"Yaşamları şehirleri aydınlatacak kadar güçlü, pamuk ipliği kadar inceydi. İki direk arasına sıkışmış bir tel parçasında adına arıza denen; fabrikaları susturan, şehirleri karartan, haneleri soğutan teknolojinin yanlışını aradılar. Buldular, onardılar bedelsiz değildi başarıları. İnsanlar ışıklı gecelerde eğlenirken, onlar fırtınalı, yağmurlu gecelerde, dağlar başında ışığın, sıcaklığın hayalini kurdular"...
Çocukken yaşadığım kentte, yetmişli yılların ortasında bir yaz, kentin elektrikleri yaz boyunca büyük kesintiye uğramıştı. Kenti besleyen yüksek gerilim direkleri yıkılmıştı, şehir sanki terk edilmiş bir konumdaydı. Bir kamu kuruluşunun desteği ile kentin mahallelerine üç akşamda bir elektrik veriyordu. Tabiî ki ister istemez o dönemin koşullarında onarım uzun zaman almıştı. Çocukluğumun bu anısı belleğimden hiç silinmedi. Akşamları haftada üç gün yayın yapan TRT'de ki dizileri seyretmek için elektriğin olduğu yerlerdeki tanıdıklara giderdik. Televizyon hayatımıza yeni girmişti; insanlar bu sihirli cihazın etrafında toplanıp ilgiyle dizileri izliyordu. Elektrik hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıydı. Bu işte çalışacağımı hiç aklıma getirmemiştim. Yıllar su gibi akıp giderken 1990 yılında kendimi Yüksek Gerilim Teknisyeni olarak T.E.K.'de buldum. Ne hayallerim vardı... www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.
Zaman hiç durmuyor. Bu işte on sekiz yılımı doldurduğuma inanamıyorum. Yüksek Gerilim Teknisyenlerini ne ad olarak, ne de bu işin nasıl yapıldığını bilen vardı. Bu zorlu mesleğin tatlı ve hüzün dolu yönlerini anlatmak gerçekten zor. 154 ve 380 bin volt elektrik enerjisini taşıyan direklerde yazın ve kışın, gece gündüz demeden zorlu koşullarda çalışmaktayız. Bir dost sohbetinde, bir tatlı uykuda, bir sinemada veya aile gezmesinde cep telefonunun uzun çalışları, insanı bazen hüzünlendiriyor, bazen mutluluk verdiriyor. Telefonda ki ses bir kentte santraldan çıkan enerji iletim hattında bir arıza olduğunu ve en kısa zamanda iş yerine ulaşmamızı bildirir. Eşinizin, dostlarınızın, çocuklarınızın yanından ayrılmak zor olsa da, elektriksiz kalmış kentin insanlarının, elektriği beklemeye başladıkları düşüncesiyle, en kısa zamanda iş yerine ulaşırız. Bizler hastanede yatan hastaların, üretimde sanayinin aslında kısaca yaşamın her noktasında ihtiyaç duyulan elektriğin arızasını giderip insan hayatına tekrar girmesini sağlarız. Arızanın ardından yorgun ve bitkin bir biçimde, hiç birimizin burnu kanamadan evlerimize döndüğümüzde, bütün yorgunluklar unutulmuş olarak, huzur içinde istirahata çekiliriz. Asıl bizleri üzen, "elektrikleri kasıtlı olarak kesiyorlar ya da ilgisizler" gibi yorucu ön yargılı söylemlerdir. Hiç kimsenin kasıtlı olarak elektriği kesmeye gücü yetmez. Ya arıza vardır, ya da programlı bakım… Keşke işimizle ilgili anekdotlar yazılmış düşüncelerden kurtulabilse halkımız...
Metin AVDAÇ














TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"