Arşivimizden  - From Our Archives

 

Birgül Erken

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

 FR Duyurular - FR News

 

 


Etkinlikler - Activities

4. Sami Güner Kupası Ödül Töreni ve Gösterileri

 

Uğur Günay Fotoğraf Sergisi

 

Yusuf Tuvi Fotoğraf Sergisi Dünyanın Renkleri, İzmir'de

 

Özlem Kadakoğlu 40x40 Fotoğraf Sergisi İstanbul'da

 

2010  FIAP Doğa Bienali Başvuruları

 

Tersane-i Amire Fotoğraf Sergisi

  

5 Usta / 5 Atölye Fotoğraf Sergisi

  

Dask Dogay 2010'da Şanlıurfa'da

  


Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > MART 2009 SAYISI - MARCH 2009 ISSUE > Figen Aydoğdu : Önce Gurbet Vardı, Sonra Göç
Figen Aydoğdu : Önce Gurbet Vardı, Sonra Göç


ÖNCE GURBET VARDI, SONRA GÖÇ…

 

Rize / Çamlıhemşin’e bağlı, Fırtına Deresi Vadisi içinde, Kaçkar Dağları eteklerinde, bir dağ köyüdür Şenyuva yani eski adıyla Çinçiva.

 

Çam, kestane, kızılağaç ve gürgen ağaçlarıyla örtülü yeşil elbisesinin içinde öyle renkler, öyle zenginlikler, öyle öyküler taşır ki Çinçiva, hangi köşesinde sizi nasıl bir sürprizin beklediğini bilemezsiniz.

 

Ansızın karşınıza dikilen bir yabani hayvana, bilmediğiniz bir çiçeğe, yakınında ev bulunan bir mezara, ulaşamadığınız yerde ilkel bir teleferiğe, şaşırtan bilgelikte bir köylüye, bazen yazın bile kapısının açılmadığı hüzün dolu taş konaklara rastlamanız mümkündür.

 

Hemşinliler gurbetçidir. Yüzyıl önce ekonomik nedenlerle gencecik eşlerini, yeni doğmuş çocuklarını geride bırakarak Rusya’ya çalışmaya giderler. Kimi yeni Rus eşleriyle, kimi de fırıncılık ya da pastacılık yaparak kazandıkları paralarla dönerler memleketlerine. Ve bu paranın çoğuyla da geniş aile yapılarına uygun büyük evler yani konaklar yaptırırlar. Hatta öyle ki, bu devasa evlerin içinde yoksulluk çektikleri çünkü Rusya’daki Ekim Devrimi ile birlikte konakların yapımından sonra ellerinde kalan paraların hükmünün kalmadığı söylenir.

 

Rusya’daki gurbetçilik zamanla yurtiçi gurbete, ardından da göçe dönüşür. Anadolu’nun çeşitli kentlerine çalışmaya gidenler, özellikle fırıncılık, pastacılık ve lokantacılık mesleklerine yönelir ve ailelerini de yanlarına alırlar.

 

Gurbete göçle birlikte Hemşin’deki hayatı oluşturan değerler birer birer gider. Yaylacılarla birlikte sığırlar, göçlerle birlikte tarlalar, şenlikler, horonlar, kuşlar, konaklar …

 

Bir zamanlar insan ve yaşamı diri tutan unsurlarla dolu olan konaklar artık sessiz ya da sadece toprağından, anılarından uzak duramayan birkaç yaşlı ile tatil günlerinde onları ziyarete gelen ve kısa bir süre sonra da geçimini sağladığı kentlere dönen gençleri ağırlamakta…     

 

Köyün artık kapalı olan fırın ve bakkalı.

 

Meğdesioğlu Konağından Çelenoğlu ve Kibaroğlu Konaklarına bakış.  Mimarisi ve parası gurbetten gelen bu yapılar çok odalı ve genelde üç katlı olup, taş ve ahşap kullanılarak yapılmışlardır.

 


Arifoğlu ve Burumoğlu Konakları. Birbirine çok benzemekle birlikte bu konaklara yapan ustaların farklılıkları yansımıştır.

 


Her konak kendi öyküsünü içinde barındırır. Arifoğlu Konağı ise konağı yapan İdris Efendi’nin çocuğu olmadığı ama buna rağmen büyük bir şevkle konağı tamamladığı hikayesiyle bilinir. Taşları, mısırlıkların bulunduğu Halgına Irmağı’ndan iki çift sarı öküzle önce öküz arabasının geçeceği yol yapılarak taşınmıştır.

 


Arifoğlu Konağı’nın kapı önü, yazın evin en canlı bölümüdür. Yolu buradan geçenlerin soluklandığı, evsahiplerince çay ve diğer ikramların yapıldığı yerdir.

 


Kapının üstünde yer alan Osmanlıca kitabe, konağın yapımına ilişkin bilgiler içerir.



Konağın sakinlerinden Hüseyin Amca marangozdur. Acelesi ya da para kazanma derdi yoktur. Canı ne zaman isterse o zaman çalışır. Ve kahveden sonra en sevdiği yerdir atölyesi.

 


Orada kalmakta direnenlerdendir aynı zamanda. Konağın tüm taşları onu tanır, ormandaki ağaçlar onunla konuşur. Onun işi de ağaçlarladır zaten. İnanılmaz şekiller verir onlara, ama canı isterse…

 


Kalp ameliyatı olmasına rağmen günde 2 paket sigara içer, “kuş kadar yer” derler onun için.


Balcılık yapar bal yemez, sakız toplar çiğneyemez, meyve toplar gelen giden yesin diye.

 


Günde kaç kez süpürülür Konağın girişi. Onu Güzide’ye sormak lazım. Güzide evin sessiz arısı gibidir.

 


Evin en eskilerinden biri ve Hüseyin Amca’nın yeğenidir. Babası Rusya’ya gurbete gittiğinde yeniden evlenmiş orada. Rusya’da hiç tanımadığı iki erkek kardeşi olduğu söylenir Güzide’nin.

 


Duvarlarını süsler odasının fotoğraflarla Güzide.  Evden evlenerek ya da gurbete giderek ayrılanların fotoğrafları ve bir de gençlik fotoğrafı. O yine de uzaklara bakmayı yeğler.

 


Konak içinde sonradan düzenlenen mutfakta bulaşık yıkarken…

 


Köşe başındaki yatak odalarından birini toplarken…

 

Vaktiyle eve yeni gelen gelinlerden birine odayla birlikte devredilen aynalı dolap…


 

Konak önünde dinlenme saati. Dinlenmek aynı zamanda söküklerin tamiridir, örgüdür, fasulye ayıklamaktır.

 

Genç ruhunu neşelendirir bazen herkese göstermediği aynasıyla…


 

Konağın ikizleri olan Aykan ve Soykan yani Hasan ile Hüseyin’in eşleri, Meral Abla ve Zeliha Abla yörede pek meşhur olan ve beş şişle örülen çorapları dokurken.


 

Konağın son sakinlerinden Meral Abla’nın elleri. Yıllar boyu koca arazileri çekip çevirmekten yorgun düşmüş bir gelinin elleri onlar.

 

Karalahanasız Hemşin düşünülemez. Her zaman yenir, her yere ekilir. Ama öyle herkesin lahanası tutmaz. Zeliha Ablanın eli ise uğurludur lahana yetiştirmekte…

 

Konağın “hayat” denilen bölümüne giriş.

 

Konağın merkezinde yer alan, manzaraya açık ve yamaca bakan Hayat, bir nevi salondur. Ev halkının buluştuğu, günlük misafirlerin ağırlandığı, sohbetlerin edildiği Hayat’ta sıralı pencereler ve ahşap bir sedir bulunur.

 

“Hayat’ın ışıkları”. Yöresel bir deyimdir bu ve evde süregelen bir canlılığa işaret eder. Eğer bir evde Hayat’ın ışıkları sönmüşse, o evde canlılık yoktur.

 

Bir zamanlar her daim 5-6 çocuğun koşup oynadığı canlılıktaki Hayat, şimdi sessiz ve her ayak sesine kulak kabartıyor.

 

Güzide’nin ne zaman, nerede olacağı bilinmez evde. İçinin sıkıntısını nerede atacaksa oradadır. Bazen de üst kattaki Hayat’tadır.


 

Evin ana bacası olan ocaklık bölümünün bu kadar aydınlık görünmesi pek nadirdir. Aslında Konağın pek çok bölümü yapıldığından beri içindekilerce çok net görülmemiştir. Eve elektrik bağlandığında 60 yıldan fazladır o evde yaşayan Koçiya Ana” Hayret” demiş “Bu evde görmediğim ne kadar çok yer varmış”.


 

Her şeyden vazgeçildi ama kara lastikten değil. Doğanın kesin üstünlüğü var bu konuda.

 

Komşuya gidiş. Kapı komşu sanki aynı evin insanı gibidir.Her fırsatta uğranır.

 

Yazın bir sezonluk beslenen keçilerden. Kış gelince nereye gidecekleri belirsiz bu hayvanların. Bu keçi de kurbana gitti.

 

Keçinin gidişine öyle üzüldü ki Güzide, bütün gün ağlamaklıydı.

 

Bu tavuk da yalnız ve misafir. Kısa bir süre önce geldi Konağa, kısa bir sonra da gidecek. O da devamsız…

 

Hafta sonu ya da yaz tatili için köye gelen gençler köyde kalan ailelerine yardım ederler. Odun hep ihtiyaçtır. Ocaklar gün boyunca yanar çünkü. Önceleri balta ya da kara hızarlarla kesilen odunlar, çok daha kolay olan motorla kesilmekte şimdilerde.

 

İnceltilmiş fındık dallarından yapılan sepetin yerini de artık metal kovalar aldı.

 

Konak önünde dinlenme. Komşular da gelir birazdan.

 

Bilginler Mahallesinin 80 yıllık Yunus Amcası. En yakın komşuları Arifoğullarının ve köyün en renkli kişilerinden…

 

Bazen kısa kestirmeler yapar gün içinde, Arifoğlu Konağı’na bakan odalardan birinde.


 

Henüz tuluma geçirilmemiş nav’ı muzipliğine deneyen, Yunus Amcanın oğlu Bulmanç İbrahim. Nav, tulumun geçirildiği ve tuluma ses veren kısımdır.

 

Kapı önünde ağırlanan misafire çay ikramı. Hamdiye Abla bir soluk dinlenmeye gelmiş Arifoğullarına.

 

Evin her yerinde kullanılan iskemleler hareketlidir, oturanlarıyla birlikte bazen kapı önünde, bazen avludadır. Hemşin’de hemen her konuda olduğu gibi iskemlelerin hareketinde de belirleyici olan yağmurdur.


 

Akşam oturmalarında uyku tatlı gelir. Kimi sohbet ederken, kimisi de kısa şekerlemeler yapar.


 

Konağın önündeki bahçe yani ezavar. Şimdilerde bir miktar çay ekili olsa da, güçlü toprağı ve mısırı ile ünlüymüş bu bahçe. Öyle ki, bu topraklarda her babayiğit çift süremez, her boğa karasabana koşulamaz, her karasaban da bu toprağa dayanamazmış.


 

Konağın 51 numaralı kapısının yakında kapanacak olmasının kaygısı.

 

Aynı kaygı papatyada da…Gelecek / gelmeyecek (-ler)…

 


Bir zamanlar yirmi beşi aşkın nüfusu olan ondört odalı Arifoğlu Konağının son sahipleri de kış gelince köyü terk edip, şehirlerde yaşayan çocuklarının yanına gittiler. Konak şimdilerde sessiz ve kapalı. Diğerleri gibi…

 

 

Figen AYDOĞDU




Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 21 yorum, 1-21 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
çok hüzünlü çok güzel
ender efe acar eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 08:57
Güzel başarılı bir çalışma eline sağlık herşey gönlünce olsun.
Cemil Güven eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 09:51
Figen merhaba.....
çok güzel bir çalışma yapmışsın...hatıralarımı tekrar yaşattın....
bu konakta doğmuş bir arifoğlu ferdi olarak çok memnun oldum...
tek isteğim idris efendinin temennisi gibi konagın daima şen olması....
teşekkürler...esenlikler...selamlar..
mustafa aydogan eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 10:42
Fotograflar da, anlatım da çok güzel. Teşekkürler Figen.
Zafer Öztürk eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 11:00
Figen hanım Çamlıhemşinli olarak yazınızı ve fotoğraflarınızı çok beğendim. O yörenin havasını kültürünü soludum 5 dakika da olsa.

Emeğinize sağlık. Bu güzel anıları paylaştığınız için teşekkürler...
Özgür ALTAY eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 13:04
Hikayesi olan etkileyici kareler...

Tebrik ederim Figen hanım.

Cortez-Gökhan Mustafaoğlu
Gökhan Mustafaoğlu eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 15:40
Ellerine sağlık, hepsi de çok güzeller, bir o kadar da hüzünlüler.
Böylşe öyküler ve fotoğraflar beni hep üzer.
O kapanan, yıkılmaya terkedilen evlere çok ama çok üzülürüm
kendi kültürümüzün ellerimizle yok edilişine...
Fotoğraflar da olmasa nereden bileceğiz geçmişimizi ben artık bilmiyorum.
Tekrar ellerine, gönlüne sağlık....
Selamlar...
Nur Sevilay NAR eklemiş - adds | 06 Mart 2009 Saat - Time 15:54
Merhabalar,
Yazınız beni de etkiledi;çünkü ben o yörede üç yıl kadar bulunmuştum.
O insanların ruh hallerini,gerek fotoğraflarla gerek alt yazılarla çok iyi yansıtabilmişsiniz.Öyleki,ben de onlarla aynı ruh haline kapıldım bir süre.Son fotoğrafınızı da çok beğendim! (papatya)
Saygılar...
B. DEMİR eklemiş - adds | 07 Mart 2009 Saat - Time 00:52
fotograflar ve acıklamalar cok etkileyci olmuş
tebrik ederim
selamlar
seher başoğul eklemiş - adds | 09 Mart 2009 Saat - Time 16:39
merhaba figen abla
bazı özel nedenlerden dolayı biraz geç okuyorum yazınızı.çok çok güzel anlatmışsınız bence kanayan bir yara olan göçü.bu mükemmel coğrafyanın hele de şimdi bütün imkanlar varken yeniden eski günlerine dönmesini umut ediyorum.bizim mahallemizi ve insanlarımızı tanıtması açısından farklı bir albenisi var yazının ve fotoğrafların.özellikle dedemi henüz iyi günlerindeyken görmek beni biraz duygulandırdı.
ne diyeceğimi bilmiyorum çok güzel olmuş emeğine sağlık
selamlar
bahar danışoğlu eklemiş - adds | 11 Mart 2009 Saat - Time 20:28
Etkileyici güzel bir çalışma. Eline, emeğine sağlık. Tebrikler. Başka güzel çalışmalarda da yorumlarını görebilmek dileğiyle. Sevgilerimle
Neslihan
Neslihan Şendur eklemiş - adds | 15 Mart 2009 Saat - Time 18:53
Sevgili Figen Abla...beLKi bilmeyenler ve orada yaşamayanlar için çok şey ifade etmeyen bu fotoğraflı öykün beni ağlattı.İçinde yılların yaşanmışlığının yanı sıra misafir odasında günün yorgunluğunu atan Rahmetli dedemi de görünce gözyaşlarıma hakim olamadım bile...İyiki bu güzel karelerle buluşturdun bizi.eline emeğine sağlık
Gül Danışoğlu eklemiş - adds | 15 Mart 2009 Saat - Time 21:33
Figen hanım, emek vererek güzel bir çalışmaya imza atmişsiniz
belgesel çalışmalarınızın devamı dileklerimle selam ve sevgiler...
Adem Sönmez eklemiş - adds | 17 Mart 2009 Saat - Time 11:30
Hepinize teşekkürler. Bu arada son karedeki papatyanın güçlü yapraklarından biri daha dökülerek gelmeyecekler hanesine yazıldı. Fotoğrafların çekiminden kısa bir süre sonra Yunus Amca ile yani Bahar ve Gül'ün dedeleriyle vedalaştık. Bu mükemmel coğrafyanın ve zengin kültürün son ve unutulmaz temsilcilerindendi o. Anısı ışık saçsın...
figen aydoğdu eklemiş - adds | 18 Mart 2009 Saat - Time 15:10
tebrikler sevgili arkadaşım...
fahrettin sankaynagi eklemiş - adds | 22 Mart 2009 Saat - Time 21:25
Merhaba Figen hanım,
Çok anlamlı bir çalışma yapmışsınız ve iyiki de yapmışsınız,belgesel değeri olduğu kadar fotoğrafik olarak da çok başarılı çalışmalar.Yakın zamanda rahmete giden Yunus dedeyi görmek de ayrı bir duygulandırdı,Allah rahmet eylesin.
Yüreğinize ve elinize sağlık,selamlar...
a.fatih sönmez eklemiş - adds | 28 Mart 2009 Saat - Time 00:57
fotoğraflardan ve duygusal yazınızdan etkilenmemek elde değil
Etkileyici güzel bir çalışma, tebrik ederim
Zeynep Baskurt eklemiş - adds | 31 Mart 2009 Saat - Time 12:31
çalışma belgesel tadında tebrik ediyorum...
zeki ulusoy eklemiş - adds | 31 Mart 2009 Saat - Time 19:09
Hazin bir öykü...
Ama gerçek bir öykü...
Hepimiz böyle bir öykünün kahramanı olmadık mı?..
Kaçımız vedalaştık çomak atımızla, tel arabamızla, bez bebeğimizle..
Kandırdık hepimiz geride kalanları..
Hangimiz diyebildi kalanlara kapıdan en son çıkarken "bir daha dönmeyeceğim" diye..
Bahçedeki dalına urgan asarak salıncak yaptığımız kiraz ağacı, ikide bir çalmadan girdiğimiz komşu kapısı...Ve..Ve hangimizin yoktur ki bir papatyası..
Bizi beklerken göçecekler bu dünyadan,bizlerle birlikte..

Fotoğrafları olmasa bile yazısıyla çok güzel bir öykü..
Yazıları olmasa bile çok şey anlatan, çok güzel fotoğraflar..

Gönlüne sağlık..
Emeğine de...
rasitsel eklemiş - adds | 03 Nisan 2009 Saat - Time 00:55
Arifoğlu Konağı'nın yaşayan değerlerinden birinin torunu ve pek çok anıyı birinci ağızdan dinleyen biri olarak zihnimdeki hikayeleri somutlaştırdım bu çalışmayla yengeciğim. Özlediğim, çocukluk hatıralarımda sakladığım dedemin, arkadaşı Yunus dedeyi, yorgun ellerin sevgisiyle yapılmış ve tadı hala damağımda olan meşhur helvanın ustası Meral anneyi, tanıdığım günden beri gözlerindeki hüznü hep canlı tutan Güzide teyzeyi ve ey koca çınar dedirten Hüseyin dedeyi yeniden görmek, anneannemin gelin gittiği, canım annemin, hasret kaldığım teyzemin, varlıklarıyla övündüğüm sevgili dayılarımın doğdukları yaşlı konağı böyle bir kompozisyonda görmek beni çok mutlu etti ki kim bilir annemi ne hale getirecek:) Emeğine, yüreğine sağlık bir başka değerli..
Sezen Salcan eklemiş - adds | 03 Nisan 2009 Saat - Time 22:03
Figen hanım, paylaşımınız çok heyecan verici. Fotoğrafların altına yazdığınız yazılar da en az onlar kadar etkileyici. Sizinle 'ikinci kez tanışmaktan' çok memnunum. Çalışmalarınızı beğeniyle takip edeceğim. Ayrıca Fotoritimi de sayenizde öğrenmiş oldum. Sağolun.
Deniz Yeşil eklemiş - adds | 02 Temmuz 2009 Saat - Time 13:28
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim e-Panel "Fotoğraf Eleştirmenliği"


 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

 DEVAM EDEN ONAYLI YARIŞMALAR 

 

 


M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.