Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > MART 2010 SAYISI - MARCH 2010 ISSUE > Kitap Köşesi : John Berger - Görme Biçimleri
Kitap Köşesi : John Berger - Görme Biçimleri

 

Kitabın Adı   

John Berger – Görme Biçimleri

Kitabı Hazırlayanlar  

John Berger, Sven Blomberg, Chris Fox, Michael Dibb, Richard  Hollis

Yayınevi       

Metis

Basım yılı     

1999 – Yedinci Baskı

Çeviren

Yurdanur Salman

Fiziksel Özellikleri    

160 sayfa, 13*19,6 cm, karton kapak, iç sayfa resim ve fotoğraflar siyah-beyaz

 


 

İçeriği

 

Kitap yedi bölümden oluşmaktadır. Bölümlerin özel başlıkları bulunmamaktadır. Ancak her bölümde ele alınan, işlenip değerlendirilen konulara göre ayırım yapılabilir. Buna göre;

 

1. Bölüm       :  07 – 34  sayfalar arası;

 

Görme – sözcük ilişkisi, sözcüklerle nesneler arasındaki ilişki ve çelişki, imge-görme, fotoğrafçının görme biçimi ve fotoğraf, perspektif, sanat yapıtının manevi değeri, söz-imge ilişkisi, saflık gibi konu ve kavramlar; resim sanatının tarihsel ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmekte ve yorumlanmaktadır.

 

2. Bölüm       :  35 - 44 sayfalar arası;

 

Bu bölümde yazılı deneme yerine 23 adet imgeye yer verilmiştir. Bölümde yer alan imgeler, görsel sanatlardaki sürekliliği belgelercesine yerleştirilmiş fotoğraf ve resimlerden oluşmaktadır.

 

3. Bölüm       :  45 – 64. sayfalar arası;

 

Ortaçağdan günümüze kadar olan dönemde, Avrupa resminin tarihsel gelişimi ve nü ilişkisi,  kadınları görme biçimi gibi konu ve kavramlar; Rembrandt, Rubens ve diğer çok değerli sanatçıların resimleri eşliğinde değerlendirilmektedir.

 

4. Bölüm       :  65 – 83. sayfalar arası;

        

İkinci bölümde olduğu gibi bu bölümde de yazılı denemeye yer verilmemiş, bunun yerine, 13 yy’dan 19. yy’a kadar olan dönemlere ilişkin 36 adet seçkin resim okuyucunun yorumuna sunulmuştur.

 

5. Bölüm       :  83 – 112. sayfalar arası;

 

Kitabın en yoğun bölümü olduğu söylenebilir. İçerik olarak en kapsamlı değerlendirmeler bu  bölümde yapılmıştır.  15., 16., 17., 18. ve 19.  yüzyıllara ilişkin  resimler eşliğinde ve resim sanatının önemli bir bölümü olan yağlı boya resim bağlamında; nesne, sanat ürünlerinin sahipliği, mülkiyet - sanat, sanat sevgisinin sosyal-sınıfsal temeli, sanat-pazar, sömürgecilik-resim, sınıfsal tutum, sanat ve sömüren-sömürülen ilişkisi, gerçekçilik, çeşitli görme biçimleri, mülkiyet – kültür ilişkileri ile olağanüstü sanatçılar gibi konu ve kavramlar, başta Rembrandt olmak üzere, çok sayıda değerli sanatçının 32 resmi eşliğinde yorumlanmakta ve değerlendirilmektedir.

 

6. Bölüm       : 113 – 127. sayfalar arası;

 

İkinci ve dördüncü bölümler gibi bu bölüm de sadece imgelerden oluşmaktadır. ressamları ve yapılış tarihleri (dönemleri) belirtilmeden, farklı tür ve içeriklerde 36 resim yer almakta ve okuyucunun değerlendirmesine sunulmaktadır.

 

7. Bölüm       : 129 – 155. sayfalar arası ;

 

Bu bölümde reklam imgesi çerçevesinde, reklam dili, kıskançlık, yağlıboya resim- reklam, reklam-tarih, yağlıboya resim dili, fotoğrafik imge, renkli fotoğraf – yağlıboya resim ilişkisi, para-sevgi ilişkileri, reklam-huzursuzluk, reklamın sınıfsal biçimi ve içeriği, çekicilik, reklam-düş, reklam - demokrasi,  reklam - devrim, ele geçirme (sahip olma), reklam – anamal konu ve kavramları; ünlü fotoğrafçı Andy Warhol ve ünlü ressam Rene Magritte başta olmak üzere çok sayıda sanatçının eserlerinin aralarında bulunduğu toplam 62 görsel imge eşliğinde, reklam konusu bağlamında güçlü dayanakları ile değerlendirilmekte ve yorumlanmaktadır.

 

Kitabın sonunda, kitapta yer alan resim ve diğer görsel ürünlerin listesi dört sayfa olarak verilmiştir.

 

Ve kitabın son sayfası okuyucuya tükenmeyen bir ‘ödev’ vermektedir: “Bu kitabı tamamlamayı okurun kendisine bırakıyoruz...



Kitabın yazarı John Berger 1926 yılında Londra’da doğmuştur. İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Türkçe’ye çok sayıda eseri çevrilmiştir. Bunlar arasında “Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı”, “Sanat ve Devrim”, “O Ana Adanmış”, “Anlatmanın Başka Bir Biçimi” sayılabilir.

       
 

Kitapta yer alan denemeler, BBC televizyonunda Görme Biçimleri adı ile düzenlenen konuşmalarda geçen bazı önemli görüşlerin düzenlenmesinden oluşmaktadır.

        

“Bu denemelerde konunun belli yanları dışında başka hiçbir şey üzerinde durul”madığı, “Yalnızca konunun çağdaş tarihsel bilinçlenmeyle aydınlığa çıkan yanları üzerinde durul”duğu, “başlıca amacın, bir sorular süreci başlatmak” olduğu, önsöz yerine geçen kısa girişte belirtilmiştir.

       
 

Kitapta, tekrarlarla birlikte yaklaşık 250 imge yer almaktadır. Yazar(lar), yazılı denemeden çok görsel imgelerle ‘konuşma’ yöntemini benimsemişlerdir. Kitapta yer verilen resimlerin birçoğunun, sanatsal değerlerinin yüksek, ‘çağının güçlü tanığı’ oldukları konusunda genel bir kabulün olduğu bilinmektedir.

        

Yazar, bir sanat tarihi uzmanı olduğu iddiasında değildir. Ancak ayrıntılardaki derin ilişkileri anlamlandırarak, bu ilişkilerin tarihsel, sınıfsal, psiko-sosyal yönlerini, “tarihsel bilinçlenmeyle açığa çıkan yanları” itibariyle değerlendirmektedir.

        

Yazarın anlatım yöntem gayet sadedir. İddialı anlatım yöntemleri seçme çabasına girmemektedir. Yazılı metinler kısa cümle ve paragraflardan oluşmuştur. Her okuyucunun kolaylıkla anlayabileceği bir yöntem izlenmiştir. Yazılı bölümlerin önemli bir kısmı görsel imgelerle desteklendiği, bir kısmı da özellikle resimlerin yorumlarından oluştuğu için, okuyucu, görme – sözcük ilişkisinin kurulmasında zorluk çekmemektedir.

        

 

Kitabın çevirisi yalındır. Ancak “çeviri dili” arı Türkçe olma çabası nedeniyle yer yer “jargonlaşma”ya yönelmekte, günlük yaşamda ve yazı (sanat-edebiyat)  dilinde fazla yer bulamayan sözcüklerin kullanılması nedeniyle zorlamaya dönüşmektedir. Çeviride “katı bir sözcük disiplini” benimsendiği söylenebilir. Çok sayıda ve değerli görsel imge ile bezenmiş bir eserin çeviri dilindeki budaklanmalar, iç ses uyumu gibi sorunları nedeniyle okuma güçlüğüne maruz kalması, yazarın güçlü dayanaklarla beslediği konu bütünlüğü ile aşılabilmektedir.

        


Kitabın, hem görsel denemelerinde, hem de sözel denemelerinde içeriğinin güçlülüğüne önem verdiği görülmektedir. Kitabın tümü imgelerin yaratılması, görülmesi, değerlendirilmesi ve yorumlanması üzerine kurulduğundan, çalışmanın anahtarı olabilecek görüşlerin, ‘imge’ kavramı çevresinde yoğunlaştığı söylenebilir.

 


“İmge” sözcüğüne bu kitapta verilen anlamıyla tüm imgeler insan yapısıdır.” “Bir imge, yeniden yaratılmış yada yeniden üretilmiş görünümdür. İmge, ilk kez ortaya çıktığı zamandan  - birkaç dakika ya da birkaç yüzyıl-  kopmuş ya da saklanmış bir görünüm ya da görünümler düzenidir. Her imgede bir görme biçimi yatar.(abç)  Çünkü fotoğraflar çoğu zaman sanıldığı gibi mekanik kayıtlar değildir. Her bir fotoğrafa baktığımızda, ne denli az olursa olsun, fotoğrafçının sınırsız görünüm olanakları arasından o görünümü seçtiğini fark ederiz... Fotoğrafçının görme biçimi, konuyu seçişinde yansır. Ressamın görme biçimi, bez yada kağıt üstüne yaptığı imlerle yeniden canlandırılır. Her imgede bir görme biçimi yatsa da, bir imgeyi algılayışımız ya da değerlendirişimiz aynı zamanda görme biçimimize de bağlıdır. (9-10)

      
  

Kitabın bütününde, sanatın ve imgenin tarihsel süreç içindeki konumuna ve sosyal-sınıfsal işlevine önem veren yazara göre “geçmişin sanatı, eskiden olduğu gibi değildir artık bugün... onun yerine bir imgeler dili oluşmuştur. Şimdi önemli olan bu dili kimin ne amaçla kullandığıdır. Bu da yeniden canlandırmaların yayın hakkı, sanat basımevleriyle yayınevlerinin kimin elinde olduğu... sorununa gelip dayanır... Kendi geçmişinden kopmuş bir halk ya da sınıf, seçmede ve eyleme geçmede tarih içinde kendi yerini bulmuş bir sınıf yada halktan daha az özgürdür.” (32)

 


Kadın ve erkek cinslerinin sosyal konumlarının, sanat ürünlerine,  özellikle resim sanatındaki işlenişine özel bir önem veren yazara göre “...kadının toplum içindeki varlığı erkeğinkinden başkadır. Kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çerçevelenmiş bir yerde doğmak demektir... Kadın, olduğu ve yaptığı her şeyi gözlemek zorundadır... Kendi varlığını algılayışı, kendisi olarak bir başkası tarafından beğenilme duygusuyla tanımlanır. ” (46)

 

“…Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler... Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın”  kendisini bir nesneye – özellikle görsel bir nesneye - seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur” (47)

        

Avrupa resim sanatında kadının işlenişi konusunda iki yaklaşım bulunmaktadır. Birisi çıplaklık, diğeri ise nü’dür. 

        

Yazara göre “Çıplak olmak insanın kendisi olmasıdır. Nü olmaksa başkalarına çıplak görünmektir, insanın kendisi olarak algılanmamasıdır. Çıplak vücudun nü olabilmesi için bir nesne olarak görülmesi gerekir. Vücudun nesne olarak görülmesi, nesne olarak kullanılmasına yol açar. Çıplaklık kendisini olduğu gibi ortaya koyar. Nü’lükse seyredilmek üzere ortaya konuştur.”

        

“Çıplak olmak açık olmaktır.”

        

“Sıradan Avrupa nü resimlerinde asıl kahraman (abç) hiçbir zaman resimde görünmez. O, resmin önündeki seyircidir ve erkek olarak kabul edilir. Her şey ona göre yapılmıştır... Resimdeki vücutların nüleşmesi onun içindir.” (53-54)

        


Erkek egemen toplumsal sistemin (köleci, feodal yada kapitalist) sanatsal ifadesi olan bu durum, bir döneme özgü bir akım değil, egemen olan sınıfın ve sanatının kadın cinsine yaklaşımıdır. Ortaçağ resim geleneğinde olduğu gibi “Yeniden doğuş (Rönesans) sonrası Avrupa’sında... asıl cinsel kahraman resme bakan seyirci sahiptir.  Erkekliğin böylesine şişirilmesinden doğan gariplik, on dokuzuncu yüzyılın akademik sanatında doruğuna ulaşmıştır." (57)

        

Yazar, sanatın sınıfsal niteliğinin farkındadır ve sanat ürünlerini bu gözle değerlendirir. Ona göre “Her dönemde sanat yönetici sınıfın ülküsel çıkarlarına hizmet eder. 1500’le 1900 yılları arasında Avrupa sanatının da hepsi değişik biçimlerde anamalın (sermayenin)  gücüne yaslanan yönetici sınıflar dizisine hizmet” etmektedir. “ (M)ülke ve alışverişe karşı edinilen yeni tutumlarla belirlenen dünyayı görme biçimleri (abç) görsel anlamını yağlıboya resimde bulmuştur. Başka bir görsel sanat türünde bulamazdı zaten”

      

  

“Anamalın toplumsal ilişkilerde yaptığı etkiyi, yağlıboya resim görünülerde yapmıştır. Resim her şeyi nesnelerin eşitliğine indirgedi. Her şey alınıp satılabilir oldu, çünkü her şey mala dönüştü. Tüm gerçeklik, hiç düşünülmeden onun taşıdığı maddesel değerle ölçülür oldu.”

 

“Daha önceki sanat geleneklerinde sanat yapıtları zenginliği gösteriyordu. ... Yağlıboya resimde yepyeni bir zenginlik sergileniyordu – tek haklı nedenini paranın satın alma gücünde bulan bir zenginlikti bu. Böylece resim, parayla satın alınabilecek şeylerin istenilirliğini gösteren bir şey oluyordu.” (90)

        

Rembrandt’ın öz-portresi



Her dönemin sanat ürünlerinin, o dönemin görsel vb tarihi olduğu gibi, Avrupa resmi de Avrupa’nın görsel tarihidir. Engels, G. Deville’e yazdığı 27 Nisan 1888 tarihli mektubunda “Bence Balzac” der, “Cervantes’ten sonra, bütün zamanların en büyük romancısı ve aynı zamanda 1815-1848 arası Fransız toplumunun en sadık olay yazarıdır. Balzac’ı her yönüyle severim.” 
        

Yaşadığı dönemin egemen sınıfı olan veya olmaya yüz tutan burjuvazinin dünyaya bakışının, yaşam tarzının katıksız bir tasvirini yapmasıyla da ünlü bir yazar olan Balzac’ın, yaşadığı dönemin olaylarını bütün çıplaklığı ile yazarak yaptığı çağına tanıklığı, bütün felsefi, sosyolojik, ekonomik, teknolojik... vb yönleri ile dönemin resimleri de yapmaktadır. Dönemin resimleri, “dünyanın kendilerine hizmet etmek için var olduğuna inanan bir sınıfın”, “sömürgecilerle sömürgeleştirilenler arasındaki ilişkileri haklı göstermeye”  özel önem verir. Bu resimlerdeki “Yüzler, giysilere uyan birer maskeye dönüşmüştür. Bugün bu gelişmenin son evresini sırdan siyaset adamlarının televizyonlardaki kukla görüntülerinde izleyebiliriz.” (98)

 

Andy Warhol’un bir eseri



Sanatın ve sanatçılığın sıradanlaştırılmasına tahammül etme konusunda cömert davranmaya niyeti olmadığı belli olan yazara göre “Büyük sanatçı, yaşamını güçlüklerle savaşarak geçiren birisidir. Maddesel koşullarla, anlaşılmamakla, biraz da kendisiyle savaşarak yaşayan birisi” (110)
 

 

Sanata, fotoğrafa ilgi duyan her arkadaşımızın özenle okumasını önerdiğimiz kitabın yazarı, sanat, sanatçı, sanat ürünü konularındaki görüşünü şöyle özetlemek ister adeta; “Olağanüstü koşullarda olağanüstü sanatçılar, (Avrupa resim geleneğinin) ölçütlerinden kurtulmuş, geleneğin değerlerine taban tabana zıt yapıtlar vermişlerdir… Rembrandt, Vermeer, Poussin, Chardin, Goya ve Turner,” bu gelenekten doğmuş olan “büyük sanatçı” tipinin örnekleridir. “Büyük sanatçı, yaşamını güçlüklerle savaşarak geçiren birisidir… Her olağanüstü yapıt, başarıyla biten uzun bir savaşın sonunda doğmuştur.” (109-110)



 

Erol BEKTAŞ 


 

Kaynaklar:

Bu kitabın değerlendirilmesinde aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır:

1 – Tansuğ, Sezer, "Karşıtı Aramak - Arkeoloji ve Sanat Yay.,1. Baskı, İstanbul - 1983" 

2 -"Marks K.,Engels F. Seçme Mektuplar, Evrensel Basım Yayın, 1. Baskı, İstanbul-1996",

3 - Lynton,Norbert  Modern Sanatın Öyküsü, Remzi Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul-2004"

 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

Kitap Köşesi : Sebastiao Salgado - Ara Güler Koleksiyonu

Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Bu kitabın yeniden, anlaşılabilecek dilde yazılmasını bekliyorum.
Ali Paydaroglu eklemiş - adds | 19 Temmuz 2011 Saat - Time 16:30
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.