Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jose A Gallego

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ayşegül Kanbak

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2008 SAYISI - MAY 2008 ISSUE > Erdal Yazıcı : Anlar, Hikayeler : Başlarken
Erdal Yazıcı : Anlar, Hikayeler : Başlarken

BAŞLARKEN 

 

Kentlerin, sokaklarında tanık olduğum yaşamlar: Şehre göç edenler; keçileri, koyunları, horozları, güvercinleri, çocukları… Sokak satıcıları, kabadayıları, kıyıda köşede kalmış zanaatkarlar; köprü altı evsizleri, işsizler... Hayat hikayelerini defalarca dinleyip fotoğraflarını çektiğim  o an’ın  kahramanları… Hepsinin hayatları birer roman, her anlattıkları bir senaryo ya da bir öyküydü. Fotoğraf hikayeleri böyle başladı. O yaşamlara,o an’lara dair. Tek tek fotoğraf  yerine o ‘an’a ,o yaşama dahil olup, onlardan biri olup fotoğraf hikayeleri üretmek; foto-hikayeleri / foto-röportajları daha geniş kitlelerle paylaşma isteği… Ninemin yalnız yaşadığı evi, İstanbul’un Balat sokakları, bir zanaatkarın atölyesi, çobanın hayvanlarını otlattığı yaylalar, yabani hayvanların dolaştığı dağlar…daha nice   çekim alanları… Beni buralara çeken bir güç olmalıydı. Tek kelimeyle bu sorunun yanıtı: Sevgiyle üretmek ve paylaşmaktı…


Işıkla yazılan kağıdın altına kalemle not düşmek o an’ı kalıcı kılıyor; o tarihin, o an’ın yalın ve objektif birer kanıtı oluyor; Toplum belleğindeki kaybı önlüyor. Yaşadığımız dünya, ülkemiz ya da kentimiz o kadar hızlı bir değişime uğruyor ki… Fotoğraflar olmasa bu değişimi görmek mümkün olamazdı. Çeyrek asır önce fotoğrafı çekilen kentler, sokaklar, yaşamlar ve de dünyamızda nice değişimler yaşandı; Yaşamımızdaki alışkanlıklarımız, barınaklarımız, otomobillerimiz, cebimizdeki para, havamız, suyumuz değişti. Fotoğrafın icadından günümüze değin fotoğrafçı, ürettiği belgesellerle yaşananlara tanıklık etti. 


 

Klasik sözdür: “Çok küçük yaşta başladım…” demek; tam tersi  fotoğraf çekmeye  geç başladım diye hayıflandığım olur çoğu kez; Birol arkadaşımla kurduğum ilk karanlık oda maceraları, ilk deneyimlerim… Fotoğraflarını defalarca çektiğim halde “filmini yakıp”, “resmini” çıkaramadığım yakın dostlarım… Onları çok üzmüş, hayal kırıklığına uğratmıştım. Çoğu anlam verememişlerdi yaptıklarıma. Sihirli bir iş mi yapıyordum, yoksa boşa kürek mi çekiyordum!.. Sokaklarda dolaşmamı  “başı boş” bir iş sayıyor olmalıydılar; amacımı, elime ne geçeceğini, ne kazanacağımı merak ediyorlardı.


 

Fotoğraflarımı yakın çevremin dışında daha geniş kitlelerle paylaşmalıydım. Günaydın gazetesi 80’li yılların ortasında Cağaloğlu’ndaydı. Siyah-beyaz baskılarımı alıp gazeteye gittiğimde içeriye girmem kolay olmadı; haber servisinden Behiç Kılıç’la görüştürdüler. O güne kadar sürekli siyah-beyaz kareler üretmiştim. “Ama biz renkli fotoğraf istiyoruz, renkliler nerede?..” demişlerdi. Elime diapozitif  filmleri  verip  “haydi çek de gel..” dediler; neyi çekecektim; istedikleri, güncel olaylar,trafik kazaları gibi konulardı; ama nafile ;  bu tür konulara ne rastladım ne de fotoğrafını çekmek istedim. Fotoğraflarım yaşama dair olmalıydı. Kısa süre içinde çevre kirliliği, çarpık kentleşme ve toplumsal yaşama dair konularda dizi fotoğraflar üretip, alt yazılarıyla gazeteye teslim ettim. Birkaç fotoğrafım yayınlandı; ama alt yazıları değiştirilerek, çarpıtılarak!.. Başka kapı aramalıydım; dizi fotoğraflarımı iyi değerlendirebileceğim başka yayın organları olmalıydı. Önce,  Cağaloğlu’nda bulunan Milliyet Gazetesi’nin, ardından da Cumhuriyet Gazetesi’nin eşiğini aşındırmaya başladım. Siyah beyaz fotoğraflarımı da böylece daha iyi değerlendirebilecektim. Çalışmalarımı görmeden beni kabullenmeleri zor oldu; henüz bitirilmiş bir konu sunamamıştım. “Çek de gel…” dediler ve yola koyuldum.


 

Topkapı Bitpazarı’ndayım; 80’li yılların sonu… Topkapı Otogarı yine aynı hareketlilik içinde. Otobüs firmalarının çığırtkanları birbirleriyle yarışırcasına yolcuları avlama peşindeler. Sesinizi çıkarmasanız soluğu Edirne’de, Kars’ta  ya da  Trabzon’da alacaksınız; yolcuların kolundan tutup neredeyse otobüslere tıkacaklar. Elimi, yakamı kaptırmadan bu mahşeri-cümbüş içinden geçip yoluma devam ettim. Objektifime takılan bir kaç kare  dışında ilgilenmedim  olan bitenle. Başka bir hikaye peşindeyim. Hızla otogardan geçip bit pazarına girdim.Yine ‘nur yağmış’tı bit pazarına!.. Mal alanlar, satanlar, takas yapanlar; sadece merakını gidermek için her hafta gelen müdavimler…’Topkapı Bit Pazarı’ ilk röportajım olacaktı. Uzun süren çekimlerin ardından gazetenin yolunu tutup editöre heyecanla, coşkuyla çalışmalarımı gösterdim; “ İyi de, yazısı nerede bunun;  yoksa biz mi?.. Editöre en kısa sürede yazıyı hazırlayacağımı söyledim. O yıllarda henüz daktilom yoktu; kurşun kalemle yazıya döktüğüm an’ların hikayesini/röportajını –yazdığım beş taslağı yırtıp çöpe attıktan sonra altıncısında karar kılıp- gazeteye teslim ettim? Kısa bir süre sonra yayınlandı ‘Topkapı Bit Pazarı’. Sevinçliydim, mutluydum; fotoğraflarımı daha geniş çevrelerle paylaşmanın sevincini, gururunu  yaşıyordum… Bu başlangıcın ardından yeni röportajlar ardı ardına yayınlanmaya başladı gazetelerde, dergilerde. Uzun soluklu çalışmalarım  yer darlığı yüzünden dizilere dönüştü.


 

Artık arkadaşlarımın, yakın dostlarımın yüzüne daha rahat bakabiliyordum!.. “Sokaklarda başı boş dolaşma”nın sonuçlarını onlar da anlamış olmalıydılar. Fotoğrafa başladığım ilk yıllarda avcılık merakı olan öğretmen arkadaşım, bir söyleşimizde “yıllar boyu bu deklanşöre  basmayla eline ne geçecek” demişti!.. Spor niyetine hayvanları yok eden ve  katlettikleriyle  gurur duyan avcı arkadaşım artık hakkımda daha farklı şeyler düşünüyor olmalıydı.


Yine o yıllarda Doğu Anadolu’nun küçük, şirin bir  kasabasında sergimin açılışında sorulanlar beni oldukça şaşırtmıştı; “burada sergi açmayla eline ne geçecek; ne kazanacaksın?..” Festivalde, -İstanbul’dan –olanaklarımı kullanıp-bin bir güçlükle götürdüğüm sergimin açılışında-  kaymakam “ nerede bu serginin kurdelesi?..” diye sormuştu; belediye başkanı da bana sitem etmeden geçemedi: “İnsan İstanbul’dan  bir kurdele  getirmez mi ” Aynı festival programında yer alan “ünlü şarkıcı” ise İstanbul’dan  büyük masraflarla  getirtilmiş oldukça iyi itibar görmüştü.


 

Gelecek sayılarda ‘Başlarken’ yazısının ardından bu köşede, fotoğrafa başladığım 80’li yılların başından günümüze değin hazırladığım-yayınlanmış ya da başka bir yerde yayınlanmamış- foto-röportajlarımı paylaşacağım sizlerle. Anadolu’dan yola çıkıp, Dünya’nın değişik coğrafyalarından farklı hikayeler yer alacak bu foto-röportajlarda. Bu hikayeler içinde ben de olacağım; her fotoğrafı izlediğinizde deklanşörümün sesini duyar gibi olacaksınız. Deklanşöre basarken  bazen içim acıyıp, elim titreyerek  bir yana bırakacağım kameramı, bazen de coşup, dünyanın melodilerini fısıldayacağım deklanşör sesleri arasında…


Erdal YAZICI




FOTORİTİM ARŞİVİNDEN : 

Siyah Beyaz : Erdal Yazıcı 
Erdal Yazıcı : Deprem 
Her Fotoğraf Bir Öykü 5  
 

Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
eski zaman. bu yeni zaman nerde. diyorum ama yeni diye birşey bulamıyorum. herşey yok olmuş...
dilek alın eklemiş - adds | 10 Mayıs 2008 Saat - Time 16:29
Değerli abicim; serginize çok istememe ragmen gelememiştim,burada bazı karelerinizi bizimle paylaştığınız için tşk. ederim.
Sizin fotoğraflarınız hakkında yorum yapmakta çok zor, sadece "güzel yüreğiniz tüm karelerinize yansıyor" diyebilirim.
Elinize,gözünüze saglık.
Hicri Tunç eklemiş - adds | 13 Mayıs 2008 Saat - Time 21:34
Zamana kare kare tanıklık edenlerdensiniz.Geçmişi o karelerden yakalıyoruz bence, işte bu bence en büyük zenginliğiniz daha nice karelerinizde buluşmak üzere...
Hülya Ayvalı eklemiş - adds | 19 Mayıs 2008 Saat - Time 15:05
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.
Onay Kodu - Security Code

Ara - Search

EİF En İyi Fotoğrafım

  

 

 

 

TFSF Onaylı Ulusal Yarışmalar

National Photo Contests Under TFSF Patronage

31 Temmuz 2008  ADALAR KÜLTÜR DERNEĞİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Adaların Sesi"

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.