Üç yüzyılda yaşamak: Yaşlılığın Yüzü, bu siyah ve beyaz fotoğrafik portre projesinin adıdır.
72 adet çerçeveli baskıların tümü sınırlı sayıda satılık kişisel baskılar olduğu kadar müzeler ve galeriler için de uygun olan büyük bir sergidir.
Asıllarına uygun olarak basılmış 60 şekli içeren büyük format monograf bir kitap sergi için basılmakta.
Living in Three Centuries: The Face of Age is the working title for this black-and-white photographic portrait project.
All seventy-two framed prints are available as a major traveling exhibition for museums and galleries, as well as limited edition individual prints for sale.
A book, a large-format monograph containing sixty images printed with absolute fidelity to the original photographs, is being produced to accompany the exhibition.
Bu, portreler serisindeki fotoğraflar, 1987-2005 yılları arasında dünyanın pek çok değişik bölgesinde çekilmiştir.
Yaşlılık Bilimi Araştırma Grubu, (100 yaş ve üzeri insanlar) şu an dünyada 250,000 asırlık çınarın yaşadığını tahmin eder. Nadir durumlarda insanlar 110 yıl ve üzerinde yaşarlar, bu da” süper asırlık” diye yeni bir nüfus bilimi etiketine ilham verir. Yaşlılık Araştırma Grubu , kayıtların titiz araştırmaları doğrultusunda bugün dünyada 65 civarı bilinen ve 350 civarı tahmin edilen süper asırlık olduğunu belirtir.
Üç asırda yaşayan insanların fotoğrafını çekme fikri, projenin ilerleyişinde yavaş yavaş gelişti. İlk başlarda olağandışı zor yaşamlarının arkasındaki insanların portrelerini çekmekle ilgiliydim. Bu deneyimler beni asırlık çınarlara , süper asırlıklara ve onların hikayelerine götürdü.
Portreleri izleyen insanlar devamlı olarak aynı soruları sorar: Bir insan nasıl 114 yaşına kadar yaşar? Bu uzun yaşayan insanların 90,80 hatta 70’li yaşlardan daha genç görünmelerinin ortak sırrı nedir? Yaşlanma ile ilgili notlar, uzun yaşamla ilgili güncel araştırmaların kısa bir incelemesidir.
Babası Abraham Lincoln’un Gettysburg Söylevi sırasında yanında bulunan 110 yaşındaki adamla konuşma deneyimini kelimelere aktarmak kolay değil. Bir fotoğraf daha uygun göründü.
Mark Story
The photographs for this portrait series were taken in various locations around the world between 1987 and 2005.
The Gerontology Research Group estimates there are 250,000 centenarians (people 100 years and older) currently living in the world. In rare instances, people live to 110 years and beyond, inspiring a new demographic label: supercentenarian. The Gerontology Research Group, through rigorous investigation of records, acknowledges about 65 supercentenarians, and estimates that about 350 are alive worldwide today.
The idea to photograph people who have lived in three centuries evolved over the course of the project. First, I was simply interested in taking portraits of people who appear worn beyond their years by living extraordinarily hard lives. Those experiences drew me to centenarians, and on to supercentenarians and their stories.
People consistently ask the same questions when viewing the portraits: How does a person live to be 114 years old? What do these long-lived people have in common that makes many of them look younger than people in their 90s, 80s and even 70s? The notes on aging is a short review of the current research on longevity.
The experience of talking with a 110 year-old man whose father stood next to Abraham Lincoln during the Gettysburg Address does not easily lend itself to words. A photograph seemed appropriate.
On dokuz yıl öldürücü kuraklık ve kırkyedi yıl acımasız komünist baskısı altında yaşamış olan 101 yaşında Moğol kadını. Tarihe göre, komünistler, Moğol insanlarının bağımsız ruhunu sevmezdi.
101 year-old Mongolian woman who had lived through nineteen life-killing droughts and forty-seven years of brutal Communist repression. Historically, the Communists did not like the independent spirit of the Mongolian people. She was four feet tall, seventy pounds, and in perfect health.
102 yaşında Çinli adam, 4 yaşında çalışmaya başlamış bir çiftçi. Nahif vücuduna göre kocaman elleri var. “Çalışmayı hiç bırakmadım.” dedi.
102 year-old Chinese man, a farmer who started working at age four. He had huge hands on a frail body. He said, "I would never stop working."

103 yaşında, Portekizli dul. Kocasının kaybından sonra yas için tamamen siyah yün giysiler giyiyor. Kocası, Portekiz’deki pek çok balıkçı gibi 20’lerinin başlarında ölmüştü. Pek çok Portekizli kadın Katolik inançlarına kuvvetle bağlı, Ve hayatlarının geri kalanını dul olarak yaşar.
103 year-old Portuguese widow, dressed entirely in black wool to mourn the loss of her husband. He died in his early twenties — as do many fishermen in Portugal. Many Portuguese women hold strongly to their Catholic faith, living as widows for the rest of their lives. 
104 yaşında Navajo Yerlisi Amerikalı kadın. Arizona’daki Chelly Kanyonu kenarında yaşıyor. Fotoğrafı çekilirken, ben parmaklarımı hareket ettirememekten şikayet ederken o -24 derece sıcakta, 20 dakika ince bir ceketle oturdu. ”Soğuk değil” diyordu.
104 year-old Navajo Native American woman living near the rim of Canyon de Chelly, Arizona. She sat for twenty minutes in 24-degree weather in a thin jacket while being photographed. When I complained that my fingers couldn't move, she said, "It's not cold." 
105 yaşında Sicilya doğumlu İtalyan adam 101 yıl evvel ailesi bir gemi ile Amerika’ya gelmiş. Ailesine yiyecek için pazarlık eden annesini ve Hürriyet Heykeli’ndeki dalgaları hatırlıyor. 18 yaşında, Teksas’ta bir çimento fabrikasında çalışırken “Kara El” (Mafya) aile üyelerini “almakla” tehdit etti ve haraç baskılarından kaçmak için ailesi Kaliforniya’ya taşındı. 1920’lerde aylaklarla trenleri sürdü. Yellowstone Park’ta çalışırken Başkan Hoover’ın elini sıktı. 40’ında çiçek işine başladı ve buradan 3 kere emekli oldu. Sonunda 89 yaşında emekli oldu. 105. yaşgününde iki kadeh kırmızı şarap içti ve doktoru ve sarışın hemşiresi ile dansetti.
105 year-old Italian man born in Sicily. 101 years ago, his family came to America on a boat; he remembers his mother negotiating for food for his family and waving at the Statue of Liberty. At 18, while working at a cement factory in Texas, the Black Hand (Mafia) threatened to "take" family members. To escape the pressures of extortion, his family moved to southern California. In the 1920s, he rode trains with hobos. While working in Yellowstone Park, he got to shake President Hoover's hand. He opened a flower business when he was 40 and retired from it three times, finally retiring at the age of 89. On his 105th birthday, he had a couple of glasses of red wine and danced with the girls, his doctor and "the blonde nurse."

106 yaşında Coeur d'Alene yerlisi Amerikalı kadın. Yaşayan en yaşlı kabile üyesi. Babasına çiftlikte yardım eder ve buharlı gemileri kullanırdı. İki defa evlendi. İlki geleneksel bir evlilikti. Uzun sürmedi. İkinci evliliği 50 yıl sürdü.
106 year-old Coeur d'Alene Native American woman, the oldest living tribe member. She helped her father farm and run steamboats. She married twice, first a traditional marriage that didn't last long. Her second marriage lasted fifty years. 
108 yaşında İngiliz ataları olan Amerikalı adam. Daha sonra 101 yaşına kadar yaşamış olan babasından miras kalacak olan Montana Çiftliği’nde büyüdü. 1500 baş sığırı vardı ve Kentucky soylu atlara binerdi. 50 yıl evvel viski içip kumar oynamayı severdi. Şimdi formda, 102’sinde ve günde 30 şınav çekiyor. Her Pazar siyah kovboy çizmelerini, beyaz takımını, pembe kravatını ve Stetson şapkasını giyerek kiliseye
108 year-old American man of English descent. He grew up on a Montana ranch that he later inherited from his father, who lived to 101. He had 1,500 head of cattle and rode Kentucky-bred horses. Fifty years ago he liked to drink whiskey and gamble. Now he's into fitness; at 102 he was still doing thirty push-ups a day. He walks a mile to church every Sunday in his black cowboy boots, white suit, pink tie and Stetson hat. "I don't drink, smoke or chase women;" he says, "they chase me."
110 yaşından 320 gün almış Amerikan yerlisi, Afrikalı Amerikalı ve İsveç ataları olan Amerikalı adam. Dünyadaki, yaşayan 44. yaşlı kişi. Babası, Başkan Abraham Lincoln Gettysburg Konuşmasını yaparken bir platformda onun yanında duruyormuş. Babası, Lincoln'un suikastından sonra Başkan olan yardımcı-başkan Andrew Johnson’un gayrimeşru oğluydu. O, zeki, dik kafalı, kör, konuşkan ve I.Dünya Savaşı'nın yaşayan son gazilerinden biridir. “Nasıl bu kadar uzun yaşadınız?” diye sordum. “Kadınlar, bira ya da viski etrafında vaktimi boşa geçirmedim.” dedi.
110 year 320 day-old American man of Native American, African American and Swedish descent — the 44th oldest living person in the world. His father stood on the platform next to President Abraham Lincoln as Lincoln gave the Gettysburg Address. His father was the illegitimate son of Lincoln's Vice-President, Andrew Johnson, who became President after Lincoln's assassination. He is quickwitted, opinionated, blind, talkative and one of the last living veterans of World War I. "Why have you lived this long?" I asked. He said, "I don't fool around with women, beer, wine or whiskey."
110 yaşından 115 gün almış. Alman ve İngiliz atalara sahip. Pek çok büyüğü 100 yaşını geçene dek yaşamış. 1. ve 2. Dünya Savaşlarında hizmet etmiş ve daha sonra trenyolu frencisi olarak çalışmış. Bunalım zamanında zamanında aylaklarla pek çok ülkeyi trenle gezdi. 102 yaşındayken günde
110 year 115 day-old man of German and Irish descent. Several of his grandparents lived past 100. He served in the Army in World Wars I and II and then worked as a railroad brakeman. During the Depression he traveled much of the country riding the rails with hobos. At 102, he was walking ten miles a day. Now he walks three miles a day and can still read the bottom three lines on an eye chart. He gave up drinking in his 60s,
but smoked into his 80s. He continues to work a few hours a week at a tanning salon/espresso cafe. He said, "I still chase good-looking women around. I just can't catch up with them — my legs don't work fast enough."

112 yaşından 111 gün almış Afrikalı bir Amerikalı.Dünyanın yaşayan 16. yaşlı insanı ve Amerika’daki en yaşlı kişi. Yaşayan en yaşlı 1.Dünya Savaşı gazisi. Zafer madalyası, işgal kuvvetleri madalyası, Fransa’nın en yüksek onuru olan ve Amerikan ordusunda Fransız ruhu ile 1. Dünya Savaşı’nda yer alan, halen yaşamakta olanlara verilen Lejyon Onurunu kazandı. Eve döndü, çiftçilik yaptı, evlendi ve 7 çocuğu oldu ve 75 yıl Pazar Okulu idarecii olarak hizmet etti. Hiç sigara ve alkol kullanmadı, Aspirin de dahil olmak üzere hiç ilaç içmedi. Çocukları arabasının anahtarlarını saklayana kadar 106 yaşına dek araba kullandı.
112 year 111 day-old African American man — the 16th oldest living person in the world, and the oldest living man in the USA. The oldest living World War I combat veteran — he earned the Victory Medal, the Occupational Medal, as well as the Legion of Honor — France's highest honor given to surviving members of U.S. Armed Forces who fought on French soil during World War I. He returned home to farming, married, had seven children, and served as the superintendent of his Sunday School class for 75 years. He never smoked or drank alcohol; and he takes no medicine, not even aspirin. He drove until the age of 106, when his children decided to hide his car keys from him.

114 yaşından 226 gün almış Afrikalı Amerikalı kadın. Dünyadaki yaşayan 3.yaşlı insan ve Amerika’daki yaşayan 2. yaşlı. Anne babasının ikisi de köleydiler. Aile, kendi yetiştirdiği yiyecekleri yiyordu. Diyetine hiç dikkat etmedi ve hiç bir zaman kilolu olmadı. Hiç sigara ya da içki kullanmadı ve ilk defa doktor gördüğünde 100 yaşındaydı. 72 yıldır ikinci kocasıyla evli. 3 çocuk, 5 torun, 46 büyük torun, 95 büyük büyük torun, 38 büyük-büyük-büyük torunu var.
114 Year 226 day-old African American woman — the 3rd oldest living person in the world, and 2nd oldest living woman in the USA. Both of her parents were slaves. The family ate the food they grew. She never watched her diet and was never heavy. She never smoked or drank, and was 100 years old when she first saw a doctor. She was married to her second husband for 72 years and has 3 children, 5 grandchildren, 46 great-grandchildren, 95 great-great-grandchildren, and 38 great-great-great-grandchildren.

102 yaşında, tüm yaşamını Beijing Otel arkasındaki aynı çamurdan evde geçirmiş olan Çinli kadın. Çin’in son imparatorunun kuralları ile yaşamak, Boksör İsyanı, iki Dünya Savaşı ve Komünist Parti’nin yükselen iktidarı hakkında konuştu. Otelin genişlemesi ile evinin yıkılacağından korkuyor.
102 year-old Chinese woman who had lived her entire life in the same mud house, which stood behind the Beijing Hotel. She spoke of living through the rule of China's last Emperor, the Boxer Rebellion, two World Wars and the Communist Party's rise to power. She was afraid her home was going to be torn down because the hotel was expanding.
Berkeley ve Irvine'de California Üniversitesine katıldı. Sanatta master derecesi ile 1970’de mezun oldu.
1970-1976 arası New York, Frankfurt, Hong Kong ve Sydney, Avustralya ofislerinde fotoğrafçı, televizyon yapımcısı ve sanat yönetmeni olarak
Young&Rubicam için çalıştı.
1978’de New York’ta Bean Kahn Films için ticari film yönetmeni oldu.
1981’de New York’ta, kendi film şirketi olan Pfeiffer Story’i kurdu.6 yıl sonra bu şirket, dünya çapında uzun metrajlı filmler, reklamlar, müzik videoları ve diğer televizyon yapımlarını yapan Crossroads Film adını aldı.
25 yıllık ticari film yönetmeni olarak 2000’in üzerinde reklam yönetti. Film işleri, Modern Sanat Müzesi’nin sürekli koleksiyonunda yer aldığı gibi Oregon Portland’daki Amerikan Reklam Müzesi’nde de bulunmakta.
Son 20 yılda çekmiş olduğu siyah-beyaz portre fotoğrafları LensWork Magazine, B&W Magazine, Graphis Photography Profiles ve pek çok diğer yayınlarda basılmıştır.
email: info (DAT) markstoryphotography.com
web : www.markstoryphotography.com
About Mark STORY
Attended the University of California at Berkeley and Irvine. Graduated 1970 with B.A. in Art.
From 1970 to 1976 was employed by Young & Rubicam, Inc. as a photographer, television producer and art director for their New York, Frankfurt, Hong Kong, and Sydney, Australia offices.
In 1978, became a commercial film director for Bean Kahn Films in New York.
In 1981, started own film production company called Pfeiffer Story, Inc. based in New York. Six years later, that company became Crossroads Films, which today makes feature films, commercials, music videos and other television productions worldwide.
As a commercial film director for 25 years, directed over 2,000 commercials. Film work is included in the permanent collection of the Museum of Modern Art as part of the AICP / MoMA show, as well as the American Advertising Museum in Portland, Oregon.
Black & white portrait photography of the last 20 years has been published in LensWork Magazine, B&W Magazine, Graphis Photography Profiles, and several other publications.
email: info (DAT) markstoryphotography.com
web : www.markstoryphotography.com
Çeviri (translated by) Berna AKCAN
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"