Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > EKİM 2008 SAYISI - OCTOBER 2008 ISSUE > Funda Gönendik : Gezi Defterimden : Bolkar Dağları Kampı ve Medetsiz Zirvesi Çıkışı
Funda Gönendik : Gezi Defterimden : Bolkar Dağları Kampı ve Medetsiz Zirvesi Çıkışı

Betül Yergin 

1989 Mayıs sonu ve burada karlar yeni yeni eriyor... İkinci defa Bolkar dağlarına gidiyorum... Bu kez Bolkarların en yüksek zirvesi Medetsiz’e tırmanacağız...

Meydan dedikleri alana kampımızı kuruyoruz... Hava açık ve oldukça rüzgârlı... Ve yeni açmış binlerce rengârenk çiçek bizi karşılıyor...  Sular her yerden kendine yol bulmuş akıyor... Gerçekten doğa müthiş...

Funda Gönendik
 

Kamp kurulduktan sonra biraz fotoğraf molası veriyoruz... İyi hoş ama gece hava ciddi soğuk olacağa benziyor... Köyden getirdiğimiz odunları dizip kamp ateşini yakmak için hazırlamaya başlıyoruz... Bu arada yemek işini de halletmemiz lazım.. Tencereler çıkıyor... Kamp ateşini yakıyoruz ve sıcacık bir çorba bizi ısıtır diye çorbamızı karıştırıyoruz...


Hakan Gönendik


Kalabalık bir grubuz… Herkes makineleri kapıp sağa sola koşturuyor... Ben şehrin keşmekeşinden kurtulmanın heyecanı ile kuş ve su seslerini dinliyorum... Makinem Nikon FM 2 üzerinde bir 28 mm var. Bir de 300’luk tele objektif...  Akşam gün batıyor ve ben yanımda getirdiğim 10- 15 adet slâyt filmin 3’ünü harcadım bile... Ah daha çok filmim olsa diye iç geçiriyorum... Daha 4 gün buradayız...

 

Gece oldukça soğuk.. Hatta neredeyse eksiye varacak kadar... Ateşin başından kalkıp çadıra gitmeye kimsenin gücü yemiyor... Ve sohbete devam... Ertesi gün nerelere gideceğimizin zamanlamasını yapıyoruz... Artık uykumuz iyice geldi... Doğru çadıra... Uyku tulumuna girip ısınmaya çalışıyorum... Doğanın sesiyle uykuya dalıyorum.


Hakan Gönendik


Sabah çok erken daha gün tam ağarmadan bir gürültü ile uyanıyorum. Dörtnala at sesleri... Hemen kendimi dışarı atıyorum... Yaklaşık 8–10 tane irili ufaklı bir sürü at... Gözlerimi ovuşturmadan makinemi kapıyorum. Hava inanılmaz soğuk… Önce çadırın önünde onları ürkütmeden izlemeye koyuluyorum... Çok güzeller... Ama hava hala tam ağarmamış... Bekliyorum... Yavaş yavaş ısınmak ve ateş yakmak için hareketleniyorum...  Ama kaçmıyorlar… Yaşasın...

 

Funda Gönendik


Çadırlara gidip hemen kalkın bunu kaçırmayın diye sesleniyorum... Bu arada çayımızı demledim... Ve onlara yaklaşmadan deklanşöre basmaya devam ediyorum... Yabaniler ve bir sürü yeni doğmuş tayları var... Kimi anasını emiyor... Kimi bebek gibi bir sağa bir sola koşturuyor... Sapsarı çiçek tarlasının içinde harikalar...

 

Betül Yergin

Betül Yergin

Kamp uyanıyor ve herkes sesiz sessiz konuşuyor... Aman ürkütmeyelim diye çaba içerisindeyiz... Kimse kahvaltı falan umursamıyor... Sadece deklanşör sesi var... Biraz daha yaklaşmayı deniyorum... Ama temkinliyim... Azıcık uzaklaşsalar gitmeyeceğim ama umursamıyorlar... Onlar kendi hallerinde otlayıp oyunlar oynuyorlar...


Funda Gönendik

Funda Gönendik

Artık hazırlanıyoruz. Bu gün yaklaşık 2- 3 saatlik yürüyüşle önce karagöle sonra çinili göle gideceğiz... İlk olarak ekip başımız malzemelerimizi kontrol ediyor ve yürüyüşe başlıyoruz...  


Funda Gönendik


Karagöle ulaşıyoruz... Çok güzel... Kenarları halen biraz buzlu... Fotoğraf çekmeye devam... Bu sefer çiçekler iyice abartmış tarla şeklinde gölün kenarında...

Bizler yani bir kaç deli karagölde yüzmeye karar veriyoruz… Artık öğle saati ve üzerimizdeki anorakları yürüyüşün de etkisiyle çıkardık... Suya önce ayaklarımı sokmayı deniyorum ama nafile dayanılmaz soğuklukta... Karar verip birden suya atlıyorum... Nefesim kesiliyor... Çok soğuk... Bir iki kulaç sonra kendimi dışarı atıyorum... Ama inanılmaz güzel bir duygu... Bir dağ gölünde yüzmek en büyük hayalimdi onu gerçekleştirmenin sevinciyle ikinci denememi de gerçekleştiriyorum... Bu sefer daha fazla yani 1 dakika kadar kalabiliyorum... su inanılmaz berrak dağların ortasında masmavi bir göl... Üzerimizi değiştirip güneşte kurumaya çalışıyorum... Ama artık hava o kadar soğuk gelmiyor... Yani her tarafımdan ateş çıkıyor... Diğer suya girmeyen arkadaşlar çığlık atıyorlar... Bakamıyorlar bile... Ben de yalvarıyorum... Bir deneyin sonrasında hiç üşümeyeceksiniz diye...

 

Funda Gönendik

Funda Gönendik
 

Bu dağ gölünde yüzme fikrini bir dağcı ağabeyimizden duymuştum... Ve çok imrenmiştim... Şimdi yaşadığı mutluluğu anlayabiliyorum... Bir de şöyle demişti hiç aklımdan çıkmıyor: ‘Dünyanın güzellikleri ya suyun altında ya da zirvelerde, Buralara gitmeyenler dünyanın güzelliklerini gördüm demesin’... Bu yüzden zor bile olsa doğayı zorlukları soğuğu sıcağı ile hissetmeyi hep yaşamak istemişimdir... Eğer üşüme pahasına o göle girmeseydim... Çok şey kaçırırdım gibi geliyor...


Kumanyalarımızı yiyip yürüyüşe devam ediyoruz... Bir tepeyi aşıyorsunuz. İnanılmaz güzellikte ikinci göl sizi karşılıyor... Üzerinde buzlar yüzüyor ve rengi daha koyu yani daha derin herhalde... Çinili göl ismini lacivert renginin üzerinde yüzen bembeyaz buz kütlelerinden alıyor her halde... İsmi bu kadar yakışan bir göl daha önce görmemiştim. Hakikaten Çinili Göl...


Hakan Gönendik

Funda Gönendik

Funda Gönendik

Funda Gönendik

 

Fotoğraf çekmek inanılmaz keyifli... Herkes birbirinden objektiflerini değiştirerek fotoğraflama halinde... Tam zamanında gelmişiz... Gün artık yavaş yavaş kararıyor. Ve karanlık olmadan kamp alanına yürüyüşe geçiyoruz... Kampta yine ateş başı sohbetler ve Akşam ve ertesi günün zirve çıkışı ile ilgili temel bilgileri alıyoruz... Uzun ve zorlu bir yürüyüş olacak... Yanımızda taşımamız gereken malzemeleri vs. hazırlayıp hemen yatıp dinleniyoruz... Saat en geç 21.00 da yatmamız ve dinlenmemiz gerekiyor... Çünkü sabah çok erken yola çıkacağız...

 

Hakan Gönendik
 

Funda Gönendik

Sabaha saat 6.30 sularında yola çıkıyoruz...  Öncelikle 9 kişi yürüyüşe başlıyoruz... Fakat İlk tepeyi tırmandıktan sonra 4 arkadaşımız yürüyemeyeceklerini düşünüp geri dönüyorlar... İsabet oluyor. Eğer daha ileri bir zamanda onları yalnız geri yollama şansımızda olamayacaktı ve ekip hep beraber geri dönmek durumunda kalabilirdik... Dağcılıkta ekip arkadaşını bırakıp gidemezsin.. Herkesin başına gelebileceklerden herkes sorumlu olur... Ayrıca ekip liderinin sözünden de çıkamazsın... Çünkü doğada faaliyet ciddi bir disiplin gerektirir ve başına buyruk hareket etmen diğer arkadaşlarının da hayatını tehlikeye sokar... Bu da ekip ruhu gerektirir... Bunun için dağcılık sporu insanı içsel olarak eğitir... Bencillik yapmamayı öğretir... Zor karşısındaki tepkilerini ölçmeyi fevri olmamayı öğretir. Aslında takım olmayı öğretir... Bu konuda bir kişinin ismini anmadan geçemeyeceğim. Bizi dağcılık sporuyla tanıştıran ve eğitimlerimizi aldığımız Mümtaz Çankaya... Onunla tanışmaktan ve onun öğrencisi olmaktan dolayı son derece şanslıyız... Kendisini bir dağ faaliyetinde Aladağlar’da çığ düşmesi sonucunda kaybettik... Bu ekipte ben ve eşim de vardık... Onu sevgi ve saygıyla anıyoruz...


Hakan Gönendik

Hakan Gönendik

 

Yol gerçekten bitmiyordu... Bir tepe bir tepe daha... Hani şu tepeyi aşınca varabilecekmişsiniz gibi görünen dağ var ya; git git bitmiyor... Fakat yükseldikçe binlerce değişik manzara... Biraz da ekipte fotoğraf çekenler olduğu için de yavaş hareket ediyoruz... 


Hakan Gönendik

Hakan Gönendik
 

Bir geçiş yeri bizi oldukça zorluyor... Geçiş biraz riskli ama çok dikkatli olarak yardımla geçiyoruz... Medetsiz zirvesi artık görünüyor ama dizlerde medet kalmadı tabii...


Saat öğleden sonra 14.00 hala zirveye varamadık...


Hakan Gönendik
 

Ekip sorumlumuz eğer bir saate kadar varamazsak zirve yapmadan geri dönmemiz gerektiğini söylüyor... Hani buraya kadar gelip geri dönmek çok acı ama dönüş yolumuzda karanlığa kalmamamız lazım diyor... Biraz daha hızlanıyoruz…


Hakan Gönendik 

Saat 15.00’de artık zirvedeyiz... 3524 metre… Çok güzel bir duygu... Hani yorgunluğunuzu düşünemiyorsunuz… Fotoğraf makineleri çalışıyor... Bunu herkese gösterelim diye... Ah dijital makineler... Olsa ya yüzlerce kare çekelim... Yok, işte film sınırlı... Yüz kere düşünüp ayarlayıp öyle basıyorsunuz deklanşöre... 


Hakan Gönendik

 

Bu arada tam zirvede öğreniyoruz ki ekip arkadaşımız Esat Yarar abimizin doğum günü... Bize zirvede söylüyor... İlk kez zirveye çıkıyor ve çok mutlu... 45. yaşını hep beraber zirvede kutluyoruz... Ne mutlu ona diyorum... Tabii bu arada zirve defterine isimlerinizi ve anılarımızı yazıyoruz... Ekip; Serdar Erol Gez, Hakan Gönendik, Esat Yarar, Ayhan Yazıcı ve Funda Gönendik... Biraz yemek molası ve dinlenmeden sonra haydi dönüş yolu...

 

Zirve ve zirve defteri, Hakan Gönendik


Hani iniş kolay diyeceksiniz ya... Hiçte öyle değil... İnişte dizleriniz çok yoruluyor... Ve hata yapmanız fazlalaşıyor... Ekip sorumlumuz Serdar Erol Gez sürekli yavaş ve dikkatli olun demekten yoruldu... Benim dizlerim çok kötü durumda... Kayaktan kalma bir incinmeden dolayı zorlayınca inişte ağrı başladı. Bir kar kulvarına geliyoruz... Yürüyemeyeceğim o kadar kötü sancım var ki... Kendime naylondan kızak yapıp emniyet ipini eşime verip kayarak iniyorum... Hani 200- 300 metre yürümemiş oldum ama daha 5-6 saatlik yol var... Çok ağır ve dikkatli yürüyorum...

 

Funda Gönendik
 

Birazda benim tempomdan dolayı geciktik… Ama artık Karagöl’e yaklaştık... Bundan sonra karanlıkta olsa işimiz kolay... Ay dolunay... fenere bile ihtiyaç yok... Yürümeye devam… Bu arada ay ışığında yürümekte çok güzel... Denemenizi tavsiye ederim...


Funda Gönendik 


Artık kamp ateşimiz göründü... Fenerlerle geldiğimizi haber veriyoruz...  Kamptakiler artık telaşlanmışlar... Sevinçle yanımıza koşuyorlar... Neyse ateş başına çöküyoruz... Ayaklarımızı çıkarıp çimlere basıp dinleniyoruz... Tabii gece inanılmaz muhabbetler... Başımızdan geçenleri ve gördüklerimizi anlatıyoruz... Uyumadan önce yaşadıklarınızı gördüklerinizi tekrar tekrar yaşıyorsunuz... İyi ki geldim diye uykuya dalıyorum...

 

Hakan Gönendik 


Yaşam o kadar kısa ki bu anlattıklarım 20 yıl öncesine dayanıyor... Sanki dün gibi bunları yazarken tekrar yaşadım... Tekrar o zirveye çıkıştaki zorluğu hissettim... O göle girdiğimdeki hislerimi yeniden yaşadım... Eğer bu anılarımı o gün yazsaydım... Kim bilir ne detaylı ne güzel hikâyeler içinde barındıracaktı... Tabii bir kısmı anılarımdan silinmiş... Ben dağcı değilim... Sadece sınırlarını biraz zorlayan bir gezginim... Gezgin olmayı hayatlarında bir yaşam biçimi olarak benimseyenler, doğada olmayı fotoğraf çekmeyi sevenler vakit kaybetmeden Anadolu’yu gezin... Hemde tüm zorluklara rağmen keyif alarak yaşayın ve gezin... Zorluklar insanın belleğinde kalmıyor... Sadece güzel hissettiğiniz şeyler ve fotoğraflarınız kalıcı oluyor...

 

 

Nasıl gidilir?


Bolkar dağlarına Darboğaz köyünden Meydan denilen alana ulaşıyorsunuz... Meydan denilen alan Bolkar Dağlarını görmek isteyenlerin ilk ulaşacakları noktadır...

 

Bolkar dağları 3000 metrenin üzerinde zirvelerden oluşan bir dağ silsilesidir... Medetsiz, 3.524 metre ile aralarında en yüksek olanıdır.

 

2650 metre yükseklikteki ilk buzul gölünün adı Karagöldür... Batıya doğru yarım saatlik bir yürüyüşle müthiş güzellikte Çinili Göle gelirsiniz...

 

3266 metre yükseklikte ise Karatepe’ye vardığınızda ise Bolkar dağlarının panoraması harika görünür...

 

Bolkar Dağları Anadolu’nun çiçekleri, buzul gölleri, yüksek zirveleri ile eşsiz güzellikte sıradağlarındandır. Mayıs- Haziran ayları fotoğraf için idealdir...

 

Konaklama konusunda eğer ekipmanınız yoksa günü birlik bile Karagöl’e ve Çinili Göl’e gidilebilir…

 

Konaklama

 

1988 yıllarında sadece çadırla kalma imkânı vardı. Fakat daha sonraki yıllarda oraya 4 katlı bir otel inşaatı gerçekleştirildi. Yapımı halen sürmekteymiş... Ne yazık ki bu güzel doğal ortama yakışmayan bir tarzda olması tabii çok üzücü... Keşke konaklama imkânı sadece çadırla ya da ahşap bungalov türü evlerle sağlanabilse… Çok çabuk bozulmaya elverişli bu güzel Meydan bölgesinin korunması yönünde elimizden gelen çabayı göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yapılaşmaya izin verilmemesi gerekir. Son yıllarda atlar sadece Karagöle iniyor... İşte yapılaşma bunlara neden oldu.


Doğal yaşamı etkilemesi tüm doğaya çıkanları üzüyor…

 

Lokanta bu bölgede yok... Yiyeceklerinizi, ekmeğinizi ve yakacak odununuzu Darboğaz köyünden temin edebilirsiniz... Yani kendir pişir kendin ye…

 

Yazı: Funda GÖNENDİK

Fotoğraflar: Funda GÖNENDİK – Hakan GÖNENDİK – Betül YERGİN

 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

İçimizden Biri : Funda Gönendik
DASK DOGAY : Bolu'dan Hemşin'e 11 Yıl
Dask Dogay : Mersin, Mut


 
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
tek kelimeyle harika bir sunum ve faaliyet,kıskanmadım desem yalan olur
adnan sarı eklemiş - adds | 04 Ekim 2008 Saat - Time 12:37
Funda hanım özellikle at fotoğraflarını çok beğendim...

çok güzel bir sunum,

sizi tanıdığım için çok şanslıyım...

Ankara'da görüşmek üzere

saygılar
Tuna Akçay eklemiş - adds | 04 Ekim 2008 Saat - Time 14:47
Fundacim ellerine sağlık tabi betülcüğümüz atları gene fark atmış.. başka gezilerinide bizlerle paylaşman dileği ile
Yüksel Coşkun eklemiş - adds | 20 Ekim 2008 Saat - Time 10:38
Funda eline sağlık,

çok güzel olmuş. Diğerlerini de bekliyoruz.
Nurdoğan Arkış eklemiş - adds | 24 Ekim 2008 Saat - Time 06:54
Yeni yazı diziniz ve muhteşem anı ve fotoğrafları paylaştığınız için teşekkür ve de tebriklerimi sunuyorum Funda ablacığım.

Baybars SAĞLAMTİMUR eklemiş - adds | 24 Ekim 2008 Saat - Time 12:00
EWET TEK KELİMEYLE SÜPER DİYEBİLİRİM.FUNDA HANIM BENDE GİTTİM BURALARA,MUTLAKA GÖRÜLMEYE DEGER.SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNUYORUM...
DUDU BAYRAM eklemiş - adds | 29 Mart 2010 Saat - Time 21:54
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.