Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > ŞUBAT 2010 SAYISI - FEBRUARY 2010 ISSUE > Hüseyin Türk : 2010 Direnişin Başkenti; Ankara
Hüseyin Türk : 2010 Direnişin Başkenti; Ankara

 

AFSAD’LI POSTA GÜVERCİNLERİ

TEKEL İŞÇİLERİYLE DAYANIŞMA ÇADIRI KURDULAR

 

Fotoğraflar: Hüseyin Türk

Yazı: Hilmi Aslan

 




Ziyaretlerimizde, daha önce yaptığımız gibi,fotoğrafını çektiğimiz ortamların ve olayların yakınında olmayı, belgeselciler olarak benimsiyorduk. Bundan dolayı İzmir’den Ankara’ya yürüyen, Bornova Belediyesi’inin işten çıkardığı, Kent A.Ş.li temizlik işçilerinin, fotoğraflarını çekmek için onlarla beraber 15 kilometre yürümüştük. Çektiğimiz fotoğrafların ve kayda aldığımız röportajların birfiil yaşanarak, oluşmasının, gerçeğe yakın bir tanıklık olacağını düşündük. Bizler Afsad Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu olarak toplumun katmanlarında oluşan sınıf hareketlerinin yakın tanıkları olmak durumundaydık. Yıllar önce oluşan sınıf mücadelelerinin, günümüzdeki olumlu-olumsuz yansımalarını, nasıl ki bize ulaştırılan fotoğraflar ve yazılı belgelerden değerlendirmekte isek, günümüzde gelişen bu tür olayları da bizler geleceğe, gelişen iletişim ve teknoloji sayesinde daha kapsamlı olarak iletmek zorundaydık. İnsanların içinde bulundukları anları değerlendirirken, daha gerçekçi olacakları, yansımaları; duygu ve düşünceleri hissederek aktaracakları, akla daha yakın durmaktadır. Yaşanılan anın heyecanı, her ne kadar insan ruhunda ortama yakın bir taraflılık oluştursa da, toplumsal olaylara bire bir tanıklık, kanımca belgesel fotoğrafçılar için önemli olmalıdır.

 

Arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirmelerde, Ankara’da haklarının gasp edilmesine karşı eylem kararı alan Tekel İşçilerinin eylemlerine ilk günden destekleme kararı aldık. Geldikleri günden sonra yakın takibe aldığımız bu eylemi, oturma eylemi kararı alındıktan sonra her gün eylem alanına giderek uyguladık. Başlangıçta Türk-İş Genel Merkezi önünde protestoları görüntüledik. Ayrıca Abdi İpekçi Parkı’nda yapılan ilk mitingde de bulunduk. 31 Aralık Gecesi, onlarla birlikte yeni yıl kutlamalarına eşlik ederek birlikte dans ettik. Sıhhiye’de yapılan ikinci büyük mitinge katılıp kürsüde emekçilere reva görülen haksızlıkları kaygılı bir şakilde  izledik. Meydanlardaki kitle desteğine fotoğraf makinalarımızı boynumuza asarak destek verdik. 25 Ocak 2010’da Sakarya Caddesi’nde bir politikacının tekrarladığı gibi, Hak verilmez, alınırdı. Kısa Dünya tarihinde emekçiler canlarına mal olan hak mücadeleleri verdiler. Bu mücadeleler daha sonra emekçilere, yapılan haksızlıklara karşı verilecek mücadelelere örnek oldu. On binlerce Zonguldak Maden İşçisinin  kışın ortasında Ankara’ya yaptığı Yürüyüş Türk İşçi Hareketinin mihenk taşlarından bir tanesidir. Bunlar Tekel İşçilerinin Ankara direnişlerine güç veren olgulardan bazılarıdır.

 

Biz AFSAD’lı Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu üyeleri olarak fotoğraf çekerken, işçiler tarafından sürekli meraklı bakışlarla izlendik. Başlangıçta ulusal televizyon kanalları direnişe bu kadar önem vermiyordu. Alanda bizlerin flaşları patladıkça kaygılı bakışlarla süzülüyorduk. Bizler onların eylemde geçen anlarını bir sonraki kuşağa taşıyacaktık. Mücadelenin zorluklarını ve olanaksızlıklarını belgeleyecektik. Bu düşüncelerimiz onlara, yapılan işin aslında, emek ve demokrasi mücadelesinde önemli bir yeri olduğunu hissettirdi. Çekingen, ürkek ve sorgulayıcı yaklaşımları zamanla kayboldu.

 

Havanın Orta Anadolu mevsim normallerinin üzerindeki bir bir sıcaklıkta olması, yağan yağmura rağmen olumluydu. Çünkü Ankara’da hava her zaman böyle merhametli davranmazdı. Çoğu defa işçiler bu güzel havaları Allah’ın bir lütfu gibi değerlendirdiler. Oturma eyleminin başında tanıştığımız işçiler emek mücadelesi vermemiş, grevde bulunmamış acemiler gibi davranıyorlardı. Kadın işçilerin çoğunun Anadolu’da feodal yapı içerisinde, itirazını yüksek sesle dile getirmediği belliydi. Sokaklarda mahçup ve utangaç bir psikojiyle kaldırımların işyerlerine yakın bölümlerine yataklarını serip pijama bile giymeden uyumaya çalışıyorlardı. Yatağa girip yatıyormuş gibi davrandıklarını yaklaşıp fotoğraf çekeceğimiz zaman anlıyorduk. Kolay değildi, bu çağda, modern çamaşır makinalarında yıkanan çamaşırlar giymişler, Anti-bakteryel sabunlarla ellerini yıkamışlar, işyerlerinde bile tozlandıklarında çoğu defa banyo yapmışlardı. Üstü-başı tozlu eve girmeye çalışan çocuklarını temiz olmaları konusunda uyarmışlardı. İşte şimdi bütün bunların tersi, sokakta tozlu topraklı kaldırımlarda yerde, beton zemine serdikleri kartonların üzerindeki battaniyelerde yatacaklardı. Çoğunun yastığı yoktu. Yastık yerine bavul, elbise poşetleri veya ceket-montlarını kullanıyorlardı. Şairin dediği gibi ‘Yaşam Şuncağız Bir Şey İşte’.

 

Tekel işçilerinin eylem süreçlerini Ankaray’a geldikleri ilk günden itibaren yakından izlemeye başladık. Otobüslerden indiklerinde spor salona alınıp bekletildikten sonra, çektiklerine, Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu üyeleri olarak yakın tanıklık ettik. AKP Genel Merkezi’nde yaptıkları eylemleri ve Abdi İpekçi Parkı’ndaki olaylı direnişlerini görüntüledik. Ayrıca Türk-İş Genel Merkezi’nde konakladıkları süreler içinde, birçok gün onların yanında olduk. Geceleri yattıkları çadırdan salonlarda onlara misafir olduk. Gündüz gelenlerle birlikte Türk-İş önünde yaptıkları eylemlerde halaylara katıldık. Sıhhiye Meydanı’nda yapılan ve birçok konfedarasyonun destek verdiği ikinci mitingde, fotoğraf makinalarımızı boynumuza asarak destek verdik ve eylemci işçileri reva görülen haksızlıklara tanıklık ettik.

 

Başlangıçta çoğu kesimlerin geçici bir eylem olarak gördükleri direniş, giderek kararlı şekle dönüşmeye başladı. Bunda da en büyük etken, 31 Ocak’ta işçilere verilen sürenin dolması ve yasal olarak uygulanacağı söylenen, 4-C iş yasasıydı. İşçiler yasa uygulanmaya başlandığında bütün haklarının kaybolacağını biliyorlardı.

 

 

Günlükten;

 

31 ARALIK 2009

 

Ankara’ya göre çok soğuk olmayan bir gündü. Hava puslu ve kapalıydı. Yeni yıl kutlamaları için Kızılay’daki cadde ve sokaklar erkenden sevdiklerine hediye alan insanlarla doluydu. Mağazalarda telaşlı kalabalıklardan geçilmiyor, piyango bileti satıcılarında öbek öbek toplanmış, bilet seçen insanlarla doluydu. İşçilerin eylem yaptıkları Tür-iş Genel Merkezi’nin bulunduğu sokaklardan da insanlar geçmekteydi. Hareketlilik, akşama doğru, başından beri, işçilere destek veren, öğrenci ve sivil toplum örgütlerinin gelmesiyle artmıştı. Ses aracından gece boyu da devam eden, hareketli müzik yayını yapılmaya başlanmıştı. İnsanlar halaylarda neşeli bir şekilde oynuyorlardı. Genel Merkezin giriş kısmındaki merdivenlerin altında, geceleri uyuyan işçilerin yatakları üst üste konmuştu. Saat 19.00’a doğru kalabalık çoğalmış, 21.00’den sonra ise, gittikçe azalmıştı. İlerleyen saatlerde ise sadece işçiler kalmıştı. Ses aracında her yöreden türküler çalınıyordu. Kadınlar halka oluşturup yere oturarak, iki arkadaşlarının kıvrak göbek danslarını alkışlıyorlardı. Biraz sonra, eylemci işçilere desek olmak için, üç erkek üyeden oluşan, üstlerinde kırmızı beyaz, etekler ve elbiseleriyle köçek ekibi geldi. Yarım saat süren gösterileri, hep beraber atılan destek sloganları ile son buldu.

 

8 OCAK 2010

 

Ankara’da bulunan arkadaşlarına destek olmak amacıyla, oturma eylemi yapmak için, Ankara’ya yeni eylemci işçiler geleceklerdi. Saat 15:00 dolayında, eylemin olduğu sokağa gittiğimde, yeni gelen işçilerin kaldırımları doldurduklarını gördüm. Her türlü zorluğu (yağmuru, çamuru, karı, soğuğu) göze alıp, Ankara’ya gelip sokaklarda oturma eylemi yapan, bir gurup, kadın-erkek işçi vardı dün gece. Bir gün önceden Muş’tan, Adıyaman’dan, Tokat’tan, İstanbul’dan, Adana’dan, Hatay’dan, Batman’dan, Diyarbakır’dan, Malatya’dan, Trabzon’dan denklerini yanlarına almış binlerce insan, illere göre kümelenmiş ve yerlere oturmuş bekleşiyorlar. Fotoğraf çekmek için çok defa gittiğim, yılbaşı gecesi birlikte eğlendiğimiz işçilerin arkadaşlarıydı bunlar. Sokağa girdiğimde her zamanki gurup sanarak yaklaştım. Ancak hemen fark ettim; bunlar yeni gelenlerdi. İlk İstanbul gurubuyla tanıştım. Bakımlı yüzleri, özenle hazırlanmış çantaları ve kibar Türkçeleriyle işçi kadınlardı bunlar. Bu nasıl şey; hayatlarında bir saat bile yağmurlu, soğuk havada dışarıda kalmamış kadınlar, ”biz bugün burada kaldırımda mı yatacağız ?’’ diyorlar. Konuşmalarına bakıp, bundan önce hiçbir politik ve sosyal eyleme katılmamış insanlar olduklarını görebiliyorum.Bu gurupta bulunan işçiler ,sessizce, verilecek tavuk döner ve ayrandan oluşan ,akşam yemeklerini beklemekteydiler.Az ileride  Adıyaman’dan gelenler seyyar çaycıya yakın olmalarından dolayı ellerinde çaylarıyla bağlama çalan işçiye eşlik edip türkü söylüyorlar.Yanlarına gelir gelmez bende  katılıp beraber söylüyoruz.Kim olduğumu her guruptaki işçiler sordular.Afsad’dan ve destek için geldiğimizi söylüyorum.Başka fotoğraf çeken insanlarda vardı dün gece.Ama bizlerin ilk günden beri onlara destek olduğumuzu söyledim,her guruba ayrı ayrı.

 

Akşam haberleri başlamıştı, boyalı basının görsel medyasında. Tezgahlar kurulmuş, ışıklar, kameralar, sunucular ellerinde mikrofonlar, kulaklıktan ses bekliyorlar. Tv muhabirleri yanlarında bir gurup işçiyle ‘başla’ işaretini bekliyorlar. Şaşkınım, nasıl bir şey bu. Hayatında hiç basın görevlileriyle karşılaşmamış işçiler öyle kararlı pozlar vermişler ki, dayanamadım. Muhabirin yanındaki işçinin fotoğrafını çekmek için hazırlık yaparken muhabir ile göz göze geldim; ikimizde gülmeye başladık. Aslında bütün gece böyle anlamsız ve ifade edemediğim bir ruh hali içinde dolaştım işçilerin arasında. Sanki Haiti’de değil de deprem, burada olmuştu. Bazı kadın işçilerin oylarını şimdiki iktidara verdikleri belliydi. Konuşurken “Tayyip ERDOĞAN çok ayıp ediyor, niye bizim isteklerimize kulağını tıkıyor anlamadım.’’ diye çok şiddetle eleştirmiyorlardı.

 

Adana’dan gelenlerin ne kadar üşüdükleri sarıldıklar battaniyelerden belliydi. Sonra Hataylılarla karşılaştım. Ne kadar içten davranıyorlar. Akşam yemeği niyetine, getirdikleri çörekleri yiyorlar. Israrla bana da ikram ettiler, bir an memleketim geldi aklıma. Onlara yakın oldukça boğazım düğümlenmeye başladı. Kaldırımlar, sokaklar, soğuk ve gece sürekli dönüyor zihnimde. Muş’tan gelenlere, hoş geldiniz diyorum, bizi de çek, diyorlar ısrarla. Kürtçe halay türküleri, söyleyip halay çekiyorlar. Aslında onlar çok coşkululardı, insan etkileniyor bu durumdan. Birazdan evime gideceğim ama onlar burada olacaklar. Bu kadar insanı oteller, misafirhaneler alamaz, diyorum kendi kendime. İnsan olmak nasıl bir şey ki diye içimden insanlığımı sorgulamak geçiyor. Sonra Batmanlı İşçiler; yanık türkülerle gecenin sessizliğini bölüyorlar. Diyarbakırlı İşçilerin halaylarına katılıyorum. Yüreğim iyice sızlamaya başlıyor. Trabzonlu İşçiler kemençe çalıp horon tepiyorlar. Amma da çok neşeliler diye geçiriyorum içimden. Sonra bu sesler bu kararlı bekleyiş; korkmadan geceden, soğuktan ve yağmurdan. Sorularıma yanıt veremedim bir süre. Herkesin değişik zamanlarda, insan olduğundan utandığı anlar olmuştur. Dün gece insanlığımdan utandım. Saat 22:20... Birazdan eve gideceğim. Bu insan panayırı. Ekmekleri ellerinden alınmış insanların mücadele panayırı bence. Ankara’da insanlar uyuyacaklar. Haram olsun size bu uykular, diye haykırasım geçiyor içimden. Uyursam bana da haram olsun. Mehmet Hoca bana katıldığında, “Hilmi, fotoğraf çekilmez bu zamanda, anı yaşa, coşkuya katıl. Bu bence yaşanır. Neyini çekeyim bu coşkunun.’’ diye söylediğini anımsıyorum. Her guruba katıldığımda seviniyorum, ancak nedense gözlerim doluyor. Sürekli ıslaktı gözlerim. Aslında ağlamıyorum ama gözlerim ıslak, içim buruktu. İstanbullu işçi kadın çocuklarını bırakmıştı evinde. Adanalı erkek işçi ücretsiz izin almış. “Tayyip’e bir maaş daha hibe ettim’’diyor. Gece ne yapacaksınız dediğimde, Diyarbakırlı kadın işçiye, “Biz bilmiyoruz, yatmaya çalışacağız sabaha kadar. Aslın kaç gün buradayız, onu da bilmiyoruz.’’ Diye konuştu.

 

23 OCAK 2010

 

AFSAD Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu olarak Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan geceyi, destek amaçlı çadır kurarak geçirmeyi düşündük. Bu amaçla Türk-İş Genel Merkezi’nin Mithatpaşa Caddesi’ne bakan kısmında, Hataylı İşçilerin bulunduğu  bölüme yerleşmeye başladık. Çadırımızı başta Hocamız Mehmet ÖZER olmak üzere yardımlaşarak kurduk. Arkadaşlarımızın fotoğraflarından oluşan sergiyi hazırladık. Sergiye başlar başlamaz işçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştık. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar işçiler sergiyi dolaştılar. Sergi ve dayanışma çadırı kuracağımızı duyan AFSAD’lı üye ve kursiyer dostlarımızın yoğun ilgisinden çok mutlu olduk.

 

Toplumcu Gerçekçi Belgesel Gurubu üyeleri Hüseyin TÜRK, Cem ARTANTAŞ, Nail YOLLU, Mehmet ÖZER, Berna TEMUR, Şerife YAVUZ, Elif KOCA, Tuğçe Deniz ÇAKIR, Ayşegül KARALAR, ve Nur YILMAZLAR  sergi ve çadır kurma işlemini tamamlandıktan sonra, ateş yakarak ısınmaya çalıştık. İlerleyen saatlerde arkadaşlarımızdan bazıları evlerine döndüler, ancak bizler sabaha kadar burada kalarak desteğimizi sürdürdük.

 

POSTA GÜVERCİNLERİ

 

Bilimsel adı Columba livia olan güvercinler, yüzyıllar boyunca güçlü yön bulma yetenekleri sayesinde insanlara hizmet etmişlerdir. Güvercinlerin, 1150 yılında Bağdat’ta mesaj iletme amaçlı kullanıldığı, dünyaca ünlü Reuters haber ajansının kurucusu Paul Reuter’in 1850’de Belçika’nın Brüksel kenti ile Almanya’nın Aachen kenti arasında, 45 güvercinden oluşan bir filo ile haber ve borsa tahvil fiyatlarını dağıttığı bilinmektedir.

 

Yazan: Hilmi ASLAN

Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu Üyesi





























































































Hüseyin TÜRK Hakkında

1977 Ankara doğumludur.

Grafik tasarımcı olarak meslek hayatına devam ediyor.

 

Mart 2007’de AFSAD’a üye oldu.

 

26. Olağan Genel Kurul 2007-2008 Döneminde Yönetim Kurulu Üyeliği görevinde bulundu. Derneğin resmi yayın organı Kontrast’ın yayın ekibinde 2.5 yıl gönüllü çalıştı. 3. Kur (İleri Düzey Eğitim) Seminerinde Fazlı Öztürk’ün asistanlığını yaptı. AFSAD 7. Belgesel Fotoğraf Sempozyumu düzenleme komitesinde görev yaptı.


Hüseyin Türk

 

'Buyrun Er Meydanına' adlı ilk kişisel sergisini Kasım 2007'de Ankara'da açtı.

 

Yurtiçinde ve yurtdışında karma sergilere katıldı.

 

'Nakavt', 'Aşura', 'Fırat'ın Kıyısından Suriye', 'Mardin', 'Pehlivan', 'Üzülmez' 'Pavli Panayırı' 'Gallop' ve 'eNeFeL' adlarında belgesel fotoğraf serileri yayınladı.

 

Melih Özbek - Dijital Akademi'de 'İleri Düzey Fotoğraf İşleme' adlı semineri yapıyor.

 

Işığın peşindeki yolculuğuna yeni belgesel projelerinin çekimleriyle devam ediyor...


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

Hüseyin Türk : Nakavt
Hüseyin Türk : Buyrun Er Meydanına
Hüseyin Türk : Atlar


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 45 yorum, 1-45 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
bu yolun hayırlı bir yol olmasını dilerim bu soğukta direnmek kolay iş değil haş için değermi değer umarım ve dileğim orta yolu bulunur anlaşma sağlanır herkez sıcak yuvalarına döner sunumda emeği geçenlere çok teşekkür ederim
remzi eskikaplan eklemiş - adds | 03 Şubat 2010 Saat - Time 22:40
Merhaba Hüseyin,

Bu çalışmanla bizlere bu direnişin en derin ayrıntısına kadar yaşattığın için teşekkürler bu harika fotoğraflarına tekrar tekrar bakmaktan kendini insan alamıyor.

Emeğine sağlık.
Yavuz ILDIZ eklemiş - adds | 03 Şubat 2010 Saat - Time 23:21
Sevgili Hüseyin
Kutlarım. Fotoğraflarının toplumun değişimine katkı sağlayacak kadar etkili... Berrak düşünceni, berrak bir şekilde kareye yansıtmışsın...
Sevgiler... Saygı ile birlikte...
S.Haluk Uygur
S. HALUK UYGUR eklemiş - adds | 03 Şubat 2010 Saat - Time 23:30
gözüne / ruhuna sağlık Hüseyin...

yakın bir gelecekte 150-200 bin işçi için de planlanan ve uygulanan gidişatın, onlar tarafından beklenmedik ama bize umut veren direnişine değer kattığın için teşekkürler...
ATAKAN BAYKOÇAK eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 00:02
Yürekten Kutlarım,
"Üç çocuk yap, açlıktan sokağa at"........
:(((
aa eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 00:36
Güçlü fotoğraflar cidden. Sevgili Hüseyin'in güçlü objektifi, Hilmi arkadaşın anlatımıyla birleşince iyi bir fotoröportaj çıkmış. Tek eksiği, Tekel işçilerin mücadelesinin başlangıcındaki süreçlerin yeralmaması. Sanıyorum, bu seri devam edecek. Tekel işçilerinin topluma yaydığı ve nerdeyse unutulmaya yüztutmuş dayanışma, iyimserlik ve sınıf kardeşliği gibi değerlerin devam edeceği gibi...
Figen Aydoğdu eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 01:28
resimler cok guzel ve cok duygulu, etkilenmemek elde degil..

Evren Öztürk eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 08:29
dostum çok güçlü bi seri olmuş tebrik ederim,
Selman Gaffaroğlu eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 09:04
belgelenmesi gereken bir eylem, tebrik ederim
yücel zorlu eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 10:12
anlatımı çok güçlü fotograflar ,etkilenmemek mümkün değil, umarım hak ettiklerini alırlar
tebrikler selamlar
seher başoğul eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 10:31
Sevgili Hüseyin,

Söyleyecek söz bulamıyorum, sen fotoğraflarınla söylenmesi gerekenleri söylemişsin zaten.
Sadece seni canı gönülden kutluyorum bu gönüllü çalışman ve duyarlılığın için.
Eline sağlık, yüreğine sağlık dostum...
Mehmet YASA eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 10:42
Harika..Harika...Hem gösterene, hem de yazana; ellerinize sağlık diyorum...
Sevgiyle...
Koray ÖZÖZEN eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 12:49
Tebrik ederim. Hem içerik hem teknik olarak çok iyi bir iş çıkarmışsınız. Gönülden kutluyorum.
Birol Kayrak eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 13:00
Kardeşim benim süper kareler yakalamışsın, tebrik ederim, eline ve yazanların diline sağlık...
murat koç eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 17:43
Sevgili HÜSEYİN ,
Yürekten kutluyorum başarılarınız bizlere ilaç oluyor sakın başladığınız yollardan dönmeyesiniz biz sizlerin arkanızdayız Fazlı Hocanın Hasanoğlan etkinliklerine katılmışmıydınız Ben Seramik Hocası Hale Güneş
Hale GÜNEŞ eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 18:56
Sevgili Hüseyin;
Gittikçe büyük ustanın Ara Güler'in belgeselciği çizgisinde ilerliyorsun arkadaşım.
Bu direnişte senin gibi olayların içinde olan çok az fotoğrafçı var diye düşünüyorum.
Fotoğrafların anlatımı öylesine güçlü ki. Bizlere umut verdin. Adeta yaşadık, orada hissettik kendimizi.
Bir şey yapmalı ayrımında direnişe destek olan fotoğrafçıları gördükçe "iyi ki fotoğraf var" diyorum.
Yürekten destekliyoruz ve kutluyoruz seni.

Orada hakları için mücadele verenlere selam olsun.
Küçücük yüreciğin kaleminden dökülen iyi dilekler en kısa zamanda gerçekleşsin.
Çocuklar, analar sevdiklerine kavuşsun.
En kısa zamanda endişeli yüzlerde sevincin, umudun pırıltılarını görmek umuduyla...
Sağlıcakla...


Birgül ERKEN eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 22:43
emeğinize değmiş,güçlü bir anlatım....
Esat ÜLKÜ eklemiş - adds | 04 Şubat 2010 Saat - Time 23:18
tek kelimeyle muhteşem başka söylenecek söz bulamıyorum. fotoğraf sanatınızı konuşturmanızın yanısıra böylesine önemli , hassas bir konuda göstermiş olduğunuz duyarlılığınız konusunda da ayrıca tebrik ediyor böylesine güzel ve bi o kadar da yürek dağlayan fotoğraflarla da olsa o insanların yaşadıkları sıkıntılara gözyaşlarımla ortak olma fırsatı verdiğiniz içinm teşekkür ediyorum.
necla dikici eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 14:07
Sevgili Hüseyin ve fotoğraf makineleriyle/yürekleriyle Tekel İşçilerinin yanından ayrılmayan tüm fotoğrafçı dostlar,
Onların seslerinin duyurulmasındaki katkınız öyle büyük ki...
Hele Tekel işçilerinin Ankara'nın ayazına, emeğin sesini duymayanların sağırlığına rağmen sürdürdükleri bu muhteşem direnişin anlamı...
Bu büyük ve anlamlı direnişin en kısa zamanda amacına ulaşması dileği ile...
Yüreklerinize sağlık...
ŞULE TÜZÜL eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 14:21
Emeğinize, gözünüze sağlık...
Nihat Karadağ eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 14:58
Bu güçlü çalışma için sizi kutlarım, sayenizde kendimi oradaymış gibi hissettim.
Saygılarımla,
A.Tufan Palalı
A.Tufan Palalı eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 17:32
Sevgili Arkadaşlarım.
Gerek görüntüler,gerekse anlatım yer yer çok çarpıcı.Genel olarak da etkileyici.Böyle bir serinin ortaya çıkması için,konuya "içerden bakmak" gerekir idi.Yani gelip~geçerken değil,orada yaşayarak.Böyle yapılmış olması,başarılı olmasının önemli bir yanını oluşturmuş.
Her ikinizi de kutluyorum.
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 20:07
Çalışmanızdan dolayı sizi kutlarım.Duygularımı kabarttı.Fotoğrafa yeni başlayan biri olarak bu çalışmanızın sonlarına doğru gelirken içimden o kadar çok Ankara'ya gitmek istedim ki...
Okulum açılmasına birkaç gün kalmasa bisikletimi kapıp gitmemek için hiçbir engelim yok.
Orda beraber kaldırımlarda beraber yatıp,sabah içine işlemiş soğukla uyanıp ellerim titreyerek fotoğraf çekmek isterdim.Bu çalışmanızla beni biraz daha heveslendirdiniz.
Çok teşekkürler.
Bünyamin Ergen eklemiş - adds | 05 Şubat 2010 Saat - Time 20:29
ali riza bey'in vurguladigi noktanin önemli oldugunu ve fotograflarin "iceriden" cekilmis, samimi fotograflar olmasinin etkisini artirdigini düsünüyorum. elinize saglik, önemli bir iş yapiyorsunuz. saygi ve selam ile
murat g eklemiş - adds | 06 Şubat 2010 Saat - Time 23:29
Fotoğraflarda o ortamı yaşattın bana. Canı gönülden tebrik ediyorum, sevgili Hüseyin.
Selamlar, sevgiler.
Okan YILMAZ eklemiş - adds | 07 Şubat 2010 Saat - Time 16:03
tebrik ederim parça parça gördüğüm çalışmaların burada bir arada bir bütünlük oluşturmuş izlerken sıcacık odamda sadece çok kötü hissettim kendimi üşüdüm
tebrikler
ender efe acar eklemiş - adds | 08 Şubat 2010 Saat - Time 11:13
emeğinize sağlık, bizlerin yüreğine dokundunuz.........
cemile demir eklemiş - adds | 08 Şubat 2010 Saat - Time 11:17
Sevgili Hüseyin; yaşamı haklı yanları le görmemizi sağlayan bu çalışmandan ötürü tebrik ederim.
Hakan Çınar eklemiş - adds | 08 Şubat 2010 Saat - Time 15:41
Sevgili Hüseyin ve Sevgili Hilmi, fotoğraflar ve yazı ile birlikte bütünleşen bu çalışmayı izlerken Ankara da ne kadar önemli bir tarihe tanıklık ettiğimizi gördüm ve an be an yeniden yaşadım. Yüreğinize, emeğinize sağlık. Sevgilerimle...
Füsun Demiray eklemiş - adds | 09 Şubat 2010 Saat - Time 09:52
Hüseyincim çok değerli bir çalışma yaptın...anlatım ustalığını çarpıcı bir şekilde bir kez daha gösterdin...bu çalışma senin fotoğrafçılığında kırkpınar çalışmandan sonra bence ikinci ve önemli bir dönüm noktası...seni ve yazı ile fotoğrafları destekleyen hilmi beyi gönülden kutluyorum....sevgi ve selamlarımla....
fırat
Osman Fırat Turan eklemiş - adds | 10 Şubat 2010 Saat - Time 22:20
ordaki insanların seslerini resimlerle duyurmak dehset verici. her bir kare ayrı bi çığlık . emeğine sağlık.
çalışma cok iyi, tebrik ediyorum.
semiha barut eklemiş - adds | 11 Şubat 2010 Saat - Time 19:44
Hayatı bu dünya için emek verenlere üreten ve yaratanlara borçluyuz. Bunun için en kutsal ve yüce mücadele emek ve haklar için verilen mücadeledir. Umudumuzu Ankara'nın soğuğunda büyüten ve yeşerten Tekel İşçileriyle birleşen yüreğinizin ve yüreğimizin sıcaklığıyla. İkinize de teşekkür ediyorum. Elinize sağlık Sevgili dostlar....
Nail Yollu eklemiş - adds | 14 Şubat 2010 Saat - Time 12:16
Hayatı değiştirecek olan işçi sınıfına ve onun tarafında hayata güzellik katan anlamlı emeğinize bizim tarafta olanlar adına sevgilerimi iletiyorum.direnen tekel işçileri yeni bir hayatın sıcaklığını müjdeliyor ankaranın soğuk caddelerinde.
ONLARI YANLIZ BIRAKMAYACAĞIZ...
sinan eklemiş - adds | 15 Şubat 2010 Saat - Time 11:27
Merhaba Huseyin
Yine gercekci Yine siyah beyaz ve dogal resimlerle gonlumuzu fethettin zannediyorum Tekel iscilerinin direnisi senin fotograflarinda daha bir anlam ve ifade kazanmis tekrar seni ve arkadaslarıni tebrik ederim eline,yuregine ve gozlerine saglik,
Feza Inalpulat eklemiş - adds | 15 Şubat 2010 Saat - Time 16:25
Geçenlerde fotoğraf sitelerinde gezinirken fark ettim: Tekel İşçileri Grevi ile ilgili tek kare yoktu !!...
"Hadi İstanbul'lu, İzmir'li, Adana'lı, Mersin'li, İzmit'li, Edirne'li, Sakarya'lı ve benim gibi yeni Antalya'lı fotoğrafçılar neyse de;
Ankara'lı fotoğrafçılar niye ilglenmiyor bu grevle..." diye düşündüm.
Hatta ağzıma geleni söyleyecektim: " Sizler kuş fotoğrafı, koyun-keçi fotoğrafı, göl ve kent manzaraları, makrolar çekmekten başka bir iş yapmaz mısınız ?..." diye de ver-yansın edecektim..
İyi ki bu çalışmayı gördüm... ve sitelerden "KOVULMAKTAN" kutuldum..:))
Eline-gözüne-yüreğine sağlık Hüseyin kardeşim.
Fotoritim'i de candan kutluotyorum...
turkobaba/ Turhan Şeref Ener eklemiş - adds | 15 Şubat 2010 Saat - Time 17:49
Merhabalar Hüseyin Bey,
Çekimleriniz gerçekten çok başarılı elinize sağlık, buradaki herkes gibi bende çekimlerini çok beğendim ama siyasi açıdan hiçbir şekilde katılmıyorum. Bu ülkede onların ÇALIŞMADAN kazandıkları maaşın daha azına çalışan ve çalışmaya razı olan binlerce insan var. Binlerce insan çalışarak onların aldığı maaşı isterken onlar çalışmadan eski refahlarını arıyorlar. Yok kusura bakmayın ben bu siyasi direnişe katılmıyorum.
C.Emre ÖZ eklemiş - adds | 15 Şubat 2010 Saat - Time 22:10
Merhabalar Hüseyin,

Emekçilerin haklarından vaz geçmemek uğruna yürütükleri bu onurlu mücadeleyi bize ve gelecek nesillere aktardığınız için sizi canı gönülden kutluyorum. Fotoritim'e de bu röportaj ve fotoğrafları bize ulaştırdığı için teşekkür ederim.
güven özveren eklemiş - adds | 16 Şubat 2010 Saat - Time 22:32
bu muhtesem bır senfonı olmus emegın gucu bukadarguzel aktarılır. baska söze gerek yok sızı kutlarım. saygılarımla
bedrettin turgut eklemiş - adds | 16 Şubat 2010 Saat - Time 23:38
Toplumla yüzleştirilmesi gereken duyguları görselliğin estetiğiyle yansıtmanızdan ve dip notlarınızla paylaşımlarınızdan dolayı müteşekkirim..20 Şubat'ta tanıştığım sayın Hilmi Bey sayesinde yakaladığım bu kareleri süsleyen sitenizi tüm dostlarımla paylaşacağım..Başarılarınızın devamını diliyorum. Saygılarımla..
Nejla Çakır eklemiş - adds | 21 Şubat 2010 Saat - Time 21:49
fotoğrafın gücünü hissederek izledim,
tebriklerimi sunuyorum ..
gülce gökmen eklemiş - adds | 24 Şubat 2010 Saat - Time 22:47
Sevgili Hüseyin Kardeşim,

Bu eylemi ilk gününden takip eden bir arkadaşın olarak, senin tekel işcileri için yaptığın özverili çalışmayı en yakından bilenlerden biriyim. Çadırlarda insanlarla kurduğun dostluk, ustalıkla çektiğin fotoğraflarla birleşince bu güzel sonuç ortaya çıktı. AFSAD ın ortak sergisinde gösterdiğin insan üstü çaba ile bir gecede 90 fotoğrafı baskıya hazırladığına ben şahidim. Kışın en soğuk gecelerdinde sağlığını hiçe sayarak o alanda o işçilerle olman gerçekten takdire layık. Hiç fotoğraf çekmesen bile senin orada olman bile tekel işcileri eylemini hatırladığımda aklıma gelen yüzlerden biri olacak.
Sinan Vargı eklemiş - adds | 27 Şubat 2010 Saat - Time 19:40
Sevgili Hüseyin bu ülkenin geleceğinde sizin çektiğiniz bu kareler her zaman var olacaktır. Bu fotoğraflarınız yarınlarda hep olacaktır.
Kocaman yüreklerinize sağlık...
Çok şeyler öğrettiniz...
Tahir ÖZGÜR eklemiş - adds | 01 Mart 2010 Saat - Time 14:07
merhaba hüseyin türk ben TOKAT TEKEL eylemcisiyim bizlere resimlerinle vermiş olduğun desteğe teşekkürler ederim emeğine yüreğine sağlık başarılar diliyorum
MAHMUT KELEŞ eklemiş - adds | 03 Mart 2010 Saat - Time 20:50
Tek kelimeyle "harikasınız"
Sıcak odalarımızda kısa bir süre için de olsa, oradaki soğuk ve karanlık havayı bize his ettirdiğiniz için teşekkür ederim. elinize yüreğinize sağlık.
Çetin Yaşar eklemiş - adds | 08 Nisan 2010 Saat - Time 07:25
Emeğine, yüreğine sağlık.
Onlarla birlikte sende yaşamışsın mücadeleyi.
Sevgiler...
Güven Kebeci eklemiş - adds | 20 Nisan 2010 Saat - Time 13:36
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.