e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
BURSA HANLAR VE HAMAMLAR 2
NASUH PAŞA HAMAMI

Su, insanoğlunun hayatının anakaynağı, hayati öneminin yanında yıkanma gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde kullanımı bakımından da vazgeçilmez bir unsur.
Türklerde Hamam geleneği çok eski tarihlere gitmekle birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk kuruluş devrinden itibaren önem verilen bir kuruluş olagelmiştir. Türklerde hamam sadece temizlik değil onun yanında çeşitli toplumsal etkinliklerde ev sahipliği yapar (kına eğlenceleri,doğum,düğün gibi) böylece sosyal bir işlevsellikte kazanır.

Nasuh Paşa Hamamı Bursa, Setbaşı semtinde Mavi Köşe denilen yerdedir. Sultan II. Beyazıd dönemi sadrazamlarından Mesih Mehmed Paşa tarafından 15.Yüzyıl sonlarında yaptırılmıştır.
Mesih Paşa tarafından yaptırılan hamama bugün Nasuh Paşa denmesinin nedeni uzun yıllar yapıya mütevellilik (yönetici) yapan Mevlana Nasuh ve Oğlu Mehmed’in adından dolayı halk arasında bu ad verilerek günümüze kadar gelmiştir.

Aslında çifte hamam iken masrafları karşılanamadığı için kadınlar kısmı yıktırılmış, satılmış ve bu para erkekler kısmına harcanmıştır.
Kesme taş ve tuğladan örülmüş duvarlar kirpi saçakla son bulur. Kubbelerin üzeri dıştan kiremitle örtülüdür.
Hamam, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden oluşmaktadır. Soğukluk bölümünün bir kenarı 10,70 mt uzunluğunda kare planlıdır. Bölümün üzeri kubbe ile örtülü olup, kubbeye geçiş içeride tromplarla, dışarıda bir kasnakla sağlanmıştır. Köşe trompları bademli ve püsküllü stalaktitlerle süslenmiştir.

Soğukluk bölümünü, kasnaktaki yuvarlak kemerli üç pencere ile beden duvarlarından farklı ölçülerde altlı ve üstlü pencereler aydınlatmaktadır.

Soğukluk bölümünden ılıklığa geçilir. 12 tepe camı ile bir fener de ılıklığın kubbesine yerleştirilmiştir. Ilıklığın yan mekanın kubbesinde ise kubbecikler ile üzerinde aydınlık pencereleri bulunmaktadır.
Yazılı kaynaklarda 1555,1568 ve 1588 yıllarında onarım gördüğü belirlenmektedir. Bugün sağlam olan yapı hamam olarak işlevini sürdürmektedir.
Yazı ve Fotoğraflar : Bülent SUBERK