İstanbul Bakırköy'de doğdum, büyüdüm. Fotoğraftan önce daha 5 yaşlarında resim çizmeye başlamıştım. Her zaman için çirkin, sıra dışı, terk edilmiş ya da çekinilen unsurları resmetmek hoşuma gitmişti. Lise yıllarında ilk PC'mi aldığımda çizdiklerimi dijital ortamda değerlendirebileceğimin de farkına varmıştım. İlk Paint programı sonraları Photoshop 3.0 versiyonu beni resimlerden fotoğrafa yönelten bir geçit olmuştur. 1996 da babamın da gençlik makinesi olan, Yashica ElectroX ile fotoğraf çekmeye başladığımda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Kendi ayaklarımın üzerinde durmaya başladığımda kendimi İngiltere'de buldum. Uzun seneler yurt dışında bulundum. Analog çekimlerimin yoğun olduğu bu dönemde daha çok ıssız doğa manzaralarını, terk edilmiş yıkık mekanları ve vahşi coğrafik yapıları ilgiyle izlediğimi fark ettim. Fotoğrafla ilgili bazı kurslara da katıldım ama bu tip eğitimlerin içeriğinin bana fazla bir şey kazandırmadığını ama eğitimcilerle ayaküstü ders arası sohbetlerimin çok işe yaradığını söylemeliyim. Türkiye'de bazı stüdyo ve genel fotoğrafçılık eğitimlerim de oldu. Fotoğrafçılık konusunda en hızlı atılımım 2005 senesinde ilk dijital SLR makinemi almamla ve uzun yıllardır amatör ve yarı profesyonel olarak uğraştığım ve müzik hayatıma son vermemle başladı. Asıl mesleğim teknik ressamlık ve makine mühendisliğinden vakit bulduğum zamanlarda bol bol fotoğraf çekmeye başladım. Artık film kullanmadığım için bana limitsiz fotoğraf çekme imkanını sunan teknoloji sayesinde çektiğim fotoğraflarda özgürce ister makro, ister manzara, ister portre olsun kendimden bir şeyler katmaya ve bunları dijital tab esnasında yorumlamaya başladım. Fotoğraf çekmek için iyi teknik bilmek yanında, makineye aşina olmak, doğru lensleri ve ekipmanları kullanmak ve tabiî ki doğuştan gelen sonradan kazanmanın çok zor olduğu ayrıcalıklı bir görüş açısına sahip olmak gerektiğine inanıyorum. Bunların dışında farkındalık tabi ki çok önemli sürekli hava durumunu güneşin konumunu saatleri ve mekanları düşünerek en doğru ışığı, en doğru zamanda ve en doğru mevsimde, en doğru noktadan çekmeğe çalışmak gerçekten insanı zorlayan bir durum. Bunlar dışında tabi ki basit mekanizmalarla bol dijital yardımcı kullanarak da bazı fotoğraflar oluşturmak mümkün ama bunun fotoğrafçılığın ayrı bir dalı olduğunu düşünüyorum. Bu aradaki ince çizgide yürümekten memnun olsam da bazen çizginin sağ ve sol taraflarında uzun seyahatlere de çıktığım oluyor.
Sürekli çektiğim bir tarz ya da teknik olmamakla birlikte ne teknikle, ne konuyla çalışıyor olursam olayım hemen hemen hepsinde sabit olan adına kasvet dediğim bir tür gizli tarz kullanıyorum. Şöyle ki çektiğim konu bir makro çiçek olsa da, ya da yıkık bir bina yahut tek bir ağaç hiçbir zaman bu kasvet karelerimden eksik olmuyor. Bu tarzın oturması ve insanların benim her fotoğrafımda bunu hissetmesi hoşuma gidiyor. İşlediğim fotoğraflardaki ana temayı yalnızlık, umut-umutsuzluk, üzüntü, acı, korku, kasvet ve bilinmezlik başlıkları oluşturuyor. Ayrıca bazen fotoğraflarımın altına o anda aklıma gelen bazı yazıları ekleyerek kompozisyonlarıma destek çıktığım da oluyor. Hatta bu tarz çalışmalarımı ilgiyle izleyen bir kesim salt fotoğraflarımı görünce altında neden yazılarımın olmadığını sorabiliyor.
Son zamanlarda fotoğraf çekmek için kullandığım mekanları internetteki uydu görüntülerini kullanarak tespit etmeye başladım. Böylece saatlerce dolaşıp keşif yapmak yerine hiç gitmediğim bir yeri bile uydudan tespit ederek çok kısa zamanda orada olup yollarda harcayacağım vaktimi fotoğraf çekerek geçiriyorum.
Fotoğrafçılıkla profesyonel anlamda yoğunlaşmam 2007 senesi sonlarını bulmaktadır. Her geçen gün öğrenmeye denemeye ve çekmeye devam ederek ilerliyorum ve bundan keyif alıyorum. Fotoğraf çekerken genelde çekeceğim her ne ise onu bir süre değişik açılardan incelemeyi tercih ediyorum. Kimsenin görmediği açıları arıyor hatta değişik ve tehlikeli konumlar seçerek risk alarak kimsenin çekmek istemeyeceği kadrajları yakalıyorum. Deneme çekimleri kadraj aramalarım hatta değişik birkaç tekniği üst üste denediğim anlar bile oluyor. Genelde geniş bir ekipman kitlesiyle dolaşıyorum. Çünkü karşıma ne çıkacağını hiçbir zaman tahmin edemeyeceğimi biliyorum. Tek bir makine ve lens ile ortalıkta dolaşmak bana göre değil. Her zaman ayrı konular için ayrı filtreler ve lensler hatta makineler kullanmaktan tanımsız bir zevk alıyorum. İzlediğim ve beğendiğim fotoğrafları analiz ederek çözümlemek ve ne gibi uygulamalarla oluşturulduğunu tahmin edip denemek hoşuma giden çalışmalardan biri. Bunu önüme gelenle bilek güreşine oturmaya benzetiyorum bazen. Her zaman yenebiliyor muyum derseniz hayır ama yenebileceğimi bilmek kendimi iyi hissetmemi sağlıyor.
Fotoğraf çekmeye ne zaman ve nasıl başladınız?
Fotoğraf çekmeye babamdan aldığım Yashica analog SLRile 1995 senesinde sepia filmlerle başladım.
Kendinize örnek aldığınız ya da çalışmalarını çok beğendiğiniz fotoğrafçılar var mı? Varsa isimleri?
Elbetteki var. Başta Andrzej Dragan olmak üzere Bernt Carlzon, Andrew James Edsall, German Tillemann, Lara Jade gibi isimleri bir çırpıda söyleyebilirim.
Kullandığınız ekipmanlar? Ve önerebileceğiniz ekipmanlar?
Nikon D70s, D80, D300, Yashica Electro makine olarak ve objektif olarak da fazla pahalı olmayan ama benim için yeterli işgören 10-
Kullandığınız veya önerebileceğiniz filtre çeşitleri?
UV, ND (karatma filtresi), GD (renk geçiş filtresi) ve CP (dairesel polarize) filtreleri kullanıyorum. Kızılötesi çalışmalar için heliopan infrarot filtresini kullanıyorum. Filtrelerin çok ucuz ve markasız olanlarının pek bir işe yaramadığını söylemeliyim. Ama uçuk fiyattaki filtrelerin de biz amatör ya da semi-pro fotoğrafçılar için çok masraflı olacağı inancındayım. Orta fiyatta markası az da olsa bilinen ve geniş açılar için slim modelleri (görüş alanında kalmaması için) tercih etmek mantıklı gözüküyor. Zaten bazı filtreler dışında çoğu filtrelerin yaptığı işi günümüz dijital editör programları bir çırpıda yapıyor.
Hoşunuza gitmeyen fotoğraf kompozisyonları?
Sürekli kendini çeken narsist fotoğrafçıları ve kompozisyonlarını pek hoş bulmuyorum. İnsan kendini çekebilir, başarılı da olmuş olabilir ama arada objektifi başka taraflara da çevirmesini bilmeli ya da üreticilere söyleyelim onlar için özel olarak 4 prizmalı vizörle objektifin aynı yere baktığı birde yanında küçük aynası olan makineler üretsinler J. Birde sürekli sandal çekilmesi beni rahatsız ediyor. Değişik açılar ve çok profesyonel çalışmalar haricinde. En çok kızdığımda Foto manipülatör diyebileceğim Dijital editörleri iyi kullanan ama hiç fotoğraf çekmeyen ya da abuk sabuk bir şeyler çekip gerisini stok fotoğraflardan alarak aranje eden ve sanki kendileri çekmiş gibi sunan arkadaşlar. En azından bu çalışmanın bir manipüle olduğunu ve stok kullanıldığını detaylı bir biçimde belirtmeliler. Örnek, bir keman çalan kız vardır meşhur bir de kırmızı elbiseli başı örtülü bir kız bu iki stok fotoğraf nereye baksam farklı renklerde ve pozisyonlarda karşıma çıkmakta beğeniler övgüler almakta. Halbuki çeken arkadaşın bu fotoğrafta ki katkısı çok az ve yetersizdir. Övgüler stok fotoğrafadır ama yazanlar bunu bilmez. Bilmem anlatabildim mi?
Hoşunuza giden ve tasvip ettiğiniz fotoğraf kompozisyonları?
Değişik ve yeniyi deneyen ve sürekli kendini geliştiren fotoğrafçıları ve ne olursa olsun onların kompozisyonlarını takip ederim. Farklı bakış açısı olan belgesel tadındaki enstantaneleri, iyi işlenmiş HDR tarzında manzara ve bina- iç ve dış mekanları, Olduğundan farklı yansıtılmış ilginç kompozisyonları ve kurgu olarak tabir edilen zekice düşünülmüş konuları beğeniyle izlerim. Bunun yanında hoş manipülasyonlar ve değişik efektler hoşuma gider.
Kurgu fotoğrafçısı mısınız yoksa bir "an" fotoğrafçısı mısınız?
Kurgu da çekiyorum an da. Ama kurgu şüphesiz çok daha fazla vakit alan bir iş. Vakit buldukça kurmaya bulamadığım zamanlarda ise "an" a yöneliyorum denebilir.
Fotoğraf çekerken daha çok günün hangi saatlerini tercih edersiniz?
Öğleden sonradan gece geç vakitlere kadar her saat çekerim. Özellikle bulutlu günleri ve günbatımlarını kovalarım. Metruk mekanları severim tek tek keşfeder ve saatlerce dolaşırım.
Fotoğraflarınızda dijital düzenleme kullanıyor musunuz? Dijital düzenlemeli fotoğraflara bakış açınız?
Fotoğraflarımda dijital düzenleme kullanıyorum. Ne de olsa zaten dijital bir makineyle çekiyorum. Bu çektiklerimi aynen analogda olduğu gibi dijital ortamda tab ediyorum ki etmeyenleri anlayamıyorum bence yanlış yapıyorlar. Zaten ham formatta çektiğim için herhangi bir ortamda kullanmam için öncelikle tab etmem gerekiyor. Tab işlemi sonrası her makinenin ihtiyacı keskinlik ve kontrast ayarlarıyla ilgileniyorum. Ardından hissettiklerimi yansıtmak amaçlı bazı renk filtreleri ve dijital müdahalelerde bulunabiliyorum.
Hazırlayan : İnci İŞLER www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"