Arşivimizden  - From Our Archives

 

Faruk Akbaş

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > HAZİRAN 2007 SAYISI > Karagöz'ü Biz mi Öldürdük ?
Karagöz'ü Biz mi Öldürdük ?


``Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer`` derlerdi, eskiden büyüklerimiz.... Estetiğin toplum yaşamında günümüzde olduğundan daha fazla önemsendiği, mizah anlayışının henüz şimdiki gibi bel altına inme pespayeliğine düşmediği, hele hele hiciv denilen sanatın kirli çamaşırları ortaya dökmekten çok, inceden inceye dalga geçme sanatı olduğu devirlerdi...  İşte o dönemlerde, dünyanın başka hiçbir kültüründe olmadığı kadar zarif bir sanatımız vardı... Karagöz - Hacıvat...



Gazetelerin, radyo - televizyon gibi iletişim araçlarının olmadığı zamanlarda toplumun en önemli eğlencesi olan Karagöz sanatı insanları sadece güldürmekle kalmamış, estetiğin ön planda tutulduğu bir hiciv sanatı olarak toplumsal bilinç (belki kamuoyu da diyebiliriz) oluşmasında öncü bir rol oynamıştır. Tâ ki devlet yöneticilerinin bu yergiden rahatsız olup Karagöz oyunlarını yasaklamalarına kadar. Evet yanlış okumadınız , Karagöz oyunları bir dönem yasaklanmış.. 2. Abdulhamit döneminde Karagöz'ün yergileri yönetimi o kadar rahatsız etmiş ki çareyi yasaklamakta bulmuşlar ve çok ağır cezalar getirmişler. O zamana kadar yazılı bir metne bağlı olmadan güncel olayların mizahi bir dille yorumlandığı Karagöz oyunları, ancak önceden kontrol edilecek yazılı metinler ile oynatma şartı ile yeniden serbest bırakılmış. İşte o tarihten sonra Karagöz oyunu hiçbir özelliği olmayan kaba saba bir çocuk oyunu durumuna düşmüş ve bu şekilde gelenekselleşerek günümüze kadar gelmiş. Ama artık devir o devir değil, Karagöz yavaş yavaş asli kimliğine yeniden kavuşma yolunda ilerliyor.


 

Bir çok insan Karagöz'ün nasıl oynatıldığını merak eder.. Karagöz oynatmak için önce tasvirleri yapmak gerekir. Tasvirler, Karagöz için özel olarak yarı şeffaf olarak tabaklanmış derilerden yapılır. Şeffaf deri yapılacak olan tasvirin kalıbının üzerine konarak çizilir, dış hatları kesici bir alet ile kesilir, iç hatları Nevregan adı verilen ucu keskin bir alet tarafından oyulur, daha sonra kök boyalarla boyanır ve parçalar eklem yerlerinden birbirine eklenerek oynatıma hazır hale gelir. Tasvirler hazırlandıktan sonra Hayâlî perde arkasına geçer ve tasvirlere can verir. Perdeye önce şarkı söyleyerek Hacıvat gelir, şarkısı bittikten sonra "off hay hak" diyerek perde gazelini okur. Perde gazeli de bittikten sonra Karagöz'ü çağırmaya başlar, Karagöz ya hastadır ya da evde çocuk uyuyordur, o yüzden Hacıvat'a kızar ve başka yerde bağırmasını söyler. Hacıvat'ın bağırmaya devam etmesi üzerine aşağıya atlar, alt alta üst üste kavga etmeye başlarlar, sonunda Hacıvat kaçar, perdede tek başına kalan Karagöz kendi kendine söylenirken Hacıvat tekrar gelir ve atışma bölümü başlar. Bu bölümde Hacıvat'ın yabancı kelimeler kullanarak kurduğu cümleleri Karagöz anlamazlıktan gelerek onlara farklı anlamlar yükler ve buradan mizah ortaya çıkar. Atışma bölümünden sonra fasıl denilen, asıl öykünün yer aldığı bölüm başlar. Bu bölümde rolleri gereği Zenne, Çelebi, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Acem, Tiryaki gibi tipler girerler ve  rollerini yerine getirirler. Hacıvat perdeye gelen hemen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık ederek çıkar sağlar ama işin en zor kısımlarını Karagöz'e yaptırır, bu yüzden de Karagöz bazen zor durumlarda kalır ama saf , doğru bir insan olduğundan bütün badireleri atlatır. Olaylar en içinden çıkılmaz hâle geldiğinde Tuzsuz Deli Bekir gelerek kaba kuvvetle olayları çözüme kavuşturur.


 

Karagöz kimdir, nerede yaşamıştır, neden öldürülmüştür soruları her zaman gündemdedir. İnsanlar nedense Karagöz’ü ete kemiğe bürünmüş olarak düşünmek istemektedirler, ancak Karagöz ve Hacıvat’ın gerçekten yaşamış olduklarına dair herhangi bir bilgi ya da belge yoktur. Karagöz hakkında ilk kesin bilgi 1582 tarihli Surname-i Humayun’da şehzadelerin sünnet düğününde Karagöz oynatıldığına dair bilgidir. Yani Karagöz’ün varoluşu cisimsel bir varoluş değil kültürel bir varoluştur. Yaygın olarak bilinen Bursa Ulucami’nin yapımı esnasında birinin duvarcı ustası diğerinin demirci ustası olarak çalışmaları, inşaatın yavaş ilerlemesinden dolayı sorumlu tutulmaları ve bu yüzden idam edilmeleri ise sadece bir efsanedir.


 

Günümüzde Karagöz sanatı hakkında ne yazık ki çok şey yapıldığını söyleyemiyoruz. Hani hep "Yunanlılar Karagöz'e sahip çıkıyor" diye hayıflanırız ya, peki buna karşın biz ne yapıyoruz. Kocaman bir hiç... Bilindiği gibi Karagöz bir Osmanlı sanatıdır, unutulmamalıdır ki Yunanlılar da Osmanlı toplumunun bir parçasıydı ve o zamanlar öğrendikleri bu sanatı halen devam ettiriyorlar, okullarda okutuyorlar ama bizim gibi ilkokul ikinci sınıflarda değil, konservatuarlarda profesyonel Karagöz sanatçısı yetiştiriyorlar. Eğer "Karagöz ile Hacıvat neden öldürüldü ?" diye bir soru sorulursa bunun cevabı şudur: Karagöz Hacıvat bu sanatımıza değer vermeyen Kültür Bakanlarımız, üniversitelerde bu konuyla ilgili bölümler açmayan Milli Eğitim Bakanlarımız, gazete, dergi ve televizyonlarda yer vermeyen yayıncılarımız, Batı'dan gelen her şey güzeldir, bizim olanlar değersizdir diye düşünen insanlarımız, velhasıl hepimiz tarafından öldürüldü. Masum değiliz hiç birimiz..

 

Emin ŞENYER

www.karagoz.net


Kısa bir karagöz atışması:

Hacıvat: Ah karagözüm gelir gelmez neden bana öyle vurursun, bir vurdun vallahi aklım başımdan gitti


Karagöz: Yahu  Hacıvat, insanların aklı başında mı olur ki aklım başımdan gitti diyorsun


Hacıvat: Tabii ki başında olur Karagözüm


Karagöz: Hacı cav cav, insanların aklı başında olur diyorsun, yahu görmüyor musun, her taraf kan, gözyaşı, savaş... İnsanların aklı başında olsa dünya bu hallere düşer miydi hiç.


Hacıvat: Aman karagözüm yine zülfü yare dokundun, yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman..


Karagöz: Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola....





Sn. Bülent Akay, Karagöz ve Hacivat sizce gerçek canlı bir varlık olarak yaşadı mı?

 

Evet yaşadı, çünki bildiğimiz yaşayan insanların bile öldükten bir süre sonra unutulduğuna şahit olmuşuzdur, yaşamamış insanların beşyüz yıldan beri unutulmaması mümkün değil.

 

Karagöz eskiden mum ışığında oynatılırdı, mumun verdiği titrek ışık vardı acaba elektrik ışığı estetiğini öldürdü mü?

 

Estetik olarak düşünüldüğünde evet. Fakat yeniliklere de kapalı olmamak gerekir. Eski usul ve yeni usul olarak devam edilerek oynatılabilinir.


 

Karagöz oyununa Yunanlılarda sahip çıkıyor bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

 “Yemeyenin malını yerler” atasözü bence durumu izah eder, fakat eskiden Yunanistan Osmanlı İmparatorluğunun bir eyaleti idi. Dolayısıyla sonradan diye bir şey yok, biz sahip çıkmazsak birileri sahip çıkar.


 

Karagöz oynatıcısı olmaya ne zaman karar verdiniz ? Bu kararı vermenizde sizi etkileyen nelerdi?

 

Bence her şey çocuklukta başlıyor. Bende altmışlı yıllarda radyodan karagöz ustası Hayali Küçük Ali'yi dinleyerek Karagöz'ü sevdim, ayrıca kitaplarda gördüğüm Karagöz tasvirleri çok ilgimi çekti ve resim yeteneğimde olduğu için kendi figürlerimi yapabildim.


 

Kimlerden ders aldınız sizi yetiştiren ustalarınız ?

 

Ders aldığım ustalarım Orhan Kurt, Tacettin Diker, Metin Özden, Ünver Oral.

 

Gösterilerde yardımcılığınızı eşiniz yapıyor onun ilgisi nasıl? Karagöz oyununda geleneksel olarak yardımcılık hakkında bilgi verirmisiniz?


 

Karagöz oynatan ustaya Hayali denir, yardımcısına da Yardak, Yardak, def ve müzik aletlerini kullanır, sırası geldikçe tasvirleri ustaya vererek yardımcı olur, eşim de bir dönem kurslara katılmıştı, şimdi benim yardımcım.

 

Son olarak Karagöz Hacivat oynatıcılığının tekniğinden ve özelliklerinden kısaca bilgi verirmisiniz?

 

Perde gerisinde, sopalara takılmış tasvirleri usulüne uygun tutarak sesle uyumlu, senkronize hareketler esastır. Araba kullanmak gibi, Karagöz oynattıkça ses kullanımı ve tasvirlere hakimiyet gelişir. Tasvirlerin perdeye yansımasını sağlayan ışığın açısı ve şiddeti de önemlidir.


Röportaj : Bülent SUBERK


İstanbul 10. Kukla Festivali - Cengiz ÖZEK Gösterisinden  :

 
Fotoğraflar : Bülent SUBERK, Levent YILDIZ 


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 6 yorum, 1-6 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Hayal ve daha niceleri toplumsal değerlerimiz estetik zenginliklerimiz seyir kültürümüz yüksek yaşama zevklerimiz adabımız adamlığımız neler neler yitip giden koca bir değerler manzumesi yabancıların dudağını uçuklatan ama maalesef bizim kılımızı kıpırdatmayan anlaşılmaz halimizi bir kere daha hatırlatan bir çalışma hüzünlenerek hatıralarımla beraber küçüklüğümü kucağıma alarak okudum okudum eh ne gelir elden teşekkürler.
rıdvan kaya eklemiş - adds | 06 Haziran 2007 Saat - Time 12:10
Ilkokulda okurken, her yariyil tatilinde Karabuk` e giderdik... Rahmetli enistemin tatillerimize renk katan yuzlerce suprizinden biri de Karagoz & Hacivat` di, Hepimizi topalr, her birimize bir rol dagitir ve sonra bikmadan usanmadan rollerimizi ezberletir ve sonunda apartmanin tum komsularini da bir araya getirerek bize sahneletirdi. Ayas Tuzsuz Delibekir degismez rolumdu...

Emin Senyer` in -son derece gercekci- ifade ettigi gidisattan ve bugun gelinen durumdan hepimiz sorumluyuz...

Osmanlinin baskalarinin folklorik ve kulturel guzelliklerine gosterdigi saygiyi, toleransi, korumaciligi, ne yazik ki emanet aldigimiz kendi folklorik ve kulturel guzelliklerimiz dahil korumadik... Sebepleri de zaten yazinin son paragrafinda... Ama daha da uzucu olani, bati hayranliginin yine ayni korumaci zihniyet doneminde kanimiza girmesi...

Sevgili Bulent ve Levent, ikinizi de bu basarili belgesel calismanizdan sebep kutluyorum... Etkileyici bir sunum, bir o kadar da etkileyici fotograflar... Yansimalarinin da ayni yonde olmasi dilegimle...
Faika Berat Pehlivan eklemiş - adds | 06 Haziran 2007 Saat - Time 12:27
Yukarda cekilmiş fotograflar Bursa'da karagoz evinde cekilmiş. Karagoz evi ünlü usta , bu sanata yıllarını vermiş Bursada bu sabatı tekrar canlandırmış ve yeni çıraklar- sanatçıların yetişmesine sebep olmuş Bursa'lı R.Sinasi Celikkol tarafından kurulmuştur. Sadece ocak ayından bu yana karagoz oynatmaya baslayan Bülent Akay'da onun yetiştirdiği- desteklediği insanlardan biridir. Bulent Akay'ın Kimlerden ders aldınız sizi yetiştiren ustalarınız ? sorusuna;
Ders aldığım ustalarım Orhan Kurt, Tacettin Diker, Metin Özden, Ünver Oral seklinde cavp vermesi uzucudur.Bulent akay orada sadece 2 oyun yapmıstır su anda yapmamaktadır.
Karagoz evi akp li belediye başkanı hiknet şahin-sanat danışmanı akp'li ahmet erdonmez , sabri yalın tarafından muze yapılacak soylemleri ile kapatılmış, uluslararası bir dernek olan UNIMA (milletlerarası kukla ve golge oyunu birliği) dernegi ve Sinasi Celikkol ayrıca binlerce parcadan olusan karagoz ve kukla sergisi karagoz evinden haksızca cıkartılmıs ve Bursa'ya ve oraya emek vermiş insanlara buyuk haksızlık edilmiştir...

Fotografları ceken arkadaslar Bursa'da mı oturur? yoksa ziyaretci olarak mı gelmişlerdir bilmiyorum ama biraz araştırma yaparak yazı yazmakta fayda vardır.

KARAGOZ EVİ TARIHCESI

04-11 Ekim 1995’de R. Şinasi Çelikkol; ustaları Orhan Kurt ve Metin Özlen’le birlikte ustalarına yardımcılık yapmak ve Karagöz tasvirleri ve dokümanları sergisi açmak üzere T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından Atina Kukla ve Gölge Oyunları Festivaline gitti. Burada 1993 de Almanya - Oberhausen Festivali’nde tanıştıkları Yunanistan’ın en büyük sanatçısı Eugenios Spatharis’le karşılaştılar ve Spatharis Haziran 1995 de Atina’nın Maroussi Banliyösünde açılan E. Spatharis Karagiozis Müze Evi’ne onları davet etti ve Türk ekibi bu müzeden ziyadesiyle etkilendi. R. Şinasi Çelikkol Bursa’ya dönüşünde dönemin Belediye Başkanı Sayın Erdem Saker’e bu müze hakkında fotoğraflarıyla birlikte bir dilekçe verdi. Kasım 1995 de Bursa Karagöz Festivali Müteşebbis Heyeti tarafından düzenlenen Uluslararası 3. Bursa Karagöz Festivali’ne Sayın Erdem Saker ilgi gösterdi ve Festivalden bir ay sonra Ocak 1996 da Karagöz Bursa’da doğan bir kültür ve Bursa’nın sembolüdür, bu sebepten Karagöz Anıtı karşısındaki eski trafo binasını bir Karagöz Evi haline getirip R.Şinasi Çelikkol’un vakfına vereceğim dedi. Fakat biz sadece Bursa Karagöz Festivali Müteşebbis Heyetiydik ve 18 kişi Ankara UNIMA – Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği Türkiye Milli Merkezi’ne üye olmuştu. Ankara’dan şube açmak için yetki alındı. 2 Ocak 1997 de UNIMA Bursa Şubesi’ni Müteşebbis Heyetindeki R.Ş. Çelikkol, Ş. Günay, M. Örnekal tarafından T.C. Bursa Ticaret Borsasının tahsis ettiği bir büroda açtı. 10 Haziran 1997 de Karagöz Evi, R.Şinasi Çelikkol’un koleksiyonlarının bir kısmının sergilenmesi ile ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz tarafından açıldı. Açılışta Hayali Tacettin Diker ve R.Şinasi Çelikkol birlikte gösteri yaptılar. Nihayet 10 Eylül 1997 de Sayın Erdem Saker, R Şinasi Çelikkol’a Karagöz Evi’ne sahip çıkmalarını, gösterileri orda yapmalarını bildirdi. Fakat dernek, vakıf olmadığı için resmi prosedürde Karagöz Evi Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfının üzerine tahsis edildi. Karagöz Evi de Karagöz Sanat Evi olarak kayda geçirildi.(Halbuki Atina’da Maroussi Belediyesi tarihi bir binayı restore ederek E. Spatharis adına Karagöz Müzesi olarak tescil ettirmişti).
UNIMA Bursa Şubesi olarak Karagöz Evi’nde haftanın 3 günü mutad Karagöz gösterileri yapılarak ve bunun dışında isteyen resmi – özel kuruluşlara istedikleri gün ve saatlerde gösteri yaparak bu sanatı ayakta tutmaya gayret edildi. Bu arada R.Şinasi Çelikkol dünyadaki kukla ve gölge oyunları tasvirleri ve dokümanları koleksiyonlarını Karagöz Evi’nin Salonlarında sergilemeye başladı ve bu sergi bugüne kadar çoğalarak gelişti. Kasım 1997 de Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı Karagöz Evi’nde bir büroyu da UNIMA Bursa Şubesine tahsis edilmesini karara bağladı ve T.C. Ticaret Borsasından Karagöz Evi’ne taşınıldı. R.Şinasi Çelikkol koleksiyonlarından Bursa’nın önemli bir değeri, kaybolmaya yüz tutan Türkmen ve Yörük kıyafetleri, dokumaları, el sanatları da tezgahlarıyla birlikte Karagöz Evi’nde sergilemeye başladı. Nisan 1999 da üst deki küçük salonda R. Şinasi Çelikkol tarafından Rumeli Türkleri sergisi açıldı ve büyük ilgi gördü. Kasım –Aralık 1997 de ve Mart-Nisan 2000 de UNIMA Bursa Şubesi; Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı işbirliği ve UNIMA Milli Merkezi desteği ile Karagöz Evi’nde Eğitim Seminerleri açtı. Bu seminerler sonucunda çeşitli Karagöz Toplulukları oluştu. Özellikle Tayfun Özeren - Çekirge Karagöz Gölge Oyunu Topluluğu; Ahmet Karakman - Çelebi Karagöz Gölge Oyunu Topluluğu; Nevzat Çiftçi - Geleneksel Tiyatro Karagöz Gölge Oyunu Topluluğu; İbrahim Koca,Şenol Çelikkol - Osmangazi Karagöz Gölge Oyunu Topluluğu ve Gençler Karagöz Topluluğu oluştu. Bu arada gençlerden Esat Taşatmanlar, Fatih İmamoğlu, Ergin Çetindir, Erkam Taşatmanlar, Fatih Türken, Özkan Ferik çıraklık yaparak, yani usta-çırak ilişkisiyle R.Şinasi Çelikkol’dan Karagöz eğitimi almaya devam ettiler. Karagöz eğitim seminerine katılanlardan İsmail Hakkı Özömek deriden geleneksel Karagöz tasvirleri yapım ustası oldu, ayrıca Tayfun Özeren de deriden Karagöz tasvirleri yapmaktadır, Bülent Akay soğuk seramikten ve ayrıca PVC den Karagöz tasvirleri yapmaktadır. Dolayısıyla bu ürünlerini turizm hizmete sunmaktadırlar.
Karagöz Evi 2004 yılı sonu itibariyle 14 yabancı turist seyahat-rehber kitabında Karagöz Sanat Evi gezilecek ve Karagöz gösterileri izlenecek yer olarak belirtildi. Bazılarında sergilerin renkli fotoğraflarına da yer verildi. 1997 den itibaren yapılan her yıl yapılan toplam 7 Uluslar arası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’ne ev sahipliği yaptı. Festival sempozyumları burada düzenlendi.
Ayrıca Karagöz Sanat Evi’nde 1997, 1998, 1999 Ramazan aylarında Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kültür, Sanat ve Turizm Vakfı işbirliğiyle Ramazan eğlenceleri düzenlendi. (Ramazan Sohbetleri, Klasik Türk Müziği ve Karagöz Gösterisi yapıldı.) Misafirlere ikramlarda bulunuldu. Daha sonraki yıllarda Büyükşehir Belediyesi Ramazan Programlarını Eski Santral Garaja taşıdığı için bu programlar yapılmadı. Fakat UNIMA Bursa Şubesi bu açığı kapatmak için Ramazan aylarında 7-8 gece Karagöz gösterisi, zaman zaman da Karagöz Dia gösterisini beraber düzenledi. Gündüzleri de okul ve kuruluşlara yoğun gösteriler yapıldı. 1987 den 1997 ye kadar yaptığımız faaliyetler sonucu Karagöz severler oluşmaya başlamıştı. 1994 ve 1995 deki Karagöz Seminerleri ve Festivallerde buna etkili olmuştu. Karagöz Sanat Evi açıldıktan sonra hem Karagöz oynatan gruplar - üyeler arttı, hem de Karagöz sempatizanları çoğaldı ve Yerli yabancı turistlerin ziyaret yeri oldu.
Karagöz Sanat Evi (Karagöz Evi) Türkiye’de tekdir. Rakibini sorarsanız (Karagöz’ün kendilerinin olduğunu iddia eden!) Yunanistan – Atina Maroussi’deki E. Spatharis Karagiozis Müzesidir.
1998 Mayıs ayında BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’ NE Karagöz Evi’nin yapımı ve desteği için; R.Şinasi Çelikkol’a da Karagöz ve Geleneksel Türk Tiyatrosu faaliyetlerinden ötürü ayrı ayrı İstanbul Çocuk Vakfı Ödülü verildi. 23.01.2001 tarihinde UNIMA – Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunları Birliği Türkiye Milli Merkezi tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne Karagöz Evi yapımı ve desteği için Geleneksel Türk Tiyatrosu Ödülü verildi.

Karagoz evi ve orayı kurarak yaşatan insanlar 15 ekim 2006 da polis ve kaymakamlıktan gelen tahliye emri ile oradan çıkartıldılar. Hikmet Şahin -Ahmet Erdönmez ve Bursa Buyuksehir belediyesi Bursa'da karagoz sanatına buyuk darbe vurmuş oldu.


uğur çelikkol eklemiş - adds | 19 Haziran 2007 Saat - Time 13:40
iyiymiş
seda tosun eklemiş - adds | 25 Ekim 2007 Saat - Time 17:26
MERHABA BEN ECEM
TÜRKÇE ÖDEVİM VARDI AMA BİR SİTEYE GİRDİM ÇOK ÇOK GÜZEL ŞEYLER VARDI Kİ...
AMA KOPYALA YAPIŞTIR YAPACAKKEN KOPYALAYAMAZSINIZ İŞTE KENDİNİZ UĞRAŞIN FALAN DİYORDU BENİM ONLA UĞRAŞCAK HALİM YOKTU BAŞKA SİTELERE BAKIYORDUM SİZİN SİTENİZE GİRDİM.KARAGÖZ İLE HACİVATIN NASIL YAPILDIĞI NERLERDE SERGİLENDİĞİ FALAN YAZIYORDU SİZDEN ÇOK TEŞŞEKÜR EDERİM SİZİN BU BAŞARINIZDAN DOLAYI KUTLUYORUM TÜM ARKADAŞLARIM ŞU ANDA BİLE SİZİN SİTENİZDE
ECEM ARIK eklemiş - adds | 29 Kasım 2007 Saat - Time 20:43
Dear photographer, I am a student at the university of Zurich, Switzerland and we work on a atudent- exposition about Shadowplay in the Volkerkundemuseum. Several characters from the Turkish shadowplay of Karagoz are central in this exposition. We would love to portray 2 pictures, about the play art and making of the puppets, that are in this article. Could you please contact me? I thank you!
vicky eklemiş - adds | 01 Ekim 2008 Saat - Time 15:43
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.