Bookmark and Share
Ana Sayfa - Main Page > ŞUBAT 2007 SAYISI > Odun Kömürünün Hikayesi : Torakçılar
Odun Kömürünün Hikayesi : Torakçılar


Yine bir Pazar günü… Kask Kocaeli Fotoğraf Sanatı Derneği kursiyerleri ve üyeleri ile birlikte fotoğraf yolculuğuna çıktık.. Umuttepe Kampüsü'nden tepelere kıvrılırken Kocaeli’de odun kömürü yapanları görmek ve fotoğraflamak istedik.. Ali Hocalar'da verdiğimiz molada yanımızda getirdiğimiz yiyeceklerle kahvaltımızı yapıp tripotumuzu, fotoğraf makinamızı sırtladık. Toplam 70 dakikalık bir zaman sonra odun kömürü yapan Dikenliköy'e geldik.

Uzun yıllar önce evleri ısıtmak için kullanılan mangallarda yakılan ya da o kadar uzun yıllar öncesine gitmeyelim, piknik mangallarında kullanılan odun kömürünün elde ediliş öyküsü aslında uzun bir öyküydü…

Yıllar once belki de bakır işlemeli mangallarda dibekte taze dövülmüş kahveler pişirilirken… Odalara yayılan mis kokusuyla, odun kömürünün ısısı bütünleşir, güzel sohbetler yapılırmış..
Zaman içerisinde bu geleneklerimiz yok olsa da değişmeyen tek şey aslında odun kömürünün yapılış öyküsüdür..
Yani bu kadar emek ve iş gücü..
Odun kömürünün öyküsü…
Kömürün içinde yaşam…
Çocuklar…
Miras…
Zaman içerisinde yok olacak mı?
Bir zanaat…
Torakçılık … ve Torakçılar…



Odun kömürü yapımını bir çoğumuz görmemiştik.. Ağaçtan kömür elde etmek için yapılan işleme kuyu yakmak denirmiş. Kuyular odunun kesildiği bölgelere yakın yerlerde, genellikle daha önce yapılmış olan kuyuların mekanları kullanılarak yapılırmış. Aynı kuyuyu kullanabilmek için en az on beş yıl beklemek gerekir. Meşe ve kocayemiş ağacının büyüme süresini düşünürsek eğer, bu süre çok daha da uzun olabilir.

İşleme önceki kuyudan kalan küller bir kenara toplanarak başlanır. Yanına bir haftalık konaklama için ağaçlar üzerine bir kulübe yapılır. Bu kulübe uzun ve kalın odunlar, ağaç dalları, gazeller ile oluşturulan mekana, evden getirilen şilte, yorgan, yastık ile ev konforunda hazırlanır. Yine odunlardan yapılmış bir merdiven ile bu kulübelere çıkılabilir. Havasız kalan kuyu patlar. Patlamaya ve yangına karşı kuyunun suya yakın olmasına dikkat edilir, ama bu her zaman mümkün olmayabilir. Her durumda kuyunun yanında tenekelerle sular depolanır ve bir kuyu komşunuz olur.




Kuyu komşusu kuyucular için dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir. Hangisinin ihtiyacı olursa bir diğeri ona yardıma koşar, çünkü bu birkaç kişinin başa çıkabileceği kadar kolay işlem değildir.Kuyunun civarı yangına karşı çalılar, pırnallar, otlar, eğreltiler, pülüler (tutuşturmayı kolaylaştırıcı odunsu bitkilerdir ve bunlar çalı süpürgesi yapımında da kullanılır) ve benzerlerinden arındırılır.

Toplanan küller elenip ıslatılır. Islatılma işlemlerini küçücük çocukların yapmış olduğunu görmek çok keyif vermesede, kömür tozu bulaşmış yüzleri herşeye rağmen gülebiliyordu.. Kuyunun ortasına güçlü bir direk dikilip, etrafı pülüler ve kuru dallar ile kolay yanması sağlanacak şekilde desteklenir. Üzerine 40-80 cm civarı kesilmiş odunların en uzunları ilk sırayı oluşturacak şekilde hafif yatık olarak (20-30 derecelik bir eğimle) yerleştirilir. Alttaki ilk sıra bittikten sonra onun üstüne yine aynı şekilde başka bir sıra halinde odunlar yerleştirilir.

Bu işleme kuyu huni halini alıncaya kadar devam edilir. Bunun için genellikle üç beş sıra yerleştirme yeterlidir.Kuyunun çatılması bittiğinde sıra, toplanan gazellerin odunların üzerine serilmesine gelir ve üzeri daha önce ıslatılmış kül ile sıvanır, böylece kuyu örtülmüş olur. Odunların yerleştirilmesi sırasında kuyuyu tutuşturmak için bir kapı da bırakılmıştır. Kuyunun kapısı diye adlandırılan bu açıklıktan, ucuna gazlı bir paçavra sarılan uzun bir odun yakılarak, ortada bırakılmış olan boşluktaki pülülere kadar sürülerek, pülülerin tutuşması ve kuyunun yanmaya başlaması sağlanır.

Artık birinci aşama bitmiş ve yanma başlamıştır. Kuyunun hava alıp kıvamında ve rahat yanması için galberi ile üstten birkaç delik açılır.Sıra gelir kuyucuların göz ve kulaklarını dört açıp, kuyunun yanacağı sürece pür dikkat beklemeye.

Eğer bir patlama olursa hemen kuyunun üstünü kapamak gereklidir ki, hem odunlar yanıp kül olarak emeğiniz heba olmasın, hem de orman için bir yangın tehlikesi oluşmasın. Kömür oluşumunu sağlayacak kadar yanma süresi sonunda (bu yaklaşık üç ila beş gündür) üstte bırakılan delikler kapatılır. Kısa bir süre daha böylece yanma işlemi devam eder.

Kömürün oluşması için kıvamında yakılması, ne yazık ki bir yemek tarifi kadar kolay değil. Bu nedenle size; birkaç ton odun huni halinde yerleştirildikten sonra üç beş gün yanacak, bir gün soğuyacak, sonrada sökülüp daha sonra torbalara doldurularak, mangal ve barbekülerinizde yakıma hazırlanacak diyemiyorum. Neyse , durum bu minvalde devam eder. Eğer bir aksilik çıkmamışsa, yanma işlemi biten kuyu bir gün soğumaya bırakılır, yaklaşık bir günün sonunda soğuma sağlanmış olur. Bu arada kuyu çöker ve söküme başlanır. Üstteki marsıklar galberi ile çekilip bir kenarda toplanır. Bunlar daha sonra evdeki ocaklarda yakılmak için evlere götürülmek üzere çuval ya da küfelere doldurulur.


Sıra gelir kömürlerinin toplanmasına. Onlar ise gereğinden fazla kırılıp ufalanmaması için özen ve dikkatle galberilerle, kimi zaman da el ile toplanarak yine çuvallara yerleştirilir. Bu arada zaman zaman yeni tutuşmalar yaşanabilir ve hemen söndürmek gerekir. Şimdi sıra küllerin içinde kalan elemelerdedir (küçük kömür parçacıkları), bunlar da ağaç tırmık ile toplanır.






Yazı : Sema ÖZEVİN
Alıntılar : Metin AVDAÇ
Fotoğraflar : Ali Emre ÇETİNER, Sema ÖZEVİN, Onur KOCAMAZ
Yorumlar - Comments
Toplam 7 yorum, 1-7 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Yıllardır duyarım ama ilk kez görüntüleriyle birlikte bu işlemin nasıl yapıldığına tanık oldum. Bilgiler ve fotoğraflar da doyurucu nitelikte. Emeğinize sağlık.
eklemiş - adds | 02 Şubat 2007 Saat - Time 12:55
yazı ve fotoğraflar olarak super. elinize sağlık
sinan vargı eklemiş - adds | 02 Şubat 2007 Saat - Time 16:51
Hey güzelim ANADOLU neyin güzel değilki, kömürün bile mis kokulu amber gelirdir bana. Soğuk bir şubat gününde içimizi ısıtan bir çalışma olmuş meşe kömürünün hikayesi, belki dramı desek daha mı doğru olurdu.Hatıraların, anıların küllerini meşenin küllerine karıştırarak fotoğraflarla süsleyip öyle bir sunmuşsunuzki... Yeşil meşe yanar yanar ıstırap çeker mis kokulu bir kor olur, dahası yerin yüzlerce metre altında yüzlerce yıl yanar yanar çatlar ve pırıl pırıl gözleri kamaştıran elmas olur. Her güzelliğin derununda bir çile ve ıstırap vardır o olmadan mükemmellik de olmuyor ne yazık ki. Eve şubat sayınızı seyre daldığımda dumanı tüten meşe külünde pişmiş köpüklü bir Türk kahvesinin keyfini ne verebilir hele tömbekisinde meşe kömürü ile halvet olan birde nargile olursa. Heleki meşe külünde demini almış ince belli altın kuşaklı bir cam bardakda demli nefis bir semaver çayına ne dersiniz efendiler. Hepinizi tebrik ediyorum arkadaşlar. Ha bu arada ""TUTUNDUĞUM YILLAR" adlı bir fotoğraf çalışması görmüştüm daha önce onun sırrı da çözülmüş oldu gerçekten güzel .Çalışmalarınız yön verici hakikaten selamlar.
Rıdvan KAYA eklemiş - adds | 03 Şubat 2007 Saat - Time 11:07
Hani şu sınır tanımıyan gazeteciler var ya arkadaşlar, Dünya da insanlara karşı işlenen suçları yalın bir şekilde vizörlerinin penceresinden olayları objektiflerken, doğru duruşlarını gösterirler. İşte burada karşımıza genç, dinamik ve bilinçli bir fotoğraf grubu karşımıza çıkıyor; adı SFG. Ne güzel bir çağrışım değil mi! Gönüllerini fotoğrafa veren bu grup bir de web sitesi kurmuş. Sitenin halkla ilişkilerinden, Sema ÖZEVİN tam bir hiperaktif. Torakçılar konusuna gelelim arkadaşlar. Bu projeyi ben de çalıştım. Bir belgesel - dia, belgesel film - çalışması oldu. Bu projeyi çalışacak olan arkadaşlara önerim o işi yapan insanların yüreklerine girsinler. İçten dost olun. Başarı arkasından gelir. Sevgili SFG'li arkadaşlar sizleri içtenlikle kutlarım. Sizlerle paylaşmam gereken bir şey varsa yanınızdayım. SEVGİLER... Bir öykü… Bir yaşam… Bir Miras… Ve yaşamın içinde var olan emekler… Zaman içerisinde yok olacak (mı?) Bir zanaat… Torakçılık … ve Torakçılar… Metin AVDAÇ e- mail:metin.avdac@hotmail.com
Metin AVDAÇ eklemiş - adds | 04 Şubat 2007 Saat - Time 22:31
Yoğun bir emek harcanarak yapılan ve içinde yılların biriktirdiği deneyimleri de kapsayan, adının torakçılık olduğunu sizlerden öğrendiğim bu mesleği fotoğraflarla birlikte güzel bir belgesel olarak sunmuşsunuz.Anladığım kadarıyla nitelikli bir kadroyla güzel etkinlikler düzenliyor Kask.Tebrik ediyor, devamını diliyorum...
figen aydoğdu eklemiş - adds | 06 Şubat 2007 Saat - Time 13:00
süpersiniz!!
efe kellegöz eklemiş - adds | 14 Aralık 2009 Saat - Time 21:51
Güzel sunum olmuş arkadaşım Pazar günü buralardaydım. Dikenli köyüne gittim halen kokuları üzerimden atamadım,
bedri akçay eklemiş - adds | 17 Mayıs 2011 Saat - Time 15:30
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.