Erdal Kınacı kimdir bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Sağlık Memuru Seyhan’dan olma 1966 senesinde Malatya’da ev hanımı Türkan’dan doğma üç çocuğun ortancasıyım. Şu satırları oluşturabilmek için geçmişimi düşündüğümde çokça zeki olduğumu ama hiç akıllı olmadığımı fark ediyorum. Zıpır, yaramaz, sümüklü, yamalı, yoksul kelimeleri geliyor aklıma …
Okuldan okumaktan hep nefret ettim, zul gelirdi okula gitmek döve döve götürüp teslim ederlerdi. Bu kez öğretmenler dövmeye devam ederdi… Bu kadar nefret etmeme rağmen derslerim çok iyiydi, okuduğum her okuldan birinci olarak mezun oldum. Sadece Üniversite sınavında ikinci olmuştum.
Okula henüz başlamadan, ne alakaysa ortaokul terk annemin çizdiği yağlıboya, guaş vs. tablolara öykündüğümden sanırım, resim çizmeye başladım. Üniversiteden mezun oluncaya kadar da çizdim. Bu çizimler birkaç sergide yer buldu, güzel sanatların herhangi bir bölümünü okuyamamak içimde hep ukde olarak kaldı.
Üniversite yıllarında, lisede merak sardığım fotoğrafı anlama ve geliştirme şansım oldu. Deli gibi fotoğraf çeker, basar, yayınlar ve anlatırdım. Mezun olduktan sonra önce Psikiyatri, sonrasında Nükleer Tıp ta uzmanlaşmak için asistanlığa başladım. İlk eşimin ani ölümü ile hem ihtisası hem fotoğrafı, daha doğrusu her şeyi bıraktım…
Uzunca sayılabilecek bir süre doğu ve güneydoğuda kaldım, “dağları” gördüm, İstanbul’a döndüğümde şehre küstüğümün onun ise beni hiç sevmediğinin farkına vardım.
Doktorluğa tekrar döndüğümde Yozgat’a gönderildim, iki yıl kadar sürülmediğim ilçesi kalmadı. “Komünist Doktor” deyip selam vermekten çekindiklerinden eski dost fotoğraf ile vakit geçirmeye başladım tekrar… İki yılın sonunda iktidar değişikliğini fırsat bilip tayin yaptırarak daha önce hiç görmediğim Anamur’a gelip yerleştim. Evlendim, kızım oldu.
14 yıldır bu gözünü sevdiğim memlekette yaşıyorum, hem doğasını hem insanını seviyorum, yaklaşık 100 bin nüfusun tamamına yakınını bilirim , “koca doktor” derler severler… Evden çıktığımda tanıdık yüzlerle karşılaşmak, karşılaştığım insanın içini dışını, her şeyini bilmek sahte olmayan gülümsemelerle, içten selamlarla konuşmak, paylaşmaktan keyif alıyorum.
Küçük bir teknem var, fırsat buldukça dalar, fırsat buldukça dağlara-tepelere çıkarım, fırsat bulamasam da fotoğraf çekerim.
Sizi fotoğraf sevdasına sürükleyen sebep nedir?
Fotoğrafa başladığım zamanlarda oldukça içe kapanık bir yaradılışa sahiptim. Fotoğraf hem arkadaşlık ediyor hem kendimi ifade etmeme yarıyordu. Daha sonra bu çekingenlik ortadan kalktı ama fotoğraf yaşamımda yer almaya devam etti…
Fotograf ile ilgili aldığınız eğitimler?
İstanbul’da yaşadığım yıllarda İFSAK üyesiydim. Hem IFSAK tan hem Sabit hocadan özellikle kompozisyon dersleri aldım.
Şu an Mersin Fotoğraf Derneği üyesiyim. Dernekler dışında fotoğrafla ilgili aldığım başka bir eğitim yok…
Fotoğrafçılık ile ilgili ne gibi faaliyetler içindesiniz ?
Tek tek fotoğraf çekmektense bir proje dahilinde çalışmayı seviyorum. Şu an aktif olarak genelevlerle ilgili fotoğraf çekiyorum.
Engelliler ile ilgili projeyi bitirdik engelsiz yaşam derneği yararına çektiğimiz bu fotoğraflar halen değişik illerde sergilenmeye devam etmekte. Aydın-İzmir ve Ankara sergileri beklediğimin üzerinde ilgi gördü. Bu anlamda mutluyum…
Açtığınız sergiler / Katıldığınız yarışmalar?
2000 yılında dördüncü kişisel sergimi açtıktan sonra 6 yıl kadar kişisel sergi açmadım karma sergilere fotoğraf vermekle yetindim. Engelsiz Yaşam derneği ile birlikte yürüttüğümüz engelliler sergileri ise halen devam etmekte.
Fotoğrafla uğraştığım süre içerisinde bir çok yarışmaya katıldım. Kırktan fazla ulusal, iki uluslar arası ödül aldım…
Şu an kullandığınız ekipmanınız hakkında bilgi verirmisiniz?
Şu an dijital makine olarak Canon EOS 5D kullanıyorum. Full frame bir cihaz, özellikle hızı ve noise performansı tatmin edici ama tozlanma ile başım dertte. İyi korumak gerekiyor.
Yine Canon’un L serisi lenslerini kullanıyorum :
Fotoğrafta konulu çalışmayı tercih ediyor musunuz?
Kesinlikle konulu çalışmayı seviyorum. Bir konu-bir proje kapsamında çalışmak plan yapıp ona göre fotoğraf çekmek çok daha doğru diye düşünüyorum.
Haftasonu makineyi eline alıp bugün fotoğraf çekeceğim diye dağ tepe dolaşmanın bir çeşit terapi olduğunu kabul ediyorum ama bu tarz fotoğrafın eğlencelikten öte geçemeyeceğini düşünüyorum.
Tek tek fotoğrafların güzel olması çeken insana “aferin” den başka bir şey kazandırmaz. Yapılan işin bir hikayesi olmalı ve bir amaca hizmet etmeli mantığı ile çekim yapılması gerektiğini biliyorum.
Fotoğraf çalışmalarınız esnasında etkisi altında kaldığınız herhangi bir olay var mı? Ya da bir anınız?
Özellikle engelliler serisini tamamlamaya çalışırken çok ilginç –çoğu hüzünlü yaşamlara tanık oldum. Bir çok şey öğrendim, Hem profesyonel mesleğim olan hekimliğe hem amatör olarak uğraştığım fotoğrafçılığa olumlu yönde katkısı oldu bu projenin.
Beğendiğiniz fotoğrafçılar kimlerdir?
Çok başarılı işler yapan yığınla fotoğrafçıyı izliyorum. Çoğunlukla imrenerek izlediğim fotoğrafları kaydedip defalarca baktığım oluyor.
Ancak portfolyosundaki tüm fotoğraflara yüreğim hoplayarak baktığım kimse yok. Böyle bir şeyin olmasına sanırım imkan da yok.
“İyi fotoğraf” sizce nedir?
İyi fotoğraf hikâyesi olan fotoğraftır diye düşünüyorum. Mevcut hikâyeyi tek karede özetleyen iyi fotoğraftır ancak kolay olmadığının en azından sıkça rastlanmadığının farkındayım.
Çok güzel çekilmiş bir manzara fotoğrafının ne fotoğrafçıya ne izleyene bir şey katamayacağını düşünüyorum. O manzara fotoğrafına çekildiği mekan veya zaman ile ilgili bir takım ipuçları dahil edilebilirse işte o vakit iyi fotoğraftan bahsedilebileceğini düşünüyorum. “İşte bakın burası deniz şu arkada batan da güneş” demek yerine, “burası Akdeniz’in en güney ucunda yer alan Anamur’un denizi burada yaşayan insanlar bunu yer ,bu şekilde giyinir “ diyebilmeli izlenilen fotoğraf…
Kısaca aslolan belgesel fotoğraftır , gerisi eğlenceliktir…
“Bu fotoğrafımı çok seviyorum” diyebileceğiniz bir örnek verebilir misiniz?
Bu fotoğrafımı çok seviyorum :

Sizi en çok heyecanlandıran konular hangileri?
İnsana ait izler taşıyan her konudan heyecanlanıyorum, hele uzak diyarlardan doğal insan manzaraları çok çekici geliyor…
İmkanınız olsa çekmek istediğiniz fotoğraf /yer / portre vs ne olurdu?
Taliban benzeri dini inançlarını yoğun yaşayan toplulukların günlük yaşamlarını en ince ayrıntısına kadar fotoğraflamak isterdim.
Siz bir fotoğraf olsaydınız nasıl bir fotoğraf olurdunuz?
Sanırım geniş açı hatta balıkgözü bir lens ile anca çekilebilmiş sıkıcı bir fotoğraf olurdum. "Anamur bildiğiniz gibi torosların eteğinde kurulu. Küçücük bir ovanın hemen arkasında yüksek dağlar ve dağların üzerine serpiştirilmiş yoksul köyler başlar. İç ve doğu anadolunun aksine arazinin sarp ve geçit vermez olmasından evler birbirine çok uzak konuşlanmıştır. Burada yaşayan insanlar bildik tabiri ile orman köylüsü olarak adlandırılırlar. Özellikle son yıllarda artan denetimlerle kaçak kesim neredeyse ortadan kalktığından bu köyler iyice yoksullaşmıştır. Sünnet fotoğrafları bu köyler içinde en yükseğe kurulu olan Lale köyünde çekildi. Kaymakamlığın organize ettiği bir toplu sünnet etkinliği esnasında çekilen kareler daha sonra sağlık personelinin eğitiminde kullanıldı. Amaç izleyenleri sünnet olgusundan soğutmak değil, sünnet yapan insanların gerekli asgari koşulları yerine getirmesine katkı sağlamaktır." Erdal KINACI
Röportaj : Faika Berat PEHLİVAN
Erdal KINACI, Portfolyo : Toplu Sünnet






TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"