Arşivimizden  - From Our Archives

 

Per Valentin

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2007 SAYISI > Feryal Uludağ : Fotoğraflarla Yaşamın 8 Evresi (Bölüm 2)
Feryal Uludağ : Fotoğraflarla Yaşamın 8 Evresi (Bölüm 2)

 

5 -  KİMLİK DUYGUSUNA KARŞI KİMLİK BOCALAMASI: SADAKAT (12 -17 YAŞ)

Gelişmesi olgunlaşması beklenen dirimsel güç “sadakat” duygusudur. Çocuğun evreni kendi yakın çevresidir. Oysa gençlik çağında bu evren hızla genişler ve giderek bütün bir toplumu kucaklar. Bu gelişmeyle birlikte gençler, kendilerini yalnızca yakın aile, okul ve arkadaş çevrelerinin değil, içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak görmeye başlarlar. Böylece, kendi geleceklerinin, içinde yaşadıkları toplumun geleceğinden soyutlanamayacağının bilincine varırlar. Gencin toplum içinde ve toplumun benimsenen bir üyesi olarak varolma uğraşı, çocuklukta verilen yakın çevrede kendisi olarak kabul edilme ve varolma savaşımının bir uzantısı olarak görülebilir. Gençlik çağında, güven duyulan toplumsal ilişkiler kurma yoluyla kimlik duygusu edinme uğraşı verilir. Bu uğraşın bir yüzünü, inanılan insanlar, umutla peşinden gidilen önderler ve ülküler bulmak, diğer yüzünü de bu insanlara bağlılığını ve güvenilirliğini kanıtlamak oluşturur.  Bunun yoluysa, sözlerine ve yükümlülüklerine sadık olmaktan geçer. Böylece sadakat, yalnızca ilişkilerdeki karşılıklı güven duygusunu pekiştirmekle kalmaz, kişinin gelecekten umutlu olmasını da güvence altına alır.


Bu süreç boyunca gelişen sadakat, hem çocukluk evrelerinin kazanımı olan dirimsel güçlere dayanır, hem de onları pekiştirir. Gençlik çağı, yaşama atılmadan önce çocukluk döneminden kalan zayıflıkların onarılması için yakalanmış son bir şans gibi görülebilir. Bir anlamda, üstü bir ölçüde kapanmış ama iyileşmemiş çocukluk yaraları gençlikte yeniden deşilirler. Bu süreç çok zaman olumlu sonuç verir. Ama koşulların elverişsiz olduğu durumlarda yaraların giderek kötüleşip iyileşmez bir görünüm alma tehlikesi de söz konusudur.


İpucu: Yeni yeni  rolleri araştırmasına izin ver, bu tür yeni rollerin sağlıklı bir biçimde araştırılması ile yaşamlarında daha olumlu yönelimlerle daha olumlu bir kimliğin başarılabileceğini unutma.


6 - YAKINLIĞA KARŞI YALNIZ KALMA: SEVGİ (18 – 25 YAŞ)



Edinilen dirimsel güç “sevgi”. Bu evre, gençlik dönemimden çıkarılan kimlik duygusunun yoğun bir sevgi ilişkisi içinde eritilmesiyle gerçek yakınlığın yaşanacağı evredir. Yakınlık evresine sağlam bir kimlik duygusuyla ulaşmamış birey, böylesi yakınlıklar içinde kimliğini tümden yitirebileceği korkusuna kapıldığı için, kendini yakın ilişkilerin dışına çekip yalnız kalmaya yönelecektir. Bu aynı zamanda gizli kalmış kimlik zayıflığının da açığa çıkması demektir. Genci karşı cinsten biriyle gelecekte kuracağı gerçek yakınlığa hazırlayan yaşantı, cinsel kutuplaşma yani, gencin kafasında iki cinsin farklılıklarının belirginleşmesi, denediği rollerin cinsel yanını görüp benimsemesi ve kendi cinsinin üyesi olduğunu derinden duyumsamasıdır. Cinsel bocalama bu duyumsamanın olamaması, kendini bir cinsin ya da öbürünün üyesi olarak yaşamakta gencin zorlanması durumunu anlatır. Her gençte hafif ve geçici biçimlerde görülebilecek bu yaşantının ezici yoğunlukta ve sürekli gündemde olması kimlik bocalamasını düşündürür.



Bu dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: Neye sevdalıysak biz oyuz (We are what we love).



7 - 
ÜRETİCİLİĞE KARŞI DURAGANLIK: BAKIM VERME (26 - 45 YAŞ)


Erişkinlik evresinden çıkartılan dirimsel güç “bakım verme”dir.  Bakım verme öncelikle erişkin insanın çocuklarına yönelik fedakarca ilgisini, onları elinden geldiğince iyi ve sağlıklı biçimde yetiştirme kaygısını anlatır. Bu evrede üreticilik ve duraganlık arasında çatışma yaşanır. Üreticilik terimi hem en genel anlamıyla üreticiliği hem de yaratıcılığı içerir. Ürün vermeye yönelik güçlü bir tutkunun ve ortaya çıkan ürünlere yönelik akıtılacak derin bir sevginin olmadığı yerde, duraganlık duygusu öne geçecektir.


Yani bir yerlere akmıyor olmanın, bir şeylerin peşinden tutkuyla koşmamanın, pineklercesine bir yaşam sürmenin verdiği hüzünlü ve yalnız bir can sıkıntısı, boşluk duygusu.  Bunun kaçınılmaz sonucu, kişinin tüm ilgi ve kaygısının kendi üzerine dönmesidir.
Kişi evi dışında da topluma yararlı işler yapabildiği, kendinden sonraki kuşaklara rehberlik edebildiği sürece üretkendir. Aksi durumda bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilir. Etrafa karşı kayıtsız tavırlar geliştirir, sahte, köksüz ilişkiler kurar, kendi doyumunu ve çıkarını öncelikle gözetebilir.



Bu dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: Neyi üretmeye tutkunsam, ben oyum  (I am what I passion to produce).



8 - 
BÜTÜNLÜĞE KARŞI YILGINLIK: BİLGELİK (45 YAŞ ÜSTÜ)

Yaşlılık çağında gelişmesi beklenen dirimsel öge “bütünlük” duygusudur.  Yaşlı kişide bu duygunun varlığı, kendi yaşam sürecinin olması gerektiği gibi gerçekleşmiş ve amacına ulaşmış olduğunu derinden duyumsamasıyla belli olur. Sürdüğü yaşamdan temelde kendisinin sorumlu olduğunun bilincindedir. Yaşam çizgisini belirleyen önemli kararların ve yaşamındaki önemli insanların hiç birini değiştirme isteği yoktur. Kısacası, bütünlük duygusu yaşlı insanın kendi seçtiği yoldan yürüdüğünü fark etmesi, bu yolu sevmesi ve anlamlı bulmasıdır. Buna genel bir insan sevgisi, insanlık onuruna inanç ve kendi yaşamının da bu zincirin bir halkası olarak anlamlı olduğu düşüncesi eşlik eder.


Öte yandan bütünlük duygusunun yokluğu, sürdürülen yaşama ilişkin yoğun pişmanlıklar ve doyumsuzluklarla dolu olmak demektir. Yaşamının amacına ulaşmadığını düşünmek ama yapılan yanlışları düzeltmek ve işe yeniden başlamak için artık çok geç olduğunu bilmek, bu evredeki olumsuz ögeyi, yani yılgınlık duygusunu anlatır. Buna ölümü kabullenememe ve ölüme giderek yaklaşıyor olma gerçeği karşısında dehşete kapılma eşlik eder. İnsanlığı sevmeme, insanlardan bezme ve giderek tiksinme söz konusudur.


Bu dönemden çıkarılan kimlik duygusunun en kısa ve özlü anlatımı: Benden geriye ne kalacaksa, ben oyum ( I am what survives of me).


Kaynak :
Dereboy İ. F. (1993) Kimlik Bocalaması: Anlamak Tanımak Ele Elmak. Özmert Ofset, Malatya.

Yazı ve Fotoğraflar : Feryal ULUDAĞ

İlk Bölüm :
http://www.fotoritim.com/yazi/feryal-uludag--fotograflarla-yasamin-8-evresi 



Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, eser sahibine ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.  

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
harika bir çalışma.öğrenim hayatımda sıkıcı olan bir konu hiç bu kadar büyüleyici bir şekilde çıkmamıştı karşıma tebrik ederim müthiş...
cincan eklemiş - adds | 02 Mayıs 2007 Saat - Time 17:05
"We are what we love" bunu yazıcam bir yere ;)
senin bu çözümlemelerini okuduktan sonra kendime artık daha da farklı bakmaya başladım....
galiba her anne-babanın okuması gerekli yazılarını feryalcim...fotoğraflarla birlikte sonderece doyurucu, ilgi çekici ve daha önce yapılmayanın özenle işlendiği bir farklılık....

gönlüne sağlık...
sevgilerimle
fırat
Osman Fırat TURAN eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 17:51
Keske bunu ve diger yazini 18 sene once okuma imkanim olsaydi... altini cize cize okudum :) belki babaanne oldugumda uygularim :))
Emek ve paylasimin icin cok tesekkurler.
Faika Berat Pehlivan eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 20:38
Merhaba,
Fotograflarla desteklenmiş çok güzel bir çalışma olmuş.
"I am what survives of me" güzel bir son olmuş, en azından benim hissettiğim yapıda...
Emeğine, bilgine, objektifine sağlık :))
Işıkla...
Sevgiler
Mutlu
Mutlu TOPLAOGLU eklemiş - adds | 03 Mayıs 2007 Saat - Time 21:28
İlk satırlarda anne olarak ilerleyen satırlarda birey olarak kendimi ve hayatı sorguladım.Yaşamı amacına ulaştırmak için hala vaktim var diye düşünüyorum.günlük hayatta anlamsızca uğraştığımız küçük şeyler daha da bir küçüldü ve anlamsızlaştı.hepimizden geriye anlamlı birşeyler kalmalı............

Eline sağlık bu yönünle de fark yaratıyorsun kutluyarum.Sevgiler....
Sevgi Bakır eklemiş - adds | 16 Mayıs 2007 Saat - Time 18:01
Merhaba Feryal hanım,

Başarılı portre çalışmaları ile destekli.., etkili bir anlatım.
Tebrik eder devamını dilerim.
Mein Karadağ eklemiş - adds | 25 Eylül 2007 Saat - Time 09:36
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.