Arşivimizden  - From Our Archives

 

Haluk Uygur

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > MAYIS 2008 SAYISI - MAY 2008 ISSUE > Necmettin Külahçı : Çocuklarım
Necmettin Külahçı : Çocuklarım

Fotoğraf gezilerimde çocuklar hep ilgimi çekmiştir. Çocuk yaşta okula gitmeyen,  çalışarak evine ekmeğini götüren çocuklar. Bazen de daha 7 - 8 yaşında,  1 veya 2 yaşındaki kardeşini sırtına almış, büyümeden ana olmuş  çocuklar...

 

60 yıla yakın bu gezilerimde halen aynı şeyleri görüyorum ülkemizde. Sanki kaderleri buymuş gibi...

 

Yine bu gezilerimde çocuklarla ilgili pek çok hatıra ve anılarım vardır. Bunlardan 1 - 2 tanesini sizlerle paylaşmak istedim.


 

Siyah Güneş... Güneşin siyah olarak doğması. Bu olay dünyanın 2 yerinde görülürmüş. Birincisi Himalayalarda, ikincisi ise Bingöl’ün Karlıovasında. Bu olayı ben önceden biliyordum ama asıl bilen ve bana bir notla haber veren rahmetle andığım Nurettin Erkılıç’tı. Nurettin Erkılıç o sırada Meydan Larousse Ansiklopedisi’nin hazırlayıcısı idi. Karlıova’nın Zerduş dağında siyah güneşin doğuşunu çekmem için bu notu göndermişti. Ben de hocam Şinasi Barutçu’yu yanıma alarak Karlıova’nın Zerdus dağına siyah güneşi çekmek için gittim. Zerduş dağına gitmek için ormancılar bir jipi buraya bırakmıştı. Bir gün sonra da bizleri geri almak için geri döneceklerdi. O gece sabaha kadar dondurucu bir soğukta sabahladık. Gün ağardı, güneş çıktı ama siyah değildi. Çok çok üzüldük ama yapılacak başka bir şey de yoktu.


 

Konuyu biraz fotoğraf meraklıkları için açmak istiyorum. Zerduş dağından 40 km kadar uzanan bir plato düşünün. Bu platoda karların erimesiyle oluşmuş binlerce gölcük görürsünüz ve ufukta sıradağlar, güneş de buradan doğuyor. Güneşin siyah olması da bu göllerin yansımasından olabilecek bir hadise olsa gerek.


 

Binlerce gölden oluşan bu yere Bingöl demelerinin nedeni de bu olay. Her neyse biz esas konumuza dönelim. Sabah oldu, güneş her zamanki halinde doğdu yani yine siyah değildi. Bu arada Hocam Şinasi Barutçu da baş dönmesi ve mide bulantısı başlamıştı. Sonradan öğrendik ki hocamda yükseklikten dolayı dağ hastalığı başlamış. Hocam hiç iyi durumda değildi. Koluna girerek Zerduş dağından aşağıya doğru indik ve yürümeye başladık. Yaklaşık 1 saat yürüdükten sonra büyük bir yaylaya geldik. 20 adet kıl çadır görünüyordu. Daha sonra bu yaylanın BERİTAN aşiretine ait olduğunu öğrendik. Çadırda bulunan insanlara hocamın kötü olduğunu bu yüzden onu acil olarak Karlıova’ya götürmem gerektiğini ve bu yüzden onlara ata ihtiyacım olduğunu söyledim ama vermediler. Yalvardım yakardımsa da hiçbir şekilde olumlu bir netice alamadım. Çaresiz hocamın yanına gidip tekrar koluna girdim ve yine yürümeye başladık. Yaklaşık 1 km yürümüştük ki ileride bir Kızılay çadırı gördük.  Çadırda yaşlı bir adam ve 10 yaşlarında küçük bir kız çocuğu vardı. Etrafta da 20’ ye yakın koyun ve kuzu vardı. Ben hocamı dinlenmesi için hemen çadıra yatırdım. Sonra yaşlı adama dönüp hocamın çok hasta olduğunu ve onu acilen Karlıova’ya götürmem gerektiğini, bunun için de eşeğiyle bize yardım etmesini söyledim. Yaşlı adam üzgün bir şekilde: “Bak bey ben gidemem... Bu çocuğu da yalnız bırakamam. Karlıova’dan buraya gidiş dönüş 7 saat sürer. Bu sürede nasıl bırakırım bu çocuğu yalnız başına” dedi. O sırada küçük kız çocuğu da durmuş bizi dinliyordu ve aniden babasının sözünü keserek: “Baba sen amcaları götür ben kendime de koyunlara da bakarım. Geç de dönsen beni merak etme” dedi. Çocuğun bu davranışı beni, hocamı ve yaşlı adamı çok duygulandırmıştı. Bu yaştaki çocuk için bu örnek davranış hiç unutamadığım bir olaydır. Hocayı alarak yola koyulduk. Adam bana önceki yayladan neden yardım istemediğimi sordu. Ben de yardım istediğimi ama onların beni hiç dinlemediklerini söyledim. Yaşlı adam onlar yardım etmezler, zengin sürü sahipleridir dedi. Atları da var eşekleri de, hatta arabaları bile var ama vermezler. Eşimi geçen sene kaybettim, kızımla geçinip gidiyoruz. Adamın bu sözleri beni son derecede duygulandırmıştı. Minicik bir kız çocuğunun aldığı sorumluluk ve insanlık...

 

1964 yılında Hakkari Cilo Sat dağlarına gittim. 20 günde Yüksekova’dan cıktık. Bu gezilerim esnasında da birçok hatıralarım mevcuttur. Bir hikayemi daha anlatacağım çocuklarla ilgili.

 


Yaklaşık onuncu günüydü seyahatimizin. Serpil yaylasına geldik. Burası oldukça büyük bir yaylaydı. Çadırlarımızı kurduk. Yaylada 15’ e yakın kıl çadır bulunuyordu. Yaylaya geldiğimizin ikinci günüydü. Yaylacıların başından bir davet aldık. Biz de davete gitmeye karar verdik hazırlanıp çadıra doğru ilerlediğimizde çadırların önünde 20’ ye yakın çocuk gördük. Ben çadıra giderken yanımdaki çantaya Ankara’da bulunan doktor dostlarımdan aldığım eşantiyon ilaçları yerleştirmiştim. Çadır, o yayladaki çadırların en büyüğü idi. Anlaşılan yaylanın ağasının çadırıydı. Çadıra girdiğimizde bizi yaşlıca bir kadın karşıladı. Oturduk hoş beşten sonra önümüze bir sini koyuldu. Neler yoktu ki sinide; yoğurt, kaymak tereyağ, pekmez ve daha birçok şey. Yemekleri yedikten sonra sıra çocukların bakımına gelmişti. Çocukların çoğunun soğuktan elleri ve yüzleri yara bere olmuştu. 2 - 3 saat çocuklarla ilgilendik. Bu arada 12 yaşlarında bir kız çocuğu durmuş bizi izliyordu. Hakkârili olan tercümana kızın bana bir şeyler söylemek istediğini ama söyleyemediğini bu yüzden kıza gidip sorununun ne olduğunu sorup öğrenmesini söyledim. Tercüman, kızla konuştuktan 10 dakika sonra kız bizi içeri davet etti ve çadırın diğer kapalı kısmına geçtik. Başındaki örtüyü açtı kızın başı yara bere içindeydi. Ağlamaklı olan kız “ne olur benim bu yaralarımı iyi et yalvarırım” dedi. Neye uğradığımı şaşırdım ve çok duygulandım. Birden aklıma çantamda taşıdığım teramisin geldi. Çıkarıp kıza verdim. Başını sürekli yıkaması ve başındaki örtünün sürekli temiz olmasını ve başını her yıkamadan sonra verdiğim ilaçtan sürmesini söyledim. İlacı ve bu öğütleri verdikten sonra hemen ellerime kapanıp teşekkürlerini bildirdiğini söyledi. Ama ne acıdır ki yayladakilerin kızın bu halinden haberleri yoktu.

 

Benim hayatta fotoğraflarım kadar değerli bir şeyim daha var o da anılarım... Anadolu’yu sadece fotoğraflama değil anılarımı da saklamayı ve yazmayı başarabilirsem ne mutlu bana....

 

Bunları Fotoritim dergisinde  paylaşma fırsatı verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.

        

Necmettin KÜLAHÇI 

























 


FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :

Necmettin Külahçı : Bir Yaşam Öyküsü


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 9 yorum, 1-9 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Yuregindeki sıcaklıgı once gozlerine sonrasında da fotograflarına yansıtmayı basarabilen, hissettiklerini kelimelerle degil fotograflarıyla bizlere aktaran, hem babam, hem agabeyim, hem arkadasım cok sevgili hocam, iyiki varsın, iyiki bizlerle fotograflarını paylasıyorsun ve ne mutlu bana ki seninle yanyana uzun uzun yürüyüp, birlikte fotograf cekebiliyorum.....

Candan Süsoy
Candan Süsoy eklemiş - adds | 06 Mayıs 2008 Saat - Time 23:16
hani bazen takılır kalırsınız ya bir fotograf önünde, hani soluğunuzu tutar konuşamazsınız ya, hani hızla geçerken fotografın önünden gözünüz kalır bir önceki fotografta ve döner döner tekrar bakarsınız ya, hani söyleyecek söz bulamazsınız ya, hani hayranlığınızı ifade etmek istersiniz de kelime bulamassınız ya, aynen öyle Necmettin Abimizin fotograflarında söylenecek söz bulamadım. Fotograflarını yorumlamak ne haddime dedim kandi kendime. Elinize ve ruhunuza sağlık Necmettin Abi. İşte bizlerin hep onun gibi fotograf çekme yeteneğine ulaşmak istediği, ama biliyorum ki ulaşamayacağı bu engin ve muhteşem fotografçıyı candan kutlar sevgilerimle kucaklıyorum. haldun
haldun orhun eklemiş - adds | 07 Mayıs 2008 Saat - Time 09:56
Bir Anadolu sevdalısı, bir usta fotograflarında anadolunun tüm çıplaklığıyla zengin ve eşsiz güzelliğini yaşar insan.
Kutlarım.
Sevgiler saygılar
Zeynel Yeşilay eklemiş - adds | 08 Mayıs 2008 Saat - Time 16:34
gerçekten tebessüm kadar güzeller. ki doğal olmaları dahada ilgi çekici...
dilek alın eklemiş - adds | 10 Mayıs 2008 Saat - Time 16:36
Çocuklar benimde hep ilgi odağım olmuştur.Çocuklarla ilgili bu çalışmanızdan çok etkilendim ve duygulandım.Dünyadaki bütün çocukların çocukluklarını hak ettikleri şekilde yaşayabilmeleri dileğiyle...
Saygılar...
Mine Tuncer eklemiş - adds | 11 Mayıs 2008 Saat - Time 21:18
Türk fotoğrafının büyük ustası Necmettin Hocam, iyi ki varsın da bizlere her zaman hem fotoğraf hem de insanlık adına yol gösteriyorsun.
Haluk SARGIN eklemiş - adds | 12 Mayıs 2008 Saat - Time 13:30
ben vanlıyım anadoluluyum
bu fotolara alışığım ama yinede gözlerim doldu
sizin necmettin hocaya dediklerininzi ben hepinize söylüyorum
İYİKİ VARSINIZ DA BİZE FOTOĞRAF VE İNSANLIK ADINA YOL GÖSTERİYORUNUZ

şakir erzen gazi ünv. pdr 3. sınıf ankara
şakir erzen eklemiş - adds | 14 Mayıs 2008 Saat - Time 15:27
bu güzel temayı bu kadar güzel şekilde almamızı sağladığınız için minetler..
onur kaya eklemiş - adds | 13 Haziran 2008 Saat - Time 16:57
IşTE DUNYADADIKI ADALET TE BUKADAR OLUR NE VARDI BUTUN COCUKLAR GULSUN OYNASIN HAK ETTIGI GIBI YASASIN.BU BUYUKLERIN DIN IRK MESEP AYRIMI YAPTIKLARINDAN DOLAYI BU COCUKLAR CEKIYOR YASASIN HALKLARIN KARDESLIGI YASASIN OZGURLUK
ERKAN DURAK eklemiş - adds | 06 Temmuz 2008 Saat - Time 04:37
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

04 Ekim 2008  MERSİN FOTOĞRAF DERNEĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

06 Ekim 2008  BOYNER HOLDİNG III.FOTOĞRAF YARIŞMASI "Özgürlük"

06 Ekim 2008  ORHAN HOLDİNG 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI

11 Ekim 2008  KONYA VALİLİĞİ 2. ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Dünya İnançları"

16 Ekim 2008  AYDIN BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI "Cumhuriyet Türkiye'sinde Kadın"

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.