


2007’de Nillumbik Eyalet Konseyi tarafından kısa süreli olarak heykeltraşlık yapmak üzere davet edilmiştim ve çalışabilmem için Melburn yakınındaki Montsalvat’ta bir sera bana tahsis edilmişti. Gerçekte, daha evvel bitkilerle çalıştığımdan organizatörler benim bir şekilde onu bitkilerle dolduracağımı hissetmişti. Fakat tam tersine, ben alanı karartmak için bir yöntem arıyordum. 100 karbon kağıt için 2 dolar isteyen bir geri dönüşüm dükkanı buldum. Bu nedenle karbon obscura ile kapladım. Sera gazları, karbon hepsi birbirine uymuştu .Böylece ben duvarları ve tavanı karbon kağıdı ile kapladım. İlave dayanıklılık gücü ve taşıma kolaylığı için karbon kağıdı, izolasyon kağıtlarına yapıştırıldı, çerçevelere takıldı ve duvarlarla tavana alanı karartmak için monte edildi. Sonra ben yüzeye, ışığın içeri sızabilmesi için binlerce iğne deliği açarak ağaçlardan oluşmuş bir hat çizdim.


İzleyicinin alana adım atmasıyla ufak bir düğmenin hareketi ile aktif hale gelen bir sis jeneratörü yerleştirildi. Bu başka birşeye dikkat çekmek için eklenmişti: Hepimiz dışarıya saldığımız kendi gaz salınımlarından sorumluyuz. Fakat bu aynı zamanda izleyiciyi baştan çıkarıcı ışık hüzmelerini oluşturarak mesajı ikinci faktör haline getirdi. Işığın sızmasını ve sise yansımasını sağlayan yerleştirme, büyüleyici bir bağımsız fotoğraf dizisi çekmeme sebep oldu.
Benim için iğne deliği işini yapmak aydınlatıcı ve ışığı, kamerayı vs. anlamamda büyük yardımcı. Sadece tek bir delik olduğunda bir pinhole kamera gibi çalışıyor. Daha fazla delikler yapılırsa izdüşümler birleşir ve iğne deliği için baskın kaynak, güneşin çapıdır. Sisin içindeki buharlı ışık hüzmelerini yaratan, bu parlak izdüşümlerdir. Her ışın, güneşin bir izdüşümüdür. Daha sonra 2007’de Fransa’da Blacons Şatosu’nda Siyah Oda adlı, alanın daha geniş olduğu ve iğne deliklerinin yine tavanı kapladığı, hatta daha görkemli olduğu benzer bir iş yaptım.


Blacons Şatosu’nda ilk iğne deliği işini yapmaya başladığımda, pinhole projeksiyonuyla geniş ekranın yanında duran insanların portrelerini çekmek için dijital bir kamera kullanıyordum Bununla beraber güneş ışıldadıkça her iğne deliği güneşin bir şeklini yansıtıyordu. Eğer ağaçlar ve yapraklar varsa güneşin üzerinden gölgeleri görebiliyordunuz, rüzgar estiğinde uyum içinde hareket ediyorlardı. 7 yaşındaki bir çocuk bu görüntüyü, ışıktan yapılmış binlerce keman teli olarak tanımlamıştı. Çocuklar çok zeki.
Siyah Oda (Chambre Noire); kameralar, karanlık odalar, kimya ve fotoğraf kağıdı olmaksızın izleyiciyi, doğal güzelliği ve ışığın gücünü kaynaştırmak için bir yöntemdir. O, ışıkla gerçek bir çizim olan foto grafiksel bir tecrübedir. İronik olarak şu anki dokümantasyonda bir ”fotoğraf” olarak yer almaktadır.
In 2007, I was invited to do an ephemeral sculpture by the Nillumbik Shire Council and was allocated the green house at Montsalvat near Melbourne to install the work in. Due to the fact I have previously worked with plants, the organizers felt in some way I would fill it with plants. But quite the opposite; I was looking for a way to darken the space. I found 1000 sheets of carbon paper for $2 in a recycle shop. Hence he tile Carbon Obscura. It all clicked – greenhouse gasses, carbon and so I covered the walls and ceiling with the carbon paper. For added strength and ease of handling, the carbon paper was glued to sheets of insulation paper, mounted on frames and installed to the walls and ceiling to dark out the space. I then drew a line of trees (which are the key part of the global carbon trading schemes) by pricking thousands of pinholes through the surface to let light penetrate the space.
A fog generator was installed with a micro switch that was activated as the audience stepped into the space. This added another reference: we are all responsible for out own gas emissions. But it also brought the rays of light to life in such a seductive kinetic manner that it enchanted the audience and the message became a secondary factor. The installation, with the light penetrating the space and projecting through and onto the fog, allowed me to take a fascinating series of photographs that stand alone.


For me the process of making the pinhole work is enlightening, and gives me a greater understanding of light the camera etc. When there is only one hole it works like a pinhole camera. As more holes are created the projections merge and the dominant reference to the pinhole is the diameter of the sun. It's these bright projections that create the steaming rays through the fog; each ray is a projection of the sun. Later in 2007 I did a similar work, Chambre Noire, at L'Arbre de Vie / Chateau de Blacons, France where the space was larger and the pinhole drawings covered the ceiling as well, which was even more spectacular.
When I began making the first pinholes in the Chateau de Blacons work, I used a digital camera to do some portraits with the pinhole projection of the château onto a large screen and people standing beside it. Then as I made more pinholes there were more and more chateaus until the images blended together. However when the sun was shining, each pinhole projected an image of the sun. If there were trees and leaves over the sun you could see the shadows, when the wind blew they moved in unison. One 7 year old described it as thousands of violin strings made of light. Kids are so perceptive.


Chambre Noire, is a means of fusing the viewer and the elemental beauty and power of light, without the mediating presence of cameras, darkrooms, chemistry and photo paper. It is a photo-graphic experience, a true drawing with light, which ironically now only exists in documentation as a photograph.
Lloyd Godman 1983’den beri çevresel konulara odaklı olarak fotografik çalışmalarla yoğun bir şekilde ilgilidir. Yeni Zelanda, Avustralya ve uluslararası 40 tane kişisel sergi, 200’den fazla grup sergisinde yer almıştır. 1999’da Avustralya Melburn’daki RMIT Üniversitesi’nden master derecesi almıştır.
Lloyd Godman –“Avustralya ve Yeni Zelanda fotoğrafçılığının etraflıca düşünen kişisi”
Julie Millowick Daylesford foto biennale 2007
"Lloyd Godman’in organik bahçe işlerine ilgisi ve büyük yaratıcı enerjiye sahip bir sanatçı olarak uygulamaları, çevrebilimsel meseleler konusunda sanat yapmak için yeni ve sürekli şaşırtıcı yöntemlerde biraraya gelmiştir. Neredeyse 30 yılın üzerinde, sanatı başarılı geleneksel manzara foroğrafçılığından izleyici katılımlı sanat ve elektronik tüketici toplumu ile ekosistem arasındaki gerilimi araştıran mutimedya donanıma kadar geniş bir kapsama yayılmıştır."
Artlink Dergisi – Çevrebilim: Herkesin işi-Bölüm 25 no 4-Aralık –Ocak 2006

“......bildiğimiz en büyük ışığa duyarlı emülsiyon, dünya gezegenidir. Bitki örtüsü büyür ve ölür, mevsimlerle beraber rengi değişir , dünyanın “ fotografik görüntüsü” değişir. Gittikçe artan insan müdahalesi, bizim de içinde yaşadığımız küresel şeklin değişiminde büyük rol oynar.”
Lloyd Godman – 2006
"Belki de beni en etkileyen sanatçılar, sadece yaptıkları işlerle değil onların herşeyi sorgulamayı sürdüren meraklı yapıları dolayısıyla, Man Ray ve Max Ernst’tir. İşimi, kendim ve evrendeki ilişkileri öğrenmenin bir yolu olarak görüyorum. Her ikisi de değişim içinde olduğundan benim işim de sürekli bir değişim halindedir. Her seri , sürekli ve pazarlanabilir bir tarz oluşturmaktan ziyade her seri, geçmiş bazı deneyimlerimi nakledebileceğim ve bunlara yenilerini ekleyebileceğim yeni bir meydan okuma sunar."
Lloyd Godman – 2005
..
About Lloyd GODMAN
Since 1983 Lloyd Godman has engaged in an extensive series of photographic works centred on environmental issues and exhibited widely throughout New Zealand, Australia and internationally with more than 40 solo exhibitions and over 200 group exhibitions. He gained an MFA from RMIT Melbourne, Australia in 1999
Lloyd Godman - "the lateral thinker of Australian and New Zealand Photography".
Julie Millowick Daylesford foto biennale 2007
"Lloyd Godman's twin interests of organic gardening and practicing artist of great creative energy converge in new and constantly surprising ways to make art about ecological concerns..Over almost three decades his art has widened out from relatively traditional landscape photography to include elements of performance, audience participation art and multimedia installation to explore the tensions between electronic consumer society and the ecosystem."
Artlink magazine - Ecology: Everyone's Business - Vol 25 no 4 - Dec - Jan 2006
"...the largest photosensitive emulsion we know of is the planet earth. As vegetation grows, dies back, changes colour with the seasons, the "photographic image" that is our planet alters. Increasingly human intervention plays a larger role in transforming the image of the globe we inhabit".
Lloyd Godman – 2006
"Probably the artists who have influenced me the most are Man Ray and Max Ernst, - not so much the work itself but their inquisitive nature where they kept exploring things. I see my work as a means of learning about myself and my relationship to the universe. As both are in flux, my work is also in constant change. So rather than establish a constant and marketable style each series presents a new challenge where I can carry over some artifacts from my past experience and add another new layer."
Lloyd Godman 2005
www.lloydgodman.net
Çeviri (translated by) : Berna AKCAN
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
Fotoritim e-Panel "Fotoğraf Eleştirmenliği"
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
02 Eylül 2009 UMUT VAKFI "Bireysel Silahsızlanma Günü" FOTOĞRAF YARIŞMASI
15 Eylül 2009 GENÇ ÇEVRE GİRİŞİMİ ve MSGSÜ İLETİŞİM KLÜBÜ "Doğanın Direnişi" Fotoğraf Yarışması
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Dask Anadolu Dağ Maratonu