Arşivimizden  - From Our Archives

 

Salih Güler

 

 
 

Fotoritim Künye - FR Staff

Ali Emre Çetiner

Baybars Sağlamtimur

Berna Akcan

Birgül Erken

Celal Kılıç

Ergün Karadağ

Evren Şar

Faika Berat Pehlivan

Funda Gönendik

İmren Doğan

İnci İşler

Levent Yıldız

Pınar Dağ

 

Fotoritim duyuruları için e-posta kaydı.

Join our mail-list.

FR DUYURULAR - FR NEWS
ETKİNLİKLER - ACTIVITIES
Ana Sayfa - Main Page > TEMMUZ 2007 SAYISI > O. Fırat Turan : Buğu Kentlerinin Unutulmuşları
O. Fırat Turan : Buğu Kentlerinin Unutulmuşları


"Güneşi gönlümüzde doğuran, saygı değer Aykut MISIRLIGİL Hocama…"

 

 

BUĞU KENTLERİ’NİN UNUTULMUŞLARI

 

Arsuz Plajında,  yeşil gözlü güneşi Doğu Akdeniz’e batırırken hep aynı sahne gelir gözlerimin önüne...

 

Pırıl pırıl güneş tenli bir aşıktır Doğu Akdeniz….

Bir kız görürüm sonra; “Lübnanlı” ,

yanında bir delikanlı…

 

Birlikte girer, birlikte çıkarız denizden,

uzanırız kumlara yorgun argın, sere serpe…

 

Bir içim sudur Lübnanlı kız,

“uykulu bir ilkyaz güneşi” ya da “çiğli çiğdemlerin eşi”

Geride bıraktığım sevgilimi hatırlarım…

Ortadoğulu o delikanlının kıllı bir maymunu andıran eli, gezinir durur kızın çıplak omuzlarında… ve yine sevgilim gelir aklıma, burkulur içim…

 

Derindir felsefesi delikanlının, derindir tutkusu !

Durmadan yalvarır kıza kendi dilince :

“Yapma be şekerim, düşünme bu kadar ince, boşver…

çocukluğu bırak, yaşamana bak, bu dünya ancak bir mevsimlik bizimdir !

anlıyor musun bir mevsimlik….”

 

Ortadoğulu olduğumu hatırlarım yeniden.

 

Yapan, yakılan, seven, bölünen, birbirine düşürülen, yoksul, hüzünlü, çaresiz ve de mutlu bir Yakındoğuluyumdur ben de…

 

Tüm yüzler, tüm şehirler, tüm isimler birbirine karışıverir ansızın…

Beyrut İstanbul, Bağdat Şam, Hayfa Antakya, Humus Tahran, Antep Tebriz, Lazkiye İsfehan oluverir…

 

Yüreğim beni karşı kıyıya taşır, o iki Doğu Akdenizli aşığı düşündükçe.

 

Görmek, hissetmek, yaşamak isterim o hüzünlü esintiyi.

 

Politikacıların entrika üstüne entrika tasarladığı, insanın unutulduğu, sevginin görmezden gelindiği, Aramilerden Emevilere, Hititlerden Abbasilere, Moğollardan Kölemenlere, Keldanilerden Osmanlılara, Perslerden Makedonyalılara uzanan hüzünlü bir medeniyet kalıntısının, yaralı toprakların ve unutulmuş insanların içindeyimdir, ya da onlardan biriyimdir düpedüz….

 

Doğduğum, yaşadığım toprakların unutulmuşları gibidir onlar da.

 

Ne birbirlerine karşı düşmanlık besleyen aynı ırkın, aynı toprağın dalkavuklarını, düzenbaz politikacılarını;  ne  de “benim kültürüm seninkinden iyi” ahmaklığıyla iki nehrin arasıdaki büyülü medeniyeti yok eden pragmatist Anglo-saksonları düşünemem !

 

Hissetmek istediğim tek şey vardır;

 

O büyülü medeniyetlerden geriye kalanlar ! ve o medeniyetin üzerinde yaşayan, hayatları savaşla başlayıp savaşla sona eren, her an kandırılan, kırdırılan unutulmuşlar !...

 

Hama’nın, Humus’un, Aleppo’ nun, Demascus’ un unutulmuşları….

 

Ruhtan ruha kılıktan kılığa bürünür unutulmuşluğum…

Orantes’in kıyısında su dolaplarına karşı cuma dinlencesinin keyfini süren baba ve oğulumdur…

bombalanmış sessiz bir kentin duvar diplerinde sigarasını tüttüren dişleri dökük bir ihtiyar ya da Halit Bin Velit Camii’nin köşesinde ayakkabı boyayan kavruk tenli bir çocuk…

Selahaddin’in mezarı başında kendini unutan bir adam, Hamidiye’nin önünde gülümseyen bir kadın, Halep Kalesinin taşlarına uzanmış delikanlılar, Emeviye Camii’nin köşesinde nargilelerini tüttüren esnaflar, Ortadoks Kilisesinde dua eden genç kızlar, deve kasabı, zahter ustası, yabancı sigara satıcıları…

 

 

Sonra yine Rıza Polat’ın dizeleri takılır gönlüme;

 

Birbirinin aynasında iki derya…

Şehvet ve kadın kokan bir gece !

Zakkum ağaçlarının karanlık gölgesinde gizlice

Ağlıyordu biri !

Ağlıyordu bir içim su !

Suçlu ellerinin parantezinde suçlu yüzü,

Ağlıyordu sessizce

O,

Kıllı maymun elli

Gence

Gelince !

Bir şarkı tutturmuştu, inceden ince

Kendi dilince

Saçma sapan…

Sarhoştu !....

Dönüyordu başı,

Dönüyordu evren !...

Bitmişti şölen,

Bitmişti her şey,

Sofra boş,

Kadehler boştu !...

 

Ertesi sabah kumsalda,

Ne o kız vardı,

Ne de “Lübnan” lı

O delikanlı !...

 

Tuzlu bir meltem esiyordu !....

 

Martılar martılara şöyle diyordu:

“Yapma be şekerim,

Düşünme bu kadar ince !

Boş ver…

Çocukluğu bırak,

Yaşamana bak,

Bu dünya ancak,

Bir mevsimlik bizimdir….”

Osman Fırat TURAN


Slayt şovun yüklenmesi bağlantı hızınıza göre zaman alabilir, lütfen bekleyiniz.





Müzik : Kitaro "Eternal Spring"

Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Neşeli derinlikler aramadan büyüdük bizler. Dünyanın doğusunda hüznün biraz da zorunluluk olduğunu anlayamamamızın nedeni, biraz da küçüklüğümüzdendi belki. Bir sarışın Ortadoğulu gençti arkadaşım. Yüreğinde medeni olma tutkusuyla kavrulduğunu hatırlarım. O da beni hatırlar mı bilmem. Güzel bir yazının altında, o güzel adamın imzası var. Benim de çok işim. Ne garip biz dünyayı kardeşlik üzerine bina edecek adamlar değil miydik? Ben de yazardım bir zamanlar. Ama şimdi iş, güç, yorgunluk ve dünyanın bitmeyen koşturması. İşim çok ama yürekli bir insanın çabayla yazdıklarına iki satır teşekkür edeyim dedim. Ne güzel ki bütün yaşam zorluklarının içinde ruhumuza yazılarını üfleyenler hala var. İyi ki var. İyi ki güzel dostlarım var.
Ali ACUN eklemiş - adds | 03 Temmuz 2007 Saat - Time 18:02
hüzne kapandı yüreğim...yıkımlar yıkıntılar ardında bir mevsimlik yasayan insanları gördüm aşkın yanında.yüreğinin ucsuz deltasında tanıdım yüzlerini.tanıdım ve izledim hüzünle.ruhunu hissettiğimiz toprakların değişmez kaderi ve yüzlerini izledim her karende.satırlarında çözdüm ruhunun güzelliğini.müziğin tınısı odayı,yüreğimi,evreni doldururken uzaklardan hayranlıkla okudum seni...
hülya okuyucu eklemiş - adds | 04 Temmuz 2007 Saat - Time 09:49
Büyük umutlarımız vardı, büyük adamlar olacaktık, kardeşlik dünyamızın temeli olacaktı, harcı yüreklerimizdeki inanç. 32 yaşına geldik, ne kadar küçük ve çaresiz olduğumuzun verdiği farkındalılık çoklukla hüzünlerdirdi bizi,
Avrupa'nın bir kentinde hüznü sordular, aramızdan birine. Anlatamadı kendisi için bildik, tanıdık olan duyguyu...
Fırat. fotoğrafların ve kalemin o kadar uyumlu ki, uzaklardan imrendim sana, güç aldım, yazmaya devam etmek için, ülkemi karış karış gezmek için ve uygarlıkların beşiği Mezopotamya'yı, Yakın Doğu'yu daha iyi anlayıp. tanıyabilmek için.
F. Muazzez Şimşir eklemiş - adds | 23 Temmuz 2007 Saat - Time 18:30
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

 

 

 

TFSF Onaylı Yarışmalar

Photo Contests Under TFSF Patronage

28 Kasım 2008 MERSİN VALİLİĞİ 1.ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI "Türkiye Mersin'i Tanıyor"

06 Mart 2009 ZEYTİN DOSTU DERNEĞİ 1.ULUSLARARASI FOTOĞRAF YARIŞMASI "Zeytin ve Zeytinyağı"

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.