Bookmark and Share
İsmail Haykır ile Söyleşi

Soru : Fotografçılık sizin mesleğiniz mi, yoksa amatör uğraşınız mı  ?

 

Fotograf benim mesleğim. Mesleğim bana heyecan veriyor, yaşama sevinci katıyor bana. Sevdiğim işi yapıyorum. Hayallerimin peşinden gidiyorum.


 

Soru : Fotografa ne zaman ve nasıl başladınız ?

 

Fotografa dayımın fotograf makinesi ve dayımın yönlendirmesi ile 18 yaşında başladım. Şimdi dayımın tarif ettiği fotografı düşünüyorum da, “Diyafram, enstantane, metraj, çerçeve ve durup çekim yapacağın açı” dayımın bu parmak hesabı hem naif hem de gerçek olarak karşımda hep durur. Dayım 5 parmağı ile bu işi özetlemiş adeta. Ben halâ parmak hesabı ile işi özetliyorum ( Diyafram, Estantane, İso ayarı, WB, Color setting- vivid-natural –saturated ayarı )

 

Soru : Fotograf dışında başka amatör uğraşılarınız var mı ? Varsa nelerdir ? Ya da başka hangi amatör uğraşılarınız olsun istiyordunuz ?

 

Metal İşleri bölümünde okudum. Çok saygı duyduğum hocam Ertuğrul Açıkel ve rahmetli Erol Belce beni çok severlerdi. Ben “Heykel yapmak istiyorum” dediğimde “Yaparsın, istersen her şeyi yaparsın” derlerdi. Hocalarımdan bile gizli metal işleri için bir arkadaşımın atölyesine gidiyordum. O günlerden beri metal sanatı ile ilgili bazı tasarımlarım, çizimlerim var. Bir gün bunları hayata geçireceğim.



Soru : Fotograf pahalı bir uğraşmıdır ? Neden ?

 

 Fotograf pahalı bir uğraştır. Eskiden daha da pahalı idi. Şimdi film yıkama, çerçeveleme, kontak baskı alma, poşetleme, baskı alma yok artık. Maliyetler biraz düştü gibi görünse de megapiksel yarışından yeni ekipmanlardan kaçamıyorsunuz. Çok para tutuyor hepsi. İş artık teknoloji yarışına dönüştü.

 

Soru : Fotograf kolay bir uğraşı mıdır ? Neden ?

 

Fotograf kolay bir uğraştır ! 15 günlük bir eğitimle diğer sanatları icra edemezken, 15 günde hiç fotograf bilmeyen yeteneği olmayan insanlara öğretilebilir !

 

Çok ilginç “Dünyada yetenek gerektirmeyen tek disiplin fotograftır” diye bir ifade vardır.

 

Fotografın diğer sanatlara göre yetenek gerektirmemesi ve kolay yapılıyor olması onun değerini düşürmez.

 

Ancak; fotografın kıymetini düşürenler var.

 

Fotografın zorluğu da işte bu kolay yapılıyor olmasından kaynaklanıyor.

 

“Biz fotograf sanatçıları” diye başlayan diyaloglar beni her zaman germiştir.

 

Kardeşim, sen hobi olarak bu işi yapıyorsun.

 

“Hobi ve Sanat” enteresan! Bu iki kavram üzerinde ayrı ayrı düşünmeye değer.

 

Ya da yeni söylemiyle hobi ve sanat üzerine bir “konsept” oluşturalım, bakalım ne sonuçlar verecek tartışalım… Lütfen…


 

Git Anadolu’ya birkaç bölgeyi dolaş. Kendinden daha altta gördüğün yoksul insanların fotograflarını çek. Onları “lümpen” diye aşağıla. Çektiğin fotografları söz verdiğin, adresleri aldığın halde fotografların asıl sahiplerine yollama, üstüne üstlük bunları bir de web de yayımla…

 

Bir iki yurtdışı gezisinde fotograf çek, para ödeyerek birkaç modelle çalış. Fotograf yarışmalarına gir, aynı fotograf ı 5 farklı yarışmaya yolla, 2 sergi aç, 5-6 kere projeksiyonla sunum yap. Web sitelerine fotograf yükle…

 

Ama kendine hiçbir sorumluluk yükleme...!

 

Ve adın da sanatçı olsun… ???

 

Biz fotoğraf sanatçıları diye laflar et.

 

“Oooohh ünvanlar beleş, kardeşim bu ‘title’ ı sana kim verdi, sen Adobi Photoshop’daki doküman gibi ‘Untitled’ sin.

 

Başlıksızsın…, bomboş bir sayfasın.

 

Bu bağlamda; “ben sanatçı filan değilim…”

 

Sanat / sanatçılık…, çok farklı bir şey yahu.

 

Halâ bunu anlamadılar, anlamak mı istemiyorlar.

 

Soru : Fotografı sizin için önemli ve ayrıcalıklı kılan nedir ?

 

Fotograf çekmek benim için çok anlamlı bir ritüeldir.

 

Konsantrasyonum iyiyse bütün duyularımla başka bir aleme gidiyorum.

 

Zaman kavramı yok oluyor.

 

Fotograf beni arındırıyor, mutlu ediyor. Fotografla kendi kendime bir tür terapi uyguluyorum. Fotograf bir kişisel gelişim aracı, sürekli kendimi geliştirdiğim bir kavram.

 

Fotograf basmak;karanlık oda yada aydınlık oda fark etmez iş in ötesinde “sihirli bir şey”

Fotografı sunmak; ışık renk-biçim, içerik adına ne ortaya koyduysanız.iste ortaya koyduğunuz sey “neyi gösterdiğiniz nasıl anlattığınızın”  fotografıdır.

 

İlginç değil mi ?


 

Soru : En fazla ne tür fotograf ilginizi çekiyor ? Neden ?

 

Müşteri tercihlerinin ön planda olduğu ticari kaygı ile çektiğim fotografları konumuzun dışında tutarsak kendi tercihlerimle ve özgür irademle önceleri fotografa konu olabilecek bir sürü şey ( doğa, insan, doku, tarım makineleri,…)  çekerdim. Şimdi biraz duruldum… Hayallerim var.

 

Okuyorum, araştırıyorum.

 

Tarih, psikoloji, sanat tarihi, gösterge bilim, antropoloji, mitoloji, destanlar…

 

Etkileniyorum.

 

Geziyorum, notlar alıyorum.

 

Kafama göre hayalimde bir dünya kuruyorum…

 

Mekân; o mekan’ı kafama yerleştiriyorum hatta bazen rüyalarıma bile giriyor.

 

Zamanı; mevsimi bekliyorum hatta birkaç mevsim üst üste o mekâna gidiyorum.

 

Işık ve renk; hayalimdeki ışık, gölge ve renk oluşuncaya kadar bekliyorum.

 

Bu süreçler içinde fotograf çekiyorum. Bu periyodda bir sürü gelişmeler ortaya çıkıyor.

 

Doğrudan fotografçı, belgeselci, foto jurnalist değilim…, o anı çekmiyorum. O atmosferi, o ambiyansı, görüneni değil de; kafamda kurguladığım kendi atmosferimi oluşturuyorum.

 

Sizin gerçekliğiniz bende biraz düşsel olarak görünüyor. Fotograflarıma bunu yansıtmaya çalışıyorum.


 

Soru : Yarışmalardan iyi dereceler ya da bol miktarda sergilemeler elde etmek bir fotografçının kariyerine katkı verir mi ? Neden ?

 

Ben yarışmalara katılmıyorum. Bu yüzden de hiç ödülüm yok. Ama, yarışmalara da karşı değilim. Dünyada iyi dereceler almak, ödüller kapmak, sergiler açmak fotografçı kariyerine büyük katkı sağlar ama bizim ülkemizde bu işin suyu çıktı.

Jürileri sorguluyorum.

 

Seçme ve seçilme kriterlerini sorguluyorum.

 

Ödülleri sorguluyorum.

 

Çıkan sonuçlar dünya ölçeğinde fotograflar değil…

 

Ancak sayısı 3 ve 5’i geçmeyen her yönden dünya ölçeğinde fotograf yarışmaları da yapılıyor. Bunları ayrı tutuyorum.


 

Soru : Gördüğünüz enteresan şeylerin fotograflarını çekermisiniz ? Neden ?

 

Evet enteresan şeylerin fotografını çekerim.Fotograf makinesi kocaman dev bir göz. Çekmek biriktirmektir aslında, önemli olan biriktirdiklerimiz ve içinden seçim yapmak.

 

Soru : Fotograf çekmek için sahaya çıkarmısınız ? Neden ?

 

Maç mı yapıyoruz ki sahaya çıkalım..., şaka şaka !

 

Can dostum Dursun Ali SARIKOÇ, Faruk KARACA, Adnan ATAÇ, Ahmet Can PEPE, Seval HAYKIR (darlingimle) ve kuş fotoğrafları çeken ornitofoto Mehmet GÜRBÜZ ile arazi olmaya bayılıyorum.


 

Soru : Deneysel ya da kreatif fotograf diye ortaya konan her fotograf yaratıcı bir çalışma mıdır ? Neden ?

 

Deneysel ya da kreatif bir çalışma ortaya konmuşsa. Temel bir takım estetik kaygılardan yola çıkılmışsa ve bunlara düşün (felsefi) boyutta alt yapı oluşturmuşsa fotograf yaratıcı fotograf / sanat fotografıdır. Fotograf da bilinen sürecin dışına çıkıp sınırları zorlayıp günlük yaşamın tek düze ve monotonluğun sıyrıldığımız anda fotografik anlamda da iyi işler ortaya çıkarmaya adaysınız demektir.

 

Soru : Bu güne kadar sizi en çok hoşnut eden projeniz hangisidir ? Nasıl bir çalışmadır ve neden hoşnutsunuz o çalışmadan ?

 

1- 1984 yılında Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 4 mevsim çalışmam. Bu benim gözbebeğim, o zamanki Çamlıhemşin ve Ayder’i düşünüyorum da her şey / yer gibi oraların da içine etmişiz.

 

2- Köy Hizmetleri Genel Müd. fotografçı olarak köy fotografları portfolyosu çalışmam

 

3- Hıfsızsıhha müdürlüğü ile fotograf ve film kimyasalları ve atıklarının fotograf çalışanları üzerindeki etkileri ve bilgilendirme toplantıları organizasyonun da çalışmam

 

4- 1995 yılında dijital fotograf eğitimi için Amerika ya gitmem ve bu teknolojinin ülkemize transferi

 

5- 2000 yılında İngiltere’de şair dostum Fadıl OKTAY ile bir fotoğraf galerisine gittik. Galeri yöneticisi Türk olduğumuzu ve fotografçı olduğumuzu anlayınca bize karşı tavrı değişti. Ne diyordu bu adamcağız. “Türkiye fotograf müzesiz” diyordu.

 

İşte o an karar verdim Türkiye’ye dönünce bu konu üzerine eğilmeliydim.

 

Bir sürü insan, kurum, yönetici, akademisyen, bakan, müsteşar ile görüştüm.

 

Herkes bana salak muamelesi yaptı.

 

Ben yılmadım.


 

Hangi ülkeye gittiysem fotoğraf müzesi/galeri aradım. Bilgi belge doküman topladım. Koruma, saklama, sunum, eğitim yeni müze vizyonları hakkında çok şey öğrendim. Hala her gün fotograf müzelerinin web sayfalarını bakarım.

 

Ben müzeci değilim, müzecilik eğitimi almadım ama 8.000 sayfaya yakın doküman, yazı, görüş topladım.

 

Ben Ankara’da bir fotograf müzesi olmasını çok istiyorum.

 

Bu Atatürk’ün şehrinde, Başkent’te olmalı diye düşünüyorum.

 

Balıkesir’deki arkadaşlar ve İstanbul’ lu arkadaşlar bana kızacaklar ama bu fotograf müzesi Ankara’da olmalı ya da Ankara’ da da ayrıca bir fotograf müzesi bulunmalı.

 

Sayın Kültür Bakanımız ile bu konuyu görüştüm bu konudan haberi var, ona güveniyorum ama.., ama işte.


 

Soru : En çok feyz aldığınız, sizi bilgilendiren ya da size en fazla şeyi öğrettiğini düşündüğünüz usta kimdir ?

 

Klasik Siyah/Beyaz, renkli agrandizör, karanlık oda baskısı bilgi ve görgüsünü ustam Yaşar CAN’ dan öğrendim.

 

Amerika’da tesadüfen Ansel Adam’sın bir sergisine rastladım.

 

Fotografları gördüm, dondum kaldım.

 

Fotograf ta zirveye nasıl çıkılır, o fotografları görmeyen kesinlikle anlayamaz.

 

Kitaplar, reprodüksiyonlar, internet o muhteşemliği kesinlikle aktaramıyor.

 

(Engin ÖZENDES Hanım, belki İstanbul Modern’e Ansel ADAMS’ ın bir sergisini getirtir)

Bir de Amerika’da bir başka fotografçı Jerry UELSMANN’ın fotograflarını çok severim.


 

Mustafa TÜRKYILMAZ, stil sahibi titiz insan

 

Basın şeref kartı sahibi, gördüğüm en titiz fotografçı.

 

Cinnah caddesindeki atölyesine rahmetli Cemal PESEK ile gittiğimizde. Atatürk fotografları cam negatifleri, altın Hasselblad’ı, kendi çektiği ve bastığı fotografları gösterdiğinde çok etkilenmiştim. Mustafa bey stil (tarz) sahibi  titiz, çok titiz bir insan dı. İlk karşılaştığımda yaptığı bir hareket vardı hiç unutamıyorum.

 

Cebinden bir mendil çıkardı, zemindeki fayansların üzerini sildi.

 

Bak çocuk bu işte hiç toz yok. Yerde bile hiç toz yoktu.

 

Fotografın  düşmanı “toz” dur unutma dedi. O zamanki karanlık odamı düşündüm, doğruydu.

 

Portfolyo gibi bir albüm yapmıştım fotograflarımdan. Mustafa bey e gösterdiğimde, “baskıları hangi laboratuara yaptırdın” dedi. Ben de, “kendim çektim, kendim bastım, kendim yaptım” dediğimde, “iyi sen sonra gel, seninle çok şey konuşacağız” dedi.

 

Bana fotografa dair, hayata dair çok şey anlattı. O günlerden aklımda kalan ünlü bir söze yaptığı katkı ile fotografçıları şöyle ifade ediyordu;

 

“Okuyup yazanla okumayanlar arasındaki fark, ölülerle diriler arasındaki fark kadardır.”

 

Fotografçılar içinde; bakıp da görenler yada görmeyen “bakar körler” arasındaki fark………, kadardır, diye okkalı, burada konuşulamayacak bir ifade biçimi vardı.

 

Bana öyle öyküler anlatırdı ki keşke sayın Tekin ERTUĞ un ifadesiyle ”fotografçı hatıratını”, kağıt kaleme sarılıp bu fotograf öykülerini yazsaydım.

 

Mustafa bey beni çok sevdi. Beraber fotograf çekmeye, fotograf gezilerine gittik. Ona “Manyak Mustafa” diyorlardı. Ben çok bozulurdum bu lakaba.

 

Hıncal ULUÇ un ifadesi ile “o fotograf sanatının manyağı idi”.

 

öyle şeyler anlatırdı ki, bazen çok duygulanır ağlardım. İnanılmaz serüvenlerdi.

 

“Duygulu çocuk seni evlendireceğim” derdi. Evlendirdi de.

 

Ornitofoto’ daki arkadaşları karşıma almak istemiyorum ama, Gül ile Bülbülün birlikteliğini çekmek için günlerce “sabahın köründen kuşluk vaktine” kadar sabır ve sebatla bülbülü ne kadar beklediğini ve çektiği fotografları görmeyen anlayamaz.

 

Ah güzel insan !

 

Şimdi ne zaman Cinnah Caddesinden geçsem, senin o güzel dostluğun, hatıraların geliyor aklıma. Mualla hanım, Turhan bey , Bora bey, Zeynep hanım.

 

Sen geliyorsun aklıma.

 

Dayanamıyorum

 

Ah üstat senin dostluğunu, muhabbetini çok özlüyorum.


 

Ali DEĞER; Makineleri değil “kafayı” da tamir eden usta

 

Ali Değer bana çok değer ve kıymet verdi. Amatörlük ve profesyonelliğin ne olduğunu öğretti. Çok yardımı oldu bana, hala da öyle.

 

Fotograf makinenize bir şey olduğunda ya da bozulduğunda Ali Değer’ in değerini o zaman anlarsınız. Ben ona “ustaların ustası” diyorum.Kafamdaki fotograf adına var olan sorulara direk cevap verir. Kafayı da tamir eder.

Bu kadar bilgi, bu kadar tecrübe ve onda olan makine ve aksesuarlar kimsede yoktur.


Rahmetli Mustafa Türkyılmaz’ la “kürdan” dan nasıl yüzük yaptılar. İşte bu inanılmazdı. Babacan adam sıkı bir dost. Hakkını ödeyemem. İyi ki varsın Ali Değer üstadım.


 

Dursunali SARIKOÇ; Kalbimdeki Başkan

 

Benim gözümde Türkiye’ de en iyi doğa fotografı çeken fotografçıdır Dursunali.

 

Karadeniz aşığı, fotograf için dört mevsim Karadeniz’e giden fotograf çekmeden duramayan, fotografı bir yaşam şekline dönüştüren bir dost.

 

1986 yılında tanıdım onu, çok sevdim. Sevecen, nüktedan, fotografla doluydu. Sonra Afsad başkanı oldu sık görüşmeye başladık.

 

O zaman tek hedefe kilitlenmişti. Derneği “kamu yararına dernek statüsü” kazandırmak.

Kazandırdı da.

 

O günlerde bunu kavrayamamıştım. Ne yapmak isteğini şimdi gayet iyi anlıyorum.

 

Dursunali bey bizim kuşağın mihmandarıdır diyebilirim.

 

Anadolu’da o kadar çok yere götürdü ki bizi, o olmasa idi kesinlikle gidemezdik. Onun sayesinde gidilmemiş bir çok yere/mekana gittik. Şimdi sizin sayenizde Dursunali beye teşekkür ediyorum.

 

SAĞOLASIN ÜSTADIM

 

Benim kahrımı çektiğin, kaprislerime katlandığın için.


 

Halil DİŞLİ; Ressam, Fotografçı, Şair, Belgesel yönetmeni bir dost

 

Türkiye’de ilk dijital fotograf baskı sistemini ona sattığımızda başladı dostluğumuz.

 

Fotograf’a, hayata, felsefe’ye, her şeye dair berrak bir zihinle öğreten bir feylesof gibidir, bu kadar sığ ve dalkavuk arasından sıyrılıp gelen. Ruhunuzun arka kapısını aralayıp içeri giren. Kendini bildiği gibi, seni de senden iyi bilen, kadim dost. Her saat konuşabileceğin, ıssızlığın ve yalnızlığın ortasında “matrix” de seni bekleyen.

 

İyi ki varsın, dost.


 

Seval Kaya HAYKIR; Dansın büyüsünü öğreten hayat arkadaşım.

 

Seval’ le tanıştığımızda “Modern Dans” hocalığı yapıyordu ve “dramatik dans topluluğu” vardı. Dans’la ilgili müthiş projeleri - hayalleri de vardı. Benim de hayallerim vardı. Hayallerimizi hayatımızla birleştirip evlendik. O benim “darlingim”.

 

Hayatıma anlam kattı, bana çok şey öğretti. Halâ da öğretiyor. En önemlisi hayır demeyi öğretti. ”Hayır” demeyi öğrenmek çok önemli. “Evet” demek kadar önemli. Bunu uygulamaya koymak daha da önemli. Bana verdiği destek ve izinler hiç bitmesin. Ondan çaldığım zaman için beni affetsin.

 

Seni sevgilerin en sonsuzluğunda, başka alemlerde de seveceğim.

 

Soru : Atölye önemli midir ? Neden ?

 

Fotograf Atölyeleri önemlidir. Bence bütün fotograf kurum, dernek gruplarında atölyeler olmalıdır. Atölye sizi bir yerde ayrıştırıyor. Başkalarına benzemekten kurtarıyor. Farklılaştırıyor ve en önemlisi uzmanlaştırıyor. İyi işlerden, kaliteden söz etmek gerekirse; bir program dahilinde işi bilen ustaların birikimlerini aktarmaları gerekiyor. Yoksa her şey gene lay lay lom.

 

Atölyeler arkadaşlarımın ifadesi ile; “Bir adım ileriye” götürüyor bizi. Sonrasında 3. yada 5. adım bizi ileri hedefe kesinlikle taşıyor.


 

Soru : Teknolojik yeniliklere karşı tepkiniz nasıldır ? Örneğin, dijital geçiş hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

 

Teknoloji akan bir ırmak. Geriye çevirmeniz, durdurmanız mümkün değil. Fotograf bağlamında teknoloji; fotografın kendisi zaten bir teknoloji. Eğer bunu inkar eden var ise, o kişinin bir ayna karşısında kendisini sorgulamasını öneririm !

 

Soru : Her zaman yeter miktarda ekipmanınız oldu mu, ekipman konusunda sıkıntı çektiniz mi hiç ?

 

Fotografta ekipman çok önemli. Bunu Amerika’da anladım. Oradaki boyutlar hep büyük ama fotografçılıkda da ekipman da ayrı bir uzmanlık orda. XXL format Fotograf çok yaygındı benim gördüğüm zamanlarda.


 

Bir İngiliz fotografçı ile tanışmıştım. “Fotografçının en önemli ekipmanı nedir ?” diye sorduğumda, “bir düşün bakalım sen de fotografçısın” dedi. “Sence nedir ?” diye bana sordu. Ben de “Bir fotografçının en önemli ekipmanı ayakkabılarıdır” dediğimde, adamcağız çok gülmüştü. Bu CLARCK’ ın sloganı olabilir ama çok güzel demişti. (Clarck bir İngiliz ayakkabısı markası )

 

Her zaman yeterli ekipmanım oldu. Bulamasam da arkadaşlardan ödünç istedim. Ekipman işi biraz da para ile doğru orantılı. Fotografın ekipman olarak üç ayak (tripod) en önemli parçasıdır diyorum. Yeni nesil polorize filtreler ve ND filtremiz kesinlikle olmalı, en önemlisi yedek 2 ayrı pil ve hafıza  kartlarımızın bol olması lazım.

 

Şimdi söyleyeceklerim çok önemli DOĞA FOTOGRAFI İLE UGRAŞANLAR İÇİN;

 

Bir adet düdük, volki-tolki telsiz,testere ağızlı bıçak,fener,çorap ve yağmurluk kesinlikle çantada bulunması lazım.


 

Soru : S/B ya da Renkli fotograftan hangisi daha fazla ilginizi çeker ? Neden ?

 

Siyah beyaz fotograf çok ilgimi çeker.

 

Nedense çok kolay zannedilir.

 

İnanın kesinlikle renkliden zordur ve çok önemli  bir tercihtir.

 

İsviçre’de Gretag firması Color Menagement sistemini öğretti bana.

 

Hayatım renk anlamı ile kaydı diyebilirim.

 

Renklere bakış açımda Gretag önümde çok farklı bir perspektif açtı.

 

Hatta diyebilirim ki Gretag’dan önce ve Gretag’dan sonra diye ayırıyorum artık.

 

Renkli de “renk kontrolü” ve “kalibrasyon” en önemli şey bence.

 

Soru : Yeter miktarda Türk fotografçılarının fotograf albümü varmıdır sizce ? bu konuda bir eksiklik var ise, size göre nedeni nedir ?

 

Türkiye’de yeteri kadar Fotograf Albümü yok. Fotografçı arkadaşlarımız ve ben de dahil ne yapıp edip, çıkınımızdaki (o düzensiz arşivimizdeki) fotograflarımızdan bir seçki portfolyo kitabı bastırmamız gerekiyor.

 

”Bir basılı portfolyon olsun bir “iz” in dünyaya miras olsun .” bu çok önemli.


 

Soru : Fotograf neden satın alınmaz Türkiye’ de ?

 

Türkiye’de fotograf imge olarak değerli ama obje olarak bir değeri yok.

 

Türkiye’de çerçeve bile fotograftan daha kıymetli.

 

Şimdi istatistiklere bir bakalım mı rakamlar vermeden. Türkiye’de kaç okul, kaç hastane, kaç cami var biliyor musun ? Bunları sorguladığımızda tezatları görüyorsun…

 

“Fotograf Müze”siz bir Türkiye….

 

Böyle bir şey olabilir mi ? Oluyor maalesef.

 

Komşularımıza bakalım Gürcistan ve Yunanistan’da bile fotograf müzeleri ne zaman kurulmuş. Hoş şimdi birileri “Türkiye Sanal Fotograf müzesi” kuruyormuş. “Sanal” adı üzerinde “zahiri” bir şey nasıl müze olacak.

 

Bu müze konusu üzerinde çok çalıştım, Hatta bakanlara çıktım. Dosyalar sundum. Ne yapılabilir, nasıl yapılabiliri araştırdım. Çok para ve zaman harcadım. Ama yok yok işte…


 

Soru : Yeter miktarda fotografa kuramsal eser eser varmıdır Türkiye’ de ? Yoksa, neden yoktur ?

 

Şu an Üniversitelerimizde kaç tane “Fotograf Bölümü” var, kaç üniversitenin “Fotograf Kulübü” var ona bir bakalım.

 

Kıymetli hocalarımızı karşıma almak istemiyorum ama daha yeni yeni son 5 yılda “Fotograf Etkinlikleri Günleri” düzenlemeye başladılar.

 

“Daha önceleri nerelerdeydiniz?”

 

Türkiye’de zenginler sanat hamisi aileler fotograf’a hala üvey evlat muamelisi  yapıyor.


 

Soru : Fotograf eğitimi verdiniz mi hiç ? Verdiyseniz nerelerde ve hangi eğitimleri verdiniz ?

1993 yılından beri bu fotografı anlatma, gösterme, “nasıl yaptım-yapılıyor” un içindeyim. Önceleri kimyasal fotograf, procesler, filmler derken sayısal fotograf geldi.

 

Benim bir Akademik formasyonum yok. Merakım, samimiyetim, araştırmam konu üzerine yoğunlaşmam ve emeklerim var. Eğer usta olabildiysem insanların gözünde, iyi bir usta öğretici olabildiysem ne mutlu bana.

 

Ben bildiklerimi yeni nesil fotograf tutkunlarına aktarıyorum. Ketum davranmıyorum.Paylaşıyorum. Beni tanıyanlar biliyor.

 

Benim öyle kendimi tanıtmak. Fotograflarımı bol bol insanlara sunmak. Egomu tatmin etmek, ……… gibi şeylere ihtiyacım yok.


 

Soru : Bir dia gösterisi ya da dijital imaj gösterisine veya fotograf sergisine müzik ya da şiirin eşlik etmesi, ya da dans figürleriyle eşlik edilmesi sizce katkı verir mi ?

 

Bir dia gösterisi ve dijital projeksiyona müzik eşlik etmelidir. Hatta tanıdık bir müzisyen varsa ondan yardım da alınmalıdır.

 

Bir dönem Jean Micheal Jarre Yanni, Kitaro, Enya, Vangelis çok kullanılırdı.

 

Fahir Atakoğlu, Tuluyhan Uğurlu’nun müzikleri eşliğinde çok güzel fotograflar izledik.

Benim favorim. 2007 yılında özel Oscar alan İtalyan Ennio Moricone, Yunanlı Eleni Karaindnau, İtalyan Giovanni Marradi, İranlı Farid Farjad.

 

Bütün bu saydığım müzisyenleri dinlerken estetiğin ve mükemmelliğin zirvesine çıkarsınız. Notalar beyninizde sahneler yaratır uçar gidersiniz. Fotograflarınızın atmosferini oluşturursunuz. Çekim yaparken bu müzikleri dinlemek de çok hoş oluyor.

 

Ancak “sunumda müziğin volümü görselliği bastırmamalı,” fon oluşturmalıdır.


 

Soru :  Bir şiirde vurgulanmak istenen ana tema için bir fotograf yapılabilir mi ?

 

Bir fotograf güçlüyse, bin kelimeden daha fazla şey söyler.

 

Soru : Bir fotografa şiir yazılabilir mi ?

 

Fotografa şiir yazılabilir.

 

Hem de nasıl !

 

Nazım Hikmet’in bir fotograftan yola çıkarak yazdığı şiirler vardır. M. Cevdet Anday’ın yazdığı şiirler vardır…


 

Soru : Bir fotograftan yola çıkarak bir öykü ya da roman yazılabilir mi ?

 

Bir fotograftan etkilenerek her şey yapılabilir. Bir fotograf savaşı bile bitirebilir!...bu eskidendi,  şimdi Irak’ ta işgalci Amerikan askerlerinin çektiği fotograflara bakın kimse tepki vermiyor…, Fotograf eski anlam ve önemini başka medyalara devretti.


Yeri gelmişken  reklam ajansları, sanat yönetmeni, grafiker, tasarımcı arkadaşlar hatta fotograf editörleri de fotograf a “görsel “diyor…!?

 

Alın o görseli…….

 

Soru : Bir öyküden veya romandan yola çıkılarak bir fotograf yapılabilir mi ?

 

Yaşar Kemal’in doğa tasvirlerinden yola çıkarak fotograf yapabilirsiniz.

 

Soru : Fotografın resimselliği nedir ? Neden önemlidir fotografta resimsellik ? Ya da önemsizmi dir ?

 

Ben HDR tekniği ile fotograf yapıyorum bu teknikle modern fotograf ürettiğimi düşünüyorum. Bazıları bu HDR tekniğine “resim” bazılarıda “sürreal şey” bazıları “foto ilüstürasyon” diyor. Fotograf da resimsellik o kadar önemlidir ki bir dönem Rus fotografının temel tarzı olarak dünyaya yansımıştı. Şu anda İstanbul Modern'de bu örnekleri görmek mümkün. Özellikle bir tarz oluşturmak isteyenlere yol gösterici olarak bu sergiyi izlemelerini önemle vurguluyorum.

 

Soru : Fotografta üçüncü boyut arayışları önemli midir, gerekli midir ? Neden ?

 

Fotoğrafta 3. boyut ile biraz uğraştım, gerek yazılımla gerekse çekim teknikleri ile, istediğim sonucu alamadım. İstanbul’da şu an yapanlar var. Çok yapay bir şey oluyor. 3. boyutlu sinema gibi olmuyor.

 

Soru : Fotograf yapma olanaklarınız olmasaydı, hangi sanat dalı ile ilgilenirdiniz ?

 

Heykel, seramik, Boğazkale- Hattusaş için çok çalıştım. Hitit heykel sanatı çok etkiliyor beni. Eğer hiç imkânlarım olmasaydı sıcak demirci ustası olurdum herhalde. Demire bir şekil vermek müthiş bir şey.(her halde metal işleri okuduğumdan)

 

Soru : Yeterli süreli fotograf yayını varmıdır ? Bir çok yayın neden kısa sürede yayın hayatını bitirmektedir ?

 

Yeterli süreli yayın var!. Bir çok yayın neden kısa sürede hayatı bitiriyor. Reklam alamıyorlar. Reklamlarla dergiler ayakta duruyor. Birde FOTOGRAF TUTKUNU ARKADAŞLAR Dergi almıyorlar okumuyorlar neden acaba ?

 

Bu ”e-dergi” yi de okuyacaklarını zannetmiyorum. Sadece neyin  fotograflarını çektiğime bakacaklardır.


 

Soru : e - yayıncılık ilginizi çekiyormu ? e - yayının geleceği için neler düşünüyorsunuz ?


E-yayın, geleceğin yayıncılığı.

 

Biz bu konularda yerimizi almalıyız.

 

Modernfotograf.com da ben de bir şeyler yapmaya çalışacağım.

 

Şimdiden altyapıyı hazırlamalı ama hala en pahalı interneti biz kullanıyoruz.

 

Soru : Fotografçı taraf mıdır ? Neden ?

 

Fotoğrafçı tarafdır.

 

Bunu Belgeselcilere sorun isterseniz.

 

Zaman’dan “an”lar çalan görüntü hırsızlarına sorun derim.

 

Soru : Her fotograf için sanat eseridir diyebilirmiyiz ? Neden ?

 

Her güzel resim yapanın ressam olmayışı gibi her güzel fotograf çekenin sanatçı olamayacağı gibi her fotograf da sanat eseri değildir.

 

Soru : Boynunda iyi bir fotograf makinesı asılı olan herkes bir sanatçımıdır ? Neden ?

 

“Sanatçılık” farklı bir şey.

 

Siz, fotografı makine mi çekiyor zannediyorsunuz.

 

Bütün bu çekilen fotograflar makinelerin çektiği fotograflar (P,AUTO,Av.Tv)sizin çektiğiniz fotograf nerede ?-

 

Fotografı makinenin arkasındaki beyin çekiyor. Bu beynin gelişmişlik serüvenine, işine yoğunlaşmasına, bilinç düzeyine bakmak lazım.

 

Bunu bilinçle çekilen her fotograf içinde sanat vardır ifadesiyle durumu açıklamaya çalışırsak, bilinçsizce çekilen fotograf lar “çöp” tür …

 

Bir fotograf makineniz olur fotograf çekmeyi ögrenirsiniz. iyide fotograflar çekersiniz bir süre sonra sıkılır kaldırırsınız. Oysaki “seven bırakmaz”.

 

Fotograf sizin için bir tutkuya dönüşür. Makinenizle kendi aranızda bir bağ gelişir.

 

Belki makineniz fetiş bir nesneye dönüşür.

 

Seversiniz makinenizi tam hakim olduğunuz, kontrolu elinize aldığınız vakit tamamdır her şey.

 

Boynuna iyi fotograf makinesi asan, havalı lensler takan herkes dikkat etsin, “boyun fıtığı” olabilirler.

 

Soru : Çok iyi fotograf çekmek yeterli midir ? Neden ?

 

Çok iyi fotograf çekmek yeterli değildir.

 

Çok iyi fotograf çeken fotograf zenaatçısıdır. Fotografınız arkasında -üretici firmanın ismi yazmıyorsa…, şaka şaka - estetik kaygılar güden bir içerik yoksa bir seri yada bir portfolyonun parçası da değilse, ne kadar emek zaman para harcanırsa harcansın ortaya çıkan, konan şey, yalnızca endüstriyel bir üründür.

 

Soru : Uzun vadede fotografta gerçekleştirmek istediğiniz şeyleri bizimle paylaşabilir misiniz ?

 

Yazılmış, çizilmiş, ortaya konmuş proje çok. Ama bunları hayata geçirebilmek için gerekli olan para yok.

 

Doğanın ve çevrenin katledildiğini anlatan bir foto-yerleştirme (enstalasyon).

 

Alt geçitlerde trafiği aksatmayacak fotograflar.

 

Japonya, Belçika, Romanya, Almanya’da fotograf sergileri.

 

Eğitim kitapları, e-dergi, web portalı.

 

En önemlisi de sizin gibi genç arkadaşlarla ileri düzey atölye çalışmaları.


 

Soru : Fotograf yaşamınızda sizi adamakıllı sarsan ya da derinden etkileyen şeyler olmuştur muhakkak. Bunlardan bir kaçını bizimle paylaşır mısınız ?

 

Çobanları çok severim. Vaktim çok boldu o zamanlar. Bir çobanın fotograflarını çekmiştim.

 

40 yıldır çobanlık yapıyormuş. Bir kütüğün üzerine oturduk sohbet ettik. Çobanın gözünden koyunları, taşları, ağaçları, bulutları, çayır çimeni…, bütün çevrenin, çobanın fotografını çektim. Çoban bana adresini verdi. Adres çok ilginçti. Öyle ya, çobanın adresi nasıl olur.

 

Güven Bakkal Ahmet …… eliyle Çoban Rıza …

 

Neyse ben fotografları “tab” ettim.

 

Kodak’ın promosyon albümleri vardı o zamanlar. Bir el feneri ve bir de kalem koyup paketi yolladım.

 

Seneler sonra grup halinde aynı yere gittiğimizde tekrar çobanla karşılaştık.

 

Çoban beni tanımadı ben de çobanı tanıyamadım.

 

“Siz fotografçı  İsmail Haykır’ ı tanıyor musunuz? O dünyanın en iyi fotografçısı” dedi. Ben dondum kaldım. Arkadaşlara işaret ettim, “lütfen beni söylemeyin” dedim.

 

Çoban cebinden mendile sardığı biraz yıpranmış Kodak albümünü törenle çıkardı. Arkadaşlarıma fotografları gösteriyor ve anlatıyordu. “Bu İsmail efendi benim her gün baktığım şeylerin fotografını çekmiş bana yollamış. Beş senedir bu fotograflara bakıyorum”.

 

Benim boğazım düğümlenmiş ne diyeceğimi bilemiyordum.

 

Çoban Rıza, “fotografımı o kadar çok çeken oldu ki, bir tek bu adam yolladı fotografları” diyordu.

 

Beni de başka yerlere alemlere yollamıştı çoban Rıza.

 

Bu çoban Rıza’ yı unutamadım.

 

Daha soracağınız soru yoksa yeri gelmişken Fotograf adına yetişmemde bana yardımcı olan insanlara teşekkür etmek istiyorum

 

Beni fotogaf makinesi ile tanıştıran Dayım İsmet Mertoğlu’na,

 

Öğretmen kartpostal fotografçısı Bekir Baki Aksu’ya,

 

Sungurlu Halk kütüphanesinden Murat Yarda’ya,

 

Litaretür ve kaynakların olmadığı bir dönemde Yeni fotograf dergisi çıkaran bizi eğiten Gültekin Çizgen’e.

 

Ben foto-kompozitör diyorum Sabit Kalfagil hoca’ya,

 

Bize şevk veren dağların fotografçısı Ersin Alok’a.

 

Bana okuma araştırma ve “temrin” yapmayı öğreten amatör ressam, optik ve elektronik uzmanı dayım Yusuf Mertoğlu’na,

 

Klasik siyah beyaz ve renkli agrandizör karanlıkoda baskısı bilgi ve görgüsünü veren Foto Ilgaz 1924 firması ustam Yaşar Can ‘a.

 

1983 yılında İlford kimyasal ve procesleri  ve “cibachrome”u bana  gösteren eski sinemacı, kimyager-sanayici Tevfik AKPINAR’a.

 

Tarih hocam Mustafa Bakan ‘a.

 

Türk dili hocam İsmail Kalaycı’ya.

 

Ekonomi hocam Prof.Dr. İrfan Çağlar’a

 

“Sen acının fotografını çekebilir misin HAYKIR.

 

Gözümde beliren mor halkaları değil

 

Kalbimin en ücra köşesindekileri

 

ve çekilmezliğini bu insanların

 

Belki bir fotograf diye, belki çileyle

 

Çekebilir misin  HAYKIR”

 

Bu söz anlamlar içinde anlam kattı fotograf hayatıma teşekkürler Mehmet Aydınkal hocam.

 

Bana kompozisyonu anlatan, kompozisyon kitabı hediye eden ustamın ustasının oğlu kıymetli büyüğüm Prof. Dr. Turhan Ilgaz’a

 

Eski güneş gazetesini yayın yönetmeni Metin Münir ve fotograf editörü Ömer Orhun’a

Başbakanlık ve köy hizmetlerinde yanında çalıştığım yayın yönetmeni  Leman  Eğinli’ye

Beni Amerika ya yollayan Süleyman ve Arslan Doğan’a

 

Almanya’da piyasa çıktıktan bir ay sonra  bana efsanevi makine Leica alan Babam’a

 

Ve fotograflarımın olmazsa olmazı olan “saniye” ye Onu düşünmeden fotograf çekemediğim.

 

Bana  bütün sevgisini aktaran

 

İnsanların ruhundaki güzellikleri

 

Yüzüne nasıl yansırsa

 

Sen de güzellikleri fotograflarına yansıt oğlum diyen Anadolu kadını annem Saniye HAYKIR’a… ve daha nicelerine, bitimsiz teşekkürler.

 

Bu güne kadar bu insanlara bir teşekkür bile edemedim. Onlar bilsinler ki; hep benim kalbimde bir “önder” “bir guru” olarak duruyorlar.

 

Buradan siz ve “fotoritim”  sayesinde bütün samimiyetim ile önlerinde eğiliyorum ve saygılarımı sunuyorum, benimle bu röportajı yaptığınız için teşekkür ediyorum


  
Röportaj : Ceyda PEKER
Yöneten : Tekin ERTUĞ

 



İsmail Haykır'a...
 

Fotografcıların “Küçük Prens”i o… Tüm yetişkinlerin sıradan bir şapka olarak gördüğü şekli, fil yutmuş boğa yılanı olarak yorumlamak demek İsmail HAYKIR olmak… Küçük bir çocuğun el değmemiş hayal dünyasında yaşamak, hayallerine bariyer koymamak, onları sonuna dek kovalamak, görüneni görmek değil görünmeyeni yaratmak demek… İğneden korkmak; ancak doğru bildiğini, düşüncelerini, açıkça söylemekten çekinmemek. Büyük bir yetenek, yarattıgı fotograflarıyla bir fotograf dehası. Bilgilerini paylaşmaktan, yol göstermekten asla kaçınmayan bir usta. Hindistan’da karar verip uzattığı saçları, sıcacık gülümsemesi; hayalleri, melodiler ve destanlarla beslediği ruhuyla içinizi ısıtacak ve sizi bambaşka bir dünyayla tanıştıracak kişidir İsmail HAYKIR.

 

Dostu Halil Dişli O’nu belki de en iyi anlatanlardan ;

 

“Bir göz, bir el, bir fotoğraf makinesi, bir de bilgisayar ekranının ete kemiğe bürünüp, ruh kazanmış halidir.

 

Vizörden bir kez bakınca; yazılmamış bir romanı okuyabilir, bestelenmemiş bir senfoniyi dinleyebilir, o ana kadar hiç söylenmemiş bir sözü duyup anlatılmamış öyküleri ruhunda hisseder. İşte o zaman deklanşöre dokunur ve bir anı sonsuzluğa taşır İsmail Haykır. Dokunan işaret parmağıdır. Bazıları onun parmağındaki maniküre takılır bazıları ise işaret ettiği yöne ! O kare çok seslidir ve duyumsayanlar için çok şey anlatabilir o parmağın dili. Kimileri mutlu olur kimileri rahatsız. Belki de bu yüzden dilini kesmek gerekebilir İsmail Haykırın.

 

Haykır, bazen altı yaşında bir dev, bazen altmış yaşında bir çocuk. Bir dost, bir arkadaş, bir umut, bir ışık, herhangi bir anda gülümseyen bir fotoğraf karesi. 112 acil servis, her fırtınada sığınabileceğiniz bir liman, üşüyen ruhunuzun uyku tulumu... iyi ki varsın candostum…” diyor Halil Dişli.

 

Ceyda PEKER

 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 30 yorum, 1-30 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sevgili Haykır,
Seninle konuştuğumu sandım bir an bu yazılanları okurken. Çok canlı ve tüm içtenliğini yansıtmış arkadaşlar, sağ olsunlar. Yaptıkların yapacaklarının teminatı, bana göre. (Siyasetçilerin çok kullandığı bir slogan oldu ya sana yakışır) Umarım müze hayalini gerçekleştirecek siyasi yetkiliye de ulaşırsın.
Burada izlediğim fotograflarında çok sağlam bir kompozisyon ve ayıklama en başta gelen özelliğin olmuş. Gereksiz tüm ayrıntılardan kurtulmuş karelerin. Teknolojik gelişmeyi yerinde öğrenmiş olmanın yanı sıra, kendini bu konuda yetiştirmek azim ve istencine de hayranım. Ayrıca karelerine katmış olduğun düşünsel boyut da onlara yarına kalacak bir kimlik kazandırmış.
Nice karelerde buluşmak dileğiyle, Seval Hocama da sevgi ve saygılarımla..
Uğur Bilge eklemiş - adds | 05 Mayıs 2008 Saat - Time 14:41

Bu kadar samimi ama bir yandan asi ve cesur, bu kadar donanımlı ve bilgili ama bir o kadar mütevazi, her zamanki gibi sonsuz paylaşımcı ifadelerinizle bir kez daha hayran bıraktınız kendinizi bizlere..

Ne demek lazım ki size ? Dahi deli mi? Cılgın cocuk mu? Korkusuz savaşcı mı? yoksa Don Quijote mu?

Yel degirmenleri belki hicbir zaman kaybolmayacak ama sizin gibilerin nesli malesef hızla tükeniyor... Yukselen ve yok olan deger yargilarinin, bilgi ve bilgisizligin keskin çelişkisini komedi tadında paylaşmıssınız bizlerle... Sag olun, var olun...



Deniz DÖNMEZ eklemiş - adds | 05 Mayıs 2008 Saat - Time 16:55
Tebrikler Ceyda ! Çok başarılı bir söyleşi olmuş =)
Alperen Yusuf Aybar eklemiş - adds | 06 Mayıs 2008 Saat - Time 00:43
İsmail HAYKIR benim eniştem,abim ve herşeyden önce ustamdır.Bana fotoğrafı öğreten Nasıl baskı yapılır öğreten Dünyanın en iyi kalpli insanıdır.

En önemliside Üstad olmasına rağmen hala yanına gittiğimde "oğlum yeni bişey çıkmış süper gel bakalım" demeside zaten nasıl bi insan,akıl hocası ve usta olduğunun bir göstergesidir..

Yiğeni
Kerem GÜNÜÇ
KEREM GÜNÜÇ eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 17:52
İşte buuu diyorum kendini her zaman her yerde farkını gösterebilen bir usta ...
Fotoğrafı çekmiyor bence yaşıyor gördügü kareleri yaşayarak hissederek bizlere gösteren ve paylaşırken bir çocuğun elma şekeri yerken ki sevincini görüyorum ellerine saglık ...
iyiki fotografta varsın demekten başka birşey diyemiyorum. senden öğrenecegimiz çok şey var...
Ceydacığım senide tebrik ederim çok başarılı olmuş tebrim ederim.
Gülşen eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 17:56
Röportajındaki cümleler gibi aykırı bir kişilik... fotoğraflarında kullandığı "doğal" tekniklerle klasik bir ismail haykır yaklaşımı. Ve bir camın üzerine fırça ile sürdüğü vazelin ve sonrasında fotoğrafların arka planlarını minimalize ederek ortaya çıkarttığı HDR fotoğraflarla insanın akıl dünyasını sonsuz dehlizlere sürükleyen çılgın çocuk. Yeni fikirler, yeni teknikler ve doyumsuz muhabbetlerini sabırsızlıkla bekliyorum.
Fatih Kıyak eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 23:33
Kendi ile yapılan röportaj içerisinde dostlardan bazılarını görmek beni çok heyecanlandırdı. Mustafa Türkyılmaz'ı görünce Papa 6.Paul'un 1979 yılında Ki Türkiye ziyareti aklıma geldi. Onunla birlikte görevlendirildik ve bütün gezi boyunca fotograf çektik. Papanın peşi sıra dolaştığımız yerlerde Kuşadası'ndan dönüşte de 75 çöp şiş yedik ikimiz. Nur içinde yat aziz hocamız. Teşekkürler sevgili Haykır
Sevgiler saygılar
Zeynel Yeşilay eklemiş - adds | 08 Mayıs 2008 Saat - Time 16:43
“Soru : Fotograf kolay bir uğraşı mıdır ? Neden ?

Fotograf kolay bir uğraştır ! 15 günlük bir eğitimle diğer sanatları icra edemezken, 15 günde hiç fotograf bilmeyen yeteneği olmayan insanlara öğretilebilir ! Çok ilginç ‘Dünyada yetenek gerektirmeyen tek disiplin fotograftır’ diye bir ifade vardır.”

Büyük yanılgı. ‘İmagebank’lardaki doğa fotoğraflarının, profesyonel olarak, milyonlarca kare çekenlerce çekildiği halde, hiçbir güzelliğinin olmaması, hiçbir doğal anlam içermemesi, bu işin değil 15 günde, bir yaşam boyu bile öğrenilemeyecebileceğini gösteriyor. Usta denilenlerin, ne düzeyde olduklarını birer birer görüyoruz.

“Ben Ankara’da bir fotograf müzesi olmasını çok istiyorum. Bu Atatürk’ün şehrinde, Başkent’te olmalı diye düşünüyorum. Balıkesir’deki arkadaşlar ve İstanbul’ lu arkadaşlar bana kızacaklar ama bu fotograf müzesi Ankara’da olmalı ya da Ankara’ da da ayrıca bir fotograf müzesi bulunmalı.”

İsteyen istediği yerde fotoğraf müzesi açar, parası yeterse elbette. Ancak sırtını devlete dayayan, onun hegemonyasını da baştan kabullenir. Son zamanlarda sanat müzelerinde oldukça sık fotoğraf sergileri açılır oldu. İlla ki ayrı müze olacak, diye bir şey yok, öyle de sürebilir. Balıkesir’dekine yılda kaç kişi gidiyor, yani bir fotoğraf müzesi bir işe yarıyor mu? Koleksiyonlarının fotoğraf tarihi açısından değeri nedir? Basılı yayın yapabiliyorlar mı? Yanıtlar oldukça olumsuz. Türkiye’de bir fotoğraf müzesi kurmak isteyen kurumun veya kişinin milyonlarca dolar nakit para ve en az 10 kişilik bir ekiple 10 yıllık ön çalışma gerekir. Müzecilik lisansüstü eğitimim var, oradan biliyorum.

“Soru : Atölye önemli midir ? Neden ?

Fotograf Atölyeleri önemlidir. Bence bütün fotograf kurum, dernek gruplarında atölyeler olmalıdır. Atölye sizi bir yerde ayrıştırıyor. Başkalarına benzemekten kurtarıyor.”

Tam tersi geçerlidir: Resim atölyelerinde olduğu üzere, hoca öğrencilere kendi standardını ve anlayışını dayatır, 50 tane kopya çıkar aynı atölyeden ve kurstan.

“Soru : Fotograf neden satın alınmaz Türkiye’ de ?

Türkiye’de fotograf imge olarak değerli ama obje olarak bir değeri yok.”

Yineleme: Türkiye’de onlarca fotoğraf koleksiyoneri var. Fiyat şişmesin diye kendilerini belli etmezler. 20 küsur yıllık efemeristim, oradan bilirim.

Soru : Bir dia gösterisi ya da dijital imaj gösterisine veya fotograf sergisine müzik ya da şiirin eşlik etmesi, ya da dans figürleriyle eşlik edilmesi sizce katkı verir mi ?

Bir dia gösterisi ve dijital projeksiyona müzik eşlik etmelidir. Hatta tanıdık bir müzisyen varsa ondan yardım da alınmalıdır.”

Bunun yapıldığını çok izledim. Fotoğrafların izleyenlerin gözünde olmayan anlamlar edindiğini de gördüm. Fotoğrafçı aynı zamanda kendi müzisyendir, fotoğraflarına kendi beste yapar, ayrı konu. Onun dışında, müzik fotoğrafa hep galebe çalıyor.

“... şimdi birileri “Türkiye Sanal Fotograf müzesi” kuruyormuş. ‘Sanal’ adı üzerinde ‘zahiri’, bir şey nasıl müze olacak?”

Hatanın neresinden başlayayım? Prokodin-Gorskii ilk renkli fotoğrafları, renkli cam ve renkli kart yokken, 3 ayrı filtreyle çekilmiş 3 siyahbeyaz negatifi üstüste ışıklayarak yarattı. (Bu deney, ondan önce 19. Yüzyıl’da 2 optik fizikçi tarafından ortaya konulmuştu.) Bu, birinci sanallık. Sanal müze olur. Neden olur? Çünkü herkes internete girebilir ama herkes New York’a, Paris’e, şuraya, buraya gidemez. Çok zengin olmadıkça, hepsine birden gidemez. O nedenle, sanat kitapları var. Şimdi de sanal müze var. YTÜ müzecileri konuyu epey yıl önce çalışmıştı. Bu ikinci sanallık. Tüm bunların dışında, fotoğrafın kendisi zahiri bir şey, dolayısıyla sanal bir şey. Ayrıca, dijital fotoğraf hepten sanal. Bu üçüncü sanallık. Kendisi de dijital makina kullanan birinin bunları söylemesi anlamsız.

“Soru : Bir fotografa şiir yazılabilir mi ?

Fotografa şiir yazılabilir.”

Tümüyle katılıyorum. Şiir yazmaktan ve okumaktan hiç hoşlanmadığım halde, bazı fotoğraflarıma onları çekerken yazdığım kısa şiirler eklemişimdir.
Reha ÜLKÜ eklemiş - adds | 08 Mayıs 2008 Saat - Time 17:08
Tanışalı birkaç hafta oldu ama çok çok iyi bir eğitici ve insan olduğunuzu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Sizin, hangi konu olursa olsun, hiç alakası olmayan kişilere bile kolayca öğretebileceğiniz bir yeteneğiniz var ve bunu bizlerle paylaştığınız için teşekkürler. Umarım emek verdiğiniz her insanın bir "Çoban Rıza"sı olur. Hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle...

Selami ORAL eklemiş - adds | 09 Mayıs 2008 Saat - Time 00:11
gerçekten güzelmiş. hani sanatçılığın farkına varan insan yazısı bu olur. bence bu devirde sanatkar. kolay boyayarak resim yapanlara deniliyor.
bu devirde oymacılık derken
tahtayı kurtlara oyduranlara deniliyor. kimse bilmiyor herkez bişey diyor...
dilek alın eklemiş - adds | 10 Mayıs 2008 Saat - Time 16:34
yıllardır edindiği tecrübeyi cömertçe ve açık gönüllülükle bilgi almak isteyen herkese aktarmayı zevk bilen, güler yüzlü ve samimi haykır hocamıza teşekkür ederim.
ilker ipek eklemiş - adds | 14 Mayıs 2008 Saat - Time 01:08
Hani bir soru vardir ya! "Çok gezen mi bilir? Yoksa çok okuyan mı?" diye... hangisi digerinden daha cok bilir, bunu bilemem ama! Ismail Haykir her iki kosuluda yerine getirdigi icin, "O" daha iyi bilir, diyebilirim!

Ismail HAYKIR'in fotografdaki yasantisi bile kare kare fotograflar gibi o an'i yansitiyor. O fotograflara bakarken, kendi yasamsal sureci icindeki gelismisligin yansimalarini hissettiriyor bana... ve sanirim, bunu bizler icin yapmaya her zaman devam edecek!..

Nese dolu, fotografli gunler diliyorum sevgili Ismail, Londra'dan sevgilerimle...
Nuri ARI eklemiş - adds | 14 Mayıs 2008 Saat - Time 18:08
ankaralı ve türkiyeli fotografcılar olarak sanslıyız cünkü haykır abimiz var
bir söyletiye göre adobe firmasının gizli mühendisi dijital fotoagrafın gizli icadcısı ögretecek bu kadar cok seyi nerden buluyor diye düşünüyorum ve iyiki varsın be ismail hocam
yunus topal eklemiş - adds | 22 Temmuz 2008 Saat - Time 09:57
Çok keyifli bir söyleşi olmuş elinize sağlık.Sevgili İsmail abiyi tanımak gerçekten bir ayrıcalık.O yaptığı işi bilerek yapan ender insanlardan.Mesleki başarısının yanısıra yüksek insani vasıflara sahip bir kişiliktir diye düşünüyorum. Maddiyat yaptığı işin önüne hiç geçmemiş ve para onu satın alamamış bu anlamda.
Ben de kendisiyle 2005 28 aralığında tanışma imkanı buldum. Kızmet oldu daha sonra birlikte gezilere katıldık, fotoğraf çektik, sohbet ettik. Mesleği konusunda çok büyük bir bilgi kaynağı ve sürekli okuyan araştıran modern bir insan.Kendisini tanımaktan gurur duyuyorum.

Işık ve saniyen bol olsun İsmail abi.
Saygılarımla
Ömer KIRAÇ eklemiş - adds | 14 Ağustos 2008 Saat - Time 09:32
İsmail HAYKIR arkadaşımızı 1983 yılında Çorum Meslek Yüksek Okulunda okurken tanıdım.Fotoğraf çekmekten o çektiğine hayran hayran bakmaktan bakarken uzun uzun süzmeyi onlarda neler görüyor diye azda merak etmedim yani.Bu röportajıda o kadar samimi abartısız bulduğumu ifade etmekten çekinmeyeceğim.Aynen İsmail HAYKIR arkadaşımla sohbet ediyormuşcasına sıcak buldum.Bundan sonra ki hayatında da başarılarının devamı diliyorum.Değerli eşine ve kendilerine selam ve saygılarımla.Abdurrahim İLHAN(Maliyeci)
Abdurrahim İLHAN eklemiş - adds | 15 Eylül 2008 Saat - Time 15:54
Büyüksün üstad...
İbeahim TEMİZ eklemiş - adds | 21 Ekim 2008 Saat - Time 21:35
seni seviyoruz. ışıgın,yolun,şansın açık olsun, USTA.
mustafa bakı eklemiş - adds | 26 Mart 2009 Saat - Time 01:52
SAYIN HAYKIR, FOTOĞRAFÇILIGIN KADAR İNSAN SEVGİNDE TAKDİRE ŞAYAN. YOLUN AÇIK,ŞANSIN BOL, IŞIGIN AYDINLIK, ÖMRÜN UZUN OLSUN. USTA
mustafa bakı eklemiş - adds | 26 Mart 2009 Saat - Time 02:00
merhaba,
sizinle çmyo da okumuşuz, afsad'ta görüşmüşüz ama ben sizinle konuşmadan önce bunları hatırlayamadım. bu nedenle sizden özür dilerim. hafızamı zorladım ve okuldaki serginizi hatırladım. söyleşinizi okudum;keyifli ve içten duyguların anlatıldığı bir söyleşi olmuş. sizi bir kez daha tanımanın mutluluğunu yaşadım. yürekten yazdıklarınız sizi daha iyi tanımama neden oldu. yüreğinize sağlık. sevgi ve saygılarımla...
perihan denizer ekmen eklemiş - adds | 09 Haziran 2009 Saat - Time 22:54
Sevgili ismail Haykır, söyleşinizi keyifle okudum. Türk fotoğafına katkılarınızı ve Türk Fotoğraf Sanatının gelişmesi için çabalarınızı izliyorum. İnanıyorum ki, Türk Fotoğraf Sanatı sizin gibi ustaların elinde ve yetiştirdiği öğrencilerin karelerinde, tüm dünyaya geleceğini ve başarılarını haykıracaktır. Yolunuz açık olsun. Saygıyla...
Reha BİLİR eklemiş - adds | 13 Temmuz 2009 Saat - Time 11:37
Hocam sen hep Haykır olur mu?... Katılmadığım olursa da kulağımı tıkarsam, namerdim.
Ömer Asaf Tosun eklemiş - adds | 13 Temmuz 2009 Saat - Time 22:13
Daha yolun başındayım; "Fotoğraf"ın büyük "F" sinden küçük "f" sine doğru keyifle yol almak istiyorum, ömrüm ne kadar vefa ederse.

Ve yolun başında fotoğraf yarışmalarını sorgularken öte yandan bir kaç deneme de yapıyorum. Şu an elde ettiğim veriler dahi şu sözlerinizin her harfine katılmamı sağlamak için yeterli:

"Ben yarışmalara katılmıyorum. Bu yüzden de hiç ödülüm yok. Ama, yarışmalara da karşı değilim. Dünyada iyi dereceler almak, ödüller kapmak, sergiler açmak fotografçı kariyerine büyük katkı sağlar ama bizim ülkemizde bu işin suyu çıktı.

Jürileri sorguluyorum.

Seçme ve seçilme kriterlerini sorguluyorum.

Ödülleri sorguluyorum.

Çıkan sonuçlar dünya ölçeğinde fotograflar değil…

Ancak sayısı 3 ve 5’i geçmeyen her yönden dünya ölçeğinde fotograf yarışmaları da yapılıyor. Bunları ayrı tutuyorum."

Saygılarımla...

Sümer ÖZVATAN eklemiş - adds | 15 Temmuz 2009 Saat - Time 16:24
Erbaplık kazanıldığı andan itibaren bir ömür boyu geçerlidir. Diğer taraftan özel insan da diğer insanlardan farklı ve farklılığının devamını sağlayan insandır. Bir kişi düşünün ki hem işinin erbabı hem de çok özel biri. Ben kendi adıma çok şanslıyım. Sevgili İsmail Haykır ile fotoğraf dünyasına adım attığım ve bu yolda onunla birlikte devam edebildiğim için. Yüreğinde taşıdığı ışığı bizlerle paylaşmaktan hiç bir zaman kaçınmayan sevgili Hocam İsmail Haykır'a sonsuz teşekkürler. Işığın hiç sönmesin, yüreğinde ki sevgi hiç bitmesin...
Füsun Demiray eklemiş - adds | 07 Eylül 2009 Saat - Time 22:36
İsmailim.
Çok sevindim. Hatırlamammı seni. Ama fotoğraflarına baktım gecen gün.
Dedimki bu beni eklemiş tanıdık biridir mutlaka. Ama çok değişmissin asla çıkaramadım.
İnan çok sevindim. Hele ki resimlerdeki başarı çalışmaların mest etmişti beni.
Çok mutlu oldum yazdığın için.
Evet bu proje bizim. Markasını aldım. Mademki sensin. Yapabileceğin ne varsa yardımcı olmanı istierim.
Logo belirlemek istiyorum örneğin. Bu facedeki grubu oğlum yapmış bu gece. Eksikleri var. Düzelteceğim.
Dediğim gibi burası bizim otelimiz. Olucak. Yapıcaz inşalah başladık. Ankara ya da geldiğimde ararım seni.
Sende İzmir e gelirsen beklerim.
Babanın sevgisi başkadır bizde biliyorsun. Ben hala Bayram abimi gördükçe içimde ne olduğunu anlamadığım
bir heyacanı hala hissederim. Bu da sevgi olsa gerek. Nede olsa eski sevgiler başka ismailim. Oğlum Cem de
amatörce fotoğrak çekiyor. Söylerim o da ekler seni. Onada yardımcı olursun
Çok sevindim kardeşim. Sevimcimden ağlıyorum inan.
Şuna inandım: Bizden her şey olur... Her şey olur bizden. Anadolunun sevgisi, dostluğu,kardeşliğini yüreğinde taşıyan insanlardan herşeyin iyisi olur.
Çok sevindim.
Görüşmek üzere....

Haydar KARAYÜNLÜ eklemiş - adds | 05 Ekim 2009 Saat - Time 11:39
Öncelikle sade ve kahve faslı sohbet tarzı var.Sorularda daha serbestiyet tanındığında daha orijinal cevaplar alınabilir.
Uzun bir söyleşi olmuş.Ancak sohbet edilen kişi ve görsellik bu olumsuzu olumluya çevirmektedir.İsmail beyin cevapları çok akılda kalıcı ve sıradışı. Klasik fotografçı sanatçılarından ayrılan bir cevaplama havası var.
Hatırı sayılır bir sohbet ve isim etrafında zaman verilmeye değer bir sayfayı beğendiğimi söylemek isterim.Bence güzel olmuş.
fatih akbaba eklemiş - adds | 08 Ekim 2009 Saat - Time 17:32
adar samimi ne kadar kendin gibi cevaplar vermişsin.Ve ben bu cevaplarının çoğunda seninle aynı fikirde olduğumu belirtmek istiyorum.
sevgili smile(ben ismaile hep smile derim), seni yıllardır tanıyorum.Bu kadar zaman içinde gördümki senin içindeki fotoğraf aşkı,tutkusu hiç bitmedi hatta arttı.ve yine gururla söylüyorum sen kendini bu konuda çok geliştirdin hatta aştın, gerçekten seninle gurur duyuyorum iyi ki varsın...Gülen yüzün hiç solmasın
Sevil delikan eklemiş - adds | 07 Aralık 2010 Saat - Time 12:02
USTAM
KEŞKE BÜTÜN HOCALARIM SENİN GİBİ OLSA İDİ. SENİN GİBİ NASIL ÖĞRETİLEBİLECEĞİNİ BİLSE. SENİN GİBİ SONSUZ SABIRLI OLSA, KİTAPLAR DOLUSU BİLGİLERİ SENİN GİBİ BİRKAÇ KELİME İLE ANLATABİLSE, YENİLİKLERİ TAKİP EDİP, ŞUNUDA ÖĞREN DİYE ÇAĞIRABİLSE İDİ.
BENİM HOCALARIM İÇERİSİNDE EN İYİSİSİN. SENDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM İYİKİ VARSIN, DEĞERLİ USTAM
gufranbakirci2002@yahoo.com eklemiş - adds | 24 Ocak 2011 Saat - Time 10:43
sevgili kardeşim başarlarının devamını diliyorum.
selahattin AMBARKÜTÜK eklemiş - adds | 21 Şubat 2011 Saat - Time 15:33
fotoğraf sanatında herkes bir şeyler söyler ama ismail haykir son sözü söyler,,zaten çalışmaları açıkca ortada ustadım karşında saygıyla eğiliyorum
murat adar eklemiş - adds | 31 Aralık 2011 Saat - Time 14:50
Haykırım Süpersin. Kendi belgeselini yapmışsın.
Habip YANÇ eklemiş - adds | 02 Ocak 2012 Saat - Time 22:17
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.