e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
“YORUM ÇOK, YORUM YOK…” I
Kıymetli fotoğraf Dostlarım merhabalar…
Bir önceki sunumumda; “Sayın yetkililer uygun görürler ise bundan sonraki serilerde de yukarılardan uzunca yıllardır gözlediğim ve bir bakıma belge niteliğinde Anadolu'muzdaki ağaçsızlığın, kuraklığın ve tarım alanlarındaki su kullanımı ile ormanlarımızı korumadaki yetersiz planlamaların zaman içerisindeki etkilerinin hangi inanılmaz boyutlara ulaştığını gösteren fotoğraflarımı paylaşacağım. Ayrıca bu çalışmamı sizlere mukayese amaçlı Avrupa'nın en batısından doğu sınırımıza kadar olan kuzey yarım kürenin ılıman iklim kuşağındaki tüm bölgede yıllardır kaydettiğim fotoğraflarımla yapacağım.“ yazmıştım… Ne yazık ki bir tür tembellik mi, yoğun sezonun yorgunluğumu bilemiyorum ama sonuçta iki ay geciktim, özür diliyorum…
“YORUM ÇOK, YORUM YOK” dizisinin ilk bölümü için konuya küresel ısınmanın tehlike ve zararlarını vurgulama adına yapılmış olan bir aktivitedeki bir konuyu tenkit amaçlı paylaşım ortamlarında bu fotoğrafım ile yapmış olduğum kişisel yorumumda kullandığım ismi kullanmak istiyorum…
“KRAL ÇIPLAK”
Mesleki avantajım sayesinde neredeyse günaşırı yukarılardan tüm Avrupa ve sevgili Anadolu’muz topraklarını dört mevsim izlemekteyim…
Gerçi mevsim de kalmadı Anadolu’mda, ne kışları kar var, ne de İlk ve Son Baharlarımızda yağmurlar… Karbondioksit emilimi, küresel ısınma derken; ısrarla üzerinde durduğum ana sorunumuz ağaçsızlık, ormansızlık konusunu pek düşünmez olduk.
Bizler unuttuk ama kısa vadeli menfaatleri ve bencilce hırslarıyla, vatan hainleri bizlere devredilmiş ve yarınlarımızın, gelecek nesillerimizin mirasını ORMANLARIMIZI yakıp, talan ederek yok etmeye devam ettiler…
Yukarılardan çok net izlediğim yakılan ormanların, yakılıp yok edilen ağaçlık alanların ve sahil yağmacılığının ne boyutta olduğunun aslında tümüyle bilindiğinden eminim… Basın ön sayfada yayınlıyor akıllarla durgunluk veren olayları, gelgelelim en çok iki gün sonra unutulup gidiyor…
Aynen; neredeyse tüm Manavgat bölgesini ve keza Akdeniz üzerinde Kıbrıs’a kadar uzanan bir bölgeyi kaplayan bu yoğun dumanlar öylesine çabuk unutulduğu gibi… Ve zaten yangın devam ederken sahil şeridindeki tesislerde havai fişek kutlamaları devam etmekteydi…
Anadolu’muz çırılçıplak… Ağaç yok, orman yok…
Kıymetli fotoğraf Dostlarım; İzlediğiniz ve izleyeceğiniz gibi; “Kral çıplak”… Anadolu’muz çırılçıplak… Gerçek, görünüm bu. Manipülasyona ya da düzenlemeye gerek kalmaksızın neredeyse Anadolu yarımadasının yarısına yakınını gördüğünüz bu karelerde ağaç, orman görememek canımızı yakmakta biliyorum.
Belki sadece bahar başlangıcında Doğanın eşsiz çabasıyla çok kısa süreli yeşilimsi olan geniş araziler senenin geri kanla diliminde yukarıdaki ve daha da ölü renkleri sunuyor… Ağaç yok.
Ağaç yok… Ağaçlar yok… ORMAN YOK.
Gelin Güllü baraj gölü… Yozgat Güneyi, Anadolu’mun göbeği, ağaç görebilmek ne mümkün?
Fotoğraflarımı sadece ve sadece Anadolu bozkırlarından kaydederek paylaşmıyorum sizlerle… İzmir’den Erzurum’a; Antalya’dan Van’a… İstanbul’dan, Trakya’dan Denizli’ye kadar olan bölgelerde uzun zaman diliminde son beş yılda kaydedilen fotoğraflarım bunlar... Aslına bakarsanız aradaki farkı çok net kıyaslayabildiğim otuz küsur yıllık birikimlerin yüreğimi çok fazla acıtması, sizlerle bu acı durumu paylaşmaya yönlendirdi.
Gelin, doğudan güneybatıya, Erciyes dağına doğru bakalım: Su olduğunu, tarım yapıldığını görebiliyoruz diğer fotoğraflarımda olduğu gibi. Ama ne yazık ki genelin yüzde onunu dahi kaplayan bir ağaç kümesi yok. Yok. YOK.
Kuzeyden güneye Uşak, güney batısından göller bölgesine giriş. Işıklı gölü; Birçok kuş fotoğrafçısı kıymetli dostumun en çok sevdiği bölgelerden… Ağaç belki aşağılarda tek tük var ama bu kocaman bölgede Orman yok. Yok. YOK.
ORMAN neden mi önemli diyerek kendime sorduğumda çok basitçe ve amatörce düşüncemi paylaşmak isterim. Güneş dünyamızı ışınları ile ısıtırken; Bu ışınların emilimi ya da yansıması farklı yüzeylerde şüphesiz farklı oluyor. Kurak, ağaçsız alanlar daha çok ve çabuk ısınarak üzerindeki hava kitlesini ısıtır. Isınan hava yükselir. Kabaca standart gün (deniz seviyesinde ısının 15 santigrat derece, basıncın 1013.2 Mb. olduğu baz alındığında) her bin feet yükseklikte ısı 2C düşer. Çok kabaca deniz seviyesinden 3300 m. Yükseklikte olması gereken ısı -5C dir… Eğer ışığı yansıtan yüzey kuraksa, bozkırsa, ağaçsız; çıplak ise çok çabuk ısınan yüzey ve üzerinde ısınarak yükselen hava kitlesi aynı standartlarda; Ki son iki yıldır tek tek kayıt ediyorum, özellikle ülkemiz üzerinde bu ısı farklılığı (standart sapma) + 14 C derecelere ulaşmış bulunuyor. Ve bu şu demek , -5 C yerine eğer standart sapma + 10 C ise +5C ısıdaki hava kitlesi 3300 m. Yükseklikte ortamı kaplıyor… Bu ortamdaki su zerreciklerinin o kütlenin içerisinde yoğunlaşarak doyuma ulaşmaları gereken ısıdan daha fazla, çok daha fazla ısı nedeniyle dağılıp gidiyorlar… Özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum, son iki yıldır yağış yok, barajlar boş, nehir yatakları kuru… Göllere ulaşan su yatakları kuru…
Gerçekleri görmeliyiz…
Hem de tüm çıplaklığı ile.
“KRAL ÇIPLAK”
NEDEN Mİ ? Çünkü; Ağaç yok, orman yok…

Neden mi olmalı… Yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi güneş ışınlarının yansımasını ancak yeşil alanlarla, ormanlarla kontrol altına almak mümkün… Basitçe ormanlık alanlar güneş ışınlarını kurak, çıplak alanlarla kıyaslandığında daha fazla absorbe eder ve bu sayede üzerindeki yükselen hava kütlesi gerekenden fazla ısınmaz…
Bu, kabaca yağmur ortamının hazırlanmasıdır.
Şüphesiz bu durum tabiatın, doğanın dengesidir.
Sorun; biz insanoğlunun vahşeti ile yok edilişler nedeniyle bozulan dengedir ki onarılabilir.
NEDEN OLMASIN?
Ülkemizdeki içi su dolu barajların etrafında… Gürül gürül akan nehirlerin çevresinde neden ormanlar olmasın?…
Politikadan anlamam.
Fakat daha önce yayınladığım bu konudaki birçok fotoğrafımın altına konuyla ilgili yüksek birikimleri olan kıymetli fotoğraf dostlarım genelde tarım politikasındaki yanlışlardan bahsettiler. Sulama hatalarından, yanlış planlamalardan bahsettiler.
Kurutulan göllerin, yok edilen ormanların büyük oranda kısa vadeli menfaat hesapları olduğunu biz konuda hassas olanlar az çok biliyoruz.
Peki… Sosyal toplum olma bilincimiz bu kadar kötümü ki bu konularda halen doğru ve etkili politikalara yönelimlerin sağlanabileceği baskı unsuru olamıyoruz.
Ne yazık ki cevap; HAYIR.
Uzun yıllardır değişik ülkelere uçarken; Mesela İsrail’e her uçtuğumda çölün kademe kademe orman oluşunu izledim. Ve ne yazık ki canım Ülkemde her bir yıl sonrası yeşilin yok oluşu ve çölleşmeyi… Ne kadar büyük bir acı anlatamam yukarılardan aşağıdaki acı manzarayı izlemek… En özel örnek her birimiz çok iyi bildiği gibi yukarıda görülen manzarasıyla Tuz gölümüz.
Ve çölleşen bölgenin hemen kuzeyindeki baraj gölünün etrafında da bir parça orman, ağaç kümesi görebilmek mümkün değil…
Yaptığım araştırmalarda konuya önem veren gelişmiş, medeni ülkelerin çok değişik yöntemlerle ormanı yaşatmak ve devamlılığını neler yaptıklarını öğrendim. İtalya’da ulaşımın zor olduğu coğrafyalarda içerisine o bölgeye uygun tohumun uygun ortamıyla, ıslak toprağı ile yerleştirilmiş dondurma külahı şeklindeki karton paketlerin yüz binlercesini uçaklarla yukarılardan, gökyüzünden atarak yüksek yüzdelerde başarı sağladıklarını öğrendim.
Bu konuda özellikle konuda uzman arkadaşlarımın verecekleri örneklerle nelerin mümkün olduğunu görebiliriz. Yeter ki istensin…
Soma kuzeyinde Sevişler baraj gölü… Göle ulaşan su yataklarının kuru oluşuna ve orman olması gereken alanlardaki açılmış tarlalara dikkatinizi çekmek isterim. Örnekler bitmez.
“OLMAZ” kelimesi günümüz modern dünyasında yok artık. Yeter ki istensin.
İsmini yazmama gerek yok Anadolu’mdan bir şehrimiz… Etrafında yeşil yok, orman YOK, kuzeyindeki nehir yatağında da SU…
Yağış yok ve her geçen gün daha da kötüye, çölleşmeye doğru gitmekte Ülkemiz coğrafyası…
Her biri ayrı can acıtan yüzlerce fotoğrafımın arasından bazıları…
Her bir kare Ülkem haritasında büyük nehir olarak işaretlenmiş, kocaman baraj gölleri olarak gösterilmiş çok iyi bilinen bölgeler…
Karakaya baraj gölü, Malatya kuzeyi… Görülebilen yeşil bölgeler tarım alanları ve görülmekte, Orman yok. Su var, tarım var, toprak bereketli, güneş var ama ne üzücü, Orman yok…
ORMAN; YOK…
“YORUM ÇOK, YORUM YOK…”
İşte yine beni çok etkileyen bölge, Uşak batısından güneye, Göller bölgesine doğru giderken Orman yok…
Biraz daha yaklaşınca tüm güzelliği, kalp şeklindeki görünümüyle Işıklı gölü, etrafı neden ormanlarla kaplı değil, bilemiyorum ki…
Milli gururumuz, Atatürk barajımızın etrafı ormanlarla kaplı olsa, O ormanlar yağmur toplasa güzel barajımıza…
Şu aşağıda göreceğiniz kare Sevgili Ülkemin her bir köşesinde görülebilir olsa…
Hoş bu karenin alındığı bölge; 16 yıl önce fıstık çamı ormanlarıyla kaplıydı ve geçen her dönemde, son yıllarda da otel inşaatları nedeniyle neredeyse sadece birkaç dönüm kalan Kundu bölgesine ait… Sadece bir sene öncesine kadar kuş fotoğrafı amaçlı gittiğim ve kıymetli dostumu tanıdığım gün gittiğimiz doğal alanın tel örgülerle, duvarlar la çevrili olduğunu görünce büyük bir üzüntü ile Sevgili Kardeşim Kazım Çapacı ustayı aradım hemen, acımı paylaşabileyim diyerek… Ve Aksu çayının ancak 300 metre kadarcık bir bölümünü bulabildim, sahilden neredeyse sekiz km. uzaklıkta henüz el sürülmemiş…
İleriye halen ümitle bakıyorum…
Halen YEŞİLİ, ORMANLARI tüm Yurdumuza yayabileceğimiz ümidini taşıyorum.
Her birimizin çok hassas olduğu bu konuda ter dökmüş, toplumu yönlendirmiş, insanüstü çabayla konuda çok emek vermiş ve halen vermekte olan zarif insan; Sayın Hayrettin KARACA‘ ya ithaf ediyorum çalışmamı.
İyi dileklerim, saygılarımla…
Mustafa Sabri TÜRKAY
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.