
DÜNYA FOTOĞRAFÇILARINDIR
Yaklaşık 50 yıl önce, gözümü kameranın vizörüne yaklaştırdığım zaman, oradan dünyayı sanki ilk kez görüyormuşum gibi gelmişti bana. Fotoğrafa ilk adımımda, işin temelini, “Dünyanın fotoğrafçılara ait bir yer olduğunu” hissetmiştim.
Benim için 1958 sonrası günümüze kadar “fotoğrafça yaşam”, ülkemi ve dünyayı dolaşmak ve karşılığında ödül olarak da, fotoğrafça gerçeği keşfetmek oldu. Bunun; fotoğraf için geçerli yegane referans olduğunu anlamıştım. Eğer fotoğrafınız kötüyse, bunun anlamı “Gerçeğe, ulaşamamanızdır”. Allah’tan, iyi fotoğrafa ulaşma hırsı ve inadı bende vardı. Sıfırdan herşeyi öğrenmek, o yıllarda ülkemizde pek fazla bulunmayan temel bilgileri edinmek, maddi ve manevi her türlü hareket kabiliyeti için şartları altalta getirmek hiçte kolay değildi. Ancak “tam zamanlı” bir fotoğrafçı olarak, tüm bunları çözmek için bende dize gelmez bir irade vardı.
Bugün, aradan geçmiş neredeyse yarım asırda, ülkemizdeki fotoğrafa övünçle bakıyorum, kazanımları görüyorum. Kazanımlarımız nelerdir? Bu stratejik sorunun cevaplarını sıralayalım.
• Fotoğraf bilinci tutkusu tüm kuşakları sardı. Ülkemizde günümüze kadar sanat ve meslek alanında pekçok yeni kadro yetişti.
• Fotoğrafın her türlü ürünü çoğaldı, sergilendi, yayınlandı.
• Koleksiyonlar oluşmaya başladı. Fotoğraf, müze ve kişisel koleksiyonlara girdi.
• Fotoğrafımızda kaliteli albümlerle, süreli dergiler yayınlandı.
• Bugün ülkemizde yüksek eğitim yapan 74 Güzel Sanatlar Fakültesi’nin 16’sında fotoğraf eğitimi var.
• Sanatsal söylem ve fotoğrafın meslek uygulamaları alanında kurumlaşmalar, dernekler, merkezler, vakıflar oluştu, buradan yararlanan çok sayıda kadrolar gelişti.
• Fotoğrafın meslek uygulamaları stüdyo, basın, teknik fotoğrafçılık, tanıtım, audiovisual, moda, mimari alanlarını kapsayan serbest fotoğrafçılıkta altyapılar, ürünler, çağdaş uygulamalar gelişti.
• Çok sayıda yarışma yapıldı.
• Fotoğrafın teknik altyapısı olarak büyük bir gelişme sağlandı. Dünyada kullanılan basma ve yayma alanında tüm güncel teknikler, bugün bizde de kullanılıyor.
Bugün herkes bilmeyebilir ama bir zamanlar, 50 yıl önce, bu sıraladığım başlıklardan pek çoğu ya hiç yoktu veya oluşumun çok başlangıcındaydı.
BİR SİSTEM İÇİNDE DÜŞÜNMEK
Fotoğrafta sanatsal söylem ve meslek uygulamaları aynı fotoğraf anasından süt emen farklı çocuklardır. Onun içindir ki bu alanları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Benim öncelik verdiğim “sanatlı fotoğrafın duruşudur”. Çünkü ancak o, ülkemizi insanlık ailesinin kültürü içinde geliştirecek ana temeldir.
Bu alanda temel kazanım nedir? İlk soru; Fotoğraf ürününün yerel dokunuşlarla süslü, bir öz ve biçim dünyası, kendine özgü tarzı var mı, yok mu? İşte Shakespeare’nin Hamlet’te sorduğu temel soru. “Olmak veya olmamak, işte tüm sorun bu.” Kültürel tüm kimliğimizi fotoğraf alanına yansıtabiliyor muyuz? Bu oluşumun çözümü de ancak ve ancak temel bir felsefeye yaslanmakla mümkündür.
Felsefe, yani sözlüklerde yazdığı gibi “Hikmet sevgisi, madde ve hayatın belirtilerini sebep ve sonuçlarını inceleyen zihni ve fikri faaliyet ile bu yoldaki fikri faaliyet sistemi.” ise bu alan t a r t ı ş ı l m a d a n gelişmez.
2007’LERİN FOTOĞRAF GÜNDEMİ İÇİN BAZI SORULAR
• Fotoğrafımızın, tüm görsel sanatlarımızın içindeki yeri nedir?
• Fotoğraf eğitimi veren üniversitelerimizin yapısal durumu, sorunları ve başarıları nelerdir?
• Ülkemizde fotoğraf eğitimi almış kadroların sanat ve meslek üretimindeki yeri, sorunları ve başarıları nelerdir?
• Fotoğrafımızda temel talebi geliştirecek koleksiyoncuları nasıl arttırabiliriz?
• Fotoğrafın sanat alanındaki eleştirmen ve düşün kadrolarını nasıl geliştirip, çoğaltabiliriz?
• Ülkemizde bağımsız bir “Sanat Fotoğrafı Müzesi” nasıl kurulabilinir?
• Yayınlanan sanat kitaplarının içinde fotoğrafın yeri ve ağırlığı nedir, ne olmalıdır, nasıl geliştirilebilinir?
• Yayınlanan fotoğraf dergilerimizin niceliği, niteliği, yayılımı ve etkileri konusunda nasıl bir araştırma örgütlemek mümkündür?
• Türkiye’de fotoğrafın sanat ve meslek alanındaki ekonomik göstergeleri ve mali yapısı nedir?
• Son 50 yılda fotoğraf alanında “ithal zevk ve bilgilerle” takip ve taklitle bir yere varabildik mi? Varabilir miyiz?
• Türk fotoğrafının “kimlik yolculuğu” nasıl gelişir?
Fotoğraf alanımızda yukarıdaki sorulara eklenecek herhalde daha pekçok soru vardır. Bu soruların karşılığını “ölçülebilen bilgi” standartında bulabilmek için araştırmalıyız ama en önce t a r t ı ş m a l ı y ı z.
Böyle desek daha iyi olur galiba. Arabayı at çeker, araba atı çekmez. Sanatta arabayı çeken at “felsefe”dir, düşüncedir. Düşünce olmadan bir “fotoğraf vakası” yaratmak olanaksızdır. Dünya hala güneşin etrafında dönüyor. Hergün yeni bir dünya kuruluyor, yaşam gelen sorunlarıyla karşımızda duruyor, fotoğrafta da.
SONUÇ
Tartışmalıyız. Fotoğrafımızı geliştirmek için yalnız görüp gördürmek, fotoğrafçamızı geliştirmek için her türlü sanatsal ve düşünsel beslenme gereklidir ama yeterli değildir. Tartışmalıyız. Tüm gördüklerimiz, yaşadıklarımız, öğrendiklerimiz üzerine, yeniden ve yeniden düşünerek t a r t ı ş m a l ı y ı z.
Gültekin ÇİZGEN – Ekim 2007
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
e-Panel
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Anadolu Fotoğraf Dergisi