Arşivimizden  - From Our Archives

 

Haluk Uygur

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Foto-Öykü : Boş Tezgah

Ne günlerdi...

 

Raşit usta, eskinin bu çarşıda var olan  kalay çalışanlarının ve işlenen bakırın sesini uzaklardan duyar gibi dışarı özlemle bakıyordu. Gözleri, yüreği hep eski dostlarını, müşterilerini, o kulak çınlatan sesi arıyordu. Dile kolay bir ömür, bir hikayeydi ardında bıraktığı.

 

Zamanın, hayatı ötelemesiyle artık selam verecek insanın dahi sayılı geçtiği bu sokakta hep eski günlere özlem vardı. Hem de her şeyiyle.

 

Derin hatıraların, yürek burukluğuyla canlandığı geçmişe özlemle bakarak, anları ve anıları bir anda gözlerinin önünden geçiverdi.

 

O zamanlar okula gitmek kasabaya uzak yerlerde pek bilinmez, kısa yoldan ya baba işi yapılır ya da geleceği olan bir meslek dalına çıraklığa verilir, alaydan yetişir giderdin.

 

Ustasının yanına babasıyla beraber geldiği, ekinlerin biçilip harmanın yapılıp, serinliklerin başladığı o ilk günü hatırladı. Bir sabah vakti babasının ellerinde teslim oldu dükkana. Evden de yemesi için verilen azığıyla beraber... Ama ne ustası onu aç bıraktı ne de hayatı boyunca aç kaldı. Ustasının  onu ilk günü sahiplenmesi ve ona duyduğu güven yaşamının geri kalanına bir hikaye oldu.


Ustası rahmetli , işinin ehli, karakterinin sağlam adamı, etrafının saygınlarından ve orada bu işten en çok kazananlardandı.Ustalığı nam salmış işinde bir numaraydı.


Dalınca geçmişe, yaşıyor olsa ustasının elinden öpmek geldi içinden. Çok şeyini öğrenmişti ondan. Her yaptığı işte,harekette örnek aldığı davranışlarını hatırlardı.

 

İşe başladığında, geleceğin mesleğiydi kalaycılık, bakırcılık. Tüm yemek kapları her şey bakırdı, yoktu bugünün yeni ürünleri. Aldın mı malzemeyi yılda en az bir defa kalaylatacaktın. Her ev sana bir şekilde bağlıydı. Artık kil kapların, güveçlerin yeri teker teker kayboluyordu.

 

Biraz bıyık altından güldü; şu anki halini, kalaycılık başladığında tezgahları boşalan güveç ustalarını, yaşadıkları zorlukları ve bırakmak zorunda kaldıkları işlerini, boş tezgahlarını anımsadı. İç geçirircesine düşündü. Kader dedi…

 

Bir an aklına torunları geldi. Yaşama sevinçleriydi Raşit ustanın... Tebessümü, iç mutluluğu parladı, yanaklarını koparası geldiği torunlarını gözlerinin önünde canlandırdı.

 

Evini almış, işlerini düzenlemiş, borçlarını ödemiş çocuklarını evlendirmiş, şehrin dışındaki bağında geri kalan zamanını geçirecek bağ evini yapmış idare ediyordu. İçinden daha ne isteyeyim ki der gibi oldu.

 

Ustasının dediği ilk söz kulaklarından ömür boyu hiç çıkmayacaktı. ‘Dürüst ol.’ Hep de öyle oldu… Zaten ailesinden aldığı terbiye de buydu. Hiç taviz vermedi. En büyük sermayesi hep dürüstlük oldu...

 

Yılları, geçmiş emekleri canlandı gözlerinde. İş yetiştiremez, eleman yetmezdi ustasının yanında. İyi de harçlık alırdı. İşi de en ince ayrıntısına kadar öğrenmişti.

 

Vakti zamanı geldi.

Öptü ustasının elini.

Ağlayarak ayrıldılar.


Bakırcılar çarşısında onlarca bakırcı, kalaycının yanında dükkanını açıverdi. Ustası dahi hep iş gönderdi. İşleri iyiydi ve de kazanıyordu.

 

Yürek parçalayacak şekilde gözleri doldu.


İlk işini uğur getirsin diye anası getirmişti evladına. Koynundan çıkardı uğur parası diye oğluna ilk parasını verdi. Hala sakladığı o parayı hiç unutmadı ve yanından da hiç ayırmadı. İlk müşterisinden aldığı alnının teri ilk kazancını anasına verip ölünceye kadar anasının, göğsünün üzerindeki cüzdanından çıkarmadığı gibi.

 

Hatırladı o işleri. İşler yoğun, kazanç yerindeydi. İşin biteceği de yoktu. Herkes sırada, işler yetişmez haldeydi. Kendi çırakları vardı. Onları yetiştirdi, onları da iş, ekmek sahibi yaptı. Kalaycılar çarşısında, arkadaşlarıyla beraber bir ahenkte, caddede bakır sesleri yükselerek, yankıları muhabbet seslerine katılarak işlerine devam ediyorlardı.


Kazandı. Evini aldı, birikimini yaptı.


Zamanı geldi çırakları ayrıldı. Hepsi yeni işlerini kurdu. Onlarla hep gurur duydu.

 

Yıllar hızla ve acımasızca geçip gitti. Yıllar yılları kovaladı.


Zaman acımasız hızında yeni gelişmeleri, yenilikleri getirmeye başladı. Bakır kapların yerini yenileri alır oldu.

 

Tekrar daldı geçmiş günlere. Acaba yeni atılım yapıp başka bir işe yönelmeli miydi? Sorgulama yapacak cesareti yoktu. Keza aylarca eski günlerin hızı gelir diye de bekledi.

 

Kimseyi kırmadı. Alacaklar gelmez, müşteriler azalır oldu. Zaten hiç kimsenin de cebinde para kalmaz, çark dönmez olmaya başlamıştı...


İşler azalmış, bu da yetmiyormuş gibi kalay işi giderek azalmaya başlamış, üstüne üstelikte yaş ilerlemiş eli kolu bağlanmıştı Raşit  ustanın.


Çarşıdaki o sesler artık duyulmaz, birer birer dükkanlar kapanır olmuştu. Üzülerek zamana yenilip gizlice göz yaşı dökerek çıraklarını işten çıkarmaya, işi küçültmeye yönelmişti... Zamana yenilmeye başlamış, zorla ayakta durmaya çalışıyordu. Dükkanını kapatan dostlarıyla, ayrılanlarla sarılarak ağlaşarak uğurlaştılar.


Her yerde yeni işler, başka işyerleri, yeni teknolojiler türedi. Uzak kaldı Raşit usta bütün bu gelişmelerden... Ne alınan malın fiyatı ödenebildi, ne de geriye, o eski anlara dönülebildi.

 

Raşit usta iki kolunu bağladı.

 

Dışarı, o eski canlılığından eser kalmayan caddeden yansıyan ışığa, dışarıya baktı. Geçmiş anılarına daldı gitti.


Onuruyla yaşadığı dürüstlüğü ile yaptığı işin artık son demleri bile geçmişti.
Işık tezgaha bile yansımıyordu. Bomboş tezgah oracıkta umut yüküyle bekliyordu. Düşündü; “Şükürler olsun kazandık” dedi içinden. ”Evi aldık, çocukları evlendirdik, kafamı dinleyeceğim bağ evini yaptık, kazandık, kazandırdık” diye söylendi.


Bomboş tezgaha baktı.


Anılarını, kazançlarını, geçmişini, özlemini, dostlarını, çıraklarını, sesleri, gülücükleri, teleşlarını, alın terlerini, kahkahaların çınlayan havasını bir an o tezgahın üstünde gördü…



Şerefiyle, onuruyla yaşadığı geçmişi, alnının terini, umutlarını, yaşanmışlıklarını, dostlarını, sevinçlerini, hüzünlerini gördü; GERİDE KALAN O BOŞ TEZGAHTA ...

 
Ergün KARADAĞ 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Selam Ergün Bey,
çok güzel bir foto-öykü olmuş gerçekten etkileyici daha doğrusu etkilenmemek elde değil. Ayrıca acımıdır tatlımıdır bilemem ama gerçeği yansıtıyor. Şimdiki dijital - analog tartışmaları gibi.. Tebrikler.. Paylaşım için teşekkürler.
Hasan Burak DURMUŞ eklemiş - adds | 09 Ocak 2008 Saat - Time 12:52
Her zaman olduğu gibi yine en güzelini yazmışın ve çekmişsin.Foto öykü boş tezgah yazısını görünce bu kesin Ergün Abi'nin foto öyküsüdür diye düşündüm ve yanılmadım.tebrikler
NURHAN ATAK DEMİRAL eklemiş - adds | 31 Ocak 2008 Saat - Time 22:15
çok iyi ya ben bir antepli olarak bu tarz şeyleri çok destekliyorum
hilal özdemir eklemiş - adds | 09 Mart 2008 Saat - Time 19:05
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.