Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > EYLÜL 2009 SAYISI - SEPTEMBER 2009 ISSUE > İlker Gürer : Tatarların Dönüşü
İlker Gürer : Tatarların Dönüşü

Tatarların Dönüşü

Return of the Tartars


 


Eski Sovyetler Birliği'ndeki Türk etnik kültürlerine her zaman ilgi duymuşumdur, bu nedenle Kırım (Ukrayna'nın bir parçası)'dan gelen davet ve Tatarları ele alacak olmak bana mükemmel göründü. Bu, aynı zamanda benim ilk yurtdışı görevim olacaktı. İngiliz meslektaşım bana Tatarların gerçek sorunlarını anlattı. Kendisi bir tv muhabiriydi ve hikayeyi ele alacaktı. Ortağı olarak bana katılıp katılamayacağını sordu çünkü ben Türkçe biliyordum. Projeyi kapsamlı şekilde tartıştık ve bunun üzerinde çalışmanın, benim buradaki Türk insanlarının kişisel hikayelerini araştırmaya olan ilgimi geliştirmem konusunda cesaretlendireceğini anladım. Artık sadece tarih kitaplarına bağlı kalmayacaktım.

 

I have always been interested in Turkic ethnic cultures throughout the former countries of the Soviet Union so the invitation to go to the Crimea (a part of the Ukraine) and to cover the Tartars seemed perfect – it was also going to be my first foreign assignment. My British colleague actually told me about the Tartar problems; she is a TV journalist who was going to cover the story and asked if I would join her as colleague because I can speak Turkish. We discussed the project extensively and I realized that working on it would encourage me to proceed with my own interest in researching the personal stories of this part of the Turkic people. No longer would I have to depend just on history books.


 

Bölgedeki Rus donanmasını görmek için 28 Eylül'de İstanbul'dan Ukrayna'nın en büyük limanı olan Sivastopol'a seyahat etmeye karar verdik ve gerçekten Rus savaş gemilerini Ukrayna yakınlarındaki Karadeniz'de devriye gezerken gördük. Bu, benim o güne dek yaptığım en uzun deniz yolculuğuydu.  Şu anda bir kargo gemisi olan eski bir KGB Rus radar gemisiyle yaptığımız seyahat 36 saat kadar sürdü. Zaman kaybı bile olsa gerçekten keyif aldım. Ukrayna'ya seyahatten evvel İstanbul'daki bir Kırım Tatar toplum kuruluşu ile görüştüm. Tatar kuruluşun yöneticisi bana, meslektaşım ve benim oraya ne zaman varacağımızı bildirebileceğim ve onlarla neden görüşmek istediğimizi anlatabileceğim kişilerin iletişim bilgilerini verdi.  Türkiye'den gideceğimiz için Tatar grup çok sıcakkanlı ve davetkardı. (Dünya üzerinde sürgün edilen en büyük Kırım Tatarı kökenli toplumu Türkiye'de yaşıyor)

 

We decided to sail from Istanbul on Sept. 28 to Sevastopol, the major harbor in Ukraine, to see the Russian Fleet in the area and, indeed, we saw Russian war vessels patrolling in the Black Sea near Ukraine. It was my longest trip ever on a ship. The trip – on an old former KGB Russian radar vessel, now a cargo vessel – took us around 36 hours. While it was a waste of precious time, I really enjoyed it. Before traveling to Ukraine I met with a Crimean Tartar community foundation based in Istanbul. The director of the Tartar foundation gave me some contacts, which I called to explain when my colleague and I were coming and why we wanted to meet them. Since we came from Turkey the Tartar group was very warm and welcoming (the biggest community in the worldwide diaspora of Crimean Tartar origin lives in Turkey).


 

Sivastopol'a vardığımızda Kırım'ın başkenti Simferapol'a giden bir otobüse bindik. (Tatarlar 1944'de Joseph Stalin tarafından sınır dışı edilmişti) Aradığım otel sahibi etnik bir Tatardı ve bize karşı çok nazik, çok yardımseverdi. Ama en büyük yardım, Kırım Haber Ajansı genel müdürü İsmet Yüksel'den geldi. Bize Rusça konuşan Tatar bir rehber sağladı. Ortağım ve ben, seyahat etmek ve Kırım'daki Tatarların yaşamını araştırmak için bir araba kiraladık. Kırım sokaklarındaki genel hava beni çok üzdü. İlk gün çöp tenekelerinden yemek yemeye çalışan insanlar gördüm, çoğu insan ekonomik problemler nedeniyle içki içiyor ve depresif bir halde yaşıyordu. Ama Tatarların her şeye rağmen sahip oldukları muazzam enerjiyi sevdim. (Yerel bürokrasiye rağmen hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlardı.) Hiç birşeyden vazgeçmiş değillerdi.

 

When we arrived at Sevastopol we took the bus to the city of Simferapol, the capital city of Crimea in the Ukraine (the Tartars were deported in 1944 by Joseph Stalin). The hotel owner whom I had called is an ethnic Tartar and was very nice and helpful to us. But the most help came from the general manager of the Crimean News Agency, Ismet Yuksel. He provided us with a Russian-speaking Tartar as a guide. My colleague and I rented a car to travel and investigate the Tartars' lives in Crimea. The general mood in the streets of Crimea saddened me. The first day, I saw people trying to eat from a trash bin; most people were drinking and were living in a depressed state because of the economic problems. But I also liked the Tartars' astounding energy in spite of everything – they were trying to survive despite the local bureaucracy. They were not giving up anything.


 

Tatarlar doğdukları yere geri dönmeye ve orda yaşamaya hakları olduklarını, Rus ve Ukraynalı komşularıyla aynı haklara sahip olduklarını savunuyorlardı. Kırım'da gördüğüm yaşlıların çoğu yaşama bağlılıklarındaki azimleri ile beni çok etkiledi. 70'lerinin sonlarında olan Hüsniye Hala bana çok çektiğini söyledi. "Küçük bir kızken yaşamın zorluklarını gördüm ve sürgün, beni yaşamın zorluklarına karşı daha güçlü hale getirdi" dedi. Yaşam dolu bir insandı. Onun dayanıklılığı bana iyi bir dersti çünkü elektriği, suyu olmayan, eğreti bir evde yaşıyordu ve kendini geçindirmek zorundaydı.

 

The Tartars claimed that they had a right to return to and live in the land of their birth, that their rights were the same as those of their Russian and Ukrainian neighbors. Most of the elders I met in Crimea affected me greatly with their unswerving attitude of holding on to life. Aunt Husniye, in her late 70s, said to me, "I have suffered a lot. When I was a small girl I saw the hardships of life and the exile made me stronger so that I can face life's difficulties." She was a lively person. Her fortitude was a good lesson for me because she was living in a makeshift house with no electricity or water and had to make her own living.


 

Daha sonra başka bir güçlü ve esprili karakter olan Seyit ile tanıştık. O da 70'lerinin sonlarındaydı ve bizi evine sıcakkanlılıkla davet etti. Kızı ve torunları ile birlikte Sivastopol'un kenar mahallelerinde yaşıyordu. Onun uysal mizacı yüzüne yansımıştı. Bize, Kırım'a dönmek için çok uğraştığını anlattı. Yaşlıydı ama mülteci olarak sürgünde çektiklerinin anıları onu ağlattı (1944'deki büyük sürgün esnasında bir tren vagonunda kardeşlerini kaybetmişti)  Benim de gözlerim dolmuştu. Onun söylediklerini tercüme etmeye çalışıyordum ama bu bazen çok güçtü. Yine de insanlara iyi gözle bakma yeteneğini kaybetmemişti. Yaşamda çok korkunç şeyler gördüğünü ve bunların onu daha güçlü yaptığını ekledi.

 

Later we met another strong and humorous character named Seyit. He was also in his late 70s and he welcomed us graciously into his house. He lived on the outskirts of Simferapol with his daughter and his grandchildren. His easygoing attitude was reflected on his face. He told us that he had worked hard to get back to the Crimea. He was old but the memory of the trials he had endured as an exile – he lost his siblings in a train car during the Tartars' 1944 mass deportation – made him weep. I had tears in my eyes too; I was trying to translate what he said but it was sometimes very difficult. However, he had retained the ability to look at the good in people. He also added that he had seen many awful things in life and that they had made him stronger.


 

Bu yaşlı Tatarlar genç nesle göre çok daha umut doluydular. Ahmet, Simferapol'deki camide bekçi olarak görev yapıyordu ve ben Ahmet'in Kırım Tatar bayrağı önünde fotoğraflarını çektim. Ukrayna vatandaşı olmaktan gurur duyuyordu ve oğlu Ukrayna'da ulusal bir boks ünvanı kazanmıştı (Tüm çocuklarıyla gurur duyuyordu) Dayanıklılığı gözlerinden okunuyordu ama geçirdiği zor yaşam da belli oluyordu. Bayrakla birlikte fotoğrafını çekmeden önce vatandaşları için kendi yazmış olduğu bir şiiri okudu.

 

These elder Tartars were more hopeful compared to the younger generation. Ahmet served as watchman for the community mosque in Simferapol and I took pictures of Ahmet in front of the Crimean Tartar flag. He was proud to be a Ukrainian citizen and that his son had won a national boxing title in Ukraine – he was very proud of all his children. His strength shown in his eyes but the tough life he has led was also evident. Before I took his picture with the flag, he read some of his poetry he had written to honor his countrymen.



Kırım'a gitmeden evvel Kırım Tatarları hakkında kitaplardan çok az bilgi edinmiştim ama onlarla şahsen tanışmak, bana o zamana dek öğrendiklerimden çok daha fazlasını gösterdi. Onlar Türktüler ve onlarla aynı dili konuşuyorduk, her biri bana kendi kişisel hikayelerini anlattı. Bu insanlarla karşılaşmak ve onların asaletini, büyük sorunlara rağmen gelecekle ilgili hala umut dolu oluşlarını görmek beni son derece etkiledi.

 

Before I went to the Crimea I had a little information about the Crimean Tartars from books but meeting them personally showed me more than I had ever known. They were Turkic and we spoke the same language; they each told me their personal stories. Experiencing these people and seeing their dignity and their hope for the future in spite of great problems affected me enormously.

 

Çeviri (translation by) : Berna AKCAN

 









 


İlker GÜRER Hakkında

İlker Gürer 1976'da Divriği'de doğdu. Kendi kendini yetiştirmiş olan fotoğrafçı, fotoğrafa 2004'de başladı. O zamandan beri çeşitli yayınlar için serbest fotoğrafçı olarak alışmakta. Ocak 2007'de World Picture News (WpN) için çalışmaya başladı. Ocak 2008'de Türkiye'deki günlük bir gazetede fotoğraf editörü oldu. İstanbul'daki kentsel dönüşüm ve cüzzam hastaları ile ilgili halen devam etmekte olan serileri de içeren dört büyük kişisel projeyi ele almıştır. Gürer projelerinde, zorluklarla karşılaşan insanların dayanıklılığını göstermeyi amaçlamaktadır. İstanbul'da yaşamaktadır.
 

http://pa.photoshelter.com/c/ilkergurer  
www.ilkergurer.com

 


İlker Gürer

About İlker GÜRER

 

Ilker Gurer was born in Divrigi in 1976.  He is a self taught photographer he started photography  in 2004,  since then he has worked as a freelance photographer for various publications. In January 2007 he began working with World Picture News (WpN), sometimes on an assignment basis, in 2008 January he became photo editor at a daily newspaper in Turkey. He has covered four major personal projects to date including the urban transformation story in Istanbul and an ongoing series on leprosy patients. In Gurer's projects he wants to show people's strength when facing hardships. He lives in Istanbul, Turkey.

 

http://pa.photoshelter.com/c/ilkergurer
www.ilkergurer.com 
 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Tebrik ederim sevgili ilker çok güzel ele alınmış bir konu
sadece biraz daha zamanın olsa çok daha zengin bir iş ortaya koyabileceğini biliyorum sevgiler...
Engin Güneysu eklemiş - adds | 08 Eylül 2009 Saat - Time 00:23
çok güzel bir anlatı keyifle okudum
mine kocaballı eklemiş - adds | 01 Temmuz 2010 Saat - Time 23:56
Yine güzel ve başarılı projeye imza atmışsın tebrikler üstadım...
Vejdi Subari eklemiş - adds | 02 Temmuz 2010 Saat - Time 10:42
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.