Arşivimizden  - From Our Archives

 

Birgül Erken

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Ali İhsan Ökten

Atakan Dürüst

Aydan Çınar

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

Hülya Yeltepe

İmren Doğan

Levent Yıldız

Mehmet Uçkun

Pınar Dağ

Şebnem Aykol

Şebnem Evren

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

ETKİNLİKLER - ACTIVITIES

 

 FR Duyurular - FR News

 

 


Etkinlikler - Activities

4. Sami Güner Kupası Ödül Töreni ve Gösterileri

 

Uğur Günay Fotoğraf Sergisi

 

Yusuf Tuvi Fotoğraf Sergisi Dünyanın Renkleri, İzmir'de

 

Özlem Kadakoğlu 40x40 Fotoğraf Sergisi İstanbul'da

 

2010  FIAP Doğa Bienali Başvuruları

 

Tersane-i Amire Fotoğraf Sergisi

  

5 Usta / 5 Atölye Fotoğraf Sergisi

  

Dask Dogay 2010'da Şanlıurfa'da

  


Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > Niko Guido : Nü'portaj
Niko Guido : Nü'portaj

 

Niko Guido kimdir, fotoğraf camiasında kullanmakta olduğunuz isim nereden kaynaklanmaktadır ? Beki bu sorudan bıkmışsınızdır ama; Türk olduğunuz halde neden Türkçe değil de yabancı bir isim kullanıyorsunuz? Bunun size artı ya da eksi bir getirisi ya da götürüsü oldu  mu?

 

Bir dönem Fransızca rehberlik yaptım. Turistler adımı telaffuz etmekte zorlanıyordu. Bir gün turistin biri bana Niko ismini taktı. Ondan sonra pratik olması açısından rehber olarak Niko ismi kullanmaya başladım. Nü fotoğraf çekip bu fotoğrafları bir sitede paylaşmaya karar verdiğimde, beni ilerde nelerin beklediğini bilmediğimden kendi adımı kullanmamayı seçtim. Niko Guido adıyla başladım. Guido İtalyanca rehber demek. Bu isim çok tutuldu. Ben de bu isimle devam ettim.

Fotoğraf : Faika Berat PEHLİVAN

Niko Guido olmanın bazı avantajları oldu. Ülkemizde yabancılara gösterilen hoşgörüden ben de nasibimi aldım galiba :) Ayrıca yurt dışı temaslarımda da pratiklik açısından kolaylık oldu. Tabii ben bu ismi kullanmaya başladığımda bunları hesaplamamıştım. Fakat son dönemlerde bu ismin bir dezavantajını yaşamaya başladım. Niko Guido’nun asıl ismim olmadığını, fotoğrafçı kimliğim için kullandığımı öğrenen bazı fotoğraf severler hayal kırıklığına uğruyorlar. Niko Guido’yu öyle benimsemişler ki, “Nasıl yani, senin asıl ismin Niko değil mi? Olmaz öyle şey!” diyorlar :) Mesela Cavit Kürnek Ağabey’le bir sohbetimizde, “Niko bu hafta sonu Sakız adasına gideceğim, seninkilere selam söylerim” dedi. Ben de O’na “Ağabey, Niko benim fotoğrafçı ismim, asıl ismim değil” dedim. Bunun üzerine Cavit Ağabey “Yapma yahu, keşke asıl adın Niko olsaymış” dediJ Ben de artık bu konuyu oluruna bıraktım. Yakın çevrem bile bana Niko demeye başladı :)   


 

Bize fotoğrafta 'nü', 'erotik' ve 'çıplak' terimlerini biraz açar mısınız? Aralarındaki farklar ve benzerlikler nelerdir? Siz, çalışmalarınızın daha çok hangi kategoride olduğunu düşünüyorsunuz?

 

Bu kelimelerin sözlük anlamlarını fazla dikkate almadan, benim için ne ifade ettiklerini açıklamaya çalışayım. Bu kavramların anlamları kişiden kişiye değişiklik gösterebileceği için evrensel bir saptama yapmak çok doğru olmayabilir. Bence fotoğrafta bu terimler arasındaki farkı ortaya koyan en önemli unsur ışıktır. Aynı poz farklı ışıklarda nü ve erotizm arasında gezinebilir. Hatta, pornografik bir fotoğraf bile, doğru ışıkta artistik nü kategorisine girebilir. Aslında burada önemli olan, fotoğrafı çekenin ne vermek istediğidir. Çünkü nü fotoğrafta izleyicilerin düşünceleri çok değişkenlik gösterir. Bazıları, tamamiyle çıplak bir modelin fotoğrafına sanatsal gözle bakarken, bazıları ayak parmağında erotizm arayabilirler.


Ben çalışmalarımı herhangi bir kategoriye sıkıştırmayı pek sevmiyorum. Artistik nü olarak algılanan fotoğraflarım da var, erotik olanları da. Şunu biliyorum ki, ben hiç bir fotoğrafımı, tahrik etme amacıyla çekmedim. Fotoğraflarımı çekerken, bakan ne düşünür kaygısını yaşamadım. O an ne hissettiysem, içimden nasıl geldiyse öyle çektim.

 

 

 

Sizi özellikle nü fotoğrafa yönlendiren etkenler ve bu tarz fotoğraf ile ilgili aldığınız eğitimler nelerdir?

 

Lise çağımda David Hamilton’un bir kitabı elime geçmişti. Fotoğraflar o kadar estetikti ki, bende cinsel bir çağrışım uyandırmamıştı. O günden sonra bende nü fotoğrafa karşı izleyici olarak bir ilgi başladı. Yıllarca izleyici kaldım. Bir gün, “Artık kendim için bir şeyler yapmak istiyorum” dedim.  İş hayatından bunalmıştım. Ve fotoğraf çekmeye karar verdim. Doğal olarak, yıllar önce beni etkileyen o kitabın beni içgüdüsel yönlendirmesiyle, nü kategorisini seçtim.


 

Fotoğrafla ilgili herhangi bir eğitim almadım. İçimden geldiği gibi çektim. Aslında an zevklisi de buydu. Hiç bir kural yok, özgürsünüz ve duygularınızın sizi götürdüğü görüntüyü dondurup fotoğrafa dönüştürüyorsunuz. Zamanla, bu konuda araştırmalar yapmaya başladım. Teknik konularda bilgi dağarcığım doldukça, fotoğraf çekmek zorlaştı. Çektiğim fotoğraflardaki eksiklikler beni rahatsız etmeye başladı. Asıl amaç olan keyif almaktan uzaklaşıyordum. Baktım böyle olmayacak “Kusursuzluğu değil, aşkı ve heyecanı arıyorum “dedim ve yeniden özgürlüğüme kavuştum.

 


 

Çıplaklık ülkemizde eskisi kadar olmasa da hala bir tabu, sizce bu tabu bir gün yıkılır mı? Böyle bir amacınız var mı? Hepimiz biliyoruz ki çıplak heykeller, resimler genel mekanlardan kaldırılıyor ayıp diye... Çıplaklık gerçekten ayıp mı? Sizin ``Ayıp`` kavramınız  nerede başlayıp, nerede bitiyor...? Sanatta çıplaklığa tepki bir anlamda sınırlama olmuyor mu ? Bu sanatın karakterine ya da anatomisine uyar mı ?

 

Öncelikle şunu söyleyeyim, böyle bir amacım yok. Benim gibi nü çalışan fotoğrafçıların çıplaklık bir tabu olmaktan çıksın gibi bir düşünceleri olduğunu zannetmiyorum. Tek beklentimiz yaptığımız sanata biraz saygı. İnsan bedenini çıplak fotoğraflamanın bazılarının dediği gibi onu aşağılamak olduğunu düşünmüyorum. Bizim amacımız aksine insan bedenini yüceltmek, güzelliğini ortaya koymak. Bir kelebeği, bir ağacı fotoğraflamakla, insan bedenini çıplak fotoğraflamak arasında bir fark göremiyorum. Fark iyi veya kötü fotoğraf olmasındadır.


 

Çıplaklık konusu aslında çok ilginç. Çünkü iki bin sene önce bu topraklarda nü heykeller baş üstünde tutulup şehirlerin en önemli yerlerinde sergileniyordu. Dünyanın gelmiş geçmiş en güzel nü kadın heykelleri topraklarımızda bulunan Afrodisyas’da yaratılmıştır. Dünyanın en önemli heykeltraşları yine aynı kentte yaşamışlardır. Yirmi yüzyıl sonra aynı topraklarda, hoşgörü konusunda gösterdiğimiz gelişme, gelecek açısından pek umut verici değildir.

 

Ayıp meselesine gelince toplumdan topluma ahlak yapısı değişir. Afrika’da bazı kabileler tamamiyle çıplak yaşarlar. Başka bir ülkede ise gözlerin dışında hiç bir yer görünmemelidir. Sanat ise evrenseldir, kısıtlanmamalıdır. Sanatçı özgürlüğünü kaybederse üretemez.  


 

Sizce hangisi daha estetik ve fotografik; erkek vücudu mu, kadın vücudu mu?

 

Sanatsal açıdan bakıldığında böyle bir ayrım yapmak doğru olmaz. Bir sanat eserinin beynimize yaptığı uyarı, modelin cinsiyetiyle alakalı olmamalı. Fakat estetik kavramının sadece sanatsal bakış açısıyla açıklanması yeterli olmaz. Bazı durumlarda diğer etkenler devreye girer ve beyin cinsel ayrım yapmaya başlar. İşte bu noktada benim beynim kadın vücudunu daha estetik buluyor.


 

Model bulmakta zorlandığınız oluyor mu? Çekim sonrası ya da sırasında vazgeçen, ya da sonrasında size sorun yaratan modeliniz oldu mu? Ya da şöyle sorayım, fotoğraflarını kullandığınız her hangi bir modeliniz ile daha sonra herhangi bir hukuki sorun yaşadınız mı?

 

Artık model bulmakta zorlanmıyorum. Şu ana kadar her hangi bir modelle sorun da yaşamadım. Çünkü modellerimi seçerken çok titiz davranıyorum. Kendilerine çok açık ve dürüst oluyorum, çekimi aceleye getirmiyorum. Çekim öncesinde modelle bir aya kadar uzayan görüşmelerimiz oluyor. Ayrıca çekim sırasında ve sonunda fotoğrafları modellerimle paylaşıyorum. Beğenmedikleri fotoğrafları hemen siliyorum. Bu onların bana daha fazla güven duymasını sağlıyor. Özellikle nü fotoğrafta modelin fotoğrafçıya güven duyması çok önemlidir.

 

 

Stüdyo dışında da çekim yapan birisi olduğunuzu biliyoruz. Dış mekanlarda çekim yaparken başınıza ilginç olaylar geldi mi? Ya da çekim aşamasında başınıza gelen ilginç polisiye bir anınız var mı?

 

En ilginç anılarım dış mekân çekimleri sırasında, o civarda yaşayan insanların çekimi fark etmeleriyle oluştu. Bir seferinde Gökçeada’da yıkılmak üzere olan bir evin içinde çekim yapıyordum. Bu sırada kocaman gözlükleriyle yaşlı bir amca eve girdi. Bu durum karşısında çıplak olan modelim ve ben şaşkınlıktan donakaldık. Yaşlı amca, sanki model giyinikmiş gibi, hiç istifini bozmadan bize evin yıkılabileceğini, o evde fazla kalmamamız gerektiğini söyledi ve bastonuna dayanarak evden çıktı. Ya gözleri iyi görmüyordu, ya da gördüğüne bakmamayı tercih etmişti.

 

Bir diğer ilginç olayı da Phuket Adası’nda yaşadım. Kayalıklarla deniz arasında kalan ıssız bir plajda çekimlerimizi yaptık. Çekimlerden o kadar memnun kaldım ki, ertesi gün aynı plajda tekrar çekim yapmaya karar verdim. İlk günkü çekimlerimiz o kadar sükse yaratmış olmalı ki, ikinci gün aynı plaja döndüğümüzde, onlarca izleyicinin alkışlarıyla karşılandık. Bu ilgi bizi memnun etse de çekimi gerçekleştiremediğimiz için üzüldük.

 

Son olarak da Aspendos çekimlerinde bir olay yaşadık. Çekimlerin üçüncü günü artık iyice dikkat çekmeye başlamıştık. Fakat hala müze personeli neden üç gün üst üste oraya gittiğimizi tam anlamamıştı. Sanırım bizi izlemeye başladılar. Model bir heykel kaidesinin üzerine çıkmış ve çıplak vaziyette pozunu vermeye çalışıyordu. Ben de ortaya çıkacak fotoğrafın heyecanı içinde fotoğraflarımı çekiyordum. Bir an model poz vermeyi bırakıp bana bir şeyler söylemeye çalıştı. Bense kendimden geçmiş bir vaziyette fotoğraflamaya devam ediyordum. O an anladım ki modelim bana “ Geliyorlar” diyormuş. Döndüm baktım ki, hakikaten geliyorlar :) Bu arada modelim hemen giyindi. Görevli bana “Burada profesyonel çekim yapmanız için izin almanız gerekir” dedi. Ben de ona “ Tamam o halde nerden izin almak gerekiyorsa gidip alalım” dedim. Hızlıca Aspendos’u terk ettik ve bir daha dönmedik. Şansımıza görevli gerçekten çok anlayışlı biriydi. Bu konuyu avukatımla görüştüğümde “Kanunen fazla bir sorun çıkmaz ama çabuk ulaşamayacağım bir yerde bu türlü çekimler yapmaman daha iyi, ne olur ne olmaz” dedi.

 

 

 

İç ve dış mekan çekimlerinin zorlukları nelerdir ?

 

İç mekanda ışığa tamamiyle hakimsinizdir, ayrıca model iç mekanda kendini daha huzurlu ve rahat hisseder. Görünme tehlikesi yoktur, soğuktan üşümez, başına güneş geçmez. Güneşi kaçırma sıkıntınız yoktur, hava kararmaz, bulut gelmez. Maddi açıdan da genellikle daha uygun olur. Ama, kendim için söylüyorum, sürekli stüdyoda çekim yapmak istemezdim. Çünkü daralırım, sıkılırım. Doğaya çıkmak isterim. Kuşların modelime eşlik etmesi beni mutlu eder, heyecanlandırır. Sürekli iç mekana konsantre olmak zordur. Sonunda tıkanabilirsiniz. Yenilik üretemeyebilirsiniz. Kendinizi tekrara başlarsınız. Dış mekanda çalışmak daha fazla enerji ister. Modeli sürekli motive etmeniz gerekir. Çünkü model tedirgindir, her an bir yerlerden birileri çıkabilir. Bazen kendini fotoğrafa veremez. Sürekli mola verirsiniz. Modele fotoğrafları gösterir “Bak ne güzel oluyor” dersiniz. Aynı zamanda çevreyi kontrol edersiniz. 

 

 

Fotoğrafları çekerken tek başına mı çalışıyorsunuz yoksa bir ekibiniz mi var?

 

Genellikle tek başıma çalışmayı seviyorum. Tabii artıları ve eksileri oluyor. Fotoğraf çekimi benim için bir meditasyon. Kendimden geçiyorum. Heyecanın doruklarına ulaşıyorum. Çekimi bir ekiple gerçekleştirmek olayı profesyonelleştiriyor. Bu da benim konsantrasyonumu etkiliyor. Aynı enerjiyi bulamayabiliyorum. Modelde de bunu hissediyorum. Ama ekiple çalışmanın da ciddi avantajları var tabii ki. Dış çekimlerde ekipten birisi gözcülük yapınca sizin işiniz kolaylaşıyor. Ayrıca reflektörü veya flaşı daha etkin kullanma şansınız oluyor. Sizin gözünüzden kaçanları ekipten birisi görüp sizi uyarabiliyor. 

 

 

Modelleriniz kimler, sosyal yaşamda konumları ne, onlara bir bedel ödüyor musunuz, merak sorusu olacak ama amatör ya da profesyonel  bir modelin çalışma saat ücreti hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

Modellerimle ilgili sosyal bir sınıflandırma yapmak doğru olmaz. Her kesimden model adayları karşıma çıkıyor. Önemli olan neden poz vermek istiyorum sorusuna doğru cevapları verebilmeleri. Başlarda profesyonel modellere ücret ödedim. Ama bu çok kısa sürdü. Uzun zamandır ödemiyorum. Bunun en önemli sebebi, para karşılığı poz veren modellerden istediğim performansı alamıyorum. Aynı heyecanı duymuyorlar, bu da fotoğraflarda hissediliyor. Modelin saat ücreti 50 YTL ile 200 YTL arasında değişir.

 

Erkek ya da kadınlardan nü fotoğrafımı çek teklifleri alıyor musunuz? Sizin nü fotoğraflarınızı çekmek isteyen oldu mu?

 

Alıyorum. Profesyonel olarak, para karşılığı çekmemi isteyenler de oldu. Ama sanırım talep ettiğim ücret fazla geldi. Benim nü fotoğrafımı da çekmek isteyenler oldu. Şu ana kadar doğru kişiyi bulamadım ama doğru kişiyi bulduğumda nü poz vereceğim.

 

Nü fotograf çekmek riskli ve meşakkatli bir tarz, kaldı ki siz işinizi gücünüzü bir kenara koyup, kendinizi tamamen fotoğrafa ve bu tarza adadınız, oysa ağır eleştiriler alıp hayal kırıklığına uğrayıp vazgeçebilirdiniz, ya da belki de tam tersi aldığınız olumlu olumsuz tüm eleştiriler sizi daha cok kamçıladı ve siz buna daha çok zaman ayırma ve bu konuda kendinizi geliştirmeyi tercih ettiniz. Hic vazgeçme duygusuna kapıldınız mı?

 

Fotoğraftan vazgeçme duygusuna hiç kapılmadım. Çünkü fotoğraf bana hiç ihanet etmedi, hep keyif verdi. Eleştiriler bana çok şey öğretti ve fotoğrafla aramı bozacak kadar olumsuz etkileri olmadı bende. Çünkü fotoğraflarımı sadece kendi keyfim için çektim. Çekim sırasında ve deklanşöre basarken inanılmaz mutlu oldum. İyi veya kötü her fotoğrafım çekim sırasında beni mutlu ettiyse, görevini yapmıştır. Ondan sonrası o kadar önemli değil.

 

 

 

Nü konusunda çalışma yapan amatör fotoğrafçılar için bir atölye çalışmanız olmuştu ? Bu nasıl geçti, devam ediyor mu ? Bilgi verir misiniz ?

 

O çalışma gerçekleşmedi. Model konusunda sorun yaşadık. Sonraları da yaşamım çok yoğun olmaya başladı. Zaman ayıramadım. Müsait olduğum bir dönemde planlamış olduğumuz atölye çalışmasını gerçekleştirmek istiyorum, fakat şu anda bir tarih veremiyorum.

 

 

Fotoğrafçı olarak kendinize örnek aldığınız ya da etkilendiğiniz  yerli ve yabancı fotoğrafçılar kimlerdir ?

 

Türkiye’den Çerkes Karadağ yabancı olarak da Helmut Newton, David Hamilton, Jan Saudek, Bruno Bisang, Andreas Bitesnich ve Guido Argentini.

 

 

 

Dünya fotoğrafçılığında, özellikle tarzınızda Türkiye ya da Türk fotoğrafçıları nerede?

 

Çok içtenlikle söylüyorum, nü alanında arzu edilen yerde olunsaydı, Niko Guido bu ilgiyi görmezdi. Benimle röportaj yapmayı da düşünmezdiniz.  Kendi dünyamda hobi olarak fotoğraf çeken birisi olarak kalırdım. Bunda çıplaklığa bakış açımızın çok önemli bir yeri var. Çok güzel nü fotoğraflar çekip paylaşmayan fotoğrafçılar tanıyorum. Belki de binlerce muhteşem nü fotoğraf, paylaşılmadan yok olup gidiyorlar.

 

 

Yeni başlayanlar için önerileriniz neler olur? Bir de "Eski Tüfekler"' in üzerine düşen sorumluluklar neler olmalıdır? Kullandığınız ekipmanlar ve içlerinden en çok tercih ettiklerinizi öğrenebilir miyiz ?

 

Yeni başlayanlara tavsiyem, ne olursa çekerim demesinler. Kendilerini heyecanlandıran branşı seçsinler, onun üzerine gitsinler. Eleştirilere kulak versinler, her eleştiriden bir şeyler öğrenmeye çalışsınlar. “Eski Tüfekler”le ilgili yorum yapacak kadar eski değilim.  Nikon D70’le başladım sonra Nikon D200 kullandım. Her ikisinden de çok memnundum. Geçtiğimiz hafta Nikon D2xs aldım fakat henüz yeni makinemle nü çekme imkanım olmadı.

 

Objektif olarak uzun süre Nikkor 50mm 1.4’ü çok sevdim. Sonraları daha pratik bulduğumdan Nikkor 17-55 2.8’le daha sık çalıştım. Bu ikisi dışında 85 mm 1.8 ve 105 mm 2.8 ‘i de seviyorum.

 

 

Fotoğraflarınızı izleyenlerin ya da izleyecek olanların, onlardan erotik olarak etkilenebileceklerini bilmek nasıl bir duygu ? Bu çekim çalışmalarınızda " erotizmin derecesi " kaygısı taşımanıza yol açıyor mu ?

 

Bu kaygıyı çekim sırasında değil ama paylaşım sırasında taşıyorum. Birçok fotoğrafımı bu sebeple çektim ama paylaşmadım. Çekim sırasında kendime sansür uygulamadım. Bakanların fotoğraflarımdan erotik olarak etkilenebileceklerini pek fazla düşünmedim açıkçası. Çünkü böyle bir amaç için fotoğraf arayanların kolayca ulaşabilecekleri ve benim fotoğraflarımdan çok daha erotik fotoğrafları bulabilecekleri internet siteleri var. Ama öyle bir şey olsa dahi bu beni rahatsız etmez. Çünkü cinsellik çok doğaldır. 

 

 

Portfolyonuzdan, nü çalışmalarda siyah beyaz tercih etmediğiniz anlaşılıyor. Renkli tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?

 

Aslında nü fotoğrafta beklenen tercih siyah beyazdır. Ama benim fotoğraflarımı siyah beyaza çevirdiğinizde birçoğunun özelliklerini yitirdiklerini görürsünüz. Nü fotoğrafta doğanın ve çevrenin fotoğrafa katkısını seviyorum. Hatta bazı fotoğraflarımda çevre modelin önüne geçer. Siyah beyazla aynı etkiyi sağlayamazdım.

 

Uyuşturucuya hayır kampanyası çerçevesinde bir seri fotoğraflarınız internet ortamında ve sitenizde yayınlanıyor... Bunun dışında yeni projeleriniz var mı? Parantez içinde soruyorum (siz ya da modeliniz; çalışırken, rahatlatıcı, gevşetici her hangi bir ilaç ya da alkol alıyor musunuz?) 

 

:) Parantez içinde cevap vereyim: Hayır almıyoruz. Fotoğraf çekimi sırasında hiç bir şey almadan, çekimin verdiği heyecanla ben zaten zirvelere ulaşıyorum. Bu heyecanın üstüne bu türlü maddelerden  kullansam, o çekim sırasında öbür dünyaya göçerdim her halde :) Şaka bir yana, uyuşturucunun zararlarına dikkat çekmeye devam edeceğim. Bu zehrin zararlarını gösteren bir seri fotoğraf çekip, bu fotoğraflardan bir kitap yayımlamak ve sergiler açmayı düşünüyorum.

 

Bir başka projem de Avrasya Nü Fotoğraf Festivalini Türkiye’de düzenlemek. Bu konuyla ilgili Avrupa Nü Fotoğraf Festivali onursal başkanıyla fikir alışverişinde bulundum. Bana her türlü desteği vereceğini söyledi. Böyle bir festivali Türkiye’de yapabilirsek bütün dünya, bu topraklarda hoşgörünün hüküm sürdüğüne bir kez daha şahit olur.


 

Ayrıca antik kentlerdeki heykelleri canlı modellerle orijinal yerlerinde fotoğraflamayı arzuluyorum.

 

Bir de bu yıl sonuna kadar ilk kitabımı çıkarmak istiyorum.

 

Tabii bu projeler zaman ve para istiyor. Bu sebeple sponsor arayışlarım devam ediyor.

 

 

Fotoğraf yarışmalarına katılır mısınız  ? Bu konudaki organizasyonları nasıl buluyorsunuz ?

 

Şu ana kadar sadece bir yabancı sitenin yarışmasına katıldım. Geçen ay da Trierenberg Super Circuit’e fotoğraf yolladım. Bu konuda çok bilgi sahibi değilim ama bu tür organizasyonların motivasyon anlamında faydalı olduğunu düşünüyorum. Tabii asıl amaç olan fotoğraftan keyif almayı unutup, bu organizasyonlara endeksli fotoğraf çekmeye başlamazsak.

 

 

 

Fotoğraf dernekleri ve topluluklarına ait mevcut düzen sizi tatmin ediyor mu? Ulusal ve uluslararası fotoğrafçıların yetiştirilmesi, fotoğrafın daha çok kişiye ulaştırılıp, sevdirilmesi, fotoğrafçıların üretimlerinin değerlendirilmesine yardım edilmesi gibi konularda destek verdiklerine inaniyor musunuz?

 

Bu dernekten derneğe çok değişiyor. Duyumlarıma göre bazı derneklerde fotoğraf unutulmuş, iktidar kavgası öne çıkmış durumdaymış. Eskiler yenileri beğenmiyorlar, yeniler eskilere küsmüş durumdalar diyorlar. Böyle bir oluşumdan nasıl fayda bekleyebiliriz? Ben Mersin Fotoğraf Derneği'ne üye oldum. Çünkü orda gördüm ki, sadece fotoğraftan keyif almak için beraberler. Onların bu enerjisini ve heyecanını gördükten sonra önümüzdeki dönemlerde Mersin Fotoğraf Derneği'nin Türk fotoğrafındaki yerinin çok daha fazla hissedileceğine inanıyorum.

 

 

Turkiye'de nü fotoğraf çeken fotoğrafçıların oluşturduğu bir dernek ya da kulüp var mı? Yoksa kurmayı düşünür müsünüz?

 

Türkiye’de yok, dünyada da yok sanırım. Böyle bir oluşum aklımdan geçmedi değil. Yeterli desteği bulabilirsem önümüzdeki yıllarda neden olmasın?



Röportaj : Faika Berat PEHLİVAN


Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only. 

Ara - Search

 

Fotoritim e-Panel "Fotoğraf Eleştirmenliği"


 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

 DEVAM EDEN ONAYLI YARIŞMALAR 

 

 


M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

Anadolu Fotoğraf Dergisi

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.