e-Panel
Fotoğraflarına baktığımda yoğun bir PS uygulamaları olduğunu; fakat kararında müdahalelerle hoş atmosferler ve duygu yüklü sahneler oluşturduğunu düşünüyorum. Bazen cıvıl cıvıl renkli ve bol ışıklı bir doğayı sunarken, diğer yanda kapkaranlık ve karamsar bir dünyanın kapılarını açıyorsun. Fotoğraf senin hayatındaki dönemleri yansıtan bir deşarj olma aracı gibi mi yoksa ben mi yanlış düşünüyorum? Gökhan Karaağ, neden fotoğraf çeker. Ve Fotoğraf hayatına ne zaman ve nasıl girmiştir?
Tabi ki, nasıl duygular taşıyorsanız ürettiklerinizde bu duygularla paralel oluşuyor. O an neler yaşıyorsanız, neler hissediyorsanız onları anlatmaya çalışıyorsunuz. Cıvıl cıvıl olarak tabir ettiğiniz fotoğraflarım muhtemelen benim de cıvıl cıvıl olduğum dönemlerde çıkmıştır. Neden fotoğrafla ilgiliyim, bunu anlatmak gerçekten zor. Bildiğim şey fotoğraf çekerken mutlu olduğum. Bir şeyler üretmeyi, ürettiklerimle bir şeyler anlatmayı seviyorum. Sanırım su an bu sorunun cevabını bu şekilde verebilirim: Biraz da aileden gelen bir merak vardı, babamda fotoğrafla ilgilidir yaklaşık 10 sene önce kendisi Polaroid 630 sl makinesini bana hediye etmişti, bu da fotoğrafın hayatıma tamamen girmesine sebep oldu diyebilirim. Hala da kullanırım o makineyi sanırım bir 15 senelik falandır.
Çekim aşaman nasıldır? Ekipmanınla mı dolaşırsın, yoksa önceden tasarladığın bir görüntünün peşine mi gidersin?
Fotoğraflarım belirli bir konsept üzerine kuruludur genellikle. Önce bir hikaye olur mutlaka kafamda, sonra oluşturduğum hikayenin fotoğrafını aklımda çeker en sonunda o kareyi gerçekleştirmek için uğraşırım ekipmanlarımla dolaştığımı pek söyleyemem.
Hepimizin birer ilham kaynağı ve örnek aldığı kişiler vardır. Senin de var mı, varsa kim, kimler ve neden?
Beğendiğim birden çok isim var aslında, ama özellikle takip ettiklerimden Fredrik Ödmanı söyleyebilirim. Belki yüzlerce kez baktığınız bir çalışmasına yeniden baktığınızda, daha önce fark edemediğiniz birçok yeni detay görebiliyorsunuz ve öyle ince detaylar olabiliyor ki, fotoğraftan aldığınız duyguyu bir anda farklı bir duyguya çeviriyor bazen. Çok şaşırıyorum: "ya bu çalışmaya daha önce kaç kez baktım bu detayı nasıl kaçırmışım" diye söyleniyorum kendi kendime. Bitmeyen bir bulmaca gibi. Genellikle fotoğraflar bir bakışta belirli bir duygu uyandırır insanda; ama Fredrik Ödman fotoğraflarına her yeni bakışınızda çok daha yeni şeyler alabiliyorsunuz.
Bir fotoğrafta seni etkileyen nedir, düşündürdüğü mü, estetikliği mi, tekniği mi. yoksa hepsini mi barındırmalı mı?
Tabi ki hepsi olmazsa olmaz unsurlar; ama her şeyden önce bence fotoğraf bakana bir şeyler vermeli. Tekniği çok iyidir, çok estetiktir ama içinde bir duygu, bir anlatım yoksa o fotoğraf 2. kez izlenmez. Benim için teknik veya estetik olmasa da olabilir yeter ki beni düşündürtsün, bir şeyler anlatsın.
En başta da dediğim gibi yoğun biçimde PS kullanıyorsun çalışmalarında...
Sence PS fotoğrafa katkı mıdır, yoksa bazılarının dediği gibi fotoğrafı fotoğraflıktan çıkartıp başka bir kategoriye mi sokar (dijital sanat gibi)? Photoshop benim gibi senin için de olmazsa olmaz mıdır?
Açıkçası ben bir ayrım yapma taraftarı değilim. Dijital sanatla fotoğraf çok yakın kavramlar gibi geliyor bana. Günümüzde de bir fotoğrafçı için Photoshop artık bence olmazsa olmaz. Kullanmamakta direnenler de var. Fotoğraf iyiyse sorun yok, benim için önemli olan şey fotoğrafın ne anlattığı.

Ben hep fotoğrafların, sahiplerinin kişiliklerini ve hayat görüşlerini yansıttıklarını düşünürüm. Sizce de böyle mi? Fotoğrafların seni yansıtıyor mu?
Keşke bu soruyu beni tanıyan birilerine sorsaydık. Bilmiyorum kişiliğimi yansıtıyor mu, ama şunu söyleyebilirim yaşadıklarım, hayata bakış açım hakkında bir şeyler anlattıkları kesin.
Fotoğraf için ekipman ne kadar önemlidir? Kullandığınız ve sahip olmak istediğiniz ekipmandan bahseder misin?
Ekipmanın çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Zenit analog veya 5 megapikselli dijital makinemle çektiğim ve hala çok beğendiğim birçok fotoğrafım var. Ayrıca çok da rastlıyorum çok iyi ekipmanlara sahip olmadan çok güzel işler çıkaran fotoğrafçılara. Şu an çoğunlukla Canon eos 400 d kullanıyorum, ama daha önce bahsettiğim polaroid makinemi de film bulabildikçe kullanıyordum. Şu an yasadığım yerde o filmleri bulmak pek kolay olmuyor. Ne yazık ki bir de artık üretilmiyor diye bir şey de duydum. İnşallah yanlış bir bilgidir. Bunların dışında daha önce dijital makineye geçmeden önce uzun bir süre analog makine kullandım ki, hala onun zevkinin çok ayrı olduğunu düşünüyorum.
Şu an için yeterli ekipmana sahibim sanırım, ama yine de bir Canon eos 5 d kullanmayı isterdim.
Gökhan Karaağ, bir gün makro, nü veya portre fotoğrafçılığı da yapar mı? Değişikliğe ve yeniliğe açık mısındır? Belli bir tarzın olduğuna inanıyor musun?
Biraz sıkılgan bir yapım vardır. Bu yüzden ister istemez fotoğraflarımda sürekli değişiklikler, yenilikler yapıyorum her ne kadar hoşnut olmasam da, bu huyumdan fotoğraf konusunda işime yarıyor sanırım.
Makro fotoğrafı kendime yakın bulmuyorum bana göre değil sanırım bu yüzden hiç denemem de olmadı. Keza nü içinde aynı şeyi düşünüyorum. Başlı başına nü çekmek bana göre değil, ama fotoğrafta çıplaklık olabilir. Estetik açıdan her zaman güzel durur.
Çok fazla olmasa da portre denemelerim oldu yakın zamanda da belirli konseptler içinde portre çekimleri planlıyorum.
'Alice in Wonderland' ın öyküsü nedir?
Sanırım anlatabileceğim tek bir öyküsü yok; ama o çalışmamın ortaya çıkmasından birkaç gün önce Pan'in Labirenti diye bir film izlemiştim, onun etkisinin çok olduğunu söyleyebilirim.
Fotoğrafçılığa dair ilerde neler yapabilirsin, ideallerin var mı?
Görsel sanatlara hep ilgi duymuşumdur hep yönetmen olmak hayalimdi. Fotoğrafı bu acıdan da çok seviyorum bana içimde yarattığım dünyayı anlatabilmem için fırsat veriyor. Sanırım en güzel vakitlerim fotoğraf makinemi elime alınca geçiyor, ama fotoğrafçılıkla ilgili ideallerim hiç olmadı. Fotoğraf çekmeyi seviyorum ve sevdiğim şeyi yapabiliyorum yani su an bu benim için yeterli.
Diğer zamanlarda fotoğraf dışında neler yaparsın ve bunlardan fotoğrafçılığına yansıyan şeyler var mı?
Uzatmalı üniversite öğrencisiyim bu sene bitirmek için çok fazla gayret gösteriyorum. Bu yüzden fazla boş vakit ayıramıyorum kendime. Ayırdığım zamanlarda da fotoğraf çekmeye çalışıyorum bol bol. Bir de çok fazla film izliyorum. Haftada en az 4, 5 film izlerim. Bir kaç öncesine kadar çok fazla şeyle meşguldüm spor yaptım birkaç sene futbol oynadım sonra müzikle ilgilendim gitar çaldım. Gitar dışında da birçok enstrümanla ilgilendim, ama beceremediğimi anlayınca uzun sürmedi bu ilgi. Dediğim gibi yaklaşık 2 senedir okul çok zamanımı alıyor bu yüzden fotoğraf tek ilgilendiğim şey diyebilirim.
Tabii ki hayatınızın tamamı, yaşadığınız her şey ister istemez fotoğraflarınıza yansıyor. Özellikle filmler, müzikler fotoğraflarımın çoğunun ilham kaynağıdırlar.
Röportaj : İnci İŞLER www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.