Sırtında çuvalıyla durdu, bakındı etrafına; duracağı yoktu arabaların; yürüdü üstlerine; el kol hareketleri, bağırışmalar ve korna seslerine aldırmadan geçti yolun karşısına. Can yoldaşı kadını karşıda kalmıştı; söylendi durdu: "Geçsene be kadın..." 1992 Temmuz` unda Abidin dedeyle birlikte girdik Bursa Koza Han'a. Yağmurlu bir gün; iğne atsan toprağa değil kozaya düşer. Kimler yok ki? Çalı, Kayapa, Hasanağa, Tahtalı köylüleri, simitçiler, lahmacuncular, işportacılar 'Erzurumlu tüccarlar' ve görevliler...
Herkes çuvalının başında; çarşaflı analar, çocukları ve torunları da... Daha koza alımı başlamamış; görevliler, alım fiyatının yazılı olduğu tabelayı görünür bir yere astılar. Çalı Köyü’nden Şaziment Nine avlunun kıyıcığında köylüleriyle sohbette. Taban fiyatı tabelasını görünce suratları asıldı birden; kendi aralarında söylenip durdular; “Geçen yıl koza zaten para etmemişti; bu yılda mı?...” Koza Birlik Tarım Satış Kooperatifi görevlisi Ziya İkiz bu yıl rekoltenin daha da düşeceğini açıklıyordu: “Günlük alımlarımız neredeyse 1-1,5 tona düştü; gelecek yıllar nasıl olur bilinmez...” 
Çaycı bağırdı: "Çay çıktı beyler..." Saniye Teyze seslendi çaycıya: "Yavrum sadece beylere mi; bize de beş çay..." Ardından da simitçiden beş simit aldı; kahvaltı tamamdı artık. Nereden geldiği belli olmayan, meraklı ve şaşkın bakışlarla dolaşan bu yabancı çifte ne demeli!.. O gün Koza Han tarihi bir gününü yaşıyordu; Nisan ayının ortalarında başladığı çalışmaya burada nokta koyacaktı Bursa köylüleri; tohumdan kozaya değin akıttığı alın terinin karşılığını alacaklardı. Evlerinin en gözde köşelerinde- misafir odalarını bile ayırıp 2-3 ay ağırlayıp besleyip büyüttükleri 'böcekler' ürünlerini vermiş, bugünleri de görmüşlerdi; yumurtadan çıkmaları, dut yapraklarına "kurtlar gibi" saldırmaları, hastalığa yakalanmadan, "nazar değmeden" 'böcekler'in kozalarını örmeleri... Ya "nazar değip de böcekler hastalansaydı?" bugün burada olabilirler miydi? Bu yılı da "kazasız,belasız" atlatmışlardı.
Zilin çalmasıyla kalabalık hareketlendi Koza Han’da. Görevli bağırdı: “Sıraya beyler...” Erkeklerin ardı sıra çuvallarıyla kadınlar da girdi sıraya. ‘Fahrettin Bey’ ilk sıradaki çuvalın yanına yanaştı;içindeki kozanın değerini belirleyecekti; Tahsin Alıç, dikkatle süzdü görevliyi; el emeği, alın terinin bedeli ‘Fahrettin Bey’in iki dudağının arasındaydı: “Senin malın ikinci kalite...” Dudakları titredi Tahsin Alıç’ın: “Ama Fahrettin Bey?..” Fazla üstelemedi; çaresiz razı oldu malın bedeline; söylene söylene yükledi çuvalı kantara “45 kilo; bas mühürü amca...” Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Görevli sıradaki çuvalı süzdü: “Tepeköy mü amca?..” Başıyla onayladı Niyazi Çıkma; bir şeyler anlatmak istiyordu; görevli memurun başı o kadar kalabalıktı ki duymadı bile konuştuklarını; kendisi söyledi, kendisi duydu. Bir başka köşede ‘Erzurumlu tüccarlar’ Tepeköylü Halil İbrahim Yabacı’yla kıyasıya bir pazarlığa girişmişlerdi; elindeki yarım çuval ‘çeper’i satacaktı. Erzurumlu tüccar: “En son 17 bin lira, 5 kuruş daha istesen vermem amca...” deyip pazarlığı bir ‘koyun tüccarı’ edasıyla el sıkıp noktaladı.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
04 Ekim 2008 MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
06 Ekim 2008 BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"
06 Ekim 2008 ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI
11 Ekim 2008 KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"
16 Ekim 2008 AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"