Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > KASIM 2008 SAYISI - NOVEMBER 2008 ISSUE > Füsun Saka : “An”ları Sabitlemenin Tek Yolu Fotoğraf
Füsun Saka : “An”ları Sabitlemenin Tek Yolu Fotoğraf

“An”ları Sabitlemenin Tek Yolu Fotoğraf 

 

“An”lar... Ne kadar da önemli hepimiz için. Kimi zaman öyle anlar var ki,  içinde bulunduğu zaman diliminden çıkıp tüm yaşamı belirliyor. Kendinden sonrasına bıraktıkları ile hayatı sorguluyor, karar veriyor, biriktirdikleri ile zamanın o uzun ve acımasız süzgecine kafa tutuyor.

 

Geçmiş, şimdi ve gelecek üçlüsü içinde tanımlıyoruz zamanı. Ve geçişi, geçip gidişi, insanın bir türlü bunu kontrol altına alamayışı, bilinci olan herkese acı veriyor. Zamanı, bitmekte olanın tanımı olarak kabul ediyor çoğunluk. Çünkü, ‘başı ve sonu olan bir sürecin içinden geçen anların toplamı’ olarak algılanıyor.  Tıpkı, doğum ve ölüm arasındaki büyüme süreci gibi. Dolayısıyla onu durdurmak istemekten daha doğal ne olabilir? Ve bu önermelerden yola çıkıldığında; ölmekte olana direnmenin tek seçeneği olarak zamanı bir şeylere-yerlere hapsetmek kalıyor geriye...

 

“Dondurmak, durdurmak, hapsetmek”  bir sürü seçenek olsaydı ve zamanı durdurmanın mümkün olduğunu söyleselerdi ne yapardık acaba? Mutlu olur muyduk örneğin. Belki, en mutlu anımızda dursun isterdik zaman. Ancak, en ateşli aşklardan bile bir süre sonra vazgeçtiğimizi düşünürsek; insanoğlu her şeyden olduğu gibi durduğu en mutlu ‘an’ ve yerden de sıkılırdı kuşkusuz. Diğer yandan sıkıldığımız her şeyin yerine yenilerini ikame ediyoruz ve bu durumdan da kurtuluyoruz ama yaşamının son bulması gerçeğini değiştirmek olanaksız ve bu sonu kimse istemiyor. Bu kesin...

 

Yok oluşun önüne geçecek tek şey belki de zamanı “an”lara hapsetmek... Bunu başarabilen tek şey ise fotoğraf.

 

Resim de insanı geleceğe ve belki de sonsuza taşıyabilir ama onu yapanın gözündeki “an” ya da zamanı yansıtır aslında sadece. Resmin göreceli gerçeği karşısında fotoğrafın basit-yalın gerçeği daha da önem kazanıyor bu durumda. Her ne kadar son yıllarda dijital teknolojinin tüm olanaklarından yararlanan bir fotoğraf anlayışı hakim olup, fotoğrafın üzerinde kendi beklentilerini gerçekleştiren bir kitle yaratsa da bu, gerçeği değiştirmiyor. Çünkü fotoğraf sayesinde, neyi hapsetmek istersen ona yönelirsin. Kimi zaman bir sevgilinin bakışlarını sabitlersin, kimi zaman bir fırtınayı, kimi zaman da savaşta ölen askerlerin yüzündeki ifadeyi... Oradaki gerçek değişmez. İnsanı fotoğrafa yönelten duygu; hafızaya kazınan anı orada yüzlerce yıl saklamak, kendini ve o ‘an’ları geleceğe bırakmaktır. Büyük olasılıkla, daha önce de belirttiğim gibi yok olacağını düşünmenin ağırlığı yaptırıyor bunu bize...
 

"Bir varmış bir yokmuş" - Füsun Saka


Ve “an”lar

 

Mesela herhangi bir fotoğrafa bakarsınız ve o fotoğrafın sabitlediği  “an”la, sizin onu izlediğiniz zaman dilimi arasındaki sürecin aslında bir hesaplaşma olduğunu görürsünüz. Her baktığınız fotoğrafın tek bir gerçeği vardır. O da, artık o fotoğrafın çekildiği anda olmadığınız ve asla olamayacağınızdır...

 

Geçip gitmiştir yaşam, fark edersiniz. O an, avuçlarınızın arasından kayıp gitmiştir ve onu artık geri getirmek olanaksızdır. Bebeğinizin size ilk gülümsediği an, bir kadın ya da erkeğin en güzel bakışlarını yakalayıp sonsuza hapsettiğiniz an, annenize sarılıp kahkaha attığınız an... Hepsi geçmiştir. Belki bu nedenle ölümü hatırlatır fotoğraf çoğu zaman. Çünkü geri getiremeyeceğini bildiğinin hüznü kaplar içini. Bu nedenle yok oluşa karşı duruştur ama tam da bu nedenle içinde hüznün ağırlığı, sephia tonları vardır...

 

Fluluğu da bu nedenle kaldırmaz fotoğraf. Biz ne kadar flu görsek de objektife takılan görüntü çok gerçektir. O gerçeği müdahale ile bulanıklaştırsak da alttaki fotoğraf hep aynı kalır...

 

Ve sorular

 

Bunca belirlemeden sonra, belki de bir insanın yaşam biçimi olarak fotoğrafı seçmesinin nedenleri üzerinde durmak gerekir diye düşünüyorum. Örneğin, fotoğrafçı, geçip giden ve mutlaka son bulan ‘insan zamanının’ durdurucusu olarak mı kabul ediyor kendini? Ve belki de, o zaman içinden seçtiği anlarla bitmekte olana istediği anda ‘dur’ diyebilmenin gücünü mü taşıdığını hissediyor? Egosunu okşayan şey, kimsenin yapamadığını yapabilme ve bu anlamda sınırlarda dolaşıyor olma sanrısı mı? Belki de kendini geleceğe bırakma isteğinin en bencilce yaşandığı noktada duruyor fotoğrafçı... Çünkü, geçip gidenin ardından bakmanın verdiği hüzün ve çaresizlik biraz olsun hafifler fotoğraftaki anlara geri dönüldüğünde. Bu anlamda fotoğrafı çeken, yaşadığına ve bunu hissettiğine dair bir kanıt bırakır kainata kendinden. O kanıtların bir zaman sonra sadece huzursuz bir iç çekişe neden olacağını bilse de bunu yapar. Çünkü aslında çekilen her fotoğraf yeganedir ve asla bir daha, ne çeken, ne bir başkası o anı tekrar edemez ve fotoğrafın en iyi tarafı da budur. Tıpkı, Frederick Nietzsche’nin “ölmenin iyi tarafı bir daha hiç ölmeyecek olmanızdır” demesi gibidir bir fotoğraf çekmek...

 

Füsun SAKA 
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
"Fluluğu da bu nedenle kaldırmaz fotoğraf. Biz ne kadar flu görsek de objektife takılan görüntü çok gerçektir. O gerçeği müdahale ile bulanıklaştırsak da alttaki fotoğraf hep aynı kalır..."
bizi fotoğrafa bu kadar tutkuyla bağlayan, büyülenmemize neden olan da bu olsa gerek.
yazın beni çok farklı boyutlarda düşünceler uyandırdı. mutluluğun, ömür boyunca karşımıza çıkan yegane birkaç andan ibaret olduğu, ve aslında bilerek ya da bilmeyerek o an'ların coşkusu ve özlemi ile bir ömür geçtiğine inanıyorum. dolayısıyla dediğin gibi, yaşamımızı tam da o an'da durdurmak çok sıkıcı ve hatta yavan bir ömür demek olurdu. oysa zamanın akıp gidişi, ve bu süreçte fotoğrafla dondurulan gerçekler... acısı ve tatlısı ile çok güzel...

sevgili füsun saka,
yazılarını okumak büyük keyif. yüreğine sağlık...
şule tüzül eklemiş - adds | 03 Kasım 2008 Saat - Time 09:15
hem yazı hem fotoğraf güzel olurca okumak zevk veriyor elinize sağlık.
Sinan Vargı eklemiş - adds | 04 Kasım 2008 Saat - Time 13:35
Sevgili Füsun Saka zaten kitaplarını okumak keyifli idi burada da sıcak sıcak taze yazıları okumak daha da mutlu edecek.
Kalemine sağlık.
Coşkun GÜRSEL eklemiş - adds | 05 Kasım 2008 Saat - Time 12:06
Sevgili Füsun Hanım,

Bukadar güzel bir yazı için tebrik ederim,gerçekten çok keyifle okudum...
Nietzsche’nin “ölmenin iyi tarafı bir daha hiç ölmeyecek olmanızdır” demesinden belkide "sizi öldürmeyen şey sizi güçlü kılar" demesine kadar geçen bir serüven,bu yaratıcılık hikayesi.

Bu yazınızla farklılık arayışı içinde bulunan biz genç sanatçılarılara harika bir yol çizmişsiniz gerçekten,

Yazılarınızı bundan sonra burda takip etmekten çok büyük mutluluk duyacağım...

Ali Alışır eklemiş - adds | 12 Kasım 2008 Saat - Time 20:16
sevgili Füsun
bir yol çizmişsin...
fotoğraf yolu, doğru yol...
tebrikler diline kalemine sağlık
bekir Tuğcu eklemiş - adds | 26 Kasım 2008 Saat - Time 21:29
Füsun hanım merhaba,
benim tartışmam hep sanatın olmazsa olmazı' belgelemek' üstüne olmuştur günümüzde sanatçılar ve onun ayrılmaz parçaları hayran izliyecileri, olmadık alışılmadık hatta sanat uğruna yoksulluklar üstüne kurulan inanılmaz bir beyenilerini belirtir ve çok acılı kareler isterler , belkide bu yaşamlarının aşılmaz sorunlarıyla özdeşliktir bu, oysa yaşamın güzellikleri belgelemeye ömürlerin yetmeyeceği kadar çoktur işte bu belge ve hazların paylaşılması gerekir diye yorumluyorum,belkide fluğ görmemiz gözümüzün ve gönlümüzün hep yaşlı olmasıdır ne zaman yaşama sevinciyle birleşen gerçekçi duygularımızla bakarsak işte o an objektif andır diye düşünüyorum,ne kadar ilginçtirki fotoğraf makinasının en önemli görme ve sabitleme parçası gerçekçilik anlamında bir deyiş olmuştur ve buda belgeleme adına en somut yorumdur diye düşünmeye devam ediyorum,size bu platformda başarılı çalışmaları diliyorum,selamlar ve saygılarımla.
mustafa Gündaş eklemiş - adds | 01 Aralık 2008 Saat - Time 14:33
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.