Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > ARALIK 2008 SAYISI - DECEMBER 2008 ISSUE > Mustafa Sabri Türkay : Yorum Çok, Yorum Yok 1
Mustafa Sabri Türkay : Yorum Çok, Yorum Yok 1

“YORUM ÇOK, YORUM YOK…”  I

 


Kıymetli fotoğraf Dostlarım merhabalar…

 

Bir önceki sunumumda; “Sayın yetkililer uygun görürler ise bundan sonraki serilerde de yukarılardan uzunca yıllardır gözlediğim ve bir bakıma belge niteliğinde Anadolu'muzdaki ağaçsızlığın, kuraklığın ve tarım alanlarındaki su kullanımı ile ormanlarımızı korumadaki yetersiz planlamaların zaman içerisindeki etkilerinin hangi inanılmaz boyutlara ulaştığını gösteren fotoğraflarımı paylaşacağım. Ayrıca bu çalışmamı sizlere mukayese amaçlı Avrupa'nın en batısından doğu sınırımıza kadar olan kuzey yarım kürenin ılıman iklim kuşağındaki tüm bölgede yıllardır kaydettiğim fotoğraflarımla yapacağım.“ yazmıştım… Ne yazık ki bir tür tembellik mi, yoğun sezonun yorgunluğumu bilemiyorum ama sonuçta iki ay geciktim, özür diliyorum…


 

“YORUM ÇOK, YORUM YOK” dizisinin ilk bölümü için konuya küresel ısınmanın tehlike ve zararlarını vurgulama adına yapılmış olan bir aktivitedeki bir konuyu tenkit amaçlı  paylaşım ortamlarında bu fotoğrafım ile yapmış olduğum kişisel yorumumda kullandığım ismi kullanmak istiyorum…

 

“KRAL ÇIPLAK”


 

Mesleki avantajım sayesinde neredeyse günaşırı yukarılardan tüm Avrupa ve sevgili Anadolu’muz topraklarını dört mevsim izlemekteyim… 


 

Gerçi mevsim de kalmadı Anadolu’mda, ne kışları kar var, ne de İlk ve Son Baharlarımızda yağmurlar… Karbondioksit emilimi, küresel ısınma derken; ısrarla üzerinde durduğum ana sorunumuz ağaçsızlık, ormansızlık konusunu pek düşünmez olduk.


 

Bizler unuttuk ama kısa vadeli menfaatleri ve bencilce hırslarıyla, vatan hainleri bizlere devredilmiş ve yarınlarımızın, gelecek nesillerimizin mirasını ORMANLARIMIZI yakıp, talan ederek yok etmeye devam ettiler…


 

Yukarılardan çok net izlediğim yakılan ormanların, yakılıp yok edilen ağaçlık alanların ve sahil yağmacılığının ne boyutta olduğunun aslında tümüyle bilindiğinden eminim… Basın ön sayfada yayınlıyor akıllarla durgunluk veren olayları, gelgelelim en çok iki gün sonra unutulup gidiyor…


 

Aynen; neredeyse tüm Manavgat bölgesini ve keza Akdeniz üzerinde Kıbrıs’a kadar uzanan bir bölgeyi kaplayan bu yoğun dumanlar öylesine çabuk unutulduğu gibi… Ve zaten yangın devam ederken sahil şeridindeki tesislerde havai fişek kutlamaları devam etmekteydi…

 

Anadolu’muz çırılçıplak… Ağaç yok, orman yok… 


 

Kıymetli fotoğraf Dostlarım; İzlediğiniz ve izleyeceğiniz gibi; “Kral çıplak”… Anadolu’muz çırılçıplak… Gerçek, görünüm bu.  Manipülasyona ya da düzenlemeye gerek kalmaksızın neredeyse Anadolu yarımadasının yarısına yakınını gördüğünüz bu karelerde ağaç, orman görememek canımızı yakmakta biliyorum.


 

Belki sadece bahar başlangıcında Doğanın eşsiz çabasıyla çok kısa süreli yeşilimsi olan geniş araziler senenin geri kanla diliminde yukarıdaki ve daha da ölü renkleri sunuyor…  Ağaç yok.


 

Ağaç yok… Ağaçlar yok… ORMAN YOK.


 

Gelin Güllü baraj gölü… Yozgat Güneyi, Anadolu’mun göbeği, ağaç görebilmek ne mümkün?  


 

Fotoğraflarımı sadece ve sadece Anadolu bozkırlarından kaydederek paylaşmıyorum sizlerle… İzmir’den Erzurum’a;  Antalya’dan Van’a… İstanbul’dan, Trakya’dan Denizli’ye kadar olan bölgelerde uzun zaman diliminde son beş yılda kaydedilen fotoğraflarım bunlar... Aslına bakarsanız aradaki farkı çok net kıyaslayabildiğim otuz küsur yıllık birikimlerin yüreğimi çok fazla acıtması, sizlerle bu acı durumu paylaşmaya yönlendirdi.  


 

Gelin, doğudan güneybatıya, Erciyes dağına doğru bakalım: Su olduğunu, tarım yapıldığını görebiliyoruz diğer fotoğraflarımda olduğu gibi. Ama ne yazık ki genelin yüzde onunu dahi kaplayan bir ağaç kümesi yok. Yok. YOK. 


 

Kuzeyden güneye Uşak, güney batısından göller bölgesine giriş. Işıklı gölü; Birçok kuş fotoğrafçısı kıymetli dostumun en çok sevdiği bölgelerden… Ağaç belki aşağılarda tek tük var ama bu kocaman bölgede Orman yok. Yok. YOK.


 

ORMAN neden mi önemli diyerek kendime sorduğumda çok basitçe ve amatörce düşüncemi paylaşmak isterim.  Güneş dünyamızı ışınları ile ısıtırken; Bu ışınların emilimi ya da yansıması farklı yüzeylerde şüphesiz farklı oluyor.  Kurak, ağaçsız alanlar daha çok ve çabuk ısınarak üzerindeki hava kitlesini ısıtır. Isınan hava yükselir. Kabaca standart gün (deniz seviyesinde ısının 15 santigrat derece, basıncın 1013.2 Mb. olduğu baz alındığında) her bin feet yükseklikte ısı 2C düşer. Çok kabaca deniz seviyesinden 3300 m. Yükseklikte olması gereken ısı -5C dir… Eğer ışığı yansıtan yüzey kuraksa, bozkırsa, ağaçsız; çıplak ise çok çabuk ısınan yüzey ve üzerinde ısınarak yükselen hava kitlesi aynı standartlarda; Ki son iki yıldır tek tek kayıt ediyorum, özellikle ülkemiz üzerinde bu ısı farklılığı (standart sapma) + 14 C derecelere ulaşmış bulunuyor. Ve bu şu demek , -5 C yerine eğer standart sapma + 10 C ise +5C ısıdaki hava kitlesi 3300 m. Yükseklikte ortamı kaplıyor… Bu ortamdaki su zerreciklerinin o kütlenin içerisinde yoğunlaşarak doyuma ulaşmaları gereken ısıdan daha fazla, çok daha fazla ısı nedeniyle dağılıp gidiyorlar… Özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum, son iki yıldır yağış yok, barajlar boş, nehir yatakları kuru… Göllere ulaşan su yatakları kuru…


 

Gerçekleri görmeliyiz…

Hem de tüm çıplaklığı ile.

 

“KRAL ÇIPLAK”

 

NEDEN Mİ ?   Çünkü; Ağaç yok, orman yok…



Neden mi olmalı… Yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi güneş ışınlarının yansımasını ancak yeşil alanlarla, ormanlarla kontrol altına almak mümkün… Basitçe ormanlık alanlar güneş ışınlarını kurak, çıplak alanlarla kıyaslandığında daha fazla absorbe eder ve bu sayede üzerindeki yükselen hava kütlesi gerekenden fazla ısınmaz…

 

Bu, kabaca yağmur ortamının hazırlanmasıdır.


Şüphesiz bu durum tabiatın, doğanın dengesidir.

 

Sorun; biz insanoğlunun vahşeti ile yok edilişler nedeniyle bozulan dengedir ki onarılabilir.


 

NEDEN OLMASIN?

 

Ülkemizdeki içi su dolu barajların etrafında… Gürül gürül akan nehirlerin çevresinde neden ormanlar olmasın?…

 

Politikadan anlamam.

 

Fakat daha önce yayınladığım bu konudaki birçok fotoğrafımın altına konuyla ilgili yüksek birikimleri olan kıymetli fotoğraf dostlarım genelde tarım politikasındaki yanlışlardan bahsettiler. Sulama hatalarından, yanlış planlamalardan bahsettiler.

 

Kurutulan göllerin, yok edilen ormanların büyük oranda kısa vadeli menfaat hesapları olduğunu biz konuda hassas olanlar az çok biliyoruz.


 

Peki… Sosyal toplum olma bilincimiz bu kadar kötümü ki bu konularda halen doğru ve etkili politikalara yönelimlerin sağlanabileceği baskı unsuru olamıyoruz.


Ne yazık ki cevap; HAYIR.


 

Uzun yıllardır değişik ülkelere uçarken;  Mesela İsrail’e her uçtuğumda çölün kademe kademe orman oluşunu izledim. Ve ne yazık ki canım Ülkemde her bir yıl sonrası yeşilin yok oluşu ve çölleşmeyi… Ne kadar büyük bir acı anlatamam yukarılardan aşağıdaki acı manzarayı izlemek… En özel örnek her birimiz çok iyi bildiği gibi yukarıda görülen manzarasıyla Tuz gölümüz.


 

Ve çölleşen bölgenin hemen kuzeyindeki baraj gölünün etrafında da bir parça orman, ağaç kümesi görebilmek mümkün değil…


 

Yaptığım araştırmalarda konuya önem veren gelişmiş, medeni ülkelerin çok değişik yöntemlerle ormanı yaşatmak ve devamlılığını neler yaptıklarını öğrendim. İtalya’da ulaşımın zor olduğu coğrafyalarda içerisine o bölgeye uygun tohumun uygun ortamıyla, ıslak toprağı ile yerleştirilmiş dondurma külahı şeklindeki karton paketlerin yüz binlercesini uçaklarla yukarılardan, gökyüzünden atarak yüksek yüzdelerde başarı sağladıklarını öğrendim.

 

Bu konuda özellikle konuda uzman arkadaşlarımın verecekleri örneklerle nelerin mümkün olduğunu görebiliriz. Yeter ki istensin…


 

Soma kuzeyinde Sevişler baraj gölü… Göle ulaşan su yataklarının kuru oluşuna ve orman olması gereken alanlardaki açılmış tarlalara dikkatinizi çekmek isterim. Örnekler bitmez.


 

“OLMAZ”  kelimesi günümüz modern dünyasında yok artık. Yeter ki istensin.


 

İsmini yazmama gerek yok Anadolu’mdan bir şehrimiz… Etrafında yeşil yok, orman YOK, kuzeyindeki nehir yatağında da SU…

 

Yağış yok ve her geçen gün daha da kötüye, çölleşmeye doğru gitmekte Ülkemiz coğrafyası…


 

Her biri ayrı can acıtan yüzlerce fotoğrafımın arasından bazıları…


 

Her bir kare Ülkem haritasında büyük nehir olarak işaretlenmiş, kocaman baraj gölleri olarak gösterilmiş çok iyi bilinen bölgeler…


 

Karakaya baraj gölü, Malatya kuzeyi… Görülebilen yeşil bölgeler tarım alanları ve görülmekte,  Orman yok. Su var, tarım var, toprak bereketli, güneş var ama ne üzücü, Orman yok…


 

ORMAN; YOK…

 

“YORUM ÇOK, YORUM YOK…”


 

İşte yine beni çok etkileyen bölge, Uşak batısından güneye, Göller bölgesine doğru giderken Orman yok…  


 

Biraz daha yaklaşınca tüm güzelliği, kalp şeklindeki görünümüyle Işıklı gölü, etrafı neden ormanlarla kaplı değil, bilemiyorum ki…


 

Milli gururumuz, Atatürk barajımızın etrafı ormanlarla kaplı olsa, O ormanlar yağmur toplasa güzel barajımıza…

 

Şu aşağıda göreceğiniz kare Sevgili Ülkemin her bir köşesinde görülebilir olsa…

 

Hoş bu karenin alındığı bölge; 16 yıl önce fıstık çamı ormanlarıyla kaplıydı ve geçen her dönemde, son yıllarda da otel inşaatları nedeniyle neredeyse sadece birkaç dönüm kalan Kundu bölgesine ait…  Sadece bir sene öncesine kadar kuş fotoğrafı amaçlı gittiğim ve kıymetli dostumu tanıdığım gün gittiğimiz doğal alanın tel örgülerle, duvarlar la çevrili olduğunu görünce büyük bir üzüntü ile Sevgili Kardeşim Kazım Çapacı ustayı aradım hemen, acımı paylaşabileyim diyerek… Ve Aksu çayının ancak 300 metre kadarcık bir bölümünü bulabildim, sahilden neredeyse sekiz km. uzaklıkta henüz el sürülmemiş…


 

İleriye halen ümitle bakıyorum…

 

Halen YEŞİLİ, ORMANLARI tüm Yurdumuza yayabileceğimiz ümidini taşıyorum.

 

Her birimizin çok hassas olduğu bu konuda ter dökmüş, toplumu yönlendirmiş, insanüstü çabayla konuda çok emek vermiş ve halen vermekte olan zarif insan; Sayın Hayrettin KARACA‘ ya ithaf ediyorum çalışmamı.

 

İyi dileklerim, saygılarımla…

 

Mustafa Sabri TÜRKAY

 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :


Mustafa Sabri Türkay : Gökyüzümden


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 11 yorum, 1-11 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
yarı şaka yara ciddi şöyle deriz bazen kendi aramızda "her kanama durur". kimi zaman hastanın ölümüne neden olsa da, sonuçta durur ya. ironik te olsa gerçek bu.
ne yazık ki bu yara artık kanamıyor bile abi :(
bazı yaralar vardır, giderek derine işlerler, önce hastanın derisinde sıyrık gibi başlar, sonra deri altına, kasa, kemiğe kadar ilerler, hastayı öldürürler. yatmaktan ileri gelir bu bası yaraları. tedavide en etkili yöntem bu yarayı kanatmaktır. kanatmacasına temizleriz, beslensin bu kanama sayesinde de iyileşsin diye.

yatma zamanımız çoktan geçti. şimdi yarayı kanatma zamanı.

elinize, yüreğinize sağlık abi.

sevgi ve saygıyla...
Kazım Çapacı eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 00:04
Çok kıymetli Sevgili Kardeşim...Ne yazık ki ,ne yazıkki durum tahmin edilenden kötü...Sessizlik ise işin en acı yönü , kabullenmişlik...
Öylesine güzel yorumlamışsın ki ,sunumuma güç kattın... Sağol..İçten iyi dileklerim ,sevgilerimle.
Mustafa Sabri Türkay eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 00:46
Kötülüğün, duyarsızlığın, cehaletin zafer kazanması için gereken tek şey, iyilerin hiçbir şey yapmamasıdır, derler.
Tüm bu olumsuzluklar karşısında doğayı kazanım adına elde edilecek zafer için ise, yeterince iyi insanların bir şeyler yapması gerekir.
Bu anlamda yaptığınız çalışma anlamlı.Bir şey yapmalı dedirten görüntüler ve çarpıcı anlatı acıttı içimi.
Uyanmanın zamanı geldi de geçiyor dedirtti.
Elleriniz dert görmesin Mustafa Bey.
Selamlar, saygılar...
Birgül ERKEN eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 01:15
Sayın Hocam,fotoğraflarınızla gerçekleri yetkisiz yetkililerin ve bürokratların kafalarına
gözlerine belgeli vurmuşsunuz ama onlarda kafa ve göz yokki...Elinize sağlık...
Oktay ACAR eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 09:59
Mustafa Sabri bey , belgesel tadında yaptıgınız çalışmalar , duyarlı yüreğinizle birleştiğinde ortaya çok guzel sonuçlar çıkıyor.. Çalışmalarınızı keyifle ve ibretle izliyoruz.... ellerinize, emeğinize saglık

selamlar
mete kışlal eklemiş - adds | 03 Aralık 2008 Saat - Time 15:31
Sn. Mustafa Sabri Bey, Turkiye'nin o muhtesem ormanlarini cok guzel fotograflamissiniz.
Ulkemiz cennet derler. Sanirim bizler ulkemizi hic tanimiyoruz.
Calismalarinizda basarilar dilerim.
Baris Oztopcular eklemiş - adds | 13 Aralık 2008 Saat - Time 19:33
Merhaba Mustafa Sabri hocam; Bu anlamlı,içerik dolu fotograflarını başka platformda dikkatlice izledim sizi tanıdığımdan bu yana.Şimdi ise duygularınızı,hatta ÇIĞLIĞINIZIDA katarak yayınlamış olmanız ve buna duyarlı fotoritim ekibinin yer verip izleyicilere ulaşmasnı sağlaması takdir edilecek bir durum.Ama sadece biz izleyicilere ulaşmış olması yeterli değil ne yazıkki.Belki toplumsal duyarlılık adına önemli ama çözüm üretecek olanlara ulaşması,onların kör gözlerine,sağır kulaklarına bizlerin çığlığı kadar doğanın çığlığınında bir an önce ulaşması yarınlarımız,gelecek kuaşklarımız için çok gerekli...
İzninizle amatörce dediğiniz ama bence anlamak için yeterli olan açıklamanızı alıntı yapmak istiyorum.Zira yetkili makamlarda oturanlar son 2 yıldır yağış olmamasını bazı insanlara doğa üstü güçlere bağlamışlardı okuduğum kadar ile.Özellikle Ankaradaki yağış yoksunluğunu,bir görev değişiminde görevi bitip giden saygıdeğer insana bağlamışlardı. Kulakları duyarmı bilemem ama ben alıntılayayım:
"Kurak, ağaçsız alanlar daha çok ve çabuk ısınarak üzerindeki hava kitlesini ısıtır. Isınan hava yükselir. Kabaca standart gün (deniz seviyesinde ısının 15 santigrat derece, basıncın 1013.2 Mb. olduğu baz alındığında) her bin feet yükseklikte ısı 2C düşer. Çok kabaca deniz seviyesinden 3300 m. Yükseklikte olması gereken ısı -5C dir… Eğer ışığı yansıtan yüzey kuraksa, bozkırsa, ağaçsız; çıplak ise çok çabuk ısınan yüzey ve üzerinde ısınarak yükselen hava kitlesi aynı standartlarda; Ki son iki yıldır tek tek kayıt ediyorum, özellikle ülkemiz üzerinde bu ısı farklılığı (standart sapma) + 14 C derecelere ulaşmış bulunuyor. Ve bu şu demek , -5 C yerine eğer standart sapma + 10 C ise +5C ısıdaki hava kitlesi 3300 m. Yükseklikte ortamı kaplıyor… Bu ortamdaki su zerreciklerinin o kütlenin içerisinde yoğunlaşarak doyuma ulaşmaları gereken ısıdan daha fazla, çok daha fazla ısı nedeniyle dağılıp gidiyorlar… Özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum, son iki yıldır yağış yok, barajlar boş, nehir yatakları kuru…"
Gören gözünüze,atan yüreğinize sağlık...Selam ve saygılar....
Ünal KALAFAT eklemiş - adds | 18 Aralık 2008 Saat - Time 15:07
Aktif Bir Tema Gönüllüsü Olarak Degerli Calismalarinizdan Dolayi Size Tesekkur ediyorum. Erozyon Konusunda Bilinclenme e Cevre Duyarliligini Gelistirmede Bu Calismalarin Faydasi Buyuktur.
H Gucumen eklemiş - adds | 23 Aralık 2008 Saat - Time 18:07
duyarlılıgını ve paylasımını büyük bir dikkatle izledim. mesajın hepimizin mesajı olarak birilerinin dikkatini çekecektir. emegine saglık dostum...
COSKUN AYDIN eklemiş - adds | 24 Aralık 2008 Saat - Time 13:44
Merhaba Sevgili Dostum, "YORUM ÇOK,YORUM YOK" başlığı altında topladığın binlerce fotoğrafından bir kaçını tekrar görmekten ve düşüncelerini okumaktan hem MUTLU OLDUM, hem MUTSUZ OLDUM... Senin her gün yaptığını bildiğin gibi ben de arada sırada yolcu koltuğundan yapıyorum. Anadolumuz çöl oldu... Kimsenin haberi yok... Anadolu'da ormanlarımız yok olduğu gibi duyarlı insanlarımız da yok oldu maalesef... Son ik örneği bu hafta başında TBMM önünde kar içinde, soğuk havada eylem yaptılar... 83 yaşındaki Hayrettin KARACA ve 94 yaşındaki İlmiye ÇIĞ... Medyamız yine işin magazin kısmındaydı. Kimse o pankartlarda yazanları sorgulamadı bile. 550 kişilik Meclis'ten bir kişilik destek bile çıkmadı. Siyasi partilerimiz bu konuları düşüneceklerine "bedava kara kömür açılımı" ve " kara çarşaf açılımı" peşindeler. Doğrusu ya umutsuz olmamak gerekiyor ama ben yeni yıla girerken bu ülkenin insanından umudumu yitirdim... Gazetelerin 3. sayfa haberlerindeki vahşi cinayet haberleri bu işin bir başka göstergesi... Bugünkü gazetelerde var. Antalya'da 11 yaşındaki çocuğu elektrikli testereyle kesen yaratık insan olabilir mi ? Bu çocuk kesen yaratık elbette ağaç da keser, orman da yakar...Seninle sohbeti çok özledim. Perşembe akşamı İstanbul'da kulaklarını çınlattık. 15 Ocak'a kadar İstanbul'dayım. Sonra Mazı'da...Uygun olduğunda bir ara. Sana haberlerim var. Görüşmek üzere. Her şeye karşın yeni yılını kutlarım. Ailecek ailenize selam,sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. Hüseyin AY
HÜSEYİN AY eklemiş - adds | 27 Aralık 2008 Saat - Time 14:03
Okumak suretiyle edindiğimiz bir bilginin görsel olarak karşımıza çıkması ile; çoğu zaman görmenin,okumaya karşı var olan üstünlüğünü de görmüş oluruz.Sonuç ya aşırı sevinç ya da büyük bir hüzün olur.
Sayın Mustafa Sabri TÜRKAY'ın fotoğrafları; hüznümüzü arttırarak görevini yerine getirmektedir.
Bu ülkenin bir insanı olarak,ve de bir fotoğrafçı olarak elimizi taşın altına koymak durumundayız.Özellikle,nallıhan kuş cenneti "tarla" ya dönüştürülmektedir.Birkaç kişi için dünya mirası~kuş yuvası yok edilmektedir.
Özellikle,kuş ve doğa fotoğrafı alanında fotoğraf çeken arkadaşlarımız biraraya gelip,federasyonumuzu da göreve davet etmeliler ve geri kazanımlar için hükümet nezdinde
girişimde bulunmalılar.Bu alanda kazanılacak küçük bir ilerleme büyük bir ivme yaratabilir.
Sayın Mustafa Sabri TÜRKAY' teşekkür ederek selamlarımı gönderiyorum

Ali Rıza AKALIN
Ali Rıza AKALIN eklemiş - adds | 27 Aralık 2008 Saat - Time 16:36
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.