Arşivimizden  - From Our Archives

 

Claudio Cambon

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > NİSAN 2007 SAYISI > Metin Karadağ : El Sanatımız Yemeni
Metin Karadağ : El Sanatımız Yemeni

GAZİANTEP EL SANATLARINDAN YEMENİ

 

Gaziantep'te bir, Kilis'te bir sanatkâr olmak üzere, yörede halen 2 ustadan başka hiç ustasının bulunmadığı bu ata sanatı neredeyse unutulmak üzere!.


 

Bu 2 ustanın, yüreklerini koyarak yürüttükleri Gaziantep'in Geleneksel El Sanatlarından olan, "yemenicilik sanatı" Gaziantep'te çok eskilere dayanmaktadır. Şimdi yalnız Halk Oyunları ekiplerinin kullandığı yemeninin minyatür örneklerini bazı kuyumcu dükkanlarında, antik eşyalar arasında seyirlik olarak görüyoruz.



 

Gaziantep Üniversitesi olarak 1992'de kurduğumuz Gaziantep El Sanatlarını Koruma ve Geliştirme Merkezi'nin bünyesine aldığımız Sedef Kakmacılık, Kutnu Dokumacılığı ve Aba Dokumacılığı ile birlikte, yemeniciliği de yaşatmaya ve ileri nesillere tanıtmaya çaba gösteriyor olmanın huzurunu duyuyorum. 



Yemeninin bize, Halep'ten, oraya da Yemen'den geçtiği bilinmektedir. İlk defa Yemen Ekber adında birisi tarafından yapılmasından dolayı bu adı aldığı söylenir. Oldukça sağlıklı bir ayakkabı olan yemeniyi, diğer ayakkabılardan ayıran özellik, taban ile yüzünün birleştiği yerin tamamı ile dikişli ve dönme olmasıdır. Yani yemeni önce dikilmekte, sonra çevrilerek içi dışına getirilmekte ve asıl giyiliş şeklini almaktadır. Diğer bir özelliği ökçesiz oluşudur.

 

Yemeni yapımında taban olarak; tabaklanmış sığır ve manda derisinden yapılan ve "gön" ismi verilen deri kullanılır. Sığır derisi boyalı, manda derisi ise kendi renginde, boyasızdır. Yemeninin yüzü ise "sahtiyan" denilen tabaklanmış keçi derisidir. Sahtiyan adı verilen derinin dört rengi vardır. Bunlar siyah, gül şeftali denilen parlak kırmızı ve annabi adı verilen mor ile, yalnızca "edik" cinsinde (çizmenin kısa şekli) kullanılan sarı renktir.



 

Yemeninin içinde "meşin" denilen tabaklanmış koyun derisi kullanılır. Tabaklanmış oğlak derisinden yapılan sızı kayışı, yemeninin sahtiyan ile meşin kısmını birleştirmeye yarar. Yemeninin dikiminde kullanılan iplik ise; "gön sızı" veya "saya ipliği''dir. Bu ipliğin, gön ve meşin içinden kolayca geçmesi ve zaman içinde çürümemesi için, ipe balmumu sürülür. Yemeninin yüzündeki sahtiyan ile, iç kısmındaki meşin, sızı ile birbirine dikildikten sonra kalan kısmını yapıştırmaya yarayan maddeye "çiriş" adı verilir. Çiriş su ile yoğrulup hamur haline getirilerek kullanılır.



 

Yemeninin  şekil bakımından ise  beş çeşidi vardır.  Bunlar;  "Halebi",  "Merkup", "Burnu sivri","Kulağı uzun" ve "Eğri simli" adlarını alır.

 

Halebi modeli Halep'ten gelmesi nedeni ile bu adı almıştır ve ilk kullanılan modeldir. Yüz kısmı ayağın iki yanına doğru girintilidir. Burnu yüze doğru kıvrık, kulağı uzundur. Annabi (Mor) ve gül şeftali renginde olur. Daha çok köylerde kullanılmıştır.



 

Merkup ise, Halep ve Arap menşeilidir. Halebinin yüzü, ayağı bileğe kadar örttüğü halde, merkubun yüzü kısadır. Arka ve yanları aynı hizadadır ve kulaksızdır. Burnu değirmi (yuvarlak) ve düzdür. Şehirde, sosyal durumu iyi olanlar tarafından kullanılmıştır.

Burnu sivri modelinin, burnu kıvrıktır. Halebinin yalnız gön kısmı kıvrık olduğu halde, burnu sivri modelinde yüzün sahtiyan kısmı da birlikte kıvrılmıştır. Yüzü, kulağı ve rengi halebi gibidir. Köylerde kullanım alanı bulmuştur.

 

Kulağı uzun modelinin yüzü, halebi de olduğu gibi girintili değildir. Burnu sivri gibi ayağı tam örtmez ve merkup gibi ayak yüzünü açık bırakacak şekildedir. Siyah, annabi (mor) ve gül şeftali (parlak kırmızı) renginde olur. Bu model şehirde kullanılmıştır.

 

Eğri simli modelinin ise, yüzü merkup gibi kısadır. Burnu sivri gibi yukarı kalkık ve kıvrıktır. Gül şeftali renginde olur ve gümüş telle işlemelidir. Köylerde, kadınlar ve gelinler giymiştir.

 

Yemeninin bir de, köylerde çiftçilerin, dağlarda çobanın ve bekçinin giydiği "Postal" cinsleri vardır ki, bunlar da; bekçi haydesi, çiftçi haydesi adlarını alır. Ayrıca "Edik" denilen ve sadece sarı renkte olan, köylerde gelinlerin giydiği kısa çizme modelini görüyoruz.



Şimdi seyirlik olan bu otantik ayakkabının oldukça sağlıklı bir giysi olduğunu, kışın ayağı sıcak, yazın serin tuttuğunu da belirterek, Gaziantep'in tüm Geleneksel El Sanatlarına sahip çıkılması gerektiğini ve halen bir çok dalında çok az ustası kalmış elleri öpülesi zenaatkârlarımızın, Yerel İdarelerce maddi ve manevi desteklenmesi ve bu kişilerin birer kültür elçileri olarak değişik platformlarda yer almalarının sağlanması gerektiği görüşündeyim.

 

Kültürümüzün gelecek nesillere tanıtılarak aktarılması en içten dileğimdir. Saygı ile,

 

Yazı : E.Nigâr ULCAY UÇARER

Fotoğraflar : Metin KARADAĞ 

Kaynak:

1) Gaziantep Kültür Dergisi (1963- Cemil Cahit Güzelbey),

2) Yaşayan Yemeni Ustası Mehmet Özuslu.

Yorumlar - Comments
Toplam 25 yorum, 1-25 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Sevdim bu kaybolmaya yüz tutan yemeninin direnişini. Daha da çok adım adım ortaya çıkarılışını sevdim.Geleceğe adeta bir belge bırakıyorsunuz. Çok anlamlı bir çalışma olmuş.tebrik ediyorum.Zaten sizin gurubun belki farkında olmadan böyle bir misyon yüklendiğinizi görüyorum. Çokca kaybolmaya yüz tutanların elinden tutuyorsunuz. Sevdim.selamlar
rıdvan kaya eklemiş - adds | 02 Nisan 2007 Saat - Time 22:09
Belgesel bir çalışma ile kültürel değerlerimizi nitelikli bir şekilde derlenmiş.
Fotoğrafçının sadece estetik görüntüleri fotoğraflamak dışında, toplumsal sorumluluğunun olduğunu düşünüyorum. Fotoğrafçı yaşadığı zamana ve mekana karşı sorumludur. Buda toplumsal sorumluluğunun bir parçasıdır.
Her yönüyle, estetik, anlamlı, insanları aydınlatan bir belgesel çalışma..
Kutluyorum.

Akın YAKAN
Akın YAKAN eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 09:33
Gerek fotografları ile olsun gerekse anlatımı ile olsun bu nefis belgesel niteliğindeki çalışmayı bize hazırlayıp sunan sayın Metin Karadağ ve E.Nigar Ulçay Uçarer i yürekten kutlamak istiyorum.Bu tarz çalışmalarının devamını kendilerinden sabırsızlık ile bekliyorum ,saygılarımla.
Utku Mersinli eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 09:36
Ben babamın mesleği nedeniyle 8 sene Kaharamanmaraşta kaldım. Gaziantep ile kültürleri birbirine çok yakın olan nadide şehirlerimizden ikisi. 1972 senesinde İstanbula'a geldik o gün bugündür burnumda tüter oralar özledim. Bundan yaklaşık 1 yıl önce bir fotoğraf sitesinde Metin KARADAĞ hocamın yemeni ustaları üzerine fotoğraflarını görünce konu ve fotoğraflar çok hoşuma gitmişti. Bu esnada Metin hocam tam bir gönül adamıdır bana yemeni gönderdi. Böyle bir vesileyle tanıştım ve kendimi çok şanslı addediyorum. Hem mükemmel bir dost hemde fotoğraf bilgilerinden faydalandığım mükemmel bir eğitmen.
Yemeni kültürünü daha doğrusu memleketimin kültürlerine sahip çıkan bu yazı ve fotoğraflar için Metin hocamı ve varsa başka emeği geçen herkezi can-ı gönülden kutluyorum.

Selam ve sevgilerimle.
Doğan ALPAY
Doğan ALPAY eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 09:39
Niye isteriz metin kardeş artık hiç giyilmeyen birkaç meraklının duvarında süs olmaktan öte gitmeyen yemeninin yeniden üretilmesini..... niye isteriz cayır cayır makineler, bilmem hangi halıları son sürat üretirken, el dokuması halıları kilimleri ki artık eski makineler bile eskidi! El oyma tesbihleri, kıl tüyü yastıkları, 5 renkli yün çorapları, niye isteriz, bakıra değen çekicin çıkardığı "gürültü" niye hoşumuza gider, dümdüz asfalt var iken karataştan yolları niye severiz, giri pirket yanında nasılda çirkin durur bayaz antep taşı duvarlar
ne olacak bunların üretimine devam edilecekte? makineler üretsede yeni yeni, seriii seriii, bizde dinlensek.O son iki usta bıraksa nasırlı ellerinden kalın derileri elini parçalayan iğneleri de yaslansa duvara, yüzünü güneşe verse dinlense biraz. ... desem sen de bana kızsan çok haklı olursun.
Kolay gelsin eline sağlık, bana da bir çift şehirde giymek için yemeni lütfen,
SELAMLAR
CUMA KUŞ eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 09:46
Merhabalar,
Günümüzde modern teknolojiye direnerek ayakta kalmaya çalışan el emekçilerimize ait çok başarılı bir belgesel çalışma olmuş.Gelecek nesillerimize çok kıymetli bir tarihi ve kültürel hazine olarak kalacaktır.Bu başarılı çalışmalarından dolayı emeği geçenlere teşekkürlerimi sunarım..
sevgiler,saygılar..
Metin Diken eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 10:08
''Bir gün uyanık İstanbullunun biri, Anteplinin ayağında görmüş yemenileri…
Yalvarmış; "Etme eyleme kardeş, ver bu yemeniyi,
alayım sana en kaliteli bir kundura..."
Altı manda, üstü öküz, içi de koyun derisinden alma yemeni
bu kadar 'gıymatlı'… Antep'te üç yemenici var iken,
biri olmuş kırtasiyeci; defter, tükenmez kalem, silgi,yanında bir de yemeni.... Ne edek gardaş alışmışık bir kere kokusuna vazgeçemiyik yemeniden…''

Az önce sayenizde tanık olduğum an'lar zanaatkarların teknolojiye kafa tutmaları ve o güç karşısında erimeleridir; adeta ayakta kalmak için insan gücünün ve yaratıcılığının sınırlarını sınırlarını zorluyorlar baksanıza. Makine gücünü dışlayıp, özgüçleriyle beceriyi aynı noktada kesiştirip harika işler ortaya çıkarmıslar...Yaptıkları işi alın teriyle sulanıp, emeğiyle yoğuran becerili ellere saygıyla...

Belge niteliği tasıyan bu calısmada emeği geçen herkesi tebrik ederim...
Selam ve sevgilerimle
tosbaa kardeş eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 11:23
Kaybolan meslekleri fotoğrarken aslında seni de fotoğraflamalı, senin tarzında çalışan fotoğraf sanatçısı az, bu işte amatör uğraşanların senden daha fazla yararlanmalılar, çizgin, düşüncen ve fotoğrafların çok çok iyi, bir kez daha kutlarım...
Müslüm YAŞARGÜN eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 12:35
yitip gidenlere "bakar" kalmayıp onları belgelemek... kıymet biçilemez işler... umarım ileri de bunları bir " albümde" daha da kalıcı yapmak mümkün olur... tebrik ederim Metin bey, Nigâr hanım...
leventyy eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 12:59
tebrik ederim.enfes bir çalışmaya imza atmanın haklı gururunu duyabilirsin.yüreğine sağlık.kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerlerimiz ancak bu ve buna benzer çalışmalarla kurtarılabilir.yolun açık olsun.devamını bekleriz.
ekrem acıroğlu eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 13:23
Aslında kaybolan meslekler değil de tarih gibi bakıyorum ben...Bir dönemin kapanması gibi...Aslında can acıtan bir duygu olmasına rağmen her zaman insanın yüzünde tebessümle birlikte imrenme bırakan...Hani çoğu zaman insan olmaktan utandığımız anların çokluğunda, insan olanlarla gurur duyduğumuz anlar gibi...Sanki farklı gezegende yaşıyorlar, sanki bizim bildiğimiz bir çok şeyden bihaber sevgi ile yoğrulmuş bir hayatları var...Mütevazi ama bir o kadar da zengin bir yaşam...İzlemekten, okumaktan, öğrenmekten büyük keyif aldım...Elleriniz dert görmesin...
Nuray GÖNÜLALAN eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 13:33
Tebrik ediyorum Harika resimler.
o kadar canlı ki dokunsanız yemenileri tutacakmışsınız gibi.
Kaybolan sanatlarımızı fotğraflarınızda yaşattığınız için sizi bir kez daha tebrik etmek istiyorum. Hiç değilse fotğraflarda yaşayacak ve gelecek nesil bu sanatı görecek ve böylece ölümsüzleşecek
Başarılarınızın devamını dilerim
Sevgilerimle
serpil karadağ eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 16:02
El işçiliğine verilen değer ancak bu kadar güzel vurgulanabilir. Fotoğraflar insanı adeta o büyülü dünyanın içine götürüyor. Unutulmaya yüz tutmuş geleneklere, nasırlanmış ellerle nasıl inatla durulduğu çok iyi anlatılmış. Gerçekten çok beğendim. Kutlarım.
kırgelin eklemiş - adds | 04 Nisan 2007 Saat - Time 16:03
Merhabalar;
Yemeni yurdumuzun diğer yörelerinde yazmaya verilen ad olmasına karşılık, bu yörede ayağa giyilen bir çeşit ayakkabıya verilen addır. Gaziantep'te Yemeniciliğe “Köşkercilik” yemenicilere “köşker”, yemeni ustalarına da “köşker ustası” denilmektedir. Köşker kelimesi Farsça “keşfger” kelimesinden gelmiş olup, ayakkabı yapan anlamına gelmektedir.........

Yukardaki alıntıyı, sizin yaptığınız bu çalışmadan sonra, biraz bilgi sahibi olabilmek üzere internetteki araştırmada elde ettim.. Fotoğraftaki ustalığın, geleneksel sanat dalındaki ustalıkla betimlenmesi neticesinde, son derece keyifli ve görsel yönden zengin bir anlatım ortaya döküyor.. Bilmezken; öğrenmek, o ustaların fikirlerine ışık tutmak, sohbetlerine dalmak, duygularını gün yüzüne çıkartmak istiyor; insan..!
Tüm emeği geçenlerin emeklerine, bu çalışma için fikir üretenlerin düşüncelerine ve fotoğrafları çekenin gönlüne sağlık.. Hissederek odaklanmak, sadece kaybolup gitmeye yüz tutan bir mesleği gün yüzüne çıkartmakla kalmamış; duygusunu ve hüznünü de akıtmış.. İçtenlikle kutluyorum..!
Nilay Akbulut eklemiş - adds | 05 Nisan 2007 Saat - Time 13:55
Tükeniyorlar birer birer...
Zaman öğütüyor onları da saçlarımın siyahını beyaz çevirdiği gibi. Oysa bin yıldır bu toprakları çiğnedi ellerinden çıkan yemeniler. Benim saçlarımın beyazı ise henüz bir kaç yıllık...
Tükeniyorlar birer birer. Albatrosları bilir misiniz? Eşlerini yitirince yemeden içmeden kesilir, uçmaktan vaz geçerlermiş.

Tükeniyorlar birer birer, Albatrosluğa mahkum...

Metin Ustam gören gözlerine ellerine sağlık...
Zafer Akkaş eklemiş - adds | 06 Nisan 2007 Saat - Time 15:45
Bu çalışmayı görünce; kulaklarıma bakır ustalarının ritmik vuruşları, burnuma baharatların yüzlerce yıldır birbirine karışarak mistik bir yaşam hikayesine dönüştüğü çocukluğuma gittim. Evet bu güzel değerlerin var olduğu ve olmaya devam edeceğine hala eminim tüm ustalar sayesinde bunlardan biride sevgili metin karadağ teşekkür ederim ellerine emeğine sağlık..
rabia but eklemiş - adds | 06 Nisan 2007 Saat - Time 15:47
hayatımın endüstricilik evrelerinde çok çeşitli ülkelerde çok çeşitli tesisler gezdim. hepsinde muntazam teknolojiler, harika robotlar gördüm. geceleri insansız üretim yapan fabrikalar gördüm. günlerce sistemlerini aklımca çözmeye çalıştım ama dünyanın hiç bir yerinde böyle bir el sanatı, böyle bir aşkla yapılan meslek, kurum, kuruluş görmedim.
gözlerini, ellerini, emeğini kutladığım bu amcanın bu şekilde belgeselini hazırlayanlardan ve yayınlayanlardan daha duyguluyum şu an.

ellerinize sağlık
saygılarımla

bursa
ahmet yavuz
ahmet yavuz eklemiş - adds | 06 Nisan 2007 Saat - Time 16:09
Ne kadar olmasın desek te zamanla tarihe karışacaktır bu meslek te daha önce tarihe karışanlar gibi. Belki de biraz daha yaşatmak ve ileriye bir belge bırakabilmektir amaç. Nano teknoloji devrine girdigimiz şu yıllarda emek hem cok pahalı hemde cok ucuz bir konumda. El emegi alın teri pahalıdır. Çünkü emekçinin teri kurumadan almalıdır ücretini. Ama ekonomik olarak pahalıdır el emeği bu nedenledir ki bekler el emekleri vitrinlerde dezgahlarda. Seyirlik sergilik hale gelir. Çırak yoktur artık meslek öğrensin yeter diyen analar babalar yoktur. ve...

Sevgili Metin KARADAĞ arkadaşımız yok olmaya yüz tutan mesleklerimizden birini belgesel niteliğinde ve çok ustalıkla işlemiş. Bu çalışmaların devamının gelecegine ve bir seri yakalayacağına da canı gönülden inanıyorum. ellerine sağlık hocam. saygıılarımla.


HAci CELIK eklemiş - adds | 06 Nisan 2007 Saat - Time 17:43
Yaaaa bayıldım bu fotoğraflara..

Çok güzel ve anlamlı buldum. Sanki mini bir belgesel gibi olmuş. Yemen yapılışının adımları çok hoş.Ne kadar sürede çekildi acaba diye düşündüm.
Utku Mersinli eklemiş - adds | 06 Nisan 2007 Saat - Time 19:34
unutulmaya yüz tutmuş mesleği belgesel nitelikde bizlere aktardıgınız için teşekkür ederim
çalışmalarınızda başarılar dilerim
seher başogul eklemiş - adds | 07 Nisan 2007 Saat - Time 16:17
Gaziantep el sanatlarının yaşatılmasında gösterdiğiniz başarılı çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum.
Gaziantep kültüründe geçmişte önemli bir yeri olan, bugün ise kaybolmaya yüz tutan yemenicilik sanatını fotoğraflarla günümüze taşımanızdaki ustalığınızı izlemekten büyük keyif aldım . Yaptığınız başarılı çalışmalarınızı , açacağınız kişisel fotoğraf serginizde görmek dileğiyle. başarılarınızın devamını diliyorum...

Zübeyde Aytekin eklemiş - adds | 09 Nisan 2007 Saat - Time 10:30
Tarihlerine, kültürlerine sahip milletler ancak, geleceği görebilirler. Geleneksel el sanatlarımızın yaşatılması, dünü bugünle bütünleştirmesi açısından önemlidir. Gaziantep kültürünün tanıtılmasında, yaşatılmasında uzun yıllardır önemli bir misyona sahip olan Sayın Metin Karadağ’ı, Gaziantep kültürüne katkılarından dolayı kutluyorum. Emeğine, bir değil, binlerce teşekkür…Fotoğraf sanatının inceliklerini, tüm detaylarıyla bizlere hissettiren bu çalışma, umuyorum bir kitap çalışmasının habercisi olacaktır…
Bülent Ağcabay eklemiş - adds | 18 Nisan 2007 Saat - Time 17:23
merhaba canim abicigim metin karadag sana sonsuz basarilar cekmis oldugun resimler birbirinden harika eline koluna saglik hedeflemis oldugun tüm basarilar seninle olsun böyle birbirinden güzel tarihi resimleri yeniden canlandirman harikaaaaa.sana stuttgartan sevgi ve selamlar kardesin leyla.
leyla eklemiş - adds | 29 Mayıs 2007 Saat - Time 16:07
biricik kardesim sana almanyadan kucak dolusu selamlar! Gaziantep el sanatlarının yaşatılmasında gösterdiğiniz başarılı çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum. göstermis oldugunuz bu basarinin temenini diliyorum...


kardesin nesrin börekci yigenin melos
nesrin börekci eklemiş - adds | 20 Temmuz 2007 Saat - Time 20:02
iyi güzeel
huseyin höklek eklemiş - adds | 15 Ekim 2007 Saat - Time 08:07
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.
Onay Kodu - Security Code

Ara - Search

 

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.