Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > KASIM 2009 SAYISI - NOVEMBER 2009 ISSUE > Erhan Şermet : İstanbul Aile Albümü
Erhan Şermet : İstanbul Aile Albümü

Erhan Şermet'in  'İstanbul Aile Albümü'  sergisini 2010 İstanbul Fotoğraf Geçidi’nin açılış etkinliği idi. Sergi İstanbul'da, ağırlıklı olarak sokakta çekilmiş siyah-beyaz portrelerden oluşuyor ve şehrin insan profilinin zenginliğini, çeşitliliğini vurguluyor.

 

Sergiyle ilgili projenin Küratör / Sanat Yönetmeni Sn. Gültekin Çizgen'in yazısını ve sergiden seçtiğimiz bazı fotoğrafları sunuyoruz.




ERHAN ŞERMET’İN “İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ” ÜZERİNE

 

FOTOGRAFININ YAPISI

 

Erhan ŞERMET’in çalışmalarına eğilince, fotograflarındaki olgunluğu hemen fark ediyorsunuz. Belki de onun fotografta ele aldığı konuların felsefi ağırlık taşımasıyla bağlantılı bu. Felsefenin en çok aranan ve en gerekli bilgi türlerinden biri olduğunu bilirsek, fotografla düşüncenin kankardeşliği ortaya çıkar.

 

Özenle basılmış ilk albümü olan “Hayatın Anlamı”nda, “doğrudan fotograf”ı seçtiğini, “insan ve yaşam“a eğildiğini izliyoruz..

 

Fotograf Geçidi – İstanbul 2010 projesine girişirken, açılışı bu genç fotografçının çalışmalarıyla yapmaya karar verdim. Çünkü onun önümüze serdiği “İstanbul Aile Albümü” çalışması gerçekten “Fotograf Geçidi - İstanbul 2010 için düşündüğüm içerik yapısına, heyecanlı bir giriş yapma imkanını veriyordu. Projedeki amaç, yalnız İstanbul’un bütün güzelliğini ve şiirselliğini dile getirmek değil, kentin ruhunu, burada yaşamanın anlamını ortaya çıkarmak, o olgunun altını çizmek olmalı diye düşünüyorum. Bu duyuş ve düşünceyi kapsayan işleri derleyip, toplayıp ortaya koymak istiyorum.

 

NE ANLATIYOR?

 

Yeni ve gelecek vaat eden bu fotografçının işlerinde güçlü bir yaratıcılık seziliyor. Fotograflarında kentimizin sosyal yapısından seçtiği profilleri, tipleri doğrudan fotograf yapısında, son derece sade, basit, ancak çevre öğeleriyle çarpıcı bir şekilde anlatıyor. “Basit” dedim; bunun üzerinde biraz duralım. Leonardo Da Vinci’nin söylemini hatırlayalım. Rönesans’ın büyük ustası “Basit güzeldir fakat çok zordur” diye buyurmuş, buna katılmamak mümkün değil. Fotografçımız da işte bunu anlamış.

 

ÇALIŞMANIN BİÇİM YAPISI

 

Kendisi şöyle diyor;İstanbul Aile Albümü”nde çıkış noktamı samimi içerikten yoksun bir iletişim fırtınasına yakalanmış olduğumuz düşüncesi oluşturdu. Fırtınada bir an için duralım ve birbirlerimizin yüzlerine bakalım istedim. Çünkü kendimizi en iyi başkalarının yüzlerinde tanırız”.

 

“Proje,  çoğunluğunu tanımadığım “Portrenizi çekebilir miyim?” sorumu olumlu yanıtlayan insanların fotograflarından oluşuyor. Kişileri ufak tefek düzeltmeler haricinde poz verme konusunda tamamen serbest bıraktım. Her bir bireyin seçtiği pozun çoğu diğer fotograf öğelerinin ötesinde betimleyici olduğunu düşünüyorum. Tabii tüm benzer projelerde olduğu gibi sunulandan kat ve kat daha çok fotograf çekildi.”

 

Sanatçımız, merkezi bir anlayışıyla yani çevre şartları içinden figürü orta yerine yerleştirip, kompozisyonu noktalamış. Bu yolu dünya fotografının büyük ustaları da denediler. Almanların klasik ustası August Sander’in fotograflarını hatırlayalım. Albümünde değişik mesleklerdeki kişiler, takım takım aynı Erhan’ın fotograflarındaki gibi objektife bakıyorlardı. Doğrudan fotografın böyle süssüz ancak bütünlüğü içinde ustalıkla çarpıcı bir yapıya, “fotografça”ya kavuşturulduğuna ülkemizde çok sık rastlanmıyor. Fotograflarda grafik yapılanma, ölçek, ritim saf bir görsellik içinde sergileniyor. ŞERMET, fotografın estetik aleminin sabitleri ve değişmezliklerinin farkında.

 

TEKNİK YAPI VE ÖZGÜNLÜĞÜ


Erhan ŞERMET, orta formatta çalışmış. Kompozisyonlarında kare kadrajın çevre değerlerinden ve 6x6 negatifin teknik hassasiyetinden yararlanmış. Siyah – beyaz negatifler çok sağlam ve siyah ile beyazın gri dengelerle buluşması çok doyurucu.

 

Bu tür “serbest portre çalışmaları” fotograf kültürümüz için çok değerli bir girişimdir. Erhan ŞERMET bunu fark ettiğini ilk albümünde esasen ortaya koymuştu. Ülkemizdeki ille de orijinal olma merakında çok kişi var. İnancıma göre sanatta tamamen yeni bir şey yoktur. Yeni kavramı, eskinin içinden derlenip çıkarılacak bir enerjidir. Çünkü sanat, kuşaklar arası bir bayrak yarışıdır. Sanat tarihi bize bunu anlatıyor.

 

Ülkemiz fotograf sanatına eğilmiş çok kişide rastladığım felsefi zafiyetin ana nedeni, bunu anlamamaktır. Halbuki bir şeyi iyi yapmak için fotograf sanatının temel değerlerini ve tarihini  bilebilmek elzemdir.

 

İSTANBUL BAĞLAMI - SERGİ NE ANLATIYOR?

 

Eğer fotograf, yazmanın bir türü mü diye kendimize sorarsak, onun daha çok, anlatmanın bir türü olduğunu kavrarız. Çalışmada görüyoruz ki, fotograflar yaşamdaki aslına uygun biçimlerin kusursuz bir aracı olmuş.

 

ŞERMET, yalnız fotograf çeken bir kişi değil, belli ki fotografı tüm dünyada izleyen biri. İşte bu sergi, kentimizin insan dokusunu silinmez bir imza olarak belgeliyor. Fokur fokur kaynayan yaşam belgeleri, portreler.

 

Bir kent “yalnız konumlandığı coğrafya çevresinde, yapılarıyla, anıtlarıyla vardır” diye düşünmemiz olanaksızdır. Çünkü kentler, önce insanlarıyla vardır. Kentler hayatın yaşandığı yerlerdir. Sekiz bin yıllık tarihi içinde İstanbul, üç imparatorluğun başkenti oldu. Bu uzun zamanın içinden, kentten milyonlarca insan geldi, geçti.

 

Bugün İstanbul, on beş milyonu aşan nüfusuyla Avrupa’nın en büyük kentidir ve biz bu kentin yaşayan portrelerine Erhan ŞERMET’in çalışmalarında rastlıyoruz. Resim yapılır ama fotograf kaydeder. Fotograf tartışmasız son hesaplaşmada bir belgedir.

 

ŞERMET’in fotograflarında “İstanbul Ailesinden” kimler yok ki. Kapıcılardan şöförlere, mimarlardan dervişlere, sanatçılardan satıcılara kadar çok geniş yelpazede tutulmuş bir aile albümü bu. 

 

Yaşamın anlamı, heyecanı fotograflara serili. Fotograflarda eşsiz ritim ve detay zenginliği var. Referansları İstanbul’un yaşam kültürüne ait; kentin görsel takibi var. Aile albümünde son derece olgun fotograflar var. Edebiyatta gazelin söyleyiş ve anlam bakımından en güzel beyitine, “beyt-ül” denir. Bu deyimden hareketle Erhan ŞERMET’in bazı fotograflarını izlerken “beyt-ül fotograf” diyebilir miyiz diye de düşündüm. İstanbul’un gözümüzün önünden geçip giden yaşam tiyatrosundan vurguları, “İstanbul Aile Albümü” çalışmasında portreler üzerinden ortaya konuluyor.

 

FOTOGRAFA DAİR

 

Fotografın sanatsal söylemi, bugün ülkemizdeki plastik ortamın en dinamik, etkili alanıdır. Kitleler yaygın fotograf etkinlikleri üzerinden plastik sanatlarla buluşuyor. Fotografçılarımız yalnız günümüz gerçekçiliğini, insan, yaşam, çevre yapılanmasının tespiti için değil, ülke plastiğinin en önüne koymak için de çalışıyorlar.

 

Fotograf, üretildiği ve paylaşıldığı zaman değer kazanır ve gelişir. Sergi ve yayın, sanatçıların kimliğinin gelişmesinde ve sosyal çevrenin zenginleşmesinde, yapıp etmelerinin güçlenmesinde en büyük etkendir. Fotograf tarihi bunun böyle olduğunu bize gösteriyor.

 

SONUÇ

 

İnancıma göre sanat için yetenek bir ön koşuldur. Ne var ki, ancak çok çalışarak sanatçı olunur. Ülkemiz fotografının gelişmişliği ona sanatsal tutkuyu katan sanatçılarla mümkün olacaktır. ŞERMET’e sorulacak ana soru şu, “Hayatını fotografın bir parçası haline getirebilecek mi getiremeyecek mi?” Yani bir nevi “olmak veya olmamak” sorusu. Erhan ŞERMET, bu yolun yolcusu gözüküyor.

 

Fotograf, izleyicisiyle buluştuğu zaman tamamlanır. Sanatçının “İstanbul Aile Albümü” çalışması şimdi kentin gerçek sahipleriyle buluşuyor. Zaman geçicidir ve çok şeyi hafızalardan siler. Fakat fotograf kalıcıdır. O, çağdaş dünyanın hafızasıdır.

 

“İstanbul Aile Albümü” fotografları bize, kentimize kalan mirastır. Fotografa gönül veren çeşitli kuşakların bu bağlamda işlerini “Fotograf Geçidi -  İstanbul 2010” içinde sergilemeyi, basmayı, yaymayı, kentin bu büyük şöleni, bir daha ele geçmez fırsatı içinde görev saydık. Sahne senin ”İstanbul”, sahne senin “Fotograf”. Yolun açık olsun Erhan ŞERMET.

 

 

Gültekin ÇİZGEN

Küratör 
 















 

Erhan ŞERMET Hakkında

1968 yılında İstanbul’da doğdu.

 

1979-1986 İstanbul Lisesinde okuduğu yıllarda izci grubunun fotoğrafçılığını üstlendi. Herkes hazır olda dururken fotoğrafçının serbestçe hareket edebildiğini fark etmesi fotoğrafa olan ilgisini artırdı.

 

1986–1987 AFS bursuyla ABD’de bir yıl okuma şansı buldu ve bu dönemi fotoğraf eğitimi ve yerel bir TV stüdyosunda çalışarak değerlendirdi.

 

1992- Y.Ü. Endüstri mühendisliğini bitirdi, sürdürmekte olduğu mühendisliğin yanı sıra bir dönem profesyonel tanıtım fotoğrafçılığıyla da ilgilendi. 

Yayımlanan Çalışmaları, Katıldığı Sergiler ve Ödülleri:

 

-'İstanbul Aile Albümü' - Kişisel Sergi, Fototrek Galerisi, İstanbul; 2010 Avrupa Kültür Başkenti Kapsamında gerçekleştirilen 2010 İstanbul Fotoğraf geçidi etkinlikler dizisinin açılış sergisi

 

-PhotoWorld Dergisi (Sayı:8), ‘İran’ Portfolyosu (İstanbul - 2008);

 

-'10.yıl sergisi “ b e n i m a d ı m a p e l ” “ j e m ’ a p p e l l e a p e l ”, Karma Sergi, Fransız Kültür Merkezi, (İstanbul – 2008);

 

-‘Natürmort’ – Açık Radyo tarafından düzenlenen Karma Sergi (İstanbul – 2006)

 

-‘Nevroz’ - Karma Sergi, Galeri Apel, (Diyarbakır – 2005);

 

-‘Komşu’ Karma Sergi, Galeri Apel, (İstanbul – 2005);

 

-‘Hayatın Anlamı’ Kişisel Sergi, Fototrek Sergi Salonu, (İstanbul – 2005);

 

-‘Bağ3 – Şairin Bahçesi’ Karma Sergi, Galeri Apel, (İstanbul – 2003);

 

-‘Yaratıcılık ve Travma’ Karma Sergi, Lütfi Kırdar Kongre Salonu, (İstanbul – 2003);

 

-‘Gençlik’ Karma Sergi, The British Council, (Ankara – 2001);

 

-Geniş Açı, ‘Genç Soluklar’ özel sayısı (Sayı 20) – ‘İstanbul’da Erken Uyananlar’ isimli siyah beyaz portfolyodan seçmeler; (İstanbul, 2000)

 

-Fotoğraf Dergisi, Sayı 36, Siyah Beyaz İstanbul Portfolyosu;

 

-Yunus Nadi Fotoğraf Ödülü, 2000.

 


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Bir fotoğraf çalışmasına bukadar uzun ve övgü dolu sözler yazıldığında,izleyenlerin de o çalışmadan beklentisi artıyor.Bu beklenti; en azından "bu konuda yapılmış daha önceki çalışmalardan ,azıcık da olsa farklı bir yanının olmasıdır.Oysa bu çalışmada daha önce birçok yerli ve yabancı fotoğrafçı tarafından yapılmış olanlardan bir farkı yok.
Üstelik adı "İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ" olan çalışmada, "İstanbul" yok. Başlığında yer almamış olsa idi; sergiyi izleyen birisinin:" bu fotoğrafları nerede çektin" sorusunu yanıtlamak gerekecekti.
Bu satırları yazarken ismini hatırlayamadığım bir fotoğrafçımızın(özür diliyorum) Aynen bu içerikteki bir çalışma için,seyyar bir pano yatırdığını,panosuna " İstanbul Hatırası" yazdırdığını ve bu pano önüne geçen insanların fotoğrafını çekerken bedenlerinden hiçbir kesinti yapmadığını ,böylece; öz,biçim ve teknik açıdan "BÜTÜNLÜK " oluşturarak "FOTOĞRAFÇININ VARLIĞINI (niteliğini,felsefesini) de algılamamızı sağladığını biliyorum. Oysa bu çalışmaya baktığınızda,bu bağlamda bir bütünlük göremediğim gibi,biçime hiçbir katkısı olmayan ayak kesintileri de gördüm.Oysa ayakkabılar,bazı insanların niteliklerini tanımada,küçük de olsa ip uçları verebilirler.
Özetle; emek verilmediğini söyleyememekle birlikte,çalışmanın sıradanlığı aşamadığını düşündüğümü ifadeetmek istiyorum.

Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 04 Kasım 2009 Saat - Time 19:25
Sergisini de gezmiştim. Burada tekrar izlemek güzeldi. İstanbul'un kozmopolit insan profiline başarılıbir belgesel bakış Emeği geçenleri, kutlarım.
Soner Özmen eklemiş - adds | 04 Kasım 2009 Saat - Time 19:48
İstanbul gibi kültürel çeşitliliği ile öne çıkan kocaman bir şehirde bir proje çalışmanın,özelliklede portre çalışmanın zorluklarını bilen birisi olarak,bu 21. yy istanbul insnalarını fotoğrafladığın,istanbul Aile Albümü isimli projenden ötürü seni tebrik etmek istiyorum sevgili Erhan,Almanya'da August Sander ile sistemli bir şekilde başlayan portre fotoğrafçılığının Türkiye'deki örnek gösterilebilecek temsilcilerindensin,başarılarının devamını diliyorum herşey gönlünce olsun...
Engin Güneysu eklemiş - adds | 04 Kasım 2009 Saat - Time 22:15
Son dönemlerde gördüğüm en güzel serilerden biri. Bu tip format (kare) izlemeyi çok seviyorum. Portrelemeler ise çok ilgi çekici. Gönülden tebrik ederim sizi.
İlkim Çalışkan eklemiş - adds | 06 Kasım 2009 Saat - Time 17:17
Teşekkürler!
Erhan Şermet eklemiş - adds | 23 Şubat 2010 Saat - Time 15:39
İstanbul konulu bir fotoğraf projesinde İstanbul 'un yer almaması çok tezat. Ali Rıza Akalın (yorum yazan) söylediklerine katılıyor, kendisine bir ömür boyu başarılar diliyorum.
Osman Aksoy eklemiş - adds | 16 Mart 2010 Saat - Time 15:24
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Adem Sönmez

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.