SESSİZ DİRENİŞ - RUS FOTOĞRAFINDA RESİMSELLİK SERGİSİ ve
RESİMLE FOTOĞRAFIN SESSİZ TEMASLARI
İstanbul Modern’de gerçekleştirilen SESSİZ DİRENİŞ - RUS FOTOĞRAFINDA RESİMSELLİK Sergisi, fotoğrafla resmin sınırlarının nasıl içiçe geçtiği, kimi yerde bütünleştikleri hakkında izleyicilere farklı bir perspektif sunuyor. Sergi izlenimlerine geçmeden önce fotoğrafta resimsellik (pictorialism) akımının ne olduğu üzerinde durmakta fayda var.
Resimsel Fotoğraf (Pictorial Photography)
Fotoğrafın bir sanat nesnesi statüsüne çıkmasını hedefleyen resimsellik akımına baktığımızda 1890 ve 1920 yılları arasında etkin olduğunu görülür . Natüralizm akımından etkilenen bu akım, fotoğrafçılara gerçeklik olgusundan öte, güzelliği ön plana çıkartmalarını amaçlıyordu. Optik keskinliği bireysel ifadeyi sınırlayan bir tutum olarak algılıyorlar, bu yüzden de bireysel ifadenin bir işareti olarak manipülasyonu kabul ediyorlardı (Rosenblum 1997). Çektikleri fotoğrafları tanımlayıcı-belgeleyici özellikten çok, insanın duygularını açığa çıkartan ve “resim gibi“ olması üzerinde duran bu fotoğrafçılar, kompozisyon, ışık-gölge oyunları, uyum, duygusallık gibi kavramları ön plana çıkartmayı hedefliyorlardı.
Peter Henry Emerson, Londra’da, 1886 tarihinde CameraClub’a yazdığı “Fotoğraf, Bir Resimsel (Pictorial) Sanat / Photography, A Pictorial Art” adlı yazısında sanatçının asıl amacının doğanın göz üzerindeki etkilerinin taklidi olması gerektiğini ve sanatsal üretimin doruk noktası olarak Yunan heykelini, Leonardo da Vinci’nin Son Akşam Yemeği resmini, Constable, Corot ve Barbizon Okulu’nun çalışmalarını örnek olarak göstermiştir . Bununla birlikte şu sonuca varan fotoğrafçı, fotoğrafın gravür ve karakalem resme göre daha üstün olduğunu; fakat resme renk faktörü nedeniyle ikinci planda kaldığını belirtir (Emerson 1886).
Emerson’dan başka Oscar G. Rejlander, Henry P. Robinson, Julia Margaret Cameron, Charles Puyo gibi isimlerin yanı sıra Amerikalı fotoğrafçı Alfred Stieglitz’ın kurduğu Photo-Secession grubunun fotoğrafçıları da bu akımın öncüleri olmuştur.
Özellikle Barbizon Okulu sanatçıları ve İzlenimci sanatçıların resim dağarcığından etkilenen bu fotoğrafçılar, manzara ve nü alanında yoğunlaşmışlardır (Rosenblum 1997).
[1] N. Rosenblum, 1890 yıllarında etkin olan bu akımın 1912 yılında demode bir akım haline geldiğini (Rosenblum 1997: 297); Engin Özendes ise, bu akımın 1880’lerden 1930’lara kadar etkili olduğunu, bazı amatör ve profesyonel fotoğrafçıların 1940’lara kadar sürdürdüğünü belirtmektedir (Özendes 2008).
[2] P.H.Emerson. “Photography, A Pictorial Art”, Photography:essays and image: Illustrated readings in the history of photography (ed. by B.Newhall), New York: The Museum of Modern Art, 1980: 159- 162.
P. H. Emerson’un yazdığı makale bizlere fotoğrafçı olarak resim sanatıyla arasında nasıl bir bağ kurduğunu ve fotoğrafın her zaman resme nazaran ikinci planda kaldığını keskin bir dille ifade eder. Bununla birlikte fotoğrafın neden güzel sanatların bir kolu olduğunu yanıtlamaya çalışır. Ona göre fotoğraf güzel sanatların bir koludur. Resme öykünen fotoğrafları ile resim sanatı ile fotoğraf arasında bir bağ kuran Emerson, fotoğrafı da güzel sanatların içine dahil etmektedir.
“Şimdi sanatın büyüleyici gelişimini bir kenara bırakalım ve fotoğrafın neden ve nasıl bir sanat olduğunu gösterelim. Resimsel sanat (Pictorial Art) doğadaki güzelin insanın resimler aracılığıyla yansıttığı bir ifadesidir. Şimdi her sanat, bu resimler aracılığıyla güzeli ifade ettiği biçimde güzel sanattır ve bu sanatta bunları en iyi ifade edecek yoldur. Resimsel (pictorial) sanatın ustası resimle başlayalım. Doğanın renklerini üretene dek, resim sanatına hiç bir zaman denk olmayacağız, fakat diğer resimsel sanatların kollarına göre şu an üstünlük sağlayabileceğiz. Sadece resim bizim ustamız. “ (Emerson 1980)
1886 yılında yazılan bu yazıda fotoğrafçı Emerson’un ne kadar da resim sanatının etkisinde kaldığını, dolayısıyla fotoğrafı çekerken de yaptığı çeşitli müdahalelerle resme öykündüğünü görebiliriz.
SESSİZ DİRENİŞ - RUS FOTOĞRAFINDA RESİMSELLİK SERGİSİ
İstanbul Modern’deki Sessiz Direniş-Rus Fotoğrafında Resimsellik Sergisi’ne bu tahlilde baktığımızda, fotoğrafla resmin nasıl içiçe geçtiğini, kimi yerde fotoğrafın karakalem bir desenden veya yağlıboya parıltılarını andıran küçük detaylardan ayrılamaz olduğu dikkati çeker.
Andrei Karelin, Aleksei Mazurin, Nikolai Petrov, Sergei Lobovikov, Sergei Savrasov, Anatoly Trapani, Boris Yeliseev, Miron Sherling, Alexander Grinberg, Yury Yeremin, Leonid Shokin, Nikolai Svishchov-Paola, Nikolai Andreev, Sergei Ivanov- Alliluev, Emil Bendel, Piotr Klepikov, Vassily Ulitin ve Alexander Rodchenko’nun fotoğraflarının yer aldığı sergide portreler, nü’ler, doğal yaşam ve kent manzaralarından kareler görülmektedir.
Doğal ve köy yaşamını konu alan fotoğraflarda natüralist ve realist ressamlarının etkisi Rus fotoğrafçıların karelerinde de dikkati çekmektedir. Kimi nü fotoğraflara baktığımızda ise, Barok denilebilecek bir ışık-gölge karşıtlığı, beden üzerinde eriyen sınırlar ise tuval üzerindeki fırça darbelerindeki dağınıklığı andırmaktadır. Bu fotoğraflar, görsel açıdan Barok dönem sanatçılarının Aynalı/Çıplak Venüs’lerinden pek de farklı değildir aslında.
Özellikle portrelere yapılan teknik müdahalelerle, fotoğrafın resme veya karakalem desenlere benzemeye çalıştığı fark edilir. Emerson’unda belirttiği gibi, bu akıma dahil olan sanatçılar resim sanatını fotoğrafa daima üstün görmüşlerdir. Fotoğrafların resme öykünmelerinin bir nedeni de bu sayılabilir.
Belgesel- tanımlayıcı (descriptive) fotoğrafa bir tepki olarak çıkan resimselci (pictorialism) akım, fotoğrafçının bakış açısıyla görüntüye duygusal bir boyut kazandırmak istemiş ve “resim gibi” algılanmasını amaçlamıştır. Estetik kaygılar ve amaçlar bir yana, baskın olan politik görüş nedeniyle Rus fotoğrafçılarının döneminde sanatsal “sessiz bir direniş” gösterdikleri dikkati çeker.
Özetle, bu sergiyle birlikte aslında resim ve fotoğrafın birbirlerini nasıl besledikleri ve her ikisininde birbirlerine farklı bakış açıları sağladıkları görülebilir. Mart sayısındaki yazıya atfen, (fotoğrafın sanat tarihi içerisinde nerede durduğuna veya duramadığı üzerine) bu sergi fotoğrafın sanat tarihi içerisinden nasıl çıktığına güzel bir örnek oluşturuyor. İlk dönem fotoğrafçılarının ressamlar olduğunu düşünürsek, bu iki alan da birbirinden teknik açıdan ayrılsalar da, çok da farklı olmadıklarını gösteriyor.
Fotoğrafın bir anda ortaya çıkan, gelişigüzel bir icat olmadığını, yüzyıllardan beri süren keskin görüntü yakalama arzusunun bir sonucu olarak görmek gerekir, ki bu da resim sanatıyla olan bir yarışının uzantısıdır. Sadece portre sanatını değil, bir çok farklı türün önünü kesen fotoğraf, resme “Resim nedir?” sorusunu sordurttuğu gibi, kendisine de “Fotoğraf nedir?” sorusunu sordurtmuştur tarihi içerisinde...
İstanbul Modern’deki bu sergi politik söylemde sessiz bir direniş uyandırdığı gibi, görsel açıdan da fotoğrafla resmin sessiz temaslarını izleyiciye gösteriyor...
Elif VARGI
KAYNAKÇA
EMERSON, H.Peter. “Photography: A Pictorial Art”, Photography:essays and image: Illustrated readings in the history of photography (ed. by B.Newhall), New York: The Museum of Modern Art, 1980:159-162.
NEWHALL, Beaumont. The History of photography : from 1839 to the present , London : Secker and Warburg , 1982.
ÖZENDES, Engin. “Fotoğrafta Resimsellik”, Sessiz Direniş-Rus Fotoğrafında Resimsellik Sergi Kataloğu, Fotoğraf Sergileri:11. İstanbul: İstanbul Modern Müzesi Yayınları,2008.
ROSENBLUM, Naomi. A world history of photography. New York : Abbeville Press, 1997.
SVIBLOVA, Olga. “Sessiz Direniş-Quiet Resistance”, Sessiz Direniş-Rus Fotoğrafında Resimsellik Sergi Kataloğu, Fotoğraf Sergileri:11. İstanbul: İstanbul Modern Müzesi Yayınları, 2008.
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
e-Panel
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Anadolu Fotoğraf Dergisi