Arşivimizden  - From Our Archives

 

Claudio Cambon

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > HAZİRAN 2007 SAYISI > Fotoğraf Sohbetleri : Serdar Akyay
Fotoğraf Sohbetleri : Serdar Akyay

Kısaca sizi tanımak isteriz.

 

56 İstanbul doğumluyum. Orman mühendisiyim (İ.Ü.). Ama mesleğimi çok kısa süre yaptım. Aldığım bursun karşılığı olarak 3 yıllık hizmet sürem bitince istifa ettim. Uzun yıllar gıda sektöründe satış ve pazarlama departmanlarında çalıştıktan sonra ticarete atıldım. 2000 yılında emekli oldum. 2005’ te de ticareti bıraktım. Şimdi yılın büyük kısmını  köyde Robinson’ culuk oynayarak geçiriyorum. Evliyim.


Fotoğraf : Ali Emre ÇETİNER

Fotoğraf ile serüveninizden bahsedebilir misiniz? 

Sünnetimde hediye geldi ilk makinem, Lübitel II marka. Yani anlayacağınız epey bir süre oldu. Ne bulursam çekmeğe başladım. Dönem dönem aralar girdi. Kopuklara rağmen çekmekten vazgeçmedim. Üniversitede ilgi biraz daha fazla ve daha bilinçli olarak artmaya başladı. Boş zamanlarımda özellikle İstanbul’ un çeşitli yerlerinde fotoğraflar çekmeye başladım. Makinem beni kesmemeye başlayınca babamın makinesine terfi ettim. 1946 model Kodak Retinette yarım körük bir makine. Ancak pahalı bir uğraş olduğundan harçlıklarım bunu karşılamaya yetmiyordu. Bunun üzerine evimizde kendi karanlık odamı kurdum; Krokus marka Polonya malı agrandizör ile. Böylelikle maliyetleri düşürdüm, aynı zamanda fakültenin ve mahallenin fotoğrafçısı olarak para da kazanmaya başladım.

O tarihlerde fotoğraf ile ilgili basılı eğitim kitapları vs çok az olduğundan ve ben her zaman olduğu gibi çok meşhur olan İFSAK’ a gitmeye korktuğumdan (büyük ustalar bizi rencide ederler mi diye) bütün gelişimim deneme yanılma yolu ile oldu diyebilirim. Sirkeci’ de merdiven altında tuhaf işlerle ilgilenmiş, adını maalesef şimdi anımsayamadığım yaşlı bir amcanın bana verdiği akıllarla ve bir katalog ile banyonun kimyasını öğrenip kendi kimyasallarımı hazırlamaya da başladım. Babamın tabii bu konudaki katkıları yadsınamaz. Zamanla basılı yayınların da artmasıyla okuma kısmı da gelişmeye başladı. Bu şekilde uzun yıllar ticaret, çalışma hayatı arasında fotoğraf ile dalgalı bir ilişkimiz oldu.


1995 yılında İzmit’ e taşındık. 1996 yılında KASK’ a (Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği) üye oldum. 1998 yılında yönetimine girdim. O tarihten beri de derneğin bütün faaliyetlerinde bulundum. Bir dönem Kocaeli Üniversitesi’ nde, sürekli olarak da KASK’ ın eğitim kurslarında eğitmen olarak yer aldım, almaktayım. TFSF’ nin Yarışmalar Birimi Sorumlusu olarak görevim var. Bütün bunlardan arta kalan zamanlarımda da fotoğraf çekmeye devam ediyorum. Bir çok yarışmaya katıldım, ödüller aldım. Ama beni bütün bunlar içinde en fazla onore eden bir Saydam Bienali’ nde ilk yirmiye kalarak
Türk Milli Takımı’ nda yer almamdır. Bir çok sergi ve gösterilerim oldu. Ağırlıklı çalışmalarım saydam üzerinedir. Ama dijitali de yadsımıyorum, şu anki çalışmalarım ağırlıklı dijitaldir.


 

Peki neden fotoğraf çekiyorsunuz? Oldukça uzun bir yol sizinki. Neden bu kadar şeye katlandınız-katlanıyorsunuz?

 

Öncelikle babamın yönlendirmesi çok önemli. Çünkü babamın bu konuya yakınlığı benim doğal olarak yakın olmama neden oldu. Sonrasında ise bir bakış açısı olmaya başladı. Aralar olsa da yaşamımda oldu hep. Ama tam bir neden arıyorsak eğer bu kendimi mutlu etmektir. Her insan mutlu olmak ister.


 

Çalışmayı sevdiğiniz konular nelerdir?

 

En zor soru bu işte! Türk fotoğrafçılığı henüz branşlara ayrılmış değil tam olarak. Bunun yansımaları herkeste olduğu gibi bende de görülmekte. Ne hoşumuza gitmişse, neyi güzel görmüşsek fotoğraf üretmek temel oluyor. Fotoğraf anlamında her konuyu bilmek zorunda olduğu bir jenerasyonu temsil ediyoruz. “Şunu bilmiyorum” ya da “o baskıyı yapamam” diyemez bizim kuşak. Usta-çırak ilişkisinin yaşandığı her ortam gibi fotoğrafta da bizim zamanımızın seçenekleri bunlardı. Bununla birlikte grafik ağırlıklı görüntüler ve portreler genelde hep ilgimi çekmiştir.

 


 

Proje çalışmak konusunda fikriniz nedir? Fotoğrafçının gelişiminde sizce etkinliği nedir?

 

Dijitalin, teknolojinin fotoğraf dünyasına girmesiyle hem iyi hem de kötü şeyler ortaya çıktı. Kötüdeki kastım kalitesiz üretimlerin artmasıdır. Bunu bir kenara koyacak olursak kendisinden haberdar olunmayan bir çok iyi gözün farkındalığı arttı. Bu da kaliteli ürünlerin de arttığını gösteriyor bizlere. Benzer karelerin üretimi arttı. Bu bir kirliliği göstermekle birlikte tekniğin gelişimi ve yaygınlaşması anlamında yararlı da oldu. İnsanlar kendilerinin de güzel fotoğraflar çekebileceklerini gördüler. Ancak bu noktada farklılığı proje ya da konu çalışmak yaratmaya başlayacaktır kanısındayım. Bu da Türk fotoğrafının ve fotoğrafçısının tarzını ortaya koyacaktır. Geçiş sürecinde olduğumuzu düşünüyorum. Ama işin o noktaya gittiğini sanıyorum. Bu gelişimden kaçınmak imkansızdır. Nasıl ki dijital teknolojiden kaçınamadıysak bu konudan da kaçınmamız imkansız.


Yine klasik anlamda çalışmalar yapacağız ancak uzun süreli projeler de günlük yaşantımızın bir parçası olacak. Yaratıcılığımızın gelişmesinin de sadece bir yolu olacak bu. Karanlık oda döneminin üstadları, ağabeyleri, hocaları gençleri çevresine almalı, yön vermeli, ivme kazandırmalı ve bu tarz yaratıcı proje çalışmalarında önderlik etmeliler. Ki eski bilgilerin ışığında yeni oluşumlar daha rahat ortaya çıkabilsin.


Ama her şeye rağmen doğru fotoğrafı üretebilen insanların yetişmesini sağlamak ve bu çalışmalarda yer vermek ve sınıfı belirlemek gerekmektedir.  Farklı bakışların ortaya çıkmasını desteklememiz gerekiyor. Yalnız bu bakışın da “ben yaptım oldu” mantığında olmaması gerekiyor. Bunun için sürekli okumalı, zaman ayırmalı ve biraz eski model bir söylem olacak ama edepli davranılması da gerekli. Yani işin sosyal boyutunu atlamamız, fotoğraf camiasının aynı dili konuşan bir aile olduğunu unutmamız mümkün olmamalıdır.

 

 

Sanırım bu konu ile ilgili sizinle uzun laflamalarımız olacak. Bu konuyu yakın bir zamanda söyleşi olarak derinleştirmek isterim.

Tabii ki. Zevk alırım.


 

Fotoğraf paylaşımı konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

 

Ben fotoğraf paylaşımı dendiğinde işin eğitim kısmını algılarım. Meraklı, ilgili, bu konuda ivme kazanmak isteyen kişiler ile bilgilerimi paylaşmak benim için önde gelir. Bu konuda bıkmadan usanmadan bildiklerimi anlatırım. Çekilen fotoğrafın paylaşımı ya da üretilmiş fotoğrafların paylaşımını ise eğitimler sonrasında bilgi paylaşımı olarak görürüm. Sanal ortamda pek çok paylaşım siteleri mevcut. Bu sitelerin bilgi paylaşımı gibi bazı fonksiyonları var. Ancak bu noktada kendine has bir tarz oluşturmak gibi bir düşüncesi olan birinin kopyalanması ve hem kopyalayana hem de kopyalanana bu anlamda olumsuz bir ortam doğmuş gibi geliyor bana. Bu sözlerimin yanlış anlaşılmasını istemem. Bilgiyi, görgüyü her zaman paylaşmaktan yanayım, ancak, küçük bir nüans var kaçırılmaması gereken. Kopyalayanın kopya yapmakla bir yere gelemeyeceğini bilmesi gerekir. Bu bilinç gelişir ise, özgün çalışmaları olan kişiler daha rahat fotoğraflarını ve bilgilerini paylaşabilecektir. Bu durumda sanırım anahtar kelime “Dürüstlük” oluyor.


 

Dijitale geçiş anlamında olumlu olumsuz yaşadıklarınız hakkında neler anlatmak istersiniz?

 

Fotoğraf geçmişimin çok uzun bir kısmı saydam çekmek ile geçti. Onun verdiği alışkanlık ile dijital makineyi de saydam çekiyormuş gibi kullanmama neden oldu. Bir kareyi en fazla 3 poz ile bitirmeye zorluyorum kendimi. Genellikle bir ya da iki karede işi bitiriyorum. Yani çekmeden önce poz değeri vb konuları düşünüp deklanşöre basıyorum.


Sonuçları çabuk almak özellikle köydeki yaşamımda hoşuma gidiyor. Ancak aydınlık oda çalışmalarına uyum sağlamış değilim hala. Pek çok fotoğraf işleme programını kullanamıyorum. Ancak agrandizör başında yapabildiklerimi öğrendim. Sanırım öğrenmenin yaşı yok. Fotoğrafın özünü bozmadan çalışmalar yapmaya özen gösteriyorum.


 

Kullandığınız ekipman hakkında bilgi verir misiniz?

 

Canon T90 body – iki adet, Canon 200 mm f:4, Canon 50 mm f:1.8, Canon 20 mm f: 2.8, Canon 135 mm f:2.8, Canon 300 mm f:4, Canon 50 mm f:3.5 macro, 2x Canon extender, Nikon D200 body, Sigma 18-200 f: 3.5 -6.3, bunların yanında bir sürü ıvır zıvır.


 

Fotoğraf anlamında planlarınız nelerdir?

 

Retrospektif bir sergi açmayı ve bir hikayenin fotoğraflama çalışmasını yapmayı istiyorum.


 

Çok teşekkürler zaman ayırdığınız, düşünce ve çalışmalarınızı paylaştığınız için.

 

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Serdar umarım senin bilgini ve değerini anlayacak bir sponsor bulursun ve o güzel karelerini duvarda izleme keyif ve mutluluğunu yakalarız.
İbrahim Kurulay eklemiş - adds | 07 Haziran 2007 Saat - Time 15:01
resimler çok güzel ve çok manalı çok hoşlar ben ugraşıyorum resimlerle ama yanlız kendim ceker kendi yorumlarımı yazar ve saklarım
ibrahim eklemiş - adds | 11 Kasım 2007 Saat - Time 14:51
Serdar bey resimleriniz harika.Başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim.
Hasan Şeref İlhan eklemiş - adds | 03 Nisan 2008 Saat - Time 01:28
Hoş sohbetinizi keyifle okudum. tebrikler..
Ümit ÖZGÜR eklemiş - adds | 03 Nisan 2008 Saat - Time 11:42
sen her zaman farklıydın
.gene öylesin
başarılarının devamı olmalı ve olacak.
K.Başak Balkan eklemiş - adds | 05 Mayıs 2008 Saat - Time 22:50
keyifle okudum :) Selamlar, saygılar hocam...
Serdal GÜZEL eklemiş - adds | 17 Eylül 2008 Saat - Time 17:47
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.
Onay Kodu - Security Code

Ara - Search

  

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.