e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
ANLARDA ÖYKÜLER
Birinci sergimin ardından 18 yıl geçti; ilk sergim, ilk göz ağrım… İlk heyecanım; izlenimler, görüşler, eleştiriler, övgüler… Sıradan yaşamımızdan kareler vardı; sergiye her gelen izleyici fotoğraflarda kendisinden bir şeyler buluyordu; geçmişlerine dair izler arıyorlardı, çerçevelenmiş sokaklarda, okullarda, işliklerde… Ben ne aradıysam bu tür yerlerde izleyici de çerçevelerin içinde aynı şeyi arıyordu. Uzun bir zamanın ardından bu yıllara ait izler, yansımalar, film karelerinde birikti; arşivden aydınlığa çıkacak günleri bekledi 10.sergimin açıldığı bugün, o gündür; arşivin karanlığından çıkıp ışıldayan bu kareler yaşamımıza tuttuğum aynadan birer iz düşümler… Yaşamımıza dair zamanın birer dökümü: Umutlar, sevgiler, hüzün, acı, hayal kırıklıklarımız… Toplam bu zamanın kalıntıları… Anadolu topraklarındaki yaşanmışlıklar, yansımalar… Bu büyük zaman dilimi içinde çok şey değişti; o karelerdeki çocuklar koca koca adam oldular; yaşlı olanların belki de bir kısmı hayatta değiller; şehirler, kasabalar, köyler, yollar, hava, su değişti; yaşam biçimimiz, beklentilerimiz, giyim kuşamımız, cebimizdeki para, kullandığımız araçlar değişti. Yaşadığımız yer küre daha da ısındı ve çölleşti. O evler, sokaklar, sokak satıcıları, eski oyunlarımız, mahallemizden geçen yoğurtçu yok artık. Mızıkacı arkadaşlarımız, sokağımızda film gösterisi yapan ‘filmci amca’; sandığında koca koca elma şekeri satıcıları…
Neredeler?...
Onlar, tarihin o anında film karelerine girdiler sessizce ve öykülerimize dahil oldular; bugün o film karelerinden aydınlığa çıktıları gündür; onlar bugün buradalar; bu salonda bizimle buluştular. Belki sizler de varsınız bu karelerde; yaşamınıza dair küçük izlerin içinde: “Kara trenin kaçıncı vagonundasınız? Yolculuk nereye? Elindeki süt ve sıcak ekmek sabah kahvaltısına mı? Ailen bekliyor olmalı kahvaltı masasında. İstanbul Topkapı Otogarı da bugün çok kalabalık; seyyar satıcılar yanı başınızda; az ilerdeki bit pazarına da ‘nur yağmış’!.. Raziye Teyze Bursa’da bugün ipek kozalarıyla oynaşıyor. Hakem kıyak geçti; Edirne Kırkpınar çayırlarında boylu boyuna sırt üstü uzanmak bana yakışır mı hiç !.. Vah vah, geçmiş olsun; hasar çok mu Düzce’de? Filmci amca ne gösterdi bugün? Elma şekerleri de çok şekermiş…” Daha nice uçuşan sözler fotoğrafların arasında çınlıyor… O günün kara kutu’suyla benzeri sesleri gerçekten kaydetmek isterdim; oysa günümüzdeki aydınlık dijital kutular (!) aynı karenin üzerine ses kayıtları da yapıyorlar !... Belki de gelecekte açacağımız sergilerde bu ses kayıtlarını da dinleriz!...
Sergideki fotoğraflar Anadolu’da biri birinden çok uzak mekanlarda, ayrı ayrı konularda olsalar bile yaşama dair izler bunlar… Gün ışığına çıkan kareler; çerçevelenmeyi hak etmiş, hayatımızın siluetleri. Belleğimizde kalmış ışık zerreleri. Anılarımız, katıksız, gerçekçi, sulandırılmamış belgeler; yan yana eklendiğinde o tarihten, o anlardan günümüze uzanan film şeritleri… Birer sessiz film sunumu… Hayatımıza dair bir senaryo, ya da öykü… Ya da “hayatımız roman” bu kareler içinde. Sizin, benim, onun daha ismini bilemediğimiz, göremediğimiz, ulaşamadığımız, sesini duyamadığımız nicelerinin hayat hikayeleri, öyküleri bu kareler…
Nice sergilerde buluşmak dileğiyle…
Erdal YAZICI
5 Ocak 2008, İstanbul 



















www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.