KASTAMONU’DA YEREL YAŞAMDAN FOTOĞRAF KARELERİ
Kastamonu ilçelerindeki orman köylerinde zamanla ekonomik ve bazı nedenlerden dolayı azalan nüfusla birlikte gündelik yapılan işlerde azalmalar ve yerele ait geleneksel mesleklerde kaybolmalar yaşanmaktadır.
Tarlalar artık eskisi gibi sürülmüyor ve ekilmiyor, imece usulü toplanıp tarlalarda harıl, harıl türküler eşliğinde çalışmalar yapılırdı… Hiçbir tarla boş değildi, gece bile ekin biçilirdi “lüks” lambası ışığında…
Tarladan harmanlara ekinleri taşımak için tekerleri ağır melodilerle dönen bazen arazi şartlarının zorluğuna göre iki çift öküzün koşulduğu kağnılar artık koşulmuyor… Harmanlar neredeyse hiç sürülmüyor… Sonra keten ekilirdi ve keten göllerinde ıslanırdı, ekilmiyor ve keten gölleri kuruduğu için harmanda tahta tokmaklarla dövülüp tohumları ayrılan ketenler ne ıslanıyor nede tohumları alınıp bezir çıkarılıyor.
Tarlalar orman halini aldı, patika yollar izini çoktan kaybettirdiler…
Meyvalar ağaçlardan toplanıp ne gurbete yakınlara gönderiliyor ne de fırınlarda hoşaflık olarak kurutuluyor, ne pekmezliklerde pekmez için sıkılıyor, ne de fırınlarda altı meyva yapraklı kendine has kokusuyla köy ekmekleri pişiriliyor…
Sıcacık ahşap ağırlıklı köy evleri ve köy odaları artık ıssız ve kapıları tahta ile çakılı… Yaşanılanları hapsederek…
Elektriğin olmadığı günlerde isli idare lambalarında hasret mektupları okunurdu… Sonradan altında ufak piknik tüpü takılı “lüks” lambaları geldi köye… Haliyle ışığı kuvvetli yanardı, gerçekten idare lambalarının yanında birer “lüks”tüler..
Hani, o, is kokan lambalar… Fotoğraf çekmekten kalan zamanlarımda köy anılarımı isli idare lambalarının ışığında az yazmadım…
Köy düğünleri eski renkliliğini kaybetmiş… Köçeklerde artık eskisi gibi renkli değiller… Bir köyden bir köye giden gelinler kim bilir kaç köprüden geçerdi, düğün alaylarıyla.. O tahta köprülerde yıkıldılar…
Yeni doğan çocuklar tahta beşiklere sarılmıyor… Annesinin sırtında dağa ve tarlaya gitmiyorlar..
Büyük babamın üç katlı köy konağı evinde üst kattan önlük ve kuşak dokunan düzen tezgahlarından çıkan seslerle uyanırdım… Çıkrıkta sarılan ipler yok ama çıkrıklar bir yerlerde dekor olarak duruyorlardır… Artık o sesler tamamen kesildiler.. Hem dokuyanları, hem de o sesleri çok özlüyorum…
Köy meydanlarında çocuklar kendi oyunlarını oynamıyorlar... Şimdi çocuklar buldukları eski bisikletlerle köyün bir ucundan, diğer ucuna binenler var, atlar ve katırların nal izleri üzerinde…
Yerel nalbantlar artık hayvan nallamıyorlar, hoş nallanacak hayvan mı kaldı ki, birer birer satıldı iş düşmeyince..
Zaten nal ve mıh ustaları da sustular..
Su değirmenleri köylülerin at ve katır sırtında getirdiği yükü öğütürdü hem de günlerce, sıra sıra… Artık ne taşları dönüyor, nede su geliyor oluklarına…
Pazarlarda eskisi kadar işler yolunda değil… Semer ustaları gelirdi tamir için… Kimileri öldü, kimileri iş yok diye mesleği bıraktılar… Zaten yeni yetişenlerde pek olmadı…
Köyler ve işler yaşlılara kaldı onlarda eski günleri anıyorlar… Yaşlılar, köy meydanlarında akranlarından sohbet edecek birilerini bulurlarsa tabii… Köy işi insan ister, genç, kuvvetli insanlar lazım, hele böyle zorlu arazilerde… Ancak bayramlarda köye büyükleri ziyarete geliyorlar, yada baba ocağının senede bir gün hatırlandığı ve yaşandığı evlere… Hayatta kalan yaşlı çınarlarsa her sene birer birer bu dünyadan göçüyorlar, anılarla dolu izler bırakarak… Maalesef gerçekler böyle…
Anadolu’nun bir çok kırsalı ve orman köylerinde yaşanılan yerel yaşama ait sıkıntılar Kastamonu’da da çok belirgin olarak kendini hissettiriyor… Her geçen yıl orman köylerinin bir şekilde boşalması yönünde erimeye devam ederek…
Mustafa DEMİRBAŞ







































1964 Ankara doğumluyum, fotoğrafa ve güzel sanatlara olan ilgim ilkokul yıllarında başlar. Esas mesleğim olan reklamcılıkta uzunca bir süre çalışmalarda bulundum.
Çok iyi derecede kalem fırça üzerine sanatkar ve nakkaşım, bir süre amatörce yağlı boya resim çalışmaları yaptım.
Lisanslı olarak uzunca bir sürede bir kaç branşta aktif olarak sporla ilgilendim.
Benim için fotoğraf önceleri gezi ve anı niteliği taşırken zamanla ilgim daha ciddi çalışmalara yöneldi.
1986 senesinden bu tarafa da belgesel fotoğraf çalışmalarına ağırlık vererek bu alanda çalışmalar yapmaya başladım..
Doğa fotoğrafçılığı ile de 10 yıldır ilgileniyorum, AFSAD’da (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) 6 yılı aşkın sayın Tarık Yurtgezer şefliğinde doğa fotoğrafı atölyesi çalışmalarını yaptık. Doğa fotoğrafında AFSAD Doğa Grubu ile yurdun birçok ilinde çok sayıda karma fotoğraf sergisine katıldım.
Ankara’da 4. kişisel fotoğraf sergim oldu, özel ve kamu kuruluşlarının fotoğraf projelerinde aktif olarak yer aldım, belgesel ve doğa konulu slayt sunumları gerçekleştirdim.
Bir kültür ve sanat dergisinin bir süre fotoğraf editörlüğü ve fotoğraf çekimi… Yine bir gezi ve kültür dergisine yazı ve fotoğraf çekimlerini yaptım.
Fotoğraflarım, uluslararası sergilerde, dergi ve kataloglarda bazı yayınlarda ve takvimlerde yayınlandı. Çok sayıda uluslar arası ve yurt içi fotoğraf yarışmalarında ödüller ve sergilemeler aldım.
Halen AFSAD üyesiyim.
Tanıtım fotoğrafçılığı üzerine ve nakkaş olarak çalışmalarıma devam etmekteyim.
e-posta : mustafademirbas64@hotmail.com
web : www.mustafademirbas.com
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.
TFSF Onaylı Yarışmalar
Photo Contests Under TFSF Patronage
28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"
06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"