Arşivimizden  - From Our Archives

 

Faruk Akbaş

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > EKİM 2007 SAYISI > Frederic Pascual : Dhobighat
Frederic Pascual : Dhobighat

1964 yılında Fransa’nın Akdeniz kıyısında olan Hyeres’de, İspanya’dan göç etmiş bir ailede doğdum. Hyeres, 1932 yılında HCB’in merdivenin üstünden bisikletçinin fotoğrafını aldığı şehirdir. Benim büyükbabam, İspanyol iç savaşının siyasi bir mültecisiydi. Benim büyüdüğüm ve görüntülerle aklımı beslemeğe başladığım, köylü ve çalışan orta sınıf ailededir ve kendimi ifade etmek için bir yol bulmayı denemeye başladım. Çünkü ben “ İspanyol bir yabancıydım”.

 

Gençken atletizm yapmaya başladım. Kimlik, şöhret ve küçük şan ve şeref aramak için Fransa’nın şampiyonu oldum. Fakat sonra onun, benim mesleğim olmadığını hissettim. Dolayısıyla  yeniden aradım ve tekrar çalışmaya başladım. 17 yaşındaydım.  Bir Contax 139 Q buldum, fakat çok kısa sürede kamera dolapta kalmaya başladı. Üniversiteye geri döndüm ve 5 yıl sonra mikroelektronik’i mühendis diploması ile bitirdim. 8 yıl yaşadığım Paris’te çalışmaya başladım. Sonra  tekrar okumaya başladım, işletme mastırı ve sonra bağımsız danışman olarak çalıştım.


Frederic Pascual

 

Sonunda ben, sanatsal olarak kendimi ifade etmeye ihtiyaç duyduğumu fark ettim. Çok ilgim olmadığı halde bazı masaları çekmeye başladım.2000 yılında İspanya Barselona’ya taşındım. 2001 yılında Fransız gazetesi Liberaton’da, adı Lomo olan  kamera ile ilgili bir makale okudum.Onu denedim, bir çeşit sihirdi ve belki benim neye ihtiyaç duyduğumdu. 2003 yılında bir iş için Taiwan’da yaşadım. Kendimi çok yalnız hissettim ve Lomo’m tek arkadaşım oldu. Ben takıntılı oldum, sürekli onu düşünüyordum.

 

Internet yoluyla yayılan fotoğrafları keşfetmeye başladığım zaman dijital kamera aldım Sony V1. Birkaç yüklemeden sonra, yahoo üzerinde bulunan bir İspanyol fotoğrafçı  grubuna katılmak için davet edildim ve bu grup ile öğrenmeye başladım. Luis’in bütün iyi tavsiyeleri ile Barselona’ya geri döndüğüm zaman, Contax’ımı sattım ve 35mm ve sonra 21 mm . Lecia satın aldım. Bundan sonraki hikayemi fotoğraflarımdan biliyorsunuz.

 

Yaşam gerçekten değişmedi burada, İspanya'da, ben “Fransız adamım”. Fotoğrafçı, kameranın arkasında olan adamdır,  asla sahnede olmayan biri, birinin, asla herhangi bir yer olmadığını doğrulamanın bir biçimidir.Hala Barselona’dayım, hala mühendis olarak çalışıyorum, hobi olarak Lecia MP ve Trix kullanıyorum.  Rüyam? Büyüdüğümde fotoğrafçı olmak……………….

Frederic PASCUAL

...


I was born in 1964, in Hyeres on the French Mediterranean coast, from a Spanish emigrated family. Hyeres is the city where HCB took this photograph of the cyclist from the top of stairs, in 1932. My grandfather was a political refugee of the Spanish Civil War. It is in this peasant and working medium family that I grew up and started to feed my mind with images and I began to try to find a way to express myself because I was "The Spanish, the foreigner".

 

As a teenager, I begun to do athletics. I became champion of France, searching for an identity, records, and small glories. But then I felt that was not my vocation. So I searched again and begun to study. I was 17 yo.

 

I found a Contax 139Q, but very soon the camera remained in the cupboard. I went back to university and finished 5 years later with an Engineer diploma in microelectronics. I started to work in Paris, where I lived 8 years. Then started to study again, a MBA, and then to work as an independent consultant.

 

Then, I was realizing that I finally needed to express myself artistically. I begun to draw, some tables without much interest.

 

In 2000, I moved to Spain, in Barcelona.

 

In 2001 I read in the French newspaper Liberation, an article about a camera called Lomo.

 

I tried it, it was kind of magic, and that was maybe what I needed.

 

In 2003, I lived in Taiwan for a job. I felt very lonely and my Lomo became my only companion. I became obsessed, I was all the time thinking about it.

 

I bought a digital camera, Sony V1, when I discovered the photographs that were being diffused through Internet. After a few uploads I was invited to join a Spanish group of photographers on yahoo. With this group, I started to learn.

 

When I went back to Barcelona with all the good advises of Luis, I sold all my Contax and bought a Leica, a 35mm and then a 21mm. From here on, you know my story through my pictures.

 

Life did not really change, here in Spain, I am the French guy. The photographer, he is that guy who is behind the Camera, the one who is never on the scene, a manner of confirming that one is never anywhere.

 

Still in Barcelona, still working as engineer, using Leica MP and TriX as an hobby.


My dream? Become a Photographer when I grow up....


Frederic PASCUAL


DHOBIGHAT

Mumbai, Mahalaxami köprüsünden biri göründüğü zaman, Dhobighat’ı görür. Gözlerimiz bütün renkli giysileri ve siyah büyük taşları görür. Hemen hemen 10.000 insan çalışıyor burda gece ve gündüz. Onlar Dhobi sınıfının üyesidir.

(Mumbai, when one sees from Mahalaxami Bridge, one sees Dhobighat. Our eyes see all colorful clothes and big black stones.

Almost 10 000 people work here night and day. They are members of the Dhobi caste.)



Biri, beş yoldan Dhobighat'a varabilir. Merdivenler Mahalaxami köprüsünden götürürler. Bu ana girişlerden biridir. Dhobighat belediye kurumuna aittir, ama Dhobideki insanlar kirayı kuruma öderler.

(One can arrives to Dhobighat from five ways. The stair case leads from the Mahalaxami Bridge. It’s one of the main entries. The Dhobighat belongs to the Municipal Corporation, but the rent is paid by the Dhobi’s to the corporation.)


Bu, tam ve gerçek bir toplumdur. Dhobi kastında doğduğunda, Dhobi olarak yaşar ve ölürsün. Bir şey yapabilen gençler herkes gibi çamaşıra adanır.

(This is a complete and real community. When you born in the Dhobi caste, you live and you dead as a Dhobi. Everybody is dedicated to the washing as young as they can do something.)


Hemen hemen herşeyi şehirdeki gibi bulabilirsin. Bu, Dhobi'nin kliniğidir. Okul görmedim. Fakat çocuk çocuktur. Burda oyun zamanıdır.

(So, you can find almost everything as in the city. This is the Dhobi’s Clinic. I didn't see school. But, a kid is a kid. There is time to play.)


Akşam 4’den sonra su hazırlanır. büyük silindirlerin, inşa edildiği büyük fırınlar vardır. Silindirlerde, kostik soda ve siyah sabun, karıştırılır, ve karışım, 4 saat boyunca kaynatılır.

(In the evening, from 4 pm, the water is prepared. There are big furnaces on which big drums are built. In the drums, caustic soda and black soap is mixed and the mixture is boiled for 4 hours.)


Giysiler  sıralanır  ve gecenin kalanı için sıcak su içinde ıslatılır. Giysiler, etiketlenmez. Dhobi’de sabah  4'de,  giysileri yıkama işine başlanır. Onlar, giysileri taşlara götürürler.

(The clothes are sorted and steeped in the hot water for the rest of the night. The clothes are not labeled. At 4 a.m, the Dhobi starts the work of washing the clothes. They will move the clothes to the stones.)


Ghat 765 siyah taştan oluşur. Her bir Dhobi sadece kendi taşında çamaşır yıkabilir. O taşı babasından miras alır ve oğluna miras bırakcaktır.

(The Ghat's consist in 765 black stones. Each Dhobi can only wash on its own stone. He inherits the stone from his father and will make heritage with his son.)


Bazı taşlar çamaşırda fırça ile iyi müzik için kullanılır

(Some stones are used to “fine tune” the washing with a brush.).


Sonra giysiler, makinelerle sıkılır. Ben, bu el makinelerinin, "Tamamen yeni" olduğunu tahmin ediyorum. Ghat İngiliz egemenliği sırasında inşa edilmiştir.

(Then the clothes are squeezed with machines. I guess these hand machines are “quite new”. Ghat was build during the English era.)


Giysiler, herhangi bir asan mandal olmadan naylon iplerinde kurutulur. Bu Dryland’dır. Diğeri ise Wetland'dır.

(The clothes are dried on nylon ropes without any hanging clips. This is the "Dryland". The other the "Wetland".)


Neredeyse kurudu. Çay zamanı.

(Almost dried. Tea time.)


Üç jenerasyon fakat aynı kader.

(Three generations, but the same destiny.)


Sonra giysiler ütülenmek ve katlanmak üzere toplanır.

(The clothes are then gathering up to be brought to the ironing and folding.)


Genellikle, kızlar ve kadınlar, kendilerini ütülenecek çamaşır ve katlamaya adar.

(Generally, the girls and woman are dedicated to the ironing and folding.)


Bir taşıyıcı, ütülenmesi için bazı giysileri henüz getirdi

(A carrier has just brought some clothes to be ironed.)


Sonra giysiler müşterilere taşınır. Gerekli hizmet sağlarlar Mumbai (Bombay)in 15 milyon vatandaşı için. Dhobi insanların çoğunun okuma yazma bilmeyen insan olduklarının gerçeğine rağmen, yüksek derecede organize olmuşlar, bilet ve bilgisayar olmadan hizmeti ertesi gün teslim ederler.

(Then the clothes are delivered to the clients. They insure an essential service to Mumbai's (Bombay’s) 15 million citizens. Despite the fact that most Dhobis are illiterate, they have a highly organized, no ticket, no computer and you will be delivered the next day.)



Çeviri (Translated by) : Ayşegül KANBAK



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Çok çalışılmış,çok emek verilmiş,kronolojik yapıda ,teknik ve estetik düzeyi yüksek bir fotoröportaj . Ancak, "siyah taş" tan, "çamaşırdan" bahsediyor iseniz o zaman ; tercihiniz "renkli film" olmalı idi diye düşünüyorum.Zira konunun dramatik bir yanı yok.S/B tercihi konuya artı bir değer katmamış.Bu küçük kaygıma karşın,yukarıda belirttiğim iyi nitelikleri nedeniyle çalışmayı başarılı buluyorum Saygılarımla Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 09 Ekim 2007 Saat - Time 11:59
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.