e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
“…ama biliyorum aşk, tanrı beni öyle onaracak ki kırmaya geleceksin yeniden. O zaman geri alacağım ismimi ve annem bana yeniden seslenebilecek…” diyerek sarılıyordum yastığıma o şarkı eşliğinde…
Her şey takılı kaldı en sessiz anında. Dinlediğim şarkı, pencereme vuran yağmur, bana sabahı getiren yaralı kuşun kalp atışları... Hemen anneme koştum. Yorgunluğunu gizlemeye çalışmıyordu ilk kez tebessümüyle. Kımıldamıyordu bile… yere yığıldım, devrildi gözkapaklarım… Zaman tutulmuştu sonunda! Ve bilincim kayıp, tüm kayıp yaşlarımdan geri saymaya hazırlanıyordum…
0, 10j00000, 999m999…………, 8ı, 7, 6, 5, ş4, 3, 2z,
Ve 1’de zihnim gözlerimle beraber açıldı…
Siyah kristalden yapılmış kelebeklerin kapladığı, küçük bir adanın rüzgarı tenimdeydi. Önümde siyah beyaz, tepesinde bir paratoner olan ahşap bir kulübe duruyordu. Üzerine konan kelebeklerin ardından parlayan mavi kadifeyle kaplanmış kapı koluna uzandı ellerim. Uçuştu kelebekler, kapı aralandı. Çok karanlıktı. Ürkek bir tavırla sol cebimden gökkuşağını çıkarttım. Camlardaki buzlar renkleri paramparça ediyor, kulübeyi aydınlatıyordu…
Evet, bunun bir gün olacağını biliyordum. Fakat o beni bulduğunda zamanın tutulacağını ve elimde oyuncaklarımın olmayacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.
Karşımda duran şey
A Ş K T I…
Mükemmel bir imkansızlıktı bu. Çünkü ismim yokken kalbime seslenemezdim...
Öfkeme tutunup bağırmaya başladım;
- “ A Ş K! gözümü alıp duracağına ismimi geri ver!..”
Rüzgarın savurganlığı kesildi, dalga sesleri de. Odadaki kelebeklerin kımıldamadığını fark ettim. Sanırım zaman tutulmuştu bir kez daha. Yine yere yığılacaktım ve başlayacaktım bilmem kaçıncı yaşımdan geri saymaya…
Fakat öyle olmadı!
Kımıldamıyordum sözümden, kalbim dediklerimi desteklercesine daha hızlı atıyordu. Aşk sakindi. Ne bir tepki, ne bir hareket. Öylece bekledik belki bir asır, belki bir saniye. Sonunda kurumuş dudakları birbirinden ayrıldı, kardan paltosunun cebinden bir zarf çıkartıp duyduğum en kırmızı sesle;
“İsmini bu zarfa doldurup üzerine bir harita çizdim. Zarfı açtığın an harflerin gökyüzüne dağılacak ve bulutlara karışacak. Yağmuru doğru yerde beklersen ismine ulaşabilirsin.” dedi ve bir yıldıza dönüşüp gökyüzüne yerleşti. Zarfı açmamla beraber camlar parçalanmaya başladı. Renkler gökyüzüne bulanıyor, harflerse renklere karışıp kayboluyorlardı. Artık vaktiydi düşüşümün. Elimde sağır bir harita, sıralıyordum yine tüm kayıp yaşlarımı…
Ve ben hala sayıyorum, hala bilincim kapalı. Her rakama bir fotoğraf sığdırıyorum, harflerimi tamamlayana dek bundan vazgeçmeyeceğim…
Geçmiyor günler, aşktan
Gözlerimden akar adın
Harflerim karşında titrer
Parçalı bulutlu
Sözümü tutarken, zamanı bıraktım
Super Mario oldum ben
Uykubozan
Yağmurlardan güzel
Yalnızlık yansıtıcısı
Yanıyor zamanHani hergün yürüdüğünüz sokakta yürürken tanımadığınız biri size selam verir. Benim fotoğrafla tanışmam gibi... Yürüdüğüm sokaklara görüntüler eklendi, bana gülen fotoğraflar…
Aklımda yoktu hiç fotoğraf, hep aksattığım piyano derslerine üzülen, yeni şarkılar yazmak isteyen, tiyatro derslerine gidip gelen bir çocuktum.
Yürümekten bıkmıyorum, bu yolda yürümek beni hiç yormuyor. Her tarafında ayna var bu sokağın, fotoğraflarımda kendimi görüp eksiliyorum eksiklerden… Aynaları çekmiyorum- aynanın arkasındakini arıyorum. Bulamazsam ekliyorum. Saf fotoğraftan çok saf ruhlarla ilgiliyim. Hayat eklemeden yaşayamayacağım kadar çirkin yanlara sahip. Bazen kalbime pil takmazsam yaşayamayacağıma inanıyorum. İşte o pil müzik ve fotoğraflardır.
Yaşıma inanmıyorlar. Evet, ben 92'liyim. Ama Zamansız ruh- zamansız göz- zamansız ses olmayı seçtim.
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.