Bir çok kültürü içinde barındıran ve bence dünyanın en kutsal topraklarından biri olan İstanbul...
Fakat herşey hızla değişir oldu bu şehirde, değişim yaşanırken çoğu güzelliği de alıp götürdü. İstanbul ve sokaklarını fotoğraflarken zamanın çok çabuk geçtiğine daha fazla tanık oldum. Eski mahallerlerdeki büyük arnavut taşları, sokak satıcıları, (macun satanlar, dondurmacılar, mısırcılar ve daha neler ) eski ahşap evlerin önünde oturanlar ve sohbetleri... Bunlara yaşım yettiğince tanıklık etmiş oldum, tabi bu sokakları bir de eskilerden dinlemek gerek.... Şimdi sokak satıcılarını görmez oldum o eski mahallelerde, arnavut taşları da yerini bozuk asfalta bıraktı.... 
İstanbul'un tarihi dokusunu fotoğraflarken hayran kalmamak elde değil, buradaki yapılar insanı alıp götürüyor. Çoğu zaman ilk yapıldığı anki halini düşünürüm. Burada oturan aileler ve yaşananlar... Aynı şey sokaklar için de geçerli tabi. Yaşananlar, anılar herşey onlarda saklıdır. Derler ya '' şu duvarların dili olsa da konuşsa '' Kimbilir sokaklar neler söylerdi... 

Galata'nın dar ve eski yapılarını barındıran sokaklarından, Balat'ın eski evleri ve sokaklarının vazgeçilmezi olan çocuklarına... İstanbul'un eski hanlarından Büyük Yeni Han'a, özellikle içinde küçük de olsa bir sokak ve bir de ağaç barındırması en çok ilgimi çeken detayı olmuştur...
Eminönü ve Mahmutpaşa’daki çok dar sokaklar zaten bitmiyor. Özellikle o sokakların devamlı müdavimleri olan satıcılar.

Cankurtaran'ın eski evleri ve sokakları da bir çok Türk Filmine ev sahipliği yapmıştır, aynı sokak dokusu Yedikule'de kendini hissettiriyor. Burda trenleri ve altından geçen geçitleri de unutmamak gerek :)
Karaköy ve bir çok semtte olduğu gibi sokaklarda yaşayanlar.....En çok içinizi burkan da onlar oluyor. Hayatın insanı hangi noktaya getireceği hiç belli olmuyor. 
Çengelköy'de gördüğüm bir ev ve sokağı, tamamen bir film karesinden alınmış kesit gibi gelmişti. Bu sokağı manipule ederek değerlendirmek istedim. Çünkü sokak ve evin konumu gizemli gelmişti bana. Zaten devamında mezarlık olması bu gizemi çağrıştırdı.
Yine Kumbaracılar Yokuşundaki çıkmaz bir sokak çok ilgimi çekmiştir her zaman. Bu dar ve küçük sokağa girdiğiniz zaman çoğunlukla kimseler yoktur ve kendimi bir anda II. Dünya savaşı zamanında hissederim. Binaların yıpranmış yapısı ve sokağın sessizliği bunu hissettiriyor.
Yine İstanbul'u İstanbul'un gerçek müdavimlerinden ``martı``nın gözü ile görmek istedim. Tabi manipule ederek. Martılar bana göre İstanbul'un simgesi olmuşlardır. Galata kulesi`nden İstanbul'a bakınca sokaklar ve burda yaşananlar bu satırlara sığmaz zaten...
Benimki küçük bir İstanbul turuydu, farklı ve en çok ilgimi çeken sokaklarını fotoğrafladım...
Başka çalışmalarda görüşmek üzere,
Kerem Okay 2007.
1974 yılında İstanbul'da doğan Kerem Okay, çocukluğundan beri resim ve güzel sanatlara karşı ilgilidir. Bu tutku 1993 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'ne giriş ile hayata geçer. Eğitimi süresi boyunca; airbrush ile illüstrasyonlar, tasarımlar ve iç mimari çalışmaları devam eder. Fotoğraf çekmek en büyük arzusudur, sıra ona 2003 yılında aldığı digital fotoğraf makinası ile gelir. Çalışmalarında çoğu zaman manipulasyon ile birlikte ruhundan katabilmeyi de sever. Bununla birlikte yeni coğrafyalar, farklı yerler ve burada yaşayan kişileri fotoğraflamak da tutkusudur. Kısacası objektifini bazen hayatın içine bazen de düşlere çevirir.
Kerem OKAY Hakkında

Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"