Arşivimizden  - From Our Archives

 

Haluk Uygur

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > KASIM 2007 SAYISI > Engel(siz) Yaşam Projesi : Erdal Kınacı & Şule Tüzül
Engel(siz) Yaşam Projesi : Erdal Kınacı & Şule Tüzül


ENGEL(SİZ) YAŞAM İÇİN FOTOĞRAFLAR

Fotoğraf… Yaşamdan daha gerçektir… Aksini kim iddia edebilir ki…

Ve insan ancak, gerçeğin ne kadarına katlanabilirse o kadarını yaşar…


 

Engel… Engel(siz)…

Siz… Her gün, sokağa çıktığınızda kaç tane engelli ile karşılaşıyorsunuz? Karşılaştığınızda ne düşünüyorsunuz? Bir şey düşünüyor musunuz? Türkiye nüfusunun yüzde kaçı engelli biliyor musunuz? Peki onların nasıl yaşa(yama)dıklarını?


 

Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nın yaptırdığı araştırmaya göre; "Özürlü olan nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %12.29'dur. Buna göre ülkemizde 8.431.937 kişi özürlü olarak yaşamlarını sürdürmektedir. Ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ile zihinsel özürlülerin oranı %2.58 iken (yaklaşık 1.8 milyon) süreğen hastalığı olanların oranı ise % 9.70'dir (Yaklaşık 6.6 milyon)." Nüfusun %12.29'unu oluşturan bu insanlar, ülkemizin işsizlik, eşitsiz gelir dağılımı, beslenme ve barınma yetersizliği, töre cinayetleri, çocuk istismarı, vb. sorunlarından, engeli olmayan insanlara göre kat kat daha fazla etkilenmekteler. Ülkemizin engellilere uygun olmayan mimarlık ve ulaşım altyapısı bu kişilerin evlerinden çıkmalarını ve toplumun diğer bireyleri gibi yaşamlarını sürdürmelerini engellemektedir.


 

Fotoğraf Sanatçısı Erdal Kınacı ve Engelsiz Yaşam Derneği, engellilerin Türkiye'deki sorunlarına dikkat çekmek, engel ve engellilik kavramlarını gündeme getirerek toplum ve kamuoyunda bilinç yaratmak amacıyla Engel(siz) Yaşam için Fotoğraflar projesini gerçekleştirdiler.


 

Proje, foto roportaj şeklinde hazırlanmıştır. Projenin emekçisi Erdal Kınacı ile birlikte bu fotoğrafların ortaya çıkabilmesi için en az 300 engelli ile çalıştık. Büyük çoğunluğu haklı sebeplerle görüntülenmek istemedi. Projenin amacını ve olası yararlarını anlatabildiklerimizden modellik yapmalarını istedik. Kabul edenler, yaşadıkları mekânda mevcut ışık ve yaşam şartları değiştirilmeden fotoğraflandı.


 

Projenin amacına ulaşabilmesi için özellikle rahatsız edici olması istendi. Fotoğraflara bakanların, "alıp duvarıma asmalıyım" yerine "ne yapabilirim" şeklinde düşünmeleri arzulandı…



Bir yıl kadar süren çekimler esnasında olağanüstü olaylarla karşılaştık. Öğretmeyi amaçlarken öğrendik, bakışımız-görüşümüz değişti. Birçok dostluk kurduk sevdik-sevildik. Fotoğrafları çeşitli medyalarda paylaştığımızda yoğun tartışmalar çıktı. Hastaları gizlice fotoğraflamaktan tutun, vatan hainliğine kadar uzanan yoğun eleştiriler aldık. Tartışmalar hala sürerken, proje kapsamında çekilen fotoğraflardan biri National Geographic dergisinin 2006 yılında açmış olduğu yarışmada dünya birinciliği kazandı. Proje sürerken, fotoğrafların neden olduğu duyarlı yaklaşımlar, yardımlar, engelsiz yaşama dair atılan adımlar ve uluslararası bir başarı ödülü kazanmak, doğru yolda olduğumuz konusunda bizi sevindirdi ve yüreklendirdi.


 

Fotoğraf, engellileri engellerinden kurtarmaz, onlara iş bulamaz, daha iyi bir gelir ve daha iyi bir yaşam sağlayamaz, toplumda engellileri reddeden ve yok sayan zihniyetleri yok edemez, bir anda tüm sorunları çözemez ve engelsiz bir dünya yaratamaz. Ama fotoğraf, arzuladığımız tüm bu sonuçları gerçekleştirebilecek, engelsiz bir yaşam yaratabilecek kişi, kurum ve kuruluşları, olayları tetikleyebilir.


Biz sadece göstermek istedik. Engel var. Engelliler var. Görmüyorsanız görün, duymuyorsanız duyun istedik. Engelliler bu toplumda ötekileşen bir kategori değil, her birey gibiler, her birey gibi engelli kimliklerinin dışında kimliklere sahipler.


 

Onlar doktorlar, öğretmenler, işçiler…

Onlar çocuklar, anneler, babalar, kadınlar, erkekler…

Onlar severler, nefret ederler, üzülürler, sevinirler…



Biz diyoruz ki, engel bedende ya da zihinde değil. Engel, düşüncelerde, duygularda ve yüreklerde. Biz size ENGEL'i göstermek istiyoruz, ENGELSİZ bir yaşam için…

 

Yazı: Şule TÜZÜL

Fotoğraflar : Erdal KINACI

 

... 

 

You are looking at a series of photographs Sule Tuzul and I shot together which got exhibited at Ankara Modern Arts Centre between 5 - 14 January 2007. The exhibition has received much appreciated assistance from Mr Mehmet Asik and from LCW, our sponsor.


The project, in " photo-interview " mode, intends to draw attention to the problems of the disabled (10 % of Turkey population) to raise awareness and to contribute to overcoming disability.


 

From 5 to 14 January, eighty photographs created at different times, locations and with different models was shown on exhibition in Ankara. For the project, we contacted at least 300 disabled persons, the majority of whom were - understandably - reluctant to be displayed. We asked those who were receptive to the objectives and usefulness of the project to be our models. Those who accepted were photographed at their homes, without any interference with either the venue or the lighting conditions.


 

The disturbing element in the photos was intentional. The reaction we aimed to obtain from the viewers was not "I want this on my wall" but "Is there anything I can do?"


 

Extraordinary things happened to us during the year we prepared our exhibition. We, who had set out to teach others something, learned from the process; our initial approach and vision changed. We found friendship and made acquaintances. The photographs, which we shared with others on different media, gave rise to intense discussion and reactions. We were sometimes accused of photographing patients without permission and even of betraying the fatherland. In this context, when one of the project photographs won international acclaim, we were delighted.

 

This photograph is the last of a series of eighty. You have already seen on DA pages and some of them are at the bottom of these heading.


 

Special thanks to all patricipants for our exhibition in Ankara; the exhibition will move onto Istanbul as soon as possible.

 

Our heartfelt thanks to all those who worked with us and, last but not least, to our models! This photograph is the last of a series of eighty. You have already seen on DA pages and some of them are at the bottom of these heading.

 

Article : Şule TÜZÜL

Photographer : Erdal KINACI

 

...

 

Vous êtes en train de visionner une série de photos prises par Sule Tuzul et moi-même, qui ont été présentées au public du 5 au 14 janvier 2007 au Centre d'Arts Modernes d'Ankara. Nous remercions M. Mehmet Asik et le LCW, pour leur soutien à notre projet.


 

Ce projet, a ét é réalisé comme un photo-interview, avait pour objectif d'attirer l'attention du public sur les problèmes des handicapés (qui constituent 10% de la population), et de provoquer une prise de conscience et de contribuer à surmonter leur handicap. A Ankara, du 5 au 14 janvier, quatre-vingt photos prises dans des lieux et à des moments différents avec des divers modèles ont été exposées au public.


 

Pour réaliser ce projet, nous avons contacté au moins 300 personnes handicapées, dont la majorité était plutôt réticentes à se faire photographier, ce qui est compréhensible. Nous avons demandé à ceux qui étaient réceptifs à nos objectifs et qui appréciaient l’utilité du projet de poser pour nous. Ceux qui ont accepté ont été photographié chez eux, sans modification du décor ou de la lumière.

 

L’aspect « dérangeant » de ces photos est intentionnel ; nous avons essayé d’orienter le public à se poser la question : « Que puis-je faire ? » et non pas « est-ce que je veux cette photo sur mon mur ?».


 

Nous avons fait des rencontres extraordinaires tout au long de cette année de pré-paration : nous nous sommes lancés dans ce projet pour apprendre aux autres et mais nous avons fini par apprendre nous mêmes; notre approche et vision ont changé. Nous avons fait des amis. Les photos que nous avons partagées avec d’autres photographes dans différents médias ont suscitées des réactions fortes, intenses. On nous a parfois accusé d’avoir illicitement obtenus des photos des malades ou même d’avoir trahi la patrie. Dans ce contexte, le fait qu’une de nos photos a été internationalement reconnue, nous a rendu très heureux.

 

Nous voudrions remercier tous ceux qui ont collaboré à notre projet, et plus particulièrement, à nos modèles.

 

Article : Şule TÜZÜL

Photographer : Erdal KINACI




Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 22 yorum, 1-22 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
erdal kınacı, sen ne muhteşem fotoğrafçısın böyle...

içerik bakımından böylesi derin bir portfolyonun, bu denli şahane bir kompozisyonla sunulması en üst düzey fotoğrafçıların bile çoğu kez yakalayamayacağı bir başarı.
fatih çam eklemiş - adds | 04 Kasım 2007 Saat - Time 17:58
bunca sözden sonra ne denilebilirki.
SeyitMehmet Albayrak eklemiş - adds | 04 Kasım 2007 Saat - Time 20:49
Sudan'da cekilen ve yere kapaklanmis kucuk zenci cocugu yemek icin akbabanin arka planda bekledigi ani gosteren fotografi, uzerinden ne kadar zaman gecse de herhalde bircogumuz aklimizdan silememisizdir. Bu fotograf 1994 yilinda fotografciya Pulitzer odulunu kazandirmisti. Burada, Peter Carter'in bir sure sonra intahar ettigi hikayesine girmeyecegim... American Photo dergisinin eski bir sayisinda fotografi ceken Peter Carter'la roportaji yayinlanmisti. Peter Carter roportajinda soyle diyordu (ozetliyorum): Sadece fotografi cektim ve ardima bile bakmadan oradan uzaklasip gittim... Insanlar bana, neden cocuga yardim etmedigimi soruyorlar, cunku cocuk o an yere kapaklanmisti ve ilerleyemiyecek durumda degildi. Akbabalar avlarini yemeden once saatlerce izlerler. En kucuk hareket halinde ise yaklasmazlar. Bu fotograf bana hayatimin en buyuk odulunu kazandirdi, ancak onu duvarima bile asmam, cunku ondan nefret ediyorum!

Bazi fotograflar -fotografin gercek hayattaki acilari yansitabilmek bakimindan (aslinda bu durumun tersi de soz konusudur, yani carpitmak) en guclu aktarim araci olmalari nedeni ile- insani derinden etkiler ve uzun sureli hafizada da yer edinirler. Bu karelerin duvara asilmaya ihtiyaci yoktur, cunku zaten duvardan cok daha ozel bir yerde asilidirlar. Yeterince guclulerse eger bir seylerin simgesi olurlar -tipki Sudan'li cocuk fotografi gibi- ve duygulari harekete gecirirler...

Fotograflari MFD'de gosterinizde izlemistim, burada Sule Tuzul'un guzel aktarimi ile beraber basarili bir butunluk olusturmussunuz. Her ikinizi de yurekten kutlarim.

Baybars Saglamtimur
Baybars Saglamtimur eklemiş - adds | 05 Kasım 2007 Saat - Time 05:35
Düşünceye,yüreğe,ellere,göze sağlık.ne denilebilirki.nasırlanan yürekleri yumuşatan bu muhteşem gösteri için teşekkürler. dilerim ülke düzeyinde sergilenebilir.
segiler ve saygılar
salih zeki ilban eklemiş - adds | 05 Kasım 2007 Saat - Time 08:05
Projenin amacına ulaşabilmesi için özellikle rahatsız edici olması istendi. Fotoğraflara bakanların, "alıp duvarıma asmalıyım" yerine "ne yapabilirim" şeklinde düşünmeleri arzulandı…

Beni en cok bu cumle ve su soru vurmustu Ankara` daki serginizi gezerken ve akabinde harekete geciren;

... ``Ne yapabilirim?``...


Engelsiz bir yasam icin tum yurek ve gucumle yaninizdayim...
Faika Berat Pehlivan eklemiş - adds | 05 Kasım 2007 Saat - Time 08:25
Sevgili Şule bu yazının son kelimesini okuduğumda, bu röportajın son karesine baktığımda, hayatımda, söyleyecek söz, yazacak kelime bulamadığım anlardan birisini yaşadım...
İkinizi de yüreğimin en güzel yerine koydum...
Beyin engellilerin azaldığı bi dünya ve ülke dileklerimle...
Tahir ÖZGÜR eklemiş - adds | 05 Kasım 2007 Saat - Time 09:16
sevgili şule

sergiyi gezerken hissettiklerimi,bir kez daha burda hissettim."Fotoğraf… Yaşamdan daha gerçektir… Ve insan ancak, gerçeğin ne kadarına katlanabilirse o kadarını yaşar… " Bu yaşamlara gündelik yaşamımızda sadece bakarak geçerken,fotoğraf bize görme ve hissetme duygumuzu geliştiriyor.Sergi sonrasında günlerce aklımda kalan kareleri birkezde burda görmeyi sağladığınız için sana ve Erdal Kınacı'ya teşekkür ediyorum.Engelli yaşam fizyolojik olduğunda bir zaman sonra yeni bir yaşam şekliyle sürdürebiliyor ama düşünsel engelli olduğumuzda,duyarlılıklarımızı yitirdiğimizde,hayatla ilişkilerimizi teknik olgulara bağladığımızda esas engellilir o zaman çoğalıyor hayatımızda.Fotoğrafın asıl görevi hayatın gerçeğiyle yüzleştiğimizde; insani sorumluluklarımızı çoğaltmak ve dayanışmayı artırmak olmalı.İnsandan ve gerçekten uzaklaştıkça azaldığımız ve teknik kaldığımızın bilincini bu kareler çok güzel anlatıyor.Fotoğrafların dili; yaşama gitmede bir tanıklık ve başkalarının acılarına ortaklık olmalı diyorum.İşte o zaman daha çok insan olacağız.Bu insani kareleri,yaşama dair sözcüklerle tamamlayan bu çalışma adına kutluyorum ikinizi de .
sevgiyle kalın



idris AYDIN eklemiş - adds | 05 Kasım 2007 Saat - Time 11:13
Sevgili Sule , fotograflar, tamam, konusuyorlar zaten ,ama o konusmayi anlamli kilmak yine senin kaleminin ucuna kalmis. Tebrikler, tebrikler.
Seni tanimaktan ne denli mutlu oldugumu biliyorsun sanirim ama burada da dile getirmek istedim.
"Ve insan ancak, gerçeğin ne kadarına katlanabilirse o kadarını yaşar" ve "Engelliler .....her birey gibi engelli kimliklerinin dışında kimliklere sahipler". sozcukleri beynime kazindi bir kez daha.
Ne mutlu o kimliklerle tanisabilenlere.
Gülay Tuncel eklemiş - adds | 06 Kasım 2007 Saat - Time 13:45
Engelli insanların sorunlarına eğilirken, belki de en önemli soru "nedenin ne olduğu".Bu sorunun cevabı ve alınacak önlemler bundan sonraki engelli sayısının minimuma inmesi için gereklidir. Bilinçsiz akraba evliliklerinin önlenmesi, genetik hastalıkların bilinmesi ; trafik kazalarından kurtulmak için, insan hata faktörünün ,araç teknik eksikliklerinin giderilmesi;terörün önlenmesi için etkili politikalar; iş kazalarının önlenmesi için gerekli eğitim; daha pek çok sebep ortadan kalktıkça yaşam ve hizmet kalitemiz artacaktır. Koruyucu hekimlik (hastayı tedavi etmekten ) öncelik taşır.
H.Bahar Kaleli eklemiş - adds | 06 Kasım 2007 Saat - Time 18:32
Hep birlikte yaşadığımız dünyamızda, ülkemde sorguladığım
ama soru işaretlerimi bir türlü nihayte eriştiremediğim konu..

Şehrimin sokaklarını bir bir dolanmaya çalışan, gözleri görmeyen milli piyangocu amcayı görürüm,
Okulda kimsenin dinlemediği hukuk derslerinde üzerinden şöyle bir geçerler.. yer etsin kafamızda diye,
Bir gün bir bankamatikte karşılaşırım, bir gün bir dost sohbetinde,
Bağıra bağıra, sırt sırta en sevdiğim şarkıyı söyleriz "hayat oyuncağına" bineriz..
Tanımadığım bir eli tutup, birlikte yürümeye çalışırız berbat bir kaldırımda...,
Buğulu bir tramvay camından el hareketlerimizle, gözlerimizle selamlaşırız...
İdare ederiz birbirimizi, belirsiz yaşamlarımızda.. hani kimimiz kör, kimimiz topal hesabı..
Kolu olmayan sevgilisinin koluna girer bir tazecik kız çocuğu,
yüreğine sızıp sevdiği adamla yıllarca okumayı ve Aşk' ı öğretir benim gibi tecrübe yoksununa..
gözlerime yüreğime kazınır...
benden nasıl ayrı düşünebilirim ki...
insani tüm duygularımızı bir bakışla, bir gözyaşıyla, bir gülücükle paylaştığım
hayatımdan insanları, nasıl ayrı tutabilirim ki..

Şule Abla, Erdal Hocam...
iyi ki gözler önüne sermiş, sorgulamasını sağlamışsınız bireylerin..
Süreçlerinizde neler yaşadığınızı neler hissettiğinizi en azından tahmin ediyorum.
Emeğinize sağlık!
Uzaklardan ilgiyle izlediğim iki insan..
Yüreklerinizi çok seviyorum,
Saygılarımı sunarım.
Elif Bozkurt eklemiş - adds | 06 Kasım 2007 Saat - Time 20:34
Bir fotograf serisi ile o seriye eşlik eden metin bukadar mı uyumlu~destekleyici olabilir.Fotograflar ve metin için çok şey yazabilirim.Ama şu anda sadece fotoğraflara bakarak içimin acımasını istiyorum.Böylece ben de bu toplumun bir bireyi olarak üzerime düşeni yerine getirip getirmediğimin hesaplaşmasını yapacağım. Teşekkürler FOTORİTİM. Teşekkürler sayın KINACI. Teşekkürler sayın TÜZÜL. Saygılarımı gönderiyorum. Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 07 Kasım 2007 Saat - Time 13:01
Sevgili Şule,Sevgili Erdal..
Nüfusun %12 sinin engelli olduğunu görme engeli olan bir toplulukta yaşıyor olmanın her iki açıdan yaklaşımını vermişsiniz.Fotograf ve anlatım ikiside sade ve tam hedefinden.Çekilen fotograf dünya birincisiyken,sorunu olan bu konuda umarsızlığında da ne yazıkki yine dünya birincisi.Sizleri tanımak ,emeklerinizi ve heyacanınızı görmek keyif verici.Umarım anlatmak istediğiniz sesler bazı kulaklardan girip beyinlerde yer eder.
Ergün KARADAĞ eklemiş - adds | 08 Kasım 2007 Saat - Time 09:12
Dostlar söylenecekleri söylemişler zaten.Fotoğrafların bizden istedikleri noktası düğümlendi kaldı yüreğimde.Belkide unutmaktan dolayı ilk defa kendimi kınadım.
YÜREĞİNİZE SAĞLIK....
memduh ekici eklemiş - adds | 08 Kasım 2007 Saat - Time 10:41
Her geçen gün kirlenen ve "engellerle" dolan bir dünyada yaşarken hepimizin "potansiyel engelli" olduğumuzu unutarak, belkide en büyük engellerden biri olan "bakıpta görememek" engelimizi oradan kaldırma çabanıza ve bu uğurdaki karelerinize teşekkür etmekten başka yorum yapmak anlamsız geliyor. Elinize-gözünüze-beyninize saglık..
Hicri TUNÇ eklemiş - adds | 10 Kasım 2007 Saat - Time 15:57
Bazen bir tokat bir okşamadan daha sağaltıcıdır... Erdal Bey'in vurduğu yerde gerçek anlamda mor bir gül bitiyor pelteleşen beyazımsı sümüksü beyinlerde... Taraf olmak... Bilinçsizce ideolojik bir görüşün oyuncağı değil de hayatın içinde adil durmayı da becererek... acımadan acıtmak... isyan ve biz de varız duruşu .. siz modellerinize acımamışsınız bu yüzden bu kadar çıplaklar... bu yüzden kamera yüreğinizin sıcaklığında ama yürek yarasının da keskin kalıcılığında... Kalk diyor her kare gündelik yaşamın hay huyunda acıma kendine madem eğitildin donatıldın sorumlusun.. Üstlen sorumluluğunu ... bunca yetenekli bir kamera neden para edecek çıplak ve sistem karşıtı bedenlere değil de iç kanırtan bir yaraya çevrilir...
Reklam ve tanıtım doktorasını başladım ... İlk ders makale konusu seçiyoruz ... Reklamlarda engelliler neden yok ... Bizlerde tüketiciyiz sosyal sorumluluk projelerinin reklamları neden ülkemde az... Neden genç kızlar reklamlardaki parlak görüntülere benzemeye çalıştığı için hastalanıyor ruhsal ve bedensel olarak benim derdim bu , bunu yazmak istiyorum dediğimde.. gelen cevap gözlerin dolması sinirden üzüntüden eldeki kağıdın buruşması avuçların terlemesi ondan sonrasını duymamaya sebebiyet veriyor... Çünkü engelli ideal tüketici değildir insanlar kötü rahatsız edici olanı görmek istemezler... Nasıl hocam engelli olmak kötü olan mı bu ülkede kaç kişi engelli ve bunlar da tüketici ... üstelik ben başrol demiyorum aile sofrasındaki sekansta neden engelli biri yok... Hocam karşınızdayım işte bedenimde saklanamayacak engelimle siz bana yok mu diyorsunuz ideal değil miyim... İdeal olan , rahatsız edici olan... İşte bu yüzden sizin fotoğraflarınız ve sözleriniz tokat... Keşke daha çok mor gül açsa...
egemen nilüfer güzel eklemiş - adds | 14 Kasım 2007 Saat - Time 04:13
çaresizlik ne acı.o insanların çaresizliğini fotografların kalitesi sayesinde hissedebiliyorum.yüreğimi cendereye koyup sıkıştırdığınıza göre,bu sıkıntıyı içimde hissettirdiğinize göre,fotograflarınız amacına ulaşmış demektir.
serkan oral eklemiş - adds | 15 Kasım 2007 Saat - Time 22:50
tokat gibi...yumruk gibi...etkili...
saygıyla.....
fahrettin Şankaynağı eklemiş - adds | 18 Kasım 2007 Saat - Time 15:47
mükemmel
başka ne denir ki
Bekir Tuğcu eklemiş - adds | 27 Kasım 2007 Saat - Time 22:36
Ben ne diyeceğimi bilemiyorum ama şunu iyi biliyorum ki ancak bu kadar güzel anlatılabilir... Bilgisayarımın başında dondum kaldım.. biliyorum donup kalmamalıyım birşeyler yapmalıyım ama ne???? Tebrik ediyorum çalışmalarınız için... Saygılarımla...
Hasan Burak eklemiş - adds | 07 Aralık 2007 Saat - Time 17:19
Çok etkili mükemmel bir çalışma emeklerinize sağlık saygılar selamlar...
Fikri Özalp eklemiş - adds | 09 Aralık 2007 Saat - Time 00:15
gerçekten çok güzeldi ben çok duygulandım bu insanlarda bizim insanlarımız bişeyler yapmalı ve sessız kalmamalııyız. TEŞEKKÜRLER
FATMA BURCU eklemiş - adds | 01 Mart 2008 Saat - Time 14:43
yaşamın sonsuz düşleriyle hayatta varolmaya çalışan bu güzel insanların daha fazla farkedilmesini sağlayan fotoğraf dostu Erdal Kınacıya çok teşekkürler.
fatma filiz eklemiş - adds | 10 Temmuz 2008 Saat - Time 14:42
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.