Fotoğrafı, tekniğin kullanılarak görüntülerin elde edilmesi olarak da tanımlayabiliriz.
Teknik, bir araçtır fotoğrafta.
Yazı yazarken daktiloyu ya da bilgisayarımızın klavyesini kullanmak gibi.
Fotoğraf makinesi ve diğer ekipmanı ile görüntülerimizi kaydeder, klavyelerle yazılarımızı yazarız. Birisinde tekniğin yardımı ile görüntüleri düzenleyip, onlara anlam yükleyerek kaydederiz, diğeriyle sözcükleri düzenleyip kâğıda dökeriz.
İkisinde de teknik bir araçtır sadece.
Fotoğrafın tekniği aslında dünyada dev bir pazar yaratmıştır. Sadece fotoğraf makinesinin kendisi değil araç olan… Onlarca yan malzeme sonuna kadar aralanan bu “Teknik Kapısı”ndan içeri girmiştir.
Objektifler, tripotlar, flaşlar, filtreler, kumandalar, gripler, bilgisayarlar, hafıza kartları, flaş bellekler, yazıcılar, yedek hard diskler ve daha niceleri…
İş bu noktada kalsa iyi de, ardından modeller, markalar ve diğer teknik üstünlükler hayatımızın bir parçası olup çıktılar.
Bazı arkadaşlarımız son model ve en gelişmiş teknolojilerin kullanıldığı makinelerle çekim yapmanın fotoğraf kalitesini arttırdığını sanırlar.
En küçük fırsatta yeni çıkan marka ve modellere yönelirler.
Çok pahalı makineleri ve objektifleri vardır ve teknolojiye sahip olmaktan büyük gurur duyarlar. Çevresindeki herkese makinesini teknik üstünlüğü ile anlatmak onlar için büyük bir zevk aracıdır. “Benim makinem, senin makineni döver” havasında olurlar bu arkadaşlarımız.
Bu yazdıklarımla sakın tekniğe karşı olduğum izlenimi çıkarılmasın. Fotoğraf teknolojinin kullanıldığı bir alandır ve sonuna kadar bu imkân kullanılmalıdır.
Teknik her şey değildir benim savunduğum da budur.
İyi bir tekniğe sahip olmakla iyi bir fotoğrafa sahip olmak arasındaki orantıyı hep düşünmüşümdür.
Bence tekniğin iyi bir fotoğrafa katkısı iyimser bir tahminle %15-20 kadardır.
Ötesi… Işık bilgisi, kompozisyon, estetik kurallar, yaratıcılık ve hepsinden daha önemlisi tüm bunları görebilme becerisidir.
Neyin fotoğraf olduğunu göremiyorsak, ışığı iyi algılayamıyorsak, kompozisyon kurgumuzu bilinçlice yapamıyorsak, estetik kuralları es geçiyorsak, tüm bunlara anlam yükleyecek kültürel altyapımız yetersizse 23 milyon pikselli makinemiz olsa ne yazar?
Evet, tüm bunlardan tekniğe karşı olduğum fikri çıkmasın sakın.
Teknik, diğer fotoğraf altyapı unsurlarını tamamlayan çok önemli bir tamamlayıcı unsurdur.
%15-20 deyip geçmeyin, iyi tekniğin iyi bir fotoğrafa katacağı bu etki küçümsenmemelidir de. Tekniğin sonuna kadar kullanılmasından yanayım ayrıca.
Kendim de teknolojiyi hep yakından takip ettim ama hiçbir zaman onu fotoğraf çalışmalarımın ilgi merkezine oturtmadım.
Teknik bilgileri ve ekipmanı tabu haline getiren arkadaşlarımız olduğu gibi, teknik gelişmelere kapalı olan arkadaşlarımız da var.“Teknik her şeydir, ya da teknik hiçbir şeydir.”
Geçen günlerde bir arkadaşım çok başarılı bir şekilde yürüttüğü projesinin fotoğraflarını program ayarında çektiğini anlattığında arkadaşlarının küçümseyici eleştirilerine maruz kaldığını söyledi bana.
Program ayarında fotoğraf çekilir mi? Manuel çalışmıyor olmasını küçümsemeler falan.
Eğer fotoğraf bir teknolojiyse, insanoğlunun icat ettiği tüm teknik gelişmelerden sonuna kadar yararlanılmalıdır.
Eğer fotoğrafınızda diyafram ya da örtücü ayarlarını ilgilendiren, alan derinliği ya da hızı içeren konular yoksa hala manuel çalışmalarda direnmenin bir anlamı olabilir mi? Çekimi programda yapıp, geri kalan zamanı fotoğrafın diğer yapısal öğelerinin oluşturulmasında kullanmak daha doğru bir yaklaşım olamaz mı?
Fotoğrafçı, teknik ayarları makinenin özelliklerine bırakmalı, zamanını daha iyi görmeye ve daha güzel kompozisyonlar üretmeye ayırmalıdır.
Bir de günümüzde birçok üniversitenin fotoğraf bölümlerinin birinci sınıflarında hala analog makine ve s/b film kullanma zorunluluğunun nedenlerini de anlamış değilim.
Teknolojinin bu denli geliştiği fotoğraf dünyasında geleneksel yöntemi eğitim olarak kabul etmek, her şeyi gerilerden takip etmek değil de nedir? Eğer fotoğrafın mantığının öğretilmesi amaçlanıyorsa bence öğrencilere birer Camera Obscura ve bolca cam film verip 1850’li yıllara gitmelerini sağlamak daha doğru olmaz mı?
Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki, teknolojiye evet ama teknolojinin fotoğrafımızın merkezi olmasına hayır.
En gelişmiş dijital teknolojiyi bilmek ve kullanmak zorundayız. Hele dijital teknolojiyi tamamlayan bilgisayar programlarını da bilmek zorundayız.
Ama tüm bunları ileri derecede bilip kullanıyor olmanın iyi bir fotoğraf elde etmede tek başına asla etken olamayacağını da unutmadan…
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"