Unutkan Belleğin Yanılsamasına! İnat Fotoğrafın Hatırlama Mucizesi üzerine… Anekdotlar.
Unutmuş olmak için unuttuğunu hatırlamamak gerekir! Kimdi? Neydi? Nasıldı? Sorularının hepsi havada kalmalı! Ne zamandı? Neredeydi? Sorularına verilecek cevaplar bir çırpıda hatırlanabiliyorsa; o zaman hala unutulmamış bir geçmişin - iz- izleri vardır.

Hatırladığım en eski anımı soruyorum kendime - ki siyah-beyaz bir fotoğrafın yansımaları olduğunu çok sonra fark ediyorum. El içi büyüklüğünde kendime dair hatırladığım geçmiş. 10x15 ebatlı fotoğraflara sığan bir yaşam serüveni; sonra biraz daha genişletiyorum, hatırladığım en eski görüntüleri; hatırladıklarım; hatırlamak istediklerim. Aklıma geliyor birden, bir damla kanı yüzüme sürüp kendimi nasıl Kızılderili yaptığım; o işte benim belleğimdeki saklı duran geçmişim. Fotoğrafım yoktu; fotoğrafımı çekecek kimsede… O zaman belleğimin mucizevi hatırlama egosuna yalvarıyorum… Unuttur bana her şeyi; unuttur ve o tüm yaşanmışlıklarımda; bir ışık algılayıcısı gibi; kendi tercihlerimi; kendi egomu kendi varsallığımı kendi yaşamımı kaydedeyim.
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Büyüdün dediler; sustuğumu hissettim; susuyorsun dediler; çocuk yüreğim geldi aklıma. Yüzümde gülümsemeyi adet edinmiş bir bellek yanılsaması; içimde kentlerin kaosundan kurtulma çabası… Şimdi bu kentin en geç saatinde; kovalamaca oynayan çocuğun simgesi ben miyim? Yada bu unutkanlık içinde neden bu fotoğrafı çektim… Yanılsıyor muyum kendimle özdeşleşirken.
Özlem KADAKALOĞLU

Bu elleri balonlu çocuk! Fotoğraf karesinden çıkıp gelir ve yanağımı tutarsa sımsıcak; ya da benim tuttuğum yanak onunki ise. Bu çabası neyle anlatılır. Unuttuklarımın karşılığı nedir ki; fotoğraf makinemin bana hatırlatmak için hiçbir görüntüyü unutmadan ardı ardına kaydetmesi. Bu karmaşa; bu seslerin uğultular oluşturması, bunların beni zorlaması ne ki?
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Unutulacağının farkında olan bir başka bellek. Kaydedilme endişesi bakışına yansımış; benim ona baktığımı mı sorguluyor? Yoksa bakışının artık bilimin izin verdiği sürece sabitlendiğinin mi?
Özlem KADAKALOĞLU

Bu fotoğrafa bakınca, iki sevgilinin gülüş çığlıkları geliyor aklıma; o kuytu alt geçidi aşk sığınağına dönüştürürlerken; gizli öpücüğüne tanık olduğum için hem kızdılar; hem utandılar; hem de komik buldular; neden hatırladım ki şimdi yeniden? Fotoğrafın o hatırlatma çabası bu mudur?
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Kentleri unuttum; adını bilmediğim kadar çok gezdiğim kentlerimi unuttum. Hangisinde kaldım; hangisini sevdim unuttum; neresindeyim şimdi? Unuttuğum kentlerin her birisi bana hüzünlü sesini iletiyor anılarımda; her birinde bir yerimi bırakıp çıksam da il sınırlarında; unutamadığım bir kent oluyor; Ankara…
Özlem KADAKALOĞLU

Babam boynunda taşımadı hiç beni! Unuttuğum için taşımadı! Özlediğim için şimdi boynumda taşıdığım bir vebal gibi; çocuk arıyorum babasının gözlerini kapatıp yol tarif eden; sağa dön baba; sola dön baba; az daha… Unuttuğum için mi bu çocuk, kıskandırıyor beni… Belleğimin bu tembelliği beni yoruyor olmalı…
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Öğün çalış güven… Hatırlıyorum; duydum okudum gördüm; ya çocuğun özgürlüğü çağrıştıran kuşları kovalama çabası; peki onu neden kendime sır saklıyorum. Neden kendimle sorgular yaşarken; bu karenin içine hapsedilmiş özgürlük duygusu ile bir şeyler anlatmaya çalışıyorum?
Özlem KADAKALOĞLU

Gölgen geliyor dedim; gizli bir simge unuttukların. Sinsi sinsi seni takip eden ve ilk fırsatta kendini tekrar hatırlatacak bir gölge misali anıların… Seni takip ediyor belleğin; ihanetin ise unuttum dediğin anda başlayan kendini kandırma çaban…
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Müziği duyuyor musun? Akordeon yok; içinde sevda sözcükleri gezen şiirlere dolanmış sesler yok. Duyamadığım bir ses geliyor; gözlerim kadar unutkan, bir ses duyum eşiğim var sanırım; duyamıyorum; fotoğraf makinem bu görüntüde bir şeyi ayıklama çabasına düşmeden; sadece o anı çoğaltmış; sanırım unutmamam için yapıyor; görüntüler çoğalırsa unutmam gecikir mi?
Özlem KADAKALOĞLU

Tut elimi! Kaybolmayayım diye tut elimi- ki; kaybolduğum bu yok oluşta; bir anım kalsın seninle. Fotoğrafıma gülümseyen geçmişim.
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Merdiven yukarı çıktığımı hatırlattı aşağı bakarken; yada tersi mümkün mü? Çıkmadığım bir yükseklikten inmek? Nasıl bir çelişki ki; öncesinden yadsıdığımız şimdinin; sonrasına dair düş görmek!!!
Özlem KADAKALOĞLU

Kıskandım mı? O çocuğun bana bakışları sonrasında; kendimi dışlanmış hissettim mi? Unuttuklarım kadar çok mu hatırladıklarım? Neden öykündüğüme bakıyorum; niye şimdi bu kentin içinde bir başıma dolaşırken; bu sahipsizliğin içinde kim kimi kıskanmalı ki? Bu çocuk neden yalnız; duvar dibindeki yalnız oturana bu kadar uzun süre bakıyorum? Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

O kim? Düş gibi gördüğümü sandığım yanılsama; sen değilsin oysa kimsede değil…
Özlem KADAKALOĞLU

Saatlerdir orada bekleyen bir kadın. Bencil mi? Sanmam beklemezdi yoksa gelmesi için yalnızım dememesine sebep olan arkadaşını; peki bu kalabalığın içinde tek izdüşümü o mu? Evren nasıl onun farkına varamıyor; nasıl kalabildi bu karede? Neyi kanıtlıyor?
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU

Unutmalı mıyız? Bunca nesne bile anlamsız bir sürü veriyi taşırken; unutmalı mıyız? Yoksa fotoğrafın o mucizevi hatırlatma hırsına kendimizi mi bırakmalıyız?
Özlem KADAKALOĞLU












Düşünü yitirmiş bir kent; dizlerimde titriyor; ellerimde büyütüyorum; kendi çocukluğumu; gözlerimde esmer bir gece ve tek tanığım bu fotoğraf karesi; öyle güzel yaşadım ki; o geceyi…
Özlem KADAKALOĞLU

Tekniğine aykırı bir düşün içindeyim; olmuşlara inat olacaklara inanç gibi. İnadına yaşadığımızın farkındalığımız ile kendimizden sakındığımız, şimdinin içinde görüntüleri çoğaltıyoruz. Makinem burada acımasız bir hatırlama çabası içinde; unutmuyor hiçbir şeyi; kaydediyor; hatırlatacağını biliyor kendinden emin; ben burada çok mu çaresizim de; o anları makinemle kaydetmişim? O günü o anları; o günün anılarını tekrar hatırlamak için fotoğrafa ihtiyaç duymuşum. Belli ki yanılsamasına çevirmişim yüzümü; çünkü unutma telaşındaki geçmişe inat; hep hatırlayacağımız - şimdi – ve şimdiyi kaydetme çabamız…
Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU
Unutmayan tek gerçek- fotoğrafın hafızası, belleği ve yanılsamalardaki nesnelliğine hitaben… İnsanın acizliği…
Özlem KADAKALOĞLU ve Mesut GÜMÜŞLÜOĞLU
1974 Ankara Doğumlu. Fotoğrafçı; İşletme Fakültesini bitirmiş olsa da; sevdiği meslek olarak fotoğrafçılığı görüp; reklam tanıtım fotoğrafçılığı yapmaya karar verdi. Orta okul zamanında tanıştığı fotoğrafçılık stüdyo deneyiminin ardından AFSAD'la 1995 yılında tanıştı. 
Özlem KADAKALOĞLU Hakkında
1975 Trabzon Doğumlu. Fotoğrafa AFSAD Temel eğitimi ile başladı; karanlık oda eğitimi; 3. Kur eğitimi; AFSAD İleri Düzey Karanlık Oda Semineri ve sonrasında AFSD Atölye guruplarından olan Zone Sistem Atölyesinde çalışmalarına devam etti. AFSAD ve Fotoforum üyesi. Fotoğraf çalışmalarına Trabzon ve Ankara’da dönüşümlü olarak devam ediyor. Süreli yayım olan Bir Yaşam dergisinde fotoğraf editörlüğü yapıyor.

Katıldığı sergi ve etkinlikler
Projeler Kapsamında
Biryaşam Dergisi 'Geleceğin Fotoğrafçıları Atölyesi' Karanlık Oda Eğitmenliği
Karma Sergiler
2008 Türk-Amerikan Kültür ve Dostluk derneği Trabzon Günleri-ANKARA Fotoğraf Sergisi
2009 Atatürk Kültür Merkezi-ANKARA Trabzon Haftası Fotoğraf Sergisi
'Hazan' Toplu Fotoğraf Sergisi
'Yaşlılık' Toplu Fotoğraf Sergisi
'Eller' Toplu Fotoğraf Sergisi
'İz' Toplu Fotoğraf Sergisi
Fotoforum 38.Toplu Fotoğraf Sergisi
Devlet Tiyatroları 8 Mart Kadınlar Günü - Kadının Gözüyle Fotoğraf Sergisi
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
e-Panel
M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı
Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi
Anadolu Fotoğraf Dergisi