elbette... Ona göre kahramanlar; fahişeler, hırsızlar, hokkabazlar, akrobatlar, çapulcular, sokak süpürücüleri, çöpçüler, dilenciler, ayyaşlar ve diğerleridir (1). Çoğu insanın görmediği, görmezden geldikleridir Baudelaire’in kahramanları; çünkü bunlar modern zamanlarda ortaya çıkmış bir kümedir. Tabi ki, daha önceki yüzyıllarda da dilenciler, fahişeler, ayyaşlar vardı; fakat onları farklı yapan kentti, kent yaşamıydı (2). Bu durum hala daha günümüzde devam etmiyor mu? Bu kahramanlarla birlikte kent, kendi kimliğini oluşturmuş ve kendi modern mitolojisini üretmiştir. Artık Tanrılar dağlarda yaşamıyor, güzel prenseslerle, yakışıklı prensler tablolara da konu edinilmiyordu. Bu durumun yansımasını da, yine İzlenimci ressamların tablolarında görebiliriz.
Cahilus’un fotoğraflarında, bu kahramanları fotoğraflardan takip edebiliyoruz. Sadece Baudelaire’in kahramanları değil, kentin içerisinde bir noktadan diğerine giden/gitmeyip de sabit noktada kalan/kalamayanlar da dahil. Fotoritim Temmuz 2008 sayısında yapılan röportajda kullanılan ikinci ve dördüncü fotoğraflar buna güzel bir örnek olarak gösterilebilir, belki de...

İkinci fotoğraftaki adamın sokakta oturuşu ve hemen arkasındaki kızın adamın saçlarını toplaması, Baudelaire’in 19.yüzyıl Paris’inde saptadığı kahramanlardan hiç de farklı değil. İnsanın inşa ettiği kent içerisinde kaybolan insan, kenti bırakıp gidemediği gibi, kentin içerisinde de bir anda kaybolup gidecekmiş gibi görünüyor nedense... Kentten kaçma isteği ile, kenti bırakıp gidememe çelişki Cahilus’un fotoğraflarından okuduğum bir nokta... Şehrin kaotik yapısından kaçmaya çalışan herkes, soluğu en yakın kasabada alırken, bir kaç gün sonra kasabanın sessizliğinden sıkılıp kendini yine şehrine atmaz mı? Bizlere bir ödülmüş gibi verilen tatillerin de mantığı bu değil midir?

Yine aynı şekilde dördüncü fotoğraftaki uyuyan evsiz adam ile her türlü kredi kartının geçtiği, hemen arkada şık bir bina olduğunu tahmin ettiğimiz yapı ile büyük bir çelişki uyandırmıyor mu? Bu çelişkiyi de kentin bağrından söküp alarak, bir kareye hapseden fotoğrafçının işine kalıyor. Tıpkı, modern hayatın ressamı gibi, geçip gitmekte olan bir anın içerisinden, uyuyan bir evsizi şehirden çalıyor Cahilus ve bunu ölümsüzleştiriyor.

Fotoğraf: CahilusSadece bu kahramanlar değil, diğer fotoğraflarında da pan yaparak, sanki bize kentin hızını ve hiçbir zaman bitmeyecek olan devinimini imliyor. Röportajda kullanılan bisiklet süren adam ve kalabalık fotoğrafı, onların geçip gitmekte olan hızlarını izleyiciye vurguluyor sanki. Bir noktadan diğerine sürekli hareket içerisinde olan bir güruh ve onun ölümsüz ruhu. Fotoğraf da, bu noktada devreye girerek, o ruhu donduruyor, çünkü akıp gitmekte olan anı öldürüyor.

Bir diğer tekrarlanan konu ise, izleyicilerin dikkatini çekmemesi mümkün değil, istasyonlar... Yukarıda da söz ettiğim gibi, farklı noktalar arasında sürekli gidip gelme, seyahat etme ve istasyonlarda durma kentin hızı ve akışı içerisinde gerçekleşen “sıradan, günlük, basit” olaylar... Şehir yaşamının vazgeçilmez durumlarından bir tanesi belki de, metrodan inenler, binenler, girenler, çıkanlar... Bu kadar hızın içerisinde, sabitlik ve keskinlik göze çarpan ilk noktalardan birisi belki de. Hızın tersine tamamen dondurulmuş bir “durak”, durma/bekleme isteği ya da beklemekten kaçma isteği belki de…
“Diyelim bir sehir parçasina günün hangi saatinde ne tür bir isigin düstügünü bilmek, oradan haftanin hangi günü ve günün hangi saati ne kadar insan geçtiginin bilgisine sahip olmak gibi normal insanlarin umursamayacaklari konulari önemser ve bunun geregini yerine getiririm.” (3)
Burada aslında fotoğrafçı (bilerek veya bilmeyerek) tıpkı bir İzlenimci ressam gibi, ışığı takip ederek, kentin üzerindeki değişimini takip ediyor. Monet, Sisley, Pisarro gibi o da, kentin etrafında dönerek, “normal insanların umursamayacakları konular” üzerinde odaklanarak, ışığın şehir üstündeki görsel kaydını tutuyor.
Bu şehir bize mi ait? Şehri bırakıp gitmek zor mudur? Terk etsek, şehir arkamızdan gelir mi? Şehir yaşamaya devam ettiği sürece, yalnızlık, insan, kent ve insan ilişkisi de şüphesiz ki devam edecektir. Cahilus’un fotoğraflarında hepsini okumak/görmek mümkün bence.
Kaynakça :
1 Bkz. Charles Baudelaire. Modern Hayatın Ressamı. (haz. Ali Artun), İstanbul: İletişim Yayınları, 2004.
2 Bu sadece kent yaşamıyla ortaya çıkmış bir durum olarak gösterilemez, bunun arkasında dağ gibi büyük ve güçlü bir ekonomik sistem var; fakat benim asıl burada odaklanacağım yer kent ve kent yaşamı olacak.
3 Bkz. Cahilus: Şehir Sokakları. (röportaj, İnci İşler), Fotoritim, Temmuz 2008 sayısı.
< http://www.fotoritim.com/yazi/cahilus--sehir-sokaklari>
Elif VARGI
elifvargi@gmail.com www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Elif Vargı : Resimden Fotoğrafa : Oscar Rejlander ve Hayatın İki Yüzü
Elif Vargı : Soyut Fotoğraf Üzerine Bir Deneme
Elif Vargı : Photo-Secession
Elif Vargı : Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik Sergisi
Elif Vargı : Sanat Tarihi ve Fotoğraf İlişkisi Üzerine Bir Deneme
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"