
FOTOĞRAF SANATI ÜZERİNE YENİ CÜMLELER
Johann Sebastian Bach’ın bir cümlesi var. “Doğada duyduğumuz binlerce sesten bir senfoni ortaya çıkmaz. Çünkü ona henüz bestecinin eli değmemiştir” diyor. Bu özlü sözün yalnız müzik için söylendiğini düşünmeyelim. Cümle, sanatın geneli için ciddi bir anahtardır. Tabi bu “Fotoğraf Sanatı” içinde geçerli.
Dauger’in fotoğraf miladı ne işe yaradı? O güne kadar yapılan görsel betimleme “mimesis” yüzey üzerine sürülerek, kazınarak, çizilerek yapılırken artık fizik ve kimya yoluyla teknolojik hale geldi. İbnü-l Heysem’in X. yüzyılda optik ve ışık üzerine yaptığı çalışmalarla Camera Obscura serüvenini Bacon’dan, Leonardo Da Vinci’den aşarak, 1839 Ağustos ayında Fransız Bilim Akademisi’ne tescil edildi. Sanayi devrimi, fotoğrafla görselliği de ele geçirip, günümüze ulaşan büyük iletişim koşusunu başlattı.
FOTOĞRAF YAPINIZ
Fotoğrafı şu veya bu teknikte, şu veya bu marka kamerayla çekiyoruz. Teknik olarak yapılanma bu. Vizörün, pencerenin arkasında da bir kişi var. Eğer oradan bakan, Bach’ın “Besteci” diye bahsettiği kişi, sanatçı olarak ortada yok ise sonuç nafiledir. Çünkü “Sanat Yapma” iradesi, fotoğrafın o sonsuz üreme, çoğalma kabiliyeti içinde “Kilit”, duruştur. Fotoğraf çekilmez, aslında yapılır. Sevgili Yaşar Atankazanır’ın kulakları çınlasın. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümünün 30. yıl kutlamaları için hazırlanan belgeselde sunulan portrelerde, Atankazanır fotoğrafın “Yapılır” birşey olduğundan bahsediyordu. Töreni izlerken, ben bu satırları düşündüm. Buradaki “Yapma” fiili görsellik içinde fotoğrafın kurgulanması, yapılanması, anlam kazanmasıdır. Öz cümle buna biz “Fotoğrafça” diyoruz.
ANONİMLİK
Çünkü fotoğraf, tekniği içinde “Anonim” bir iştir. Herkes fotoğraf çeker, hatta digital ortamda fotoğrafçının katılımı bile çok sınırlı. Sanatta olması gereken nedret, nadir, yani “Seçkin” duruş, bilgiye yaslanır ve o yüzden de çok zordur. Dünyamız görseldir. Ne tarafına baksak birşeyler görürüz. Aynen doğanın sesleri gibi onları bir araya getirmek, senfoni oluşturmaz. Görsellik, mutlaka ses gibi düzenlenmesi gereken bir depodur. Fotoğraf sanatçısı onu “Fotoğrafça”sıyla derler, toplar ve sanat haline getirir. Sonunda birşey anlatır, biçim dünyası yaratır ve becerebilirse buna kendi imzasını basar. 1839 sadece teknik bir milattı. Sonra sanatçılar, o teknikten yararlanarak zaman içinde fotoğrafı bir sanat haline getirdiler.
DAĞCI VE FOTOĞRAFÇI
Çeşitli konferanslarda, seminerlerde her zaman şu örneği veririm. Koca Ağrı dağına çıkmak temelde çok kolaydır. Bayan dağcılar bile artık kış kıyamette, Şubat ayında yürüye yürüye çıkıveriyorlar. Bayan dağcılar derken feministleri sinirlendirmeyeyim. Ancak Kayseri’nin Erciyes’ine çıkmak profesyoneller için bile çok zordur. Çünkü zirvenin öncesinde varolan buz duvarı, profesyonelleri bile zorlayan bir engeldir. Dağcılıktan, fotoğrafa şöyle geliyorum. Tüm sanatlarda ve tabii fotoğrafta da çalışmak temel şarttır. Her kimse çalışarak uğraştığı alanda çalışa çalışa bir yere gelebilir. Ağrı dağına da çıkabilir. Ama ustalık, gerçek sanatçılık, çalışmaktan başka aşılmaz engeller sonunda varılacak “Bilgi” zirvesidir.
Dağcılıkla, fotoğrafı konuşurken, bir nokta daha var. Dağcılık dünyanın adeta ikinci dini haline gelen futbol gibi seyircili bir spor değildir. Hiç seyircisi yoktur, dağcı kendi başına ipini, kazmasını kapıp dağın yolunu tutar. Fotoğraf ise seyirci ister. Çünkü fotoğrafı seyirci tamamlar. Fotoğrafla, seyirci arasındaki alışveriş, fotoğrafın misyonudur.
SIRAT KÖPRÜSÜ
Belki de herkesin bildiği bu konuları şimdi niye yazıyorum diye merak eden olursa, söyleyeceğim şu. Bilen biliyor, 1958-2008 50. sanat yılımı yaşıyorum. Bir takım albümler, kitaplar yayınlayacağım. Uzun zamandır bunların hazırlık telaşındayım. Fotoğrafla yatıyorum, fotoğrafla kalkıyorum ve 50 yıl sonra bile anlattığım nedenlerden dolayı fotoğrafın ne kadar zor, dertli bir olay olduğunu tekrar tekrar düşünüyorum. 500 bin fotoğraflık arşivim var ama altı üstü renkli, siyah - beyaz 50 veya 100 fotoğraf civarında yeni çalışılmış portfolyoyu, son bir selam olarak sanat çevresine sunma telaşım beni terletiyor. Basit bir olay değil mi? Leonardo Da Vinci de öyle demiş. “Sanat basittir ama çok zordur.” Şimdi hep beraber tekrarlayalım. “Fotoğraf basittir ama çok zordur”.
Gültekin ÇİZGEN, Mayıs 2008
FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Duyurular
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Fotoğraf Ölüyor Mu
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : "Umberto Eco Nasıl Bir Türkiye Fotoğrafı Seçer?" Üzerine
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Fotoğrafa Amatörce Yaklaşımın Ufukları
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü'nün 30.Yılı
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Tartışmalıyız
Gültekin Çizgen ile Fotoğraf Gündemi : Ne Olacak Şu Fotoğraf Yayıncılığımızın Hali?
Gültekin Çizgen : Portre
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"