Arşivimizden  - From Our Archives

 

Erwin Olaf

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hasan Sönmez

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

Tuba Döner

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2007 SAYISI > İmaj Hiç Birşeydir, Hayatsa Herşey
İmaj Hiç Birşeydir, Hayatsa Herşey


Yıllar önce seyrettiğim, adını ve yönetmenini hatırlayamadığım eski bir Hollywood filminin hikayesi belleğimde yer etmiş. Oldukça saf, hatta düpedüz yarım akıllı genç bir kız taşradan New York’a gelir. Şehrin büyük bir meydanında otobüsten indiğinde, heyecan ve tutku ile etrafa bakar. (Benzer durumları Yeşilçam bize Haydarpaşa Garının merdivenlerinde sık sık yaşatmıştır.) Aklında takıntı düzeyinde tek bir şey vardır. Ünlü olmak.


Bu sırada kentin en işlek meydanlarından birisinde bulunan bir reklam panosu dikkatini çeker. Bütün saflığı ile gidip, kente gelmek için yıllardır biriktirdiği paranın hatırı sayılır bir miktarını verip, o panoyu kiralar. Yapmak istediği tek şey oraya ismini yazdırmaktır. Bu iş ile ilgilenenler buna bir anlam veremez, hatta aptalca bulur ama o bunu umursamaz, sonunda kentin en işlek meydanındaki o panoda yazılı ismine, garsonluk yaptığı restorana gidip gelirken, her gün önünde durup heyecan içinde bakmaktadır.

 

Sonunda Hollywood filmlerinde rastlanan türde bir dizi inanılmayacak tesadüf ve komik olaylardan sonra, ilan panosunda hiç bir açıklama olmadan yazan bu ismin yol açtığı merak onun gerçekten bir star olmasına yol açar.


 

Andy Warhol yıllar önce, bir gün her kes on beş dakikalığına da olsa ünlü olacak diye bir aforizme atmış ortaya. Günümüzde özellikle televizyon kanallarında yaşananları görünce onun ne kadar uzak görüşlü olduğunu görüyoruz. Hatta bu kadarının onu da derin şaşkınlıklara sürükleyeceğini söyleyebiliriz.

 


Bu konu ile ilgili bir diğer çağrışım ise Woody Allen’ in Radio Days filminden.  Filmin kahramanlarından genç bir kadının radyodan sesine hayran olduğu bir adamı bir davet sırasında eciş bücüş biri olarak görünce yaşadığı hayal kırıklığı ve şaşkınlık gerçekten görülmeye değer bir sahnedir.

 


Gerçekten imaj hiç bir şey  hayat ise her şey midir. Ne yazık ki pek öyle görünmüyor. Eğer öyle olabilseydi hayat pek çoğumuz için daha kolay olabilirdi. Tüketim toplumu herkesin sırtına hiç de kendisine ait olmayan yüzlerce etiketi yapıştırıp,  kendisine-doğasına yabancı pek çok arzunun peşinde koşturup duruyor. İş artık Beatles konserlerinde çığlık atan yeni yetme kızları çoktan aştı. Genç kızlara iffetsizlik, genç erkeklere ise psikopatlık pompalanır hale geldi. İmaj önderlerimiz televizyon ekranlarında Madam Tusso müzesindeki mumyalar misali kendilerini de savurmaya hazır çarkın dışına çıkmamak için, son bir çaba yaşayan varlıklar olduklarını ispatlama çabasında, kendi bedenlerini ve var oluşlarını pazara çıkarmış durumdalar artık. Hani dokunabilecek kadar yaklaşsak hayatta olmadıklarını anlayacağız ve böylece sürekli gürültü koparan bu beşeriyet sirkinin ana direği bir anda yıkılıverecek. Artık çadırın altında kim kalırsa. Belki o zaman birbirimizi gerçek yüzlerimizle görebilmeye daha fazla şansımız olur.

 


Benim adım Zekeriya Günaydın, aslen Erzincanlıyız. Askerden sonra geldim İstanbul’a . Malum, ekmek davası. Zeytinburnu’nda dükkanım vardı önceleri, ufak tefek kaynak işi yapıyordum. Gözlerim de o sıralarda bozuldu. Buna şükür, Ermeni bir ustam vardı Artin diye. Kör oldu adamcağız. Ne yaparsın bizim işler öldü artık. Dükkânı kapatmak zorunda kaldım. Kiraydı, vergiydi, elektriği, suyu yetişmedi. Sokaklarda arıyorum artık ekmeğimi. Buna da şükür, iyi kötü karnımız doyuyor. Kızı da evlendirdim, kocası metroda güvenlikçi. Tinerciler geçen bıçaklamışlar bacağından, ama Allaha şükür ciddi bir şeyi yok. Bir de şu hayta oğlana bir iş bulabilsem. Hele bir askere gitsin gelsin. Tarlabaşında yıkılacak bir bina varmış, onun kazanını kaynak ile sökeceğiz. Çıkacak gibi değilmiş. İşte böyle hemşerim. Peki sen ne yapıyorsun. Yatmışsın öyle hatunun kucağına, oh !.. keyfe bak. Yaptığın başka bir iş yok mu. Nerelisin, kimlerdensin ?


 

Fotoğraflar : Anıl Gürten ÖZGÜÇ

Yazı : Gökay ÖZGÜÇ

Yasal Uyarı : Bu sayfadaki tüm yazı ve görseller, eser sahibine ait olup, kısmen veya tamamen izinsiz olarak alınması, kopyalanması ve kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç teşkil etmektedir.

Yorumlar - Comments
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
altı kaval üstü şişahane yaşamlar...
hayatta hiç bir zaman sahip olamayacağı marka ve modelleri su gibi bilmek. bunları bilmenin bile imaj yarattığı yaşam formları. küresel kültür ithali ile gelişmiş tuhaf zevkler, kişilikler. avrupalı ya da amerikalı gibi olmanın, düşünmenin yarattığı karizmalar. bu karizmaların yönettiği şirketler, ülkeler.
her gün önünden geçerken dikkatimizi bile çekmeyen ama bilinçaltımızı sürekli bombalayan tabelalar. konuşmalarımızı bile şekillendiren reklamlar.
sanırım sesim kısılana kadar konuşabileceğim bir konu.
gördüğünüz, gösterdiğiniz, anlattığınız için teşekkürler...
ali emre çetiner eklemiş - adds | 20 Mayıs 2007 Saat - Time 10:57
Bir gün bir Rus genc ve bir Amerikali gencin yollrai kesisir..Karsilastiklarinda ikiside soktadir cünkü Amerikali genc hip hop degil klasik müzik seviyordur hamburger ya da pizza degil sebze yemeyi tercih ediyordur, tavirlari ise son derece sakin laubalilikten uzaktir..Rus genc saskindir..Fakat asil saskin olan Amerikalidir, Rus hip hop dinlemekte, Amerikan jargonu kullanmakta mc donals tarzi beslenmektedir..Gercek Amerika filmlerde sahtesi ise yasamda midir???KüLltür emperyalizmi , sinema ve ideoloji baglaminda acilen ele alinmalidiri
serpil eklemiş - adds | 25 Mayıs 2007 Saat - Time 12:35
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

 

e-Panel

Ara - Search


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.