KİMLİĞİN AŞAMALI-OLUŞUM KURAMI
Erikson, aşamalı–oluşum kavramının genetik biliminden ödünç alınmış olduğunu ve bu kavramın döllenmiş yumurta hücresinin anne karnında gelişimine ilişkin temel bir ilkeyi anlattığını belirtir. Tüm doku ve organlar baştan beri ayrışmamış biçimde bu hücrede bulunurlar ve her doku zamanı geldiğinde ayrışıp gelişmeye başlar. Bir dokunun gerektiği gibi gelişmesi, ardından gelecek ayrışma basamağının gerçekleşmesine ortam hazırlar. Gelişim zamanını kaçıran dokudaki aksama ileriye de yansır ve daha sonra ortaya çıkacak dokuların uygun biçimde gelişme şansını ortadan kaldırır. Erikson aşamalı-oluşum ilkesinin bireyin ruhsal-toplumsal gelişimine de uyarlanabileceğini düşünür. Yani kişilik gelişimi zamanı geldikçe birbiri üzerine binen sekiz aşamada gerçekleşir. Her bir dönemin kendine özgü farklı gelişimsel hedefleri vardır. Her evrede bir olumlu bir de olumsuz duygu ya da öge ayrışıp olgunlaşır. Evrenin sonuna doğru hangi duygunun baskın olacağı belli olur. Bireyin herhangi bir gelişim dönemindeki hedeflerini gerçekleştirebilmesi için, o dönemde karşılaşmış olduğu çatışmaların üstesinden gelmesi gerekir. Bireyin bu karmaşalarla başa çıkabildiği oranda daha sağlıklı bir kişilik yetiştirebileceğine inanılır. Böylece birey daha sonraki gelişim dönemlerindeki karmaşalarla da baş edebilmek için sahip olması gereken donanımı kazanmış olmaktadır. Belli bir dönemde karşılaşılan karmaşaların çözümlenmesi ile benliğe yeni bir özellik katılmaktadır. Ancak bir dönemdeki karmaşalarla baş etmedeki başarısızlık sonraki dönemlerde telafi edilebilir. Uygun çevresel şartlar, koşullar sağlandığında yaşanılan başarısızlıkların kişilik gelişimi üzerindeki örseleyici izleri silinebilecektir.
Evreleri oluşturan yaş dönemlerini yansıtan fotoğrafları izlerken bu yaş döneminde hangi temel duygular ve çatışmalar yaşanıyor dip notlarla yazmak istedim. Nedensiz yere yaşadığımız, anlam veremediğimiz güvensizliğin, umutsuzluğun, utancın, suçluluğun, aşağılık duygusunun, kuşkunun kaynağına şöyle bir göz atmış olacağız.
Bu seride nisan ayının özelliği gereği sadece ergenliğe kadar olan evrelere bakıp daha sonrasında yaşamın diğer evrelerini ve fotoğraflarını izleyeceğiz.
1- TEMEL GÜVENE KARŞI TEMEL GÜVENSİZLİK: UMUT (0-1 yaş)
Yaşamın ilk bir yılı boyunca bebekte gelişmesi beklenen dirimsel duygu “temel güven”dir. Yaşamın ilk yılında hayatta kalabilmek için bağımlı olduğu ana-babasının ya da onların yerine geçen kişilerin bebeğin temel gereksinimlerini düzenli bir biçimde karşılayıp karşılayamamaları, bebekte insanların güvenilir ya da güvenilmez oldukları biçiminde bir duygunun yerleşmesine yol açmaktadır. 
Güven ve güvensizlik arasındaki çatışmadan umut doğar. Umut şimdi değilse bile gelecekte gereksinimlerin karşılanacağına, isteklerin yerine getirileceğine ve doyumun sağlanacağına inanmaktır. Böylece güvensizlik duygusuyla baş etmek kolaylaşır. Gelecekten iyi şeyler beklemek olanaklı hale gelir. Güven sarsıldığında bile umut canlı kalmak zorundadır. Çünkü umudun olmadığı yerde yaşama isteği süremez, yaşamak için çaba gösterilemez. 
İlk dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: İçimde yaşattığım ve başkalarına verdiğim umut neyse ben oyum ( I am what hope I have and give).
İpucu: Vermeye hazır ol ve vermeyi iste. Tutarlı, sürekli, aynı ve titiz bakımı sağla.
2- ÖZERKLİĞE KARŞI UTANÇ VE KUŞKU: İRADE GÜCÜ (2-3 YAŞ)
Gelişmesi beklenen dirimsel güç “irade gücü”dür. Uygun bir bakım ile temel güven duygusunu edinmiş olan bebek, kendi davranışlarının kendine ait olduğunun farkına varmaya başlar. Artık çişini ve kakasını isterse tutup isterse bırakıyor olması ona şunu gösterir: Bedeninde ya da içinde uyanan gereksinimlerin, arzuların, eğilimlerin kölesi değildir; onlara kulak vermek zorunda olsa bile eninde sonunda ne yapacağına, nasıl davranacağına kendi bilinci karar vermektedir. Bu özerklik duygusunun bir yönünü oluşturur. 
Bu evre özerklik duygusunun yanı sıra utanç ve kuşku duygularının da içinde uyanmasına ortam hazırlar. Bağımsız iradeye sahip bir birey olarak kendini ortaya koyuyor olması başkalarının gözü önünde durduğunun ve değerlendirildiğinin bilincine varmasını sağlar. Bunun getireceği utanma duygusu, birey olma bilincinin bedeli gibidir. Kendi iradesini annesinin iradesinin önüne geçirmeye çalışan çocuk utanma duygusunun etkisi altında kalır ise özerklik denemelerinden kaçınmak zorunda kalır. Bu yenilgi temel kuşkunun büyümesine neden olacaktır.
Bu dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: Özgür irademle isteyebildiğim neyse ben oyum (I am what I can will freely).
İpucu: Çocuğun davranışlarını kısıtlamak yerine, daha bağımsız ve özerk davranabilmesini sağla.
3- GİRİŞİME KARŞI SUÇLULUK: AMAÇ (3-5 YAŞ)
Gelişmesi beklenen dirimsel güç “girişim” duygusudur. Çocuk nasıl biri olacağını araştırmaya koyulur. Erişkin rolleri fark edilmeye ve erişkinlerin dünyasına yönelik her ayrıntı büyük bir merakla soruşturulmaya başlanır. Yalnızca düşleri ve oyunlarında kendini bu rollere sokmakla kalmaz; gerçek yaşamda da özendiği rolleri oynama denemelerine girişir. Kendi cinsinden ebeveynin rolünü üstlenmeye ya da yerini almaya çalışması en önemli girişimidir. Bu ödipal girişimin kaynağı, erkek çocuğun babasıyla, kız çocuğunda annesiyle yaptığı özdeşim olarak görülmelidir. 
Suçluluk duygularının aşırı yaygın ve ezici olması çocuğun rol denemelerin ve amaçlarının büyük bölümünün yasak olduğu düşüncesi ile girişimlerini geri çekmesine neden olacaktır. Bu nedenle çocuk suçluluk yaratmayan amaçlar belirler ve bunlara yönelir. 
Bu dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: Gelecekte kim olmayı düşleyebiliyorsam, ben oyum (I am what I can imagine I will be).
İpucu: Çocuğun yapması ve yapmaması gerekenler konusunda bir denge kur ve girişkenliklerini destekle

Gelişmesi beklenen dirimsel güç “yeterlik” duygusudur. Bu dönemde anne babanın yerini alma düşleri bastırılmış, yasak olmayan özdeşim biçimleri ya da roller aranmaya başlanmıştır. Bu koşullar, çocuğu kendinden büyük çocuklarla ve erişkin eğitimcilerle özdeşim yapmaya dolayısıyla onların becerilerine özenmeye ve yaptıkları işi öğrenmeye iter. 
Dolayısıyla, büyüdüğü zaman da üzerine aldığı işleri gerektiği biçimde yapabileceğine inanç duymaya başlayacaktır. Yapmayı öğrendiği işlerle çevreden beklediği tanınmayı sağlayamayan çocuklarda iş kimliğinin gelişimi aksayacak ve aşağılık duygusu ön plana çıkacaktır. Bunun bir nedeni yakın çevresindeki yetişkinlerin ilgisizliği ve duyarsızlığı, bir diğer önemli nedeni ise çocuğun önemli işler becerdiğine yönelik inancının sarsılmasıdır.

Bu dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: İş yapma konusunda öğrenebildiğim neyse ben oyum ( I am what I can learn to make work).
İpucu: Çocuğa kendi gücüne uygun düşen sorumluluklar yükle ve başarılı kıl, diğerleriyle kıyaslama, takdir et.

Dereboy İ. F. (1993) Kimlik Bocalaması: Anlamak Tanımak Ele Elmak. Özmert Ofset, Malatya.
Hazırlayan ve Fotoğraflar : Feryal ULUDAĞ
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"