Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > OCAK 2009 SAYISI - JANUARY 2009 ISSUE > John Wimberley : Keskin Kayalar ve Doğa
John Wimberley : Keskin Kayalar ve Doğa


John’un fotoğraflarında resimsel ögelerin bolluğu görülür: bulutlar, kayalar kuzgunlar, taşlar, sisler, ağaçlar, kum taneleri, ayaklar ve onun bu ögeleri fotoğraflarında tekrar tekrar elde edişi olağandışıdır. Havadaki bulutlardaki ışığın ayna dalgalanmaları kum zerreciklerinde kusursuz bir şekilde yansır.. Fotoğrafın bir köşesindeki bir bulut, karşı taraftaki bir ağaç dalının şeklini aksettirir. Başka bir fotoğraftaki bulutlar, bir çobanın yük arabasının çatısındaki havalandırma deliğinden yumuşak başlılıkla yükselir. Ve bir kayada duran bir kuzgunu görebilmek nadirken o fotoğrafta iki tane kuzgun yer alır.

 

John’un nasıl çalıştığını bilmeyen biri onu, bu mükemmel anı yakalamak için sabırla bekleyen bir adam olduğunu düşünebilir, onun kesinlikle zamanı vardı. John son 23 yıldır baskı satışlarından geçimini sağladı ve özgür bir şekilde Volkswagen karavanını yükleyerek haftalarca manzara fotoğrafı çekmek için yalnız başına gezintiye çıktı.

 

Ancak onun en son gezilerine ait kanıt kitaplarını gördüm ve bu kanıtlar, John’un deklanşöre basmayı sevdiğini ve bunu olumlu ışık koşulları altında yaptığını gösteriyor. Ben, onun, kamerayı kurup sonra bir yıldırımın gelip odak nesnesine vuruncaya kadar sabırla beklemesinden ötürü olmayan fotografik bir şansı olduğunu biliyorum.

 

Bir insan, John’un anı sıra dışı kavrayışı yoğun bir düzenlemenin sonucu olduğuna ve çok fazla çekim yaptığına inanabilir. Ama yeniden söylüyorum, onun kanıt kitaplarını gördüm. O kadar da fazla değil, bu bir strateji de olamaz. Öte yandan o çok fazla çekim yapmasına katkıda bulunmayan bir kamera takımını kullanır.

 

John’un kamerası tamamen metal, 5x7 inç Sinar kameradır ve 6 lens kullanır. Bunları 30 pound ağırlığında bir çantada taşır. Buna ilaveten arazide, her biri 12 onsluk 6 adet dolu film taşımayı sever ve omuzlarında 15 poundluk metal tripod vardır. John fotoğraf çekmek için karavanından ayrıldığında sırtında en azından 50 poundluk bir yük vardır.ve neredeyse kendi vücut ağırlığının yarısı kadar olan bu ağırlıkta, extra filmler de yer almaktadır.

 

Eğer amacına ulaşmazsa aşırıya kaçmaz, peki nasıl böyle mucizevi fotoğraflarla geri döner? Zaman zaman, John’un fotoğraflarındaki ögelerin isteyerek fotoğrafta yer aldığını hayal ediyorum. Eğer bir buluta ihtiyacı varsa o, bunun görünmesini çok kolayca sağlar. Sadece kayaları istediği konumda koyacak ve kuzgunları havadan çağıracak! Ama hayır, bu da olamaz.

 

John’un şefkatli bir koca, öğretmen ve yoga pratisyeni, Volkswagen karavan bakım öğrencisi, tarot kartı okuyucusu ve eski bir elektronik teknisyeni olduğunu biliyorum. Ama daha önemlisi, özellikle onun nasıl fotoğraf çektiğini anlamak için bir insanın John Wimberley’in doğal olaylara ve kayalar, ağaçlar, bulutlar vb gibi şeylerin yaşadığına ve varolduğuna inanan bir animist olduğunu bilmesi gerekir.

 

John araziye hangi ögelerle derin bir ilişki kurmak için giderse konuyla karşılaşır. Manzarada yürüken bilinçli bir şekilde o anda uygun olanla çalışır. Nefesine dikkat eder, uzanır ve yerle temas eden ayaklarına da dikkat eder.

 

Bir nesne ile karşılaşınca ona saygıyla yanaşır, onunla bağlantı kurar ve fotoğrafını çekmek için izin alır. Eğer fotoğraflamak için izin verdiğini hissetmezse yoluna devam eder. Aksi halde, izin verildiğini hissederse tüm algılarını açarak ve orada olanı çabuk kavrayarak ilerler. Gerçek rüya gibi bir hal alır ve fotografik şekillerin çaba harcamadan onun bilincinde yükselmesine müsaade eder.

 

Malzemelerini kurarken ve ayarlarken kendisi ve konu ile iletişimde kalır. Gözünde canlandırdığı konuyu deklanşöre basarken muhafaza eder Fotoğrafı çektikten hemen sonra konuya teşekkür eder.

 

John Wimberley  kötü çekim yapmaz ya da aşırılığa kaçmaz, o sadece fotoğraf çekmesine izin veren konu ile derin bir ilişkiye girer  ve bu konuların ögelerine ne olurlarsa olsunlar yer verir: bulutlar, kayalar, kuzgunlar, kum, ayaklar vb. Üstelik onları yerleştirmek için onları yönetmeye gerek de duymaz çünkü onlar mükemmel bir şekilde oradadırlar. Onlar orada olmak istedikleri için oradadırlar. John’un bana söylediği gibi; bazen o da fotoğrafçının kendisi mi yoksa konunun mu olduğunu bilemiyor.


-Georgette Freeman

San Francisco, CA


John Wimberley's photographs are populated by an abundance of pictorial elements: clouds, rocks, ravens, stones, mists, trees, grains of sand, feet; and it's extraordinary how he repeatedly gets these elements to work in his photographs. Sand grains line up perfectly to mirror ripples of light in the clouds above. A cloud in one corner of a photograph echoes the form of a tree branch in the corner opposite. Clouds in another photograph compliantly rise from the rooftop vent of a shepherd's wagon. And, where it would be rare for a raven to be seen sitting on a rock, there are two ravens in that photograph.

 

Without knowing how John works, one might come to the belief that here is a man who waits patiently to capture the perfect moment; he has certainly had the time. For the past twenty three years, John has earned his living from print sales and, with the resulting freedom, he has often loaded up his Volkswagen van and driven off alone into the landscape to photograph for weeks at a time.

 

However, I've seen the proof books from his more recent trips, and those proofs show that John likes to click a shutter, and that he does so under a full range of lighting conditions. So, I know his photographic "luck", as such, does not come from setting the camera up and, then, waiting patiently until something like a bolt of lightning comes along to strike the object of his focus.

 

That said, one could also come to the belief, on the opposite end of the spectrum, that John's extraordinary grasp of the moment is the result of extensive editing, his shutters having clicked a gazillion times. But again, I've seen his proof books. There are not that many, so, this can't be his strategy either. Besides, he uses a camera kit which does not lend itself well to the strategy of overshooting.

 

John's camera, an all-metal, 5x7 inch Sinar view camera, together with 6 lenses and its carrying case, weighs about 30 pounds. Add to that the 6 loaded film holders he likes to carry in the field, which weigh 12 ounces each, and the 15 pound metal tripod he carries over his shoulder, and John is packing at least 50 pounds on his back when he leaves the van to go photographing. And, at that weight, which is nearly half his body weight, there is precious little room left over in his kit for extra film to be overshot.

 

So, if he doesn't undershoot, and he doesn't overshoot, how does he manage to come back consistently with such miraculous photographs? At times, I've fantasized that John is capable of willing the elements of his photographs into being. If a cloud is needed, he simply commands it to appear. Just as he might will rocks into position and summon ravens from the air! But, no, it can't be that either.

 

I know John to be a caring husband, teacher and practitioner of Yoga, student of Volkswagen van maintenance, reader of Tarot cards, and a former aviation electronics technician. But more importantly, especially for an understanding of how he photographs, one needs to know that John Wimberley is an animist: someone who believes that natural phenomena and objects, as rocks, trees, clouds, etc., are alive and have being.

 

Believing as he does, John goes into the field seeking to establish a deep relationship with whatever elements, the subject, he happens upon. Walking through the landscape, he consciously works on becoming present, in the moment. He is aware of his breathing; he stretches; and he is also aware, through his feet, of contact with the ground.

 

When he comes upon a subject, he approaches it with respect, engages it, and asks permission to photograph. If no permission to photograph is felt, he moves on. Otherwise, where he feels that permission given, he proceeds by opening all his senses and becoming receptive to what is there. Reality takes on a dream-like state, and he allows photographic images to rise effortlessly into his awareness.

 

In setting up and adjusting his equipment, he stays in touch with himself and the subject. Set up, he holds the visualized image of the subject in his entire being as he releases the shutter. Immediately after making the photograph, he thanks the subject.

 

So, John Wimberley doesn't undershoot or overshoot, he simply enters into a deep relationship with the subjects he has been given permission to photograph, and gives the elements of these subjects the space to be whatever they are: clouds, rocks, ravens, sand, feet, etc. Moreover, he has no need to command elements into place, because they are perfect right where they are. That's where they want to be. As John has told me, sometimes he doesn't know who the photographer is, himself or the subject.

 

-Georgette Freeman

San Francisco, CA


 

Çeviri (translation by) : Berna AKCAN































 



About John WIMBERLEY

 

John Wimberley 1945’te Bermuda Paget’te doğdu. Ailesi 1948’de, 2003’e kadar orada yaşamaya devam edeceği San Francisco Körfez bölgesine taşındı. John çocukken, daha sonraları çalışmalarını büyük ölçüde etkileyecek olan peri masalları ve efsanelere karşı merak duyuyordu. Fotoğrafçılığa ilk defa 1960 yılında donanmada hizmet ederken ilgi duydu. Vietnam Savaşı sırasında uçak gemilerinde elektronik teknisyeni olduğu için ilk çalışmaları uçuşlar esnasında gerçekleşti. 1967’de terhis olduktan sonra renkli caddeler ve manzara fotoğrafçılığına istekle devam etti. Maalesef bu çalışmalara ait 10.000’i aşkın slayt sudan zarar görerek kayboldu.

 

John Şubat 1969’da fotoğrafçılığıyla ilgili radikal değişiklik yaptı. Del Puerto Kanyonu’ndaki bir grup ağacı fotoğraflama tecrübesi onun siyah beyaza geçmesine neden oldu. Daha önemlisi, sadece dünyanın ruhani yanları olarak gördüğü şeylere odaklanmaya başladı. Uzun bir dönem Jung psikolojisi, şamanizm ve ruhani öğretilerle ilgili çalışmaya başladı. Bir elektronik teknisyeni olarak geçinmek zorunda olduğundan öğle tatillerinde, akşamları, hafta sonları ve seyahatlerde fotoğraf çekebiliyordu. 1973 senesi ona ilk tek kişilik gösterisini getirdi. Onu inceleyen Artweek Dergisi “Onun baskıları yalnızca teknik açıdan doğru değil aynı zamanda şaşılacak şekilde canlı” diye açıklama yaptı. 1983’te Ansel Adams ile ilk, iki kişilik sergisini yaptı.

 

1970 ve 1980’ler boyunca John ‘un vurgusu manzaraya idi. 25 yıldan daha fazla zamandır gittiği belirli yerlere dönerek onu ruhani güce taşıyan yerleri tekrar fotoğrafladı. Pek çok sergisini yükselen alkışlar izledi. 1981’de suyun altında .”Alçalan Melek” ile sonuçlanan bir dizi kadın fotoğrafları çekti. O sene John, 12 baskıdan oluşan sınırlı sayıdaki Varlık’ı yayınladı. Tüm zamanını ve enerjisini adamak için elektroniği bıraktı ve o zamandan itibaren baskı satışları ile geçindi.

 

1985’te Yeni Zelanda’ya ve 1986’da İrlanda’ya yaptığı seyahatler onun çalışmalarını geliştirdi. Rağbet gören bir atölye öğretmeni ve okutman haline geldi. Buna ilaveten 1970’lerin başlarından beri John film banyosu ilacı için araştırmalar yaptı ve Condon, Montana’da Fotoğrafçının Formül Kitabı olarak pazarlanan iki pirogallol banyo ilacını geliştirdi. 1977’de yayınladığı bir makale, pirogallolun kullanımında güncel bir rönesans başlattı. Siyah beyaz film banyo kimsası ve tekniklerinde rağbet gören bir uzman haline geldi.

 

1990’ın ikinci yarısında John’un fotoğrafçılığı, Nevada’nın hayalet şehirleri ve terkedilmiş maden kampları üzerinde yoğunlaştı. 2000’de şamanizme olan derin ilgisi onun Yerli Amerikan kaya sanat şehirlerini fotoğraflamasına yol açtı. Fotoğrafçılıkta 38 yıldan fazla bir zaman harcayan John’un ciddi şekilde alkışlanan işleri 50’den fazla sergi ve dünya çapında yayınlanmasıyla onurlandırıldı. Çalışmaları pek çok büyük müzeyi de içeren 400’den fazla kamu ve özel koleksiyonda sunulmaktadır.



About John WIMBERLEY

 

John Wimberley was born in Paget, Bermuda, in 1945. His family moved to the San Francisco Bay Area in 1948, where he continued to live until 2003. As a child, John was fascinated with fairy tales and myths, which he feels had a major influence on his later work.

 

He first became involved with photography while serving in the Navy durint the 1960's. As an aviation electronics technician on aircraft carriers during the Viet Nam war, John's first pictures were of flight operations. Upon his discharge in 1967, he avidly pursued color street and landscape photography. Unfortunately, almost all this work, totaling more than 10,000 slides, was lost to water damage.

 

The direction of John's photography took a radical shift in February, 1969. A profound experience while photographing a group of trees in Canyon del Puerto, California, caused him to switch to black and white. More importantly, his began to focus exclusively on what he perceived as spiritual aspects of the world. He began a long-term study of Jungian psychology, shamanism and spiritual disciplines. The need to earn a living as an electronics technician limited his time for photography to lunchtimes, evenings, weekends and vacations. The year 1973 brought his first one-man show. Reviewing it, Artweek Magazine noted: "His prints are not merely technically correct, but wonderfully alive." In 1983 John had the first of two, two-man exhibitions with Ansel Adams.

 

During the 1970 and 1980's, John's emphasis was on the landscape. He photographed repeatedly at locations which to him conveyed spiritual power, returning to certain locations for more than 25 years. Many exhibitions followed to rising acclaim. In 1981, he made a series of photographs of a woman underwater, which resulted in Descending Angel. That year John published Presence, a limited edition portfolio of 12 prints. He also left electronics to devote his full time and energy to photography, and has lived from print sales ever since.

 

Trips to New Zealand in 1985 and Ireland in 1986 added to his growing body of work. He became a sought-after workshop teacher and lecturer. In addition, since the early 1970's John has performed research into photographic developer chemistry, resulting in two pyrogallol film developer formulae that are marketed by The Photographer's Formulary of Condon, Montana. An article he published in 1977 initiated the current renaissance in the use of pyrogallol. He became a sought-after expert in black and white film development chemistry and techniques.

 

During the second half of the 1990's John's photography concentrated on the ghost towns and abandoned mining camps of Nevada. Then in 2000, his deep interest in shamanism led him to begin photographing Native American rock art sites. Now, with more than 38 years in photography, John's critically acclaimed work has been honored with more than 50 exhibitions and has been published around the world. His work is represented in more than 400 public and private collections, including many major museums.


http://www.johnwimberleyphotography.com/ 


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Ne zaman ve nerede çekildiklerinin önemli olmadığı, içinde fotoğrafçının varlığını hissettiğimiz çok öznel fotoğraflar.
Fazlasıyla etkileyici.
Tarık Yurtgezer eklemiş - adds | 05 Ocak 2009 Saat - Time 10:31
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.