FOTOĞRAFIN HIZLI TÜKETİMİ BİR TEHLİKE Mİ?
Fotoğraftaki hızlı üretimin ve ardından gelen hızlı tüketimin farkında mısınız?
Dijital fotoğrafçılık, fotoğrafın tekniğini bir anda çok ileri boyutlara taşıdı.
Daha birkaç yıl öncesine kadar filmin dar kalıpları arasına sıkışıp kalan bizler, şimdi sayısal dünyanın sonsuz okyanuslarında özgürce kulaç atmıyor muyuz?
Her birimizin bilmem kaç bin dolarlık ve saniyede bilmem kaç kare çeken makinelerimizle sınırsız fotoğraf çekmenin büyüsüne kapılıp gitmiyor muyuz?
Eskiden ömrü boyunca 5 bin dialık bir arşive sahip olanlar parmakla gösterilirdi. Şimdi 4-5 çekimde bu sayılık dijital fotoğraf arşivine ulaşan arkadaşlarım var.
Geçenlerde yıllardır birlikte dia çektiğim arkadaşımla az ve öz çekmenin gözü eğitime daha çok zorladığını, çok çekip masa üstünde hallederim düşüncesinin görsel eğitimi törpüleyip yüzdesel olarak fotoğraftaki kaliteyi düşürdüğünün sohbetini yaptığımı hatırlıyorum.
Sahiden öyle değil mi?
Bazen dijital makinelerini seri çekime alıp şakır şakır fotoğraf çeken arkadaşlara şaşıp kalıyorum.
Ne yaparlar, nasıl altından çıkarlar birbirine benzeyen onlarca görüntünün?
Ben bir çekimden döndüğümde çektiğim 100 kareyi kafadan elliye düşürdüğümde geriye kalan 50 karenin de aslında kuru bir kalabalık olduğu hissine kapılmıyor da değilim.
Evet, saniyede bilmem kaç kare çeken, kaç bin dolarlık makinelerin piyasaları arttıkça, yine bir saniyede dünya genelinde hafıza kartlarımıza düşen fotoğraf sayısında da o oranda artış oluyor.
Her saniyede üretilen milyonlarca fotoğrafın yine aynı hızla tüketilmesine ne demeli?
Renklerine büyülendiğimiz kelebeklerin ömrü gibi. Çok güzel ve ömrü çok kısa olan fotoğraflar internetin sayısız paylaşım sitelerinde sonsuz bir yarış içinde akıp gidiyorlar.
Hangi siteye kaydolalım, hangisine bakalım, hangisini takip edelim… Bir süre sonra bunun da zevkinin kaçtığını fark ediyorsunuz.
Çünkü bıkmaktan korkuyorsunuz.
Paylaşım sitelerinin sayfalara düşen onlarca, yüzlerce, binlerce fotoğraf.
Popüler paylaşım sitelerinden sadece birine şöyle bir göz attım. Doğa fotoğrafları galerisinde 145.347, insan fotoğrafları galerisinde 106.177 fotoğraf eklenmiş. Tümü de 800 bin civarında olsa gerek. Sadece bir sitede paylaşıma konan seçilmiş fotoğraf sayısıdır bu.
“İyi fotoğraf akılda kalan fotoğraftır” demiş ustalarımız. Evet, ama hangisini aklımızda tutalım?
Eğer zamanınız varsa- ki günümüz insanının en büyük sorunu zamansızlık- fotoğraf paylaşım sitelerini şöyle bir dolaşın. Fotoğrafların çokluğu ve aynı zamanda güzelliği sizi şaşırtacaktır.
İyi ama güzel fotoğraflar o kadar çoklar ki, son baktığınız güzel fotoğraf, bir saniye öncesini unutturuveriyordu hemen. O da yine kendisinden bir saniye öncesinin iyi fotoğrafını unutturacak nitelikteydi.
Beş on yıl önce müzelerin kapışacağı nitelikteki fotoğraflar şimdi öylesine bir bakılıp geçiliyor.
Ya başarılı fotoğrafçılara ne demeli.
Çok değil beş yıl öncesini bir düşünelim. Bilinen fotoğrafçılar sırça köşklerindeki kalelerinde oturmuyorlar mıydı gururlu ve mağrur bir şekilde.
Şimdi “Dijital Kale”nin yanında ne kale kaldı ne de sırça köşkler…
Büyük dev kaleler onlarca bakımlı küçük, donanımlı ve özgür apartman dairelerinin arasında kaybolup gidiverdi hemencecik.
Yeni, donanımlı ve vizyon sahibi apartman daireleri.
Daha önceki gün fotoğraflarına çok beğenerek izlediğim genç bir fotoğrafçının portfolyosunu hayranlıkla izledikten sonra kişisel bilgilerine bakıp 2 yıl önce fotoğrafa başladığını öğrendiğimde nasıl da şaşırmıştım.
Nasıl olurdu 2 yılda bunca teknik bilgi ve estetik birikim…
İşte dijital devrim bunun gibi onlarca başarılı iyi fotoğrafçılar yaratıyor. Bu fotoğrafçılar da yüzlerce iyi ve başarılı fotoğraf üretiyor.
Üretiyor ama 2 gün sonra yeni ve daha güçlü fotoğrafçıların çıkacağının ipuçlarını da veriyor.
Sistem fotoğraf ve fotoğrafçı üretiyor kısacası. Milyonlarca iyi ve güzel fotoğrafı çeken, on binlerce iyi ve başarılı fotoğrafçı… Ve her gün ortaya çıkan yenileri…
Peki, bu hız ve bu tempo nereye kadar?
Hızla doğan, çabuk ve güzel gelişen ve kısa sürede de yok olan fotoğrafların hızlı tüketimi fotoğrafın karşısına bir tehlike olarak çıkabilir.
Evet, bence fotoğrafı bekleyen yeni tehlikenin bu olmasından korkuyorum.
Enver ŞENGÜL
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Enver Şengül : Fotoğrafın Sessizliği
Enver Şengül : Roger Fenton'un Dijital Makinesi Olsaydı
Enver Şengül : Dijital Bombardıman
Enver Şengül : Fotoğrafta Altın Oran
Enver Şengül : Fotoğrafın Paylaşımı ve İnternet
Enver Şengül : Sanat Fotoğrafında Kompozisyonun Önemi
Hayallerin Sığınağı Endülüs : Enver Şengül
Enver Şengül : Şehirlerin Sultanı Edirne
Enver Şengül : Son Süpürgeciler
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum,
1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
fotoğraf uzun zamandan beri ortada savunmasız duruyordu ve bazı tekellerin hegemonyası altında alınıp satılıyordu, yakın geçmişte biz amatörlere bildiklerimizi öğretirdik ,amatör arkadaşlarımız da en az bizler kadar fotoğrafı iyi bilir ve çekerlerdi,bilgisayar ortamına geçilince pazarlamacıların hedef kitlesi evinde oturup tv seyreden geniş çoğunluk oldu ve onlara dendi ki''-Evinizde niye oturup duruyorsunuz? Alın size mürekkepli printerve basit dijital makineler çekebildiğiniz kadar fotoğraf çekin" İnsanlar son kuruşlarına kadar paralarını fotoğraf çekebilen cep telefonlarına harcadılar ve ortalık fotoğraf çekenden geçilmez oldu ,bence bu beraberinde dayanılmaz bir görüntü kirliliğini de getirdi,fotoğrafçı olarak biz o arkadaşlara kendi çektikleri kalitesizlikte fotoğraflar versek kimbilir bizlere neler yaparlardı ama çekimleri kendileri yaptıkları için flu,uygun ışık koşullarında çekilmemiş,kötü renkli,karanlık fotoğrafların basılmasını talep ettiler ve satın aldılar,bu furyadan pay kapmağa çalışan minilab sahipleri de kaliteyi gözardı edip birbirleriyle rekabete girince fotoğraf baskı fiyatları da ayağa düştü,bahsettiğiniz gibi aradan sanat adına çıkış yapan gençler ümit vaadediyor ,benim fotoğraf adına beklentim Türkiye'de fotoğraf adına sanatsal kriterleri belirleyen ,herkese doğruyu ve sanatsal fotoğrafı tarif edecek objektif davranacak eleştirmenlerdir,edebiyatçılar bu açıdan bakınca biz fotoğrafçılardan daha şanslı....
Yaşar Uğur eklemiş - adds
| 03 Haziran 2008 Saat - Time
21:24
Aziz Dostum,
son derece anlamlı ve güzel yazınızdan
dolayı sizi yürekten kutluyorum.
Tüketim toplumu olmanın doğal uzantısı belki de fotoğrafçılıkta yaşananlar.
Eskiden "bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar" ilkesi sözkonusuydu.
Şimdilerde ise bu ilke
"Bırakınız daha çok tüketsinler, bırakınız daha çok harcasınlar"a dönüştü.
Sözünü ettiğiniz tehlikeye rağmen
zamanla rekabetin daha güzeli ortaya çıkaracağı da ayrı bir gerçek.
Yazdığınız güzel ve isabetli sözlerin,
hem günümüz ve hem de yarınların fotoğraf sanatçıları ve
fotoğrafçılığı için ışık tutacağından eminim.
Fotoğraf karelerindeki ustalığınızın
aynı şekilde satırlara da yansımasından da ayrıca çok mutlu oldum.
Tebrikler.
Mustafa Hatipler eklemiş - adds
| 04 Haziran 2008 Saat - Time
14:57
aslında bu tüketimden ziyade üretimin artmasıdır dijital fotoğraf makineleri çıkmadan önce insanlar film şeritlerine bağlıydılar daha doğrusu ne çektiklerini göremiyorlardı banyo felan derken iş daha zordu şimdi öyle değil çek ve bak beğenmediğini sil bir anda binlerce el deklanşöre basmaya başladı şimdi o kadar farklı kareler internet üzerinden yayınlanıyor ki hayran kalmamak elde değil,
Profesyoneller açısından durum pek iç açıcı gibi görünmese de yine de onlara ihtiyaç var onlarda amatörlerden daha nitelikli olmak zorundalar artık bu açık bir gerçek çokluk daha iyileri ortaya çıkaracaktır katılım ne kadar çoksa o kadar çok zenginlik ortaya çıkacaktır
herkese bol fotoğraflı ve ışıklı günler diliyorum
erhan kartal eklemiş - adds
| 11 Haziran 2008 Saat - Time
16:23
İnsanların belleği zayıfladıkça teknolojik belleği güçlendiriyorlar. Ben yaşlandığım için belleğimin zayıflaması normal diyordum , ama baktım ki benden daha çabuk unutuyor gençler. Yoğun bir bombarduman altında bellekler. Hızlı üretim, hızlı tüketimden ne kalır geriye. Bir Ancel Adams, bir Man Ray (adları doğru yazdığımdan emin değilim.) çıkar mı günümüz sayısal ortamından. Çıksa da ne kadar dayanır ? Bilemiyorum...
Uğur Bilge eklemiş - adds
| 17 Haziran 2008 Saat - Time
11:22
Açtığınız sorunsalın olumsuz yanlarının yanında olumlu yanları olduğunu da düşünüyorum; Daha geniş bir perspektiften bakayım ve belli tasarım ilkeleriyle oluşturulan; dijital sanatların, dijital fotoğrafçılığın ve dijital videonun; hızlı tüketilmediği kanısındayım iyi olan kareler dediğiniz gibi aşırı derecede fazla bulunmakta ve birbirine benzeyen fotoğraflarda aşırı derecede bulunmakta; fakat bunun kaliteyi düşürmediğini bilakis artırdığını düşünmekteyim. Arada kötü olan işlere de iyi olanlar tarafından ışık tutulup aydınlatılıp dogru yolu bulmaları sağlanıyor bu tarz site ve bloglar sayesinde; ve sonuçta buradaki herkesin kendine göre bir mütevaziliği var ve bu işi hobi amaçlı yapmakta. Bir günlük gibi...Bu tarz yerlerinde belli bir eğitici yönü olduğu aşikar. Bu tarz bir ilerlemenin yani sanatın belli bir kitlenin tekelinden çıkmasını oldukça sevindirici buluyorum. Amatör ruhunda sanata katacağı şeyler mutlaka olacaktır. Örneğin sinemada bir türün kendini bitirmesine; belli bir sinema görüşü ve türe hakimiyeti olan bir amatöründe katacağı olacaktır. Son bir örnek verecek olursam; Sinema dünyasında son günlerde popüler bir anlatım yolu olan amatör çekim kameralarla filmler vizyona girdi ve bunlar gayet profesyonel yapımlardı. Demek ki amatör ruhunda sanata katacağı şeyler mutlaka olacaktır. Ayrıca yüzbinlerce kişinin yolda gezerek fotograf yakalamasını, yüzlerce kişinin fotograf yakalamasına tercih ederim. Çünkü; herkesin gördükleri farklıdır ve herkes aynı yere baksada aynı şeyi asla görmez, göremez.....Tabi ilginç bir olay karşısında ya da olumsuz bir durum karşısında (kaza, sağlık sorunu vs...) yardım etmeden önce o ilginç anın yakalanması için kamera veya fotograf makinesine sarılan amatörün (habercilik ya da herhangi bir misyonu olmayan) de sosyal ahlakını sorgulaması gerekir ki bunun tartışılması gereken ortam bu yazı değil...
Saygılar...
Sayın Şengül, Bu güzel tespitinizi okuyucuyla paylaştığınız için, şahsım adına teşekkür ederim Sevgi ve Saygılarımla
boranjudge eklemiş - adds
| 03 Temmuz 2008 Saat - Time
18:15