e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
For English: Please Scroll Down and Read the Page ↓
Comfort Women
Jan Banning
Kadınlara tecavüz savaşın normal bir yan etkisi gibi görünüyor. İkinci Dünya Savaşı süresince Japon askerleri seks köleliği için bir sistem bile kurmuşlar. On binlerce Asyalı “Rahatlatıcı Kadın” askeri genelevlerde fahişeliğe zorlanmış. Buna ilaveten pek çok kız tren vagonlarında, fabrika depolarında ya da her gece evlerde cinsel istismara uğramış. Bu kadınların çoğu o zamandan beri fiziksel ve duygusal zorluklar çekmişler.
Fotoğrafçı Jan Banning ve Yazar Hilde Janssen savaş boyunca seks işçiliğine zorlanan kurbanlardan olan Endonezyalı kadınları ziyaret ettiler. “Rahatlatıcı Kadınlar” kitap ve sergisinde onların 18’i konu hakkında açıkça konuşarak tabuları yıktılar böylece bu gizli tarihin sürükleyici bir resmini oluşturdular. Fotoğrafçı onların portrelerini Japon savaş posterleri ile birleştirerek savaşın kadın ve erkek taraflarını yan yana getiriyor ve propaganda gerçeğe karşı. Kısa hikayeler, bu gizli tarihin sürükleyici bir hikayesini çizerek bu ve diğer eski rahatlatıcı kadınların kaderini tasvir ediyor.
Bu rahatlatıcı kadınlar ve Jan Banning ile Hilde Janssen’in onlar hakkındaki araştırmalarından film yönetmeni Frank van Osch “Çünkü biz güzeldik” adlı bir belgesel (Hollandaca ve İngilizce altyazılı) yaptı. DVD’si Frank van Osch (www.vofprodukties.tv)’ den edinilebilir.
Hilde Janssen (d.1959) bir gazeteci ve antropologdur. Son 15 yıldır Asya’da yaşıyor ve çalışıyor. Janssen rahatlatıcı kadınlar araştırması için iki yıllığına Jakarta’dan Endonezya takımadalarına taşındı.
Raping women seems to be a normal byproduct of wars. During World War II, the Japanese military even set up a system for sex slavery: Tens of thousands of “comfort women” in Asia were forced into prostitution at military brothels. In addition, many girls were abused sexually in railroad wagons, factory warehouses or night after night at home. Most of these women have suffered physical and emotional consequences ever since.
Photographer Jan Banning and writer Hilde Janssen visited Indonesian women who during the war were victims of this forced sexual labor. In the book and the exhibition “Comfort Women”, 18 of them break the persistent taboo against speaking out on the issue, thereby painting a gripping picture of this hidden history. By showing their portraits in combination with Japanese war posters, the photographer junxtaposes male and female sides of war, and propaganda versus reality. Short narratives depict the fate of these and other former comfort women, painting a gripping picture of this hidden history.
About these comfort women and the search for them by Jan Banning and Hilde Janssen, film director Frank van Osch made the documentary (with Dutch and English subtitles) “Because we were beautiful”, which is available on DVD from Frank van Osch (www.vofprodukties.tv).
Hilde Janssen (b. 1959) is a journalist and anthropologist. For the past 15 years, she has lived and worked in Asia. From her base in Jakarta, Janssen traveled the Indonesian archipelago for two years searching for comfort women.
Wainem, d.1925, Mojogedang, Orta Java. Wainem önce bir yıl Solo’da, sonraki iki yıl da Yogyakarta’da fuhuş yapmaya zorlanmak üzere evinden alındı. Gün boyunca bir depoda diğer kadınlarla paspas örmek ve kendi yemeğini pişirmek zorundaydı. Bazen hemen oracıkta tecavüze uğruyor ama çoğu zaman askerler tarafından barakalarındaki odalarına götürülüyordu. “Endonezyalı bir doktor her hafta bir Japon doktor gözetiminde gebelik kontrolü yapıyordu. Hiç hamile kalmadım.” Savaştan sonra bir grup kadınla o evi ele geçirmek için 60 mil yürüdü.
Wainem, b. 1925, Mojogedang, Central Java. Wainem was taken from home and forced into prostitution, first in Solo for a year and then for two years in Yogyakarta. During the day in a warehouse, she had to weave mats with other women and cook her own food. Sometimes she was raped right then and there, but most of the time was taken by soldiers to their rooms in the barracks compound. "An Indonesian doctor tested us every week for pregnancy while a Japanese doctor observed. I never became pregnant then." After the war, with a group of women, she walked some 60 miles to get home.

Japon Propaganda Posteri, WWII ( Kaynak: NIOD/KB, NL). “Casusluğu Önleme Haftası, 1 -7 Mart. Casusluğu önlemek için beş sivil kurala bağlı kalın. “
Japanese Propaganda Poster, II.Dünya Savaşı (Source: NIOD/KB, NL). "Prevention of espionage week, March 1 - March 7. Stick to the five civilian rules for the prevention of espionage."

Paini, d.1930, Getasan, Orta Java. 13 yaşından itibaren Paini yerel kışlalarda zorunlu çalıştı. Önceleri civar köylerden bir grup askerle yiyecek toplamak zorundaydı, daha sonra hendekler açtı ve mutfakta çalıştı. Akşamları işten sonra evden alınıp kışlalara götürülüyor ve defalarca tecavüze uğruyordu. Ablası da yakındaki diğer başka bir bölgede fuhuşa zorlandı. Paini’nin görücü usulü evlendiği adam savaştan sonra ondan hiçbir şey yapmasını istemedi. Yaşlı bir dul ile olan ikinci görücü usulü evliliği sadece beş ay sonra sona erdi. Bundan sonra üçüncü kocası ile bir aile kurmadan evvel bir süre hizmetçi olarak çalıştı. “Ona kullanıldığımı söyledim. Ama o beni her halimle sevdi. Birlikte pek çok güzel şey yaşadık. Bu nedenle şimdi pek çok çocuğum ve torunum var.”
Paini, b. 1930, Getasan, Central Java. From age 13, Paini performed forced labor at a local barracks. First she had to gather food with a group of servicemen in the surrounding villages, later she dug ditches and worked in the kitchen. In the evening, after work, she was taken from home to the barracks and raped repeatedly. Her older sister also was forced into prostitution, at another location nearby. The man Paini was to marry through an arranged marriage didn't want to have anything to do with her anymore after the war. A second arranged marriage, with an old widower, failed after only five months. After that, she worked for a while as a maid before she started a family with her third husband. "I told him that I had been 'used,' but he liked me anyway. We experienced a lot of joy together. That's why I have a lot of children now and grandchildren."

Rosa, d.1929, Saumlaki, Tanimbar, Güney Moluccas. Savaş sırasında Rosa bilerek hamile kalmıştı çünkü arkadaşı kendisi için ayarlanan kız yerine onunla evlenmek istiyordu. Rosa’nın arkadaşı için partner ayarlayan köyün ağası Rosa’yı şehirdeki bir geneleve yolladı. Orada birkaç aylık hamile olmasına rağmen fuhuşa zorlandı. Hamileliğin sonlarında köyüne döndü ve bebeği doğumdan kısa süre sonra orada öldü. Arkadaşı görücü usulü evliliğini bitirdi ve onunla evlendi. Bu onun onurunu kurtardı. Savaştan sonra köy bütün olaylar hakkında sessizliğini korudu. “Bu bizim sırrımız. Bana acıyorlardı çünkü benim mecbur bırakıldığımı biliyorlardı. Çocuklara hiçbir zaman anlatmadık. Ben bunun için çok utanıyorum. Yapabileceğim hiç birşey olmamasına rağmen.”
Rosa, b. 1929, Saumlaki, Tanimbar, South Moluccas. During the war, Rosa deliberately had gotten pregnant because her friend wanted to marry her rather than the girl arranged for him. The village chief, who had arranged the marriage partner for Rosa's friend, sent Rosa to a Japanese brothel in the city. There she was forced into prostitution while she already was several months pregnant. At the end of her pregnancy, she returned to her village, where the baby died soon after birth. Her friend blew off his arranged marriage and married her after all. That saved her honor. After the war, the village kept quiet about the whole affair. "That is our secret. They felt compassion for me because they knew I had been forced. We never told the children anything - I am too ashamed for that. Even though there's nothing I could do about it."

Iyoh, d.1924, Batı Java. Iyoh bir Japon ailesi için temizlikçi olarak çalıştı. Orada daimi bir ziyaretçi olarak bulunan Japon ordusunun bir üyesi kadın personele düzenli olarak saldırıyordu. Iyoh’un odasına da düzenli olarak giriyor ve tecavüz ediyordu, öyle kabaydı ki dahili yaralara tahammül ediyordu. Kaçmaya ve kız arkadaşlarının ona bakacağı yakındaki bir fabrika barakasında saklanmaya karar verdi. “Eve gitmeye cesaretim yoktu. Babamın tecavüze uğradığımı anlamasından korktum. Bunu istemedim.” Savaştan epey sonra hayatının aşkı ile evlendi. “ O benim kuzenimdi, ondan hamile kaldım, birbirimizi seviyorduk.” 11 tane çocukları oldu, yedisi halen hayatta. “ Kocam öldükten sonra bana çocuklarım baktı. Geçmişte çok fazla çalışmak zorunda kalmıştım.” Savaş hakkında bir daha hiçbir zaman konuşmadı, fabrikadaki eski kız arkadaşlarıyla bile.
Iyoh, b. 1924, Baros, West Java. Iyoh worked as a cleaning lady in a Japanese household. A member of the Japanese military, who was a steady visitor there, regularly assaulted the female personnel. He entered Iyoh's room regularly, too, and raped her so brutally that she sustained internal injuries. She decided to run and hid in a nearby factory barracks, where girlfriends nursed her. "I didn't dare go home. I was afraid that my dad would find out I was raped. I didn't want that." Fairly soon after the war she married the love of her life. "He was my cousin, I had gotten pregnant by him, we loved each other." They had 11 children together, seven of whom are still alive. "My children take care of me since my husband died. I've had to work hard enough in the past." She never talks about the war anymore, not with her old girlfriends from the factory, either.

Niyem, d.1933, Karangmojo, Yogyakarta. Niyem 10 yaşında bir çocukken oyun oynadığı sırada kaçırılarak Batı Java’daki bir askeri çadır kampına götürülmek üzere kadın dolu bir kamyona konuldu. En güzel kadınlar memurların konutlarında kilit altında tutuluyordu. Niyem, diğer iki kızla küçük bir çadırı paylaşmak zorundaydı ve askerler diğer kızlar da oradayken tecavüz ediyordu. Çok yemek yemiyor ve bir hendekten su içmek zorunda kalıyordu. “Hala çok gençtim, iki ay içinde vücudum tamamen tahrip olmuştu. Bir hiçtim, bir oyuncaktım, insan olarak hiç bir şey ifade etmiyordum. Japon döneminde hissettiklerim bunlardı.” İki ay sonra Niyem kaçmayı başardı. Evine döndüğünde ailesi onu tanıyamadı. “Tecavüze uğradığımı kimseye söylemeye cesaret edemedim. Ailemi incitmek istemedim. Kimsenin beni istemeyeceğinden ve dışlanacağımdan korktum. Ama insanlar hala bana “Japon elden düşmesi” diye seslenerek kötü muamele ediyordu. Çok uzun zaman ortadan kaybolmuş olduğum için neler olduğundan şüpheleniyorlardı. Bu beni korkunç incitti.” Biraz daha yaşlanınca evlenmeyi başardı. Yaşlı ve hiç evlenmemiş biri olduğu için minnettardı. Yine bir erkeği ve beş çocuğu vardı. “Çocuklar olmadan tarihiniz olmaz”
Niyem, b. 1933, Karangmojo, Yogyakarta. As a 10-year-old child, Niyem was kidnapped while playing and taken in a truck full of women to a military tent camp in West Java. Once there, the prettiest women were locked up as live-ins by officers in their residences. Niyem had to share a small tent with two other girls, where soldiers raped them in the presence of others. She didn't get much to eat and had to drink water from a ditch. "I was still so young, within two months my body was completely destroyed. I was nothing but a toy, as a human being I meant nothing, that's how it felt during the Japanese era." After two months, Niyem managed to escape. When she returned home, her parents didn't recognize her. "I didn't dare tell anyone that I had been raped, I didn't want to hurt my parents. I was afraid that no one would want me, that I would be left out. But people still abused me by calling me a "Japanese hand-me-down." Because I had been gone so long, they suspected what had happened. It hurt me tremendously." She managed to get married only at an older age. And she's very grateful that as an old spinster, she nevertheless got a man and had five children: "Without children, you have no history."

Icih, d.1926, Cireunghas, Batı Java. İlk kocası Japonlar tarafından vurularak öldürüldükten sonra genç dul Icih yakındaki kışlalardan birinin çamaşırhanesinde çalışmaya başlatıldı. Kilitlendi, tecavüz edildi ve üç yıl boyunca hemen her gün kışla komutanı ve diğer askerlerce dövüldü. Başlarda, arada bir gözetim altında kışla etrafında yürümesine izin veriliyordu. Daha sonra barakalardan birinde sürekli olarak kilitli kaldı. Çok sık dövülüyor ve ceza olarak yemek verilmiyordu. Savaşın sonunda çok zayıf ve hasta halde evine gitti. “O zaman babam henüz yeni ölmüştü, ben sadece bir çocuktum. Annem yaralarımı iyileştirmek için geleneksel bitkiler kullandı, ezilmiş yapraklarla vücudumu ovuşturup masaj yaptı. Yürüyemiyor, ismimi bile telaffuz edemiyordum.“ Icih savaş bittikten sonra sekiz yıl yeniden evlenmedi. Tamamen iyileştiğinde yeniden çalışabildi. “Kocam, Japonlar tarafından alındığımı biliyordu. Ona kendimi anlattım ama o önemsemedi.” Evlilik kısa bir süre sonra sona erdi, sonraki 10 evliliği gibi… Hiçbir zaman çocuk doğuramadı, rahmi kışlada oluşan iç yaralarla zarar görmüştü. Ölen ablasının üç çocuğunu evlat edindi. Onlar, hala bir çiftlikte işçi olarak çalışmasına rağmen yaşlılığında ona dönüşümlü olarak yardım ettiler. Varlığıyla barışmış ama tecavüzler onu taciz etmeye devam ediyor. “O kadar çok yaraladı ki Cennet dünyanın üzerine çökmüş gibiydi. Vücudum bunu hiç unutmayacak.”
Icih, b. 1926, Cireunghas, West Java. After her first husband was shot to death by the Japanese, the young widow Icih was put to work as laundry help in nearby barracks. Next she was locked up and raped and battered almost daily for three years by the barracks commander and another serviceman. At first she was still allowed every now and then to walk around the barracks under surveillance. Later she stayed locked up permanently in one of the barracks. She was beaten often and as punishment regularly didn't get food. At the end of the war she went home very thin and sick. "My father was already dead then, I was the only child. My mother used traditional herbs to heal my wounds, rubbed me with crushed leaves and massaged my body. I wasn't able to walk anymore, not even capable of pronouncing my name." Icih didn't remarry until eight years after the war, when she was fully recovered and could work again. "My husband knew I was taken by the Japanese, I told him myself, but he didn't care." The marriage ended in divorce after a few years, as did her next 10 marriages. She was never able to bear children; her womb was damaged by internal injuries sustained at the barracks. She adopted three children of her deceased sister. They in turn help her out in her old age, though she still consistently labors as a farm worker. She is at peace with her existence, but the rapes continue to haunt her. "It hurt so much, it was as if heaven crashed onto earth. My body can't forget it."

Wagiyem, d.1929, Tawangmangu, Orta Java. Wagiyem köyünden alındı ve üç ay boyunca kışlada fuhuşa zorlandı. Her gün diğer kadınlar gibi pudra ve rujla makyaj yapmak zorundaydı. Geceleri askerler onu kışladaki odalarına alıyordu. “Beni yakalıyor ve öpüyorlardı. Beni öldüreceklerinden ve hamile kalmaktan korkuyordum.” Kaçmaya cesaret edemedi, barakalar gözaltındaydı. Savaş sonunda özgürlüğüne kavuşunca küçük kardeşi Semi ve bir büyük ablasının da askerler tarafından cinsel tacize uğradığını öğrendi. “Kızlarımı her zaman dikkatli olmaları, yabancılarla birlikte gitmemeleri için uyardım aksi takdirde benim gibi tecavüze uğrayabilirlerdi. “Semi de bu serideki kadınlar arasında portrelendi.
Wagiyem, b. 1929, Tawangmangu, Central Java. Wagiyem was taken from her village and forced for three months into prostitution at a barracks. Every day she had to apply makeup with powder and lipstick, just like the other women. At night, soldiers took her to their rooms in the barracks complex. "I was grabbed and kissed and such. I was afraid they would kill me but also that I would get pregnant." She didn't dare try to escape; the barracks were under surveillance. When she gained freedom at the end of the war, it turned out that her younger sister Semi* and an older sister, too, had been sexually abused by soldiers. "I've always warned my daughters to be careful and not to go along with strangers, because otherwise they would get raped, just like me." * Semi is also among the women, portrayed in this series.

Emah, d.1926, Kuningan, Batı Java. Emah evinden alınarak üç yıl Chimahi’deki iki farklı kışla genelevinde fuhuşa zorlandı. Miyaki Japon ismini aldı ve her gün en az on erkeğe, erlere ve memurlara hizmet etmek zorundaydı. Askerlerin bilet almak zorunda oldukları ofisin duvarlarında seçebilecekleri kızların resimleri vardı. “Herkes beni istiyordu. Birbiri ardına gelmeye devam ettiler“. Güzelliğine kızıyordu. “Çirkin olmayı çok istiyordum çünkü çirkin kızlar çabucak evlerine geri gönderiliyorlardı. Ama güzel olanlar kalmak zorundaydı“. Savaşın sonuna kadar kışlada kaldı. Eve döndüğünde anne babasının üzüntüden öldüğü ortaya çıktı. Java soylularından yaşlı bir adamla evlendi. Bunu aslında istememiştim ama ona acıdım. O öldükten dört yıl sonra pek çok hayranıma rağmen yeniden evlendim”. Hiçbir zaman çocuk sahibi olamadı ve erkek kardeşinin iki çocuğunun bakımını üstlendi.
Emah, b. 1926, Kuningan, West Java. Emah was taken from home and for three years forced into prostitution in two different barracks brothels in Chimahi. She received the Japanese name Miyako and daily had to service at least ten men, common soldiers and officers. In the office where the servicemen had to buy a ticket, there were pictures of the girls they could choose from. "Everyone wanted me. They kept on coming, one after the other." She resented her beauty. "I so much wanted to be ugly, because the ugly girls they quickly sent home again. But the beautiful ones had to stay." She stayed at the brothel until the end of the war. When she returned home, it turned out both her parents had died of sadness. She married an older man of Javanese nobility. "I really didn't want to, but I took pity on him. After he died four years later, I never married again, even though I had many admirers." She never was able to have children and adopted two of her brother's children.
Japon Propaganda posteri, II. Dünya Savaşı (Kaynak: NIOD/KB, NL). “Shochiku özel basımı: Tank Komutanı Nishizumi’nin Kahramanlık Öyküsü.” ( Shochiku bir film yapım şirketinin adı)
Japanese Propaganda Poster, WWII (Source: NIOD/KB, NL). "Shochiku special edition: The Heroic Story of Tank Commander Nishizumi.".(Shochiku is the name of a film production company).
Çeviri (translation by) : Berna AKCAN
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.