Levent Yıldız kimdir bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?
Şu sıralar 40 yaşına girme telaşlarında, hayatının kalan kısmında “yapmadığım neler kaldı?” düşüncesiyle, olabildiğince çok şey yapmaya çalışan, daldan dala gezinmeleri sırasında fotoğraf çekerek kendimi buldum derken, ardından foto-dergi ile yan bir dala zıplamış, yarın da hangi dala zıplayacağı belli olmayan; evli, bir çocuk babası, banka memuru…

Sizi bu fotoğraf sevdasına sürükleyen sebep nedir?
Fotoğraf makineleri ve fotoğraf ile tanışmam çok eskilere uzanır aslında… Sünnet hediyesi olarak rahmetli dayımın bana aldığı, markasını hatırlayamadığım bir makine, ardından Zenit, onun ardından oğlumun doğumu ile bebeklik fotoğraflarını çekmek için aldığım Canon A1. Manzara ve aile fotoğrafları dışında başka yönlere yöneltememiş olsam da hep hayatımda fotoğraf vardı. Bu kısım biraz komik gelebilir ama gerçekleri söylemek gerekir ise; yaklaşık bir buçuk yıl evvel aklıma bir video kamera almayı koymuştum. İnternetten en son teknolojileri (DVD’lere kaydedenler, 5.1 surround ses sistemliler, 16:9 görüntü alabilenler) inceledim. Bu aşırı gelişmeye yüz tutmuş sistemlere, öncelikle maddi, sonrasında da hangisi iyi, daha ne iyiler çıkar ki ? endişeleri ile hiç yanaşmak istemedim. İncelemelerimde bu markaların birde D-SLR fotoğraf kameralarının olduğunu bu makinelerin hem analog özellikli hem de dijital (otomatik) özellikli olarak çoktan raflarda ve kullanıcıların ellerinde yerlerini aldıklarını gördüm.
Madem kamera almıyorum, bu cam gibi keskinlikte, gökkuşağı gibi renklerde, bilgisayarlar ile tam entegre, sınırsız sayıda fotoğraf çeken kameralardan alayım dedim. Kısa bir inceleme ile Canon 350d o an için uygun bir alış hedefi oldu bana. Yurtdışından gelmişti ve Türkçe tek kelime kullanım açıklaması yoktu. Bunu tercüme etmekle uğraşmaktansa, fotoğrafçılık ile ilgili kurslara ve atölyelere katılayım arada da öğrenirim nasılsa dedim.

Fotoğraf ile ilgili aldığınız eğitimler?
Yine kısa bir araştırma sonucu, İstanbul’da Fototrek Fotoğraf Merkezi’nde çeşitli eğitim programları ve atölyeler olduğunu gördüm. İşte hem kameramı öğrenmek hem de fotoğraf çekmeyi geliştirmek için iyi bir yer dedim. Temel başlangıç vs. gibi kurslar yerine, ustalarla fotoğraf çekimlerinin de yer aldığı atölyeleri tercih ettim;
- Nevzat Çakır ile İstanbul Fotoğrafları,
- Mehmet Özşimşek ile Kent Günlüğü,
- Altan Bal ile Fotoğrafta Anlatım Dili,
- Ustalarla Fotoğraf Semineri (Cemil Ağacıkoğlu, Merih Akoğul, İbrahim Zaman, İsa Çelik, Gültekin Çizgen, Nevzat Çakır)

Fotoğrafçılık ile ilgili ne gibi faaliyetler içindesiniz ?
Çekime çıkmak dışında fazla bir faaliyetim yok aslında. Çekim mekanlarım İstanbul ve çevresi oluyor. Bazen sokaklar, bazen kırsal alanlar. Son 5-6 aydır Fotoritim zamanımın çoğunu almaya başladı. Yapmak istediğim çok şey var ama zaman, maddiyat ve yetenek şimdilik çoğunu sonraya ertelememe neden oluyor. Sanırım bir de fotoğrafın kişisel, bireysel bir üretim olmasının yanı sıra hep aklımda çoğul kavramının olması ve kendi kafa dengimde kişileri bulup onlarla ortaya bir şeyler çıkarma isteğim bir şekilde zamana yayılıma yol açıyor. E tabii bir de iş güç ve aile, fotoğrafı 2. planda tutmam için önemli bir sebep.

Varsa açtığınız sergiler / Katıldığınız yarışmalar?
Sergi açmadım. Fotokritik üyelerinin gönüllü olarak açtıkları çocuk konulu sergilere (İstanbul ve İzmit) birer fotoğraf ile katılmıştım.
2006 yılı sonunda heves edip 4-5 yarışmaya fotoğraf göndermiştim. İnanın yarışmayı önce anlamak, sonra fotoğraf seçmek, düzenlettirmek, belli ölçü aralıklarında bastırmak, formlar doldurmak, tarihin stresi ile kargolamak vs. çok sıkıcı idi. BM yarışmasında bir fotoğrafım sergileme aldı. Yarışmalara katılmayı düşünen arkadaşları etkilemek istemem ama bir daha yapabileceğimi sanmıyorum, bir ihtimal Levent isimli fotoğrafçıların çektiği fotoğraf yarışmasına denk gelirsem, belki….

Şu an kullandığınız ekipmanınız hakkında bilgi verir misiniz?
Canon 30D body kullanıyorum. Lens olarak en ağırlıklı kullandıklarım Sigma 17-70mm ve 70-300mm. Bunlardan daha ender kullandığım 10-20mm ve 50mm lensim var. 50mm lensim f/1.8 ve Canon, ucuz ama çok etkili bir lens. Diğer lenslerim ise komple Sigma.

Fotoğrafta konulu çalışmayı tercih ediyor musunuz?
Bunu ben beceremiyorum aslında, tabii İstanbul’da sokağa çıktığımda neler çekeceğim ya da neleri çekebileceğim önceden üç aşağı beş yukarı belli olsa da, bu ay sadece kahvehaneleri çekeceğim, devamlı oralara gideyim gibi bir konu ayrımı (ya da konulandırma) yapmadım, yapamadım. Çünkü gittiğim yerdeki fotoğrafik olan her şey çok ilgimi çekiyor. Normalde yanında fotoğraf makinesi hiç taşımayan biri olarak, elimde makine ile “fotoğraf çekmeye” çıktı isem hoşuma giden her şeyi çekiyorum. Kendini konularda disipline eden, planlayan ve onların peşinde koşanları gıpta ile izlesem de bana göre değil gibi geliyor.

Fotoğraf çalışmalarınız esnasında etkisi altında kaldığınız herhangi bir olay var mı? Ya da bir anınız?
Çok fazla çocuk fotoğrafı çektiğim için, çocuklarla şakalaşmalarım, onlara gazoz, şeker ısmarlamalarım, tekrar gittiğimde bazılarını büyümüş bulmam gibi zamana yayılmış anılarım oluyor. Birebir çok ilginç bir anım olmadı gibi. Ama geçenlerde Balat’ta çektiğim bir fotoğrafın bir banka reklamında kullanılmak üzere istenmesi ve ardından gidip fotoğrafını çektiğim kişiden izin almam; benim için fotoğrafın çekim aşamasından internete yüklenmesine, oradan görülüp bir yerlere yakıştırılmasına ve nihayetinde de çektiği kişiye kadar dönen bir fotoğraf dolaşım öyküsü oluverdi adeta.

“İyi fotoğraf” sizce nedir?
Şu röportaj süresince dünyada binlerce, on binlerce belki de yüz binlerce fotoğraf çekilmiştir muhtemelen. Bunların çoğunu ne biz görebileceğiz ne de diğerleri… Bu hız artarak devam ediyor. Yüz binlerce gazete, dergi, albüm, internet sitesi, televizyon vs. vs. Görselliğin üretim ve yayılım (tükenme) hızı korkunç. Bu baş döndüren akışta artık iyi bir fotoğraf olabilmek, eskiden milyonda bir ihtimal ise şimdi yüz milyonda bir ihtimal olmuştur. Gözün giderek daha hızlı bir şekilde bakmak zorunda kaldığı bu vitrinde, bir fotoğraf beni durdurup gözümü üzerinde tutabiliyorsa gerçekten de iyi değil süper bir fotoğraftır. Böyle bir fotoğrafın tanımı ne mi olur? İnanın bunu cevaplamak imkansız.

Beğendiğiniz fotoğrafçılar kimlerdir ?
Yabancı fotoğrafçıları pek tanımıyorum. Fotoğraf üzerine akademik bir eğitimim olmadı. Fotoğraf sanatının yapı taşı denebilecek ustaların isimlerini ve bazı fotoğraflarını bilsem de üzerilerinde çok ayrıntılı inceleme, araştırma ve onları anlama gibi çalışmalar yapmadım. Kendi dünyam olan Türkiye’den ve İstanbul’dan çekilen fotoğrafları çok seviyorum. Hal böyle olunca da Ara Güler, fotoğraflarına defalarca bıkmadan baktığım biri benim için. Çekmekten de çok keyif aldığım çocuk fotoğrafları dünyasını gözümde değişik boyutlara taşıyan Erdal Yazıcı, foto-röportajları ile Altan Bal … Özetle Türk fotoğrafının ustalarını ve başarılı genç fotoğrafçılarını çok seviyorum. Pek çokta henüz görmediğim, bilmediğim Türk fotoğrafçıları vardır, hepsini seveceğime eminim. Bu fotoğraflar sıcak ve benden fotoğraflar… Sanat evrensel olsa da anladığım, bildiğim ve hissettiğim, belki de yaşadığım anları görmek beni mutlu ediyor.
“Bu fotoğrafımı çok seviyorum” diyebileceğiniz somut bir örnek verebilir misiniz?
Bu fotoğrafımı çok seviyorum. Hatta günde birkaç kez çıkartıp severim :) Buraya ciddi bir örnek koymak zor olsa da bir tane seçip koyacağım. Şu an cevaplarımı yazarken ben de görmüyorum… :) Umarım bu sevgimi hak eden bir fotoğraf olur :

Sizi en çok heyecanlandıran konular hangileri?
Konudan ziyade yani çekerken heyecanlandırmadan ziyade, fotoğrafa farklı bakış açıları getirmek beni çok heyecanlandırıyor. Günbegün kamera arkasından bakarken bir gün öncesine göre daha fazla ne olacağını bilmek, hissetmek. Birkaç saniye sonrasını tasarlamak. Yer değiştirerek ikilemleri kareye almak. Bir şeyi çekerken onun arka planını da kurmak. Işıkla, gölgelerle boğuşmak. Ve sanırım en güzeli de o fotoğrafları bilgisayara indirdikten sonra içinden tam da istediğim gibi olmuş dediğim birkaç kare çıkmış ise o anın hazzı. Biraz bencil bulurdum kendimi hep, neden ben sadece kendi fotoğraflarıma bakmayı seviyorum diye. Ama bu yapımızda olan daha doğrusu fotoğrafın yapısında olan bir şey. Sen çekiyorsun ! Sana en büyük keyfi de verecek olan senin çektiğin iyi bir fotoğraf elbette. Kendi fotoğrafı kadar insanı ne heyecanlandırabilir ki ? Başkasını kıskanırsın, kendinde ise heyecanlanır ve umutlanırsın. Tabii çektiğim her şey iyidir saplantısına girmeden. Buna izin verilmez, çünkü heyecanın ikinci kısmı olan insanlarla paylaşmak evresi gelir ardından… Heyecanın tavan yapmış demektir o zaman.

Heyecan veren konu ise sokaklar, gündelik hayat, çocuklar ve çocukluğumdan kaldığını hissettiren bir nesneyi, bir satıcıyı ya da bir yeri görmek … Geçenlerde çocukluğumda her mahalle girişinde olan, semtin amatör hatta tam amatör takımına ait maç/netice tabelasına denk gelince heyecan ile çekivermiştim gülümseyerek. Kişiden kişiye değişse de binlerce ayrıntı bulabilir insan sokaklarda heyecanlanacak. Bir de unutmadan tek başıma fotoğraf çekemiyorum. En büyük heyecanı grup olarak fotoğraf çekimlerine giderken yaşıyorum. Çok mutlu anlar. Atölyelerin bana kattığı bir duygu olabilir bilemiyorum ama kendim çekmesem bile yanımdakine “bak!” diyerek bir şeyi gösterip ilgisini ve çekimini sağlamak bana heyecan veriyor.

İmkanınız olsa cekmek istediginiz fotoğraf /yer/ portre vs ne olurdu?
Aslında imkanım olsa çekmek istediğim şeyler çok… İstabul’un günümüzdeki tarihsel anlarını çekmek isterdim. Hiç kaçırmaksızın tersaneden denize yeni inen bir gemiden tutun da, şehre gelmiş buz pateni gösterisine kadar. Her yere koşturarak tüm bunları belgelemek. İmkansız ama isterdim….
Siz bir fotoğraf olsaydınız nasıl bir fotoğraf olurdunuz?
Karakterimi kendi kendime çözümlemem doğru olsa da burada yazıya dökmek zor… Buna rağmen sevgiyi çok önemseyen biri olduğumdan herkesin keyif alabileceği bir fotoğraf olmak isterdim. Değişken bir fotoğraf, kucağında şirin bir yavru tavşan olan şeker bir kız çocuğu, arkada huzur veren bir manzara. Sizin yüzünüzde tebessüm oluşturacak kadar size uzanabilen bir fotoğraf….
Midyat - Mardin, 2007Burada bir parantez açmak istiyorum, soruları yanıtlarken insanları tanımadıkları ya da tanıdıkları isimlerle boğmak istemediğimden hem fotoğraf olarak hem de hepsinden önemlisi dostlukları ile bana emeği geçenleri, destek olanları yazmadım. Sığdırması çok zor olurdu. Nasılsa onlar bunu okuyacaklardır bir şekilde. Bu notumu tek tek hepsi mutlaka görmeliler; teşekkür ederim dostum sana, seviyorum seni… Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Röportaj : Berna AKCAN
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"