Fotoğrafı çekmek yerine tasarlayarak yaptığımı biliyorsunuzdur. Fotoğraf çekmek için yapılan yolculukların içsel olarak da yapılabileceğini düşünüyorum. Belgesel ya da an fotografı yapıyorsanız, fiziksel olarak bir yolculuk yaparak, orada olmanız gerekir. Benim kast ettiğim yolculuk ise bundan öte bir durum. Çalışacağınız konu üzerine yaptığınız araştırmalar, gözlemler, o anı yaşarken edinebileceğiniz birikimler vs,. Bütün bunlar çalıştığınız konu hakkında bir fikir, bir yaklışım geliştirir. Fotograflarınız o konu hakkında ki yorumunuzdur. Yorumunuzu fotoğrafik bir dille aktarımış olursunuz. İşte sözünü ettiğim bu aşamalar, içsel olarak da yapılabilir. Bizzat orada olmadan, benzer yolculuğu içsel biçimde gerçekleştirerek, bir yoruma ulaşılabilir ve yorum fotoğrafik bir dille sunulabilir.
Fotoğraflar izleyicinin algısı doğrultusunda çeşitlenerek yeni imajlara dönüşürler ve kendilerine yeni yaşam alanları bularak çoğalırlar. İzleyici kendi gerçekliği doğrultusunda var olan katmanları algılar. Fotoğraf üretenler olarak yapabileceğimiz, daha çok katman oluşturarak, izleyicinin algı sürecinde takip edeceği yol için ipuçları vermektir. İzleyici nasıl yaptığınızdan çok gördüğü ve algıladığıyla meşkuldür.
Fotoğraf, tek başına bir sanat objesi ya da bir sanat objesinin parçası olabilir. Zaten okuma kurallarına göre öz çıkarıldığında geriye bir estetik okunabilirliğin kalması gerekiyorsa, temel sanat kuramları kullanılıyor demektir. Nasıl yapıldığından çok bizde ne kadar ve hangi algıları oluşturduğu önemlidir. Dolayısıyla diğer disiplinlerden yararlanılabilir. Tekniğin bir amaç değil anlatımın bir parçası olması gerektiğini de bu arada söylemek isterim.
Portre fotografı en zor alanlardan birisidir. Vesikalıktan ya da o çekim yaptığınız kişinin o an ki görüntüsünden daha ileride gerçek bir portre fotografı daha da zordur. Ancak yorumunuz katılmış başarılı bir portre fotografı o kişiyi bize taşıyabilir. Bazen de tek bir portreyle bir grubu, sınıfı, çağdaşları, onun gibi kadınları, erkekleri ya da çocukları simgeleyebilirsiniz. Artık o tek kişilik portre, pek çok kimseyi içinde barındırır. Dışavurumcu bir ressamsanız, resim bu açıdan çok elverişli olabilir. Fotograf içinse iyi bir modeli o an da uygun ışık koşullarıyla görüntülemeniz gerekir ki böyle anlarda genellikle, makinanız yanınızda değildir. Yanınızda olsa belki de böyle bir an hiç oluşmayacaktı. Siz o fotografı gördünüz, sadece çekimini yapamadınız. Böyle portreleri fotografik bir dil kullanarak yapabilmek için ben de fotogram tekniğini kullandım. Form verebildiğim, yumuşak bir tel ile oluşturulan figürleri, fotogram tekniğiyle karta aktardım. Her figürden on adet baskı yaparak numaralandırdım. Artık teller yok yani bir tekrarı daha yapılamıyor.
Baskı boyutları 20x30 cm. olan fotogramlar, Eşber Karayalçın’ın tel ile yapılmış heykelleriyle birlikte Şekerbank galerisinde 2-22 Haziran 2006 tarihleri arasında sergilendi. Sergi Merter Oral anısına yapılmıştı. Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
İbrahim GÖĞER












FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
İbrahim Göğer : CFC
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"