Bookmark and Share
Oğuzhan Cürgü : Kalbi Camdan

“…ama biliyorum aşk, tanrı beni öyle onaracak ki kırmaya geleceksin yeniden. O zaman geri alacağım ismimi ve annem bana yeniden seslenebilecek…”  diyerek sarılıyordum yastığıma o şarkı eşliğinde…
 

Her şey takılı kaldı en sessiz anında. Dinlediğim şarkı, pencereme vuran yağmur, bana sabahı getiren yaralı kuşun kalp atışları... Hemen anneme koştum. Yorgunluğunu gizlemeye çalışmıyordu ilk kez tebessümüyle. Kımıldamıyordu bile… yere yığıldım, devrildi gözkapaklarım… Zaman tutulmuştu sonunda! Ve bilincim kayıp, tüm kayıp yaşlarımdan geri saymaya hazırlanıyordum…

 

0, 10j00000, 999m999…………, 8ı, 7, 6, 5, ş4, 3, 2z,

 

Ve 1’de zihnim gözlerimle beraber açıldı…

 

Siyah kristalden yapılmış kelebeklerin kapladığı, küçük bir adanın rüzgarı tenimdeydi. Önümde siyah beyaz, tepesinde bir paratoner olan ahşap bir kulübe duruyordu. Üzerine konan kelebeklerin ardından parlayan mavi kadifeyle kaplanmış kapı koluna uzandı ellerim. Uçuştu kelebekler, kapı aralandı. Çok karanlıktı. Ürkek bir tavırla sol cebimden gökkuşağını çıkarttım. Camlardaki buzlar renkleri paramparça ediyor, kulübeyi aydınlatıyordu…

 

Evet, bunun bir gün olacağını biliyordum. Fakat o beni bulduğunda zamanın tutulacağını ve elimde oyuncaklarımın olmayacağı aklımın ucundan bile geçmezdi.

 

Karşımda duran şey

A Ş K T I…

 

Mükemmel bir imkansızlıktı bu. Çünkü ismim yokken kalbime seslenemezdim...

 

Öfkeme tutunup bağırmaya başladım;

- “ A Ş K!  gözümü alıp duracağına ismimi geri ver!..”

 

Rüzgarın savurganlığı kesildi, dalga sesleri de. Odadaki kelebeklerin kımıldamadığını fark ettim. Sanırım zaman tutulmuştu bir kez daha. Yine yere yığılacaktım ve başlayacaktım bilmem kaçıncı yaşımdan geri saymaya…

 

Fakat öyle olmadı!

 

Kımıldamıyordum sözümden, kalbim dediklerimi desteklercesine daha hızlı atıyordu. Aşk sakindi. Ne bir tepki, ne bir hareket. Öylece bekledik belki bir asır, belki bir saniye. Sonunda kurumuş dudakları birbirinden ayrıldı, kardan paltosunun cebinden bir zarf çıkartıp duyduğum en kırmızı sesle;

“İsmini bu zarfa doldurup üzerine bir harita çizdim. Zarfı açtığın an harflerin gökyüzüne dağılacak ve bulutlara karışacak. Yağmuru doğru yerde beklersen ismine ulaşabilirsin.” dedi ve bir yıldıza dönüşüp gökyüzüne yerleşti. Zarfı açmamla beraber camlar parçalanmaya başladı. Renkler gökyüzüne bulanıyor, harflerse renklere karışıp kayboluyorlardı. Artık vaktiydi düşüşümün. Elimde sağır bir harita, sıralıyordum yine tüm kayıp yaşlarımı…

 

Ve ben hala sayıyorum, hala bilincim kapalı. Her rakama bir fotoğraf sığdırıyorum, harflerimi tamamlayana dek bundan vazgeçmeyeceğim…

 

www.kalbicamdan.deviantart.com



Düş mıknatısı

Geçmiyor günler, aşktan

Gözlerimden akar adın

Harflerim karşında titrer

Parçalı bulutlu

Sözümü tutarken, zamanı bıraktım

Super Mario oldum ben

Uykubozan

Yağmurlardan güzel

Yalnızlık yansıtıcısı

Yanıyor zaman



Oğuzhan Cürgü Hakkında

Hani hergün yürüdüğünüz sokakta yürürken tanımadığınız biri size selam verir. Benim fotoğrafla tanışmam gibi... Yürüdüğüm sokaklara görüntüler eklendi, bana gülen fotoğraflar…

 

Aklımda yoktu hiç fotoğraf, hep aksattığım piyano derslerine üzülen, yeni şarkılar yazmak isteyen,  tiyatro derslerine gidip gelen bir çocuktum. 2005' te ne olduğunu anlamadan deviantart'ta buldum kendimi. Umay Umay üye yapmıştı, hatta iyi hatırlıyorum sade ve güzel bi'yer olacak burası demişti. Her şey kendiliğinden gelişti, uykuma sığmayan düşlere sahiptim bildim bileli ve fotoğraf mıknatıs görevi görmeye başladı düşlerime. Makine aldım, sokaklara çıkıp rüyamda gördüğüm her şeyi çekmeye başladım. Teknikler geliştirdim sormadan, bu beni daha özgür kıldı. Fotoğrafla ilgilenenlere anlatırım, anlamazlar örneğin düzenleme şeklimi. Aslında fotoğrafa bağlanmamın en büyük nedeni bu özgürlük, çok rahat ifade edebiliyorum kendimi, terapi gibi işte, kendime ne sorsam fotoğraflarım cevaplıyor. Beni bu işte en çok heyecanlandıran fotoğraflarımda müziğe- müziğimde fotoğraflara rastlamam...  Artık her şeye fotoğraf ve ses olarak bakıyorum. Umay benden başkasıyla çalışamıyor. Çünkü ikimiz de ne yaparsak yapalım kendimiz olmayı- arsız olmamayı seçmiş insanlarız.  Fotoğrafına azıcık dokunsam içi kabarıyor. Sanırım yaratırken çok az insanın sahip olduğu bir beraberliğe sahibiz.


 

Yürümekten bıkmıyorum, bu yolda yürümek beni hiç yormuyor. Her tarafında ayna var bu sokağın, fotoğraflarımda kendimi görüp eksiliyorum eksiklerden… Aynaları çekmiyorum- aynanın arkasındakini arıyorum. Bulamazsam ekliyorum. Saf fotoğraftan çok saf ruhlarla ilgiliyim. Hayat eklemeden yaşayamayacağım kadar çirkin yanlara sahip. Bazen kalbime pil takmazsam yaşayamayacağıma inanıyorum. İşte o pil müzik ve fotoğraflardır.

 

Yaşıma inanmıyorlar. Evet, ben 92'liyim. Ama Zamansız ruh- zamansız göz- zamansız ses olmayı seçtim.

 



Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved

www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.

All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.

Use By Author Permission Only.

Yorumlar - Comments
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
hepsinde ayrı bir tat, ayrı bir sinemasal değer var. baktıkça insanı alıp bir yerlere götüren.. kendi içinde saklı bir tür hüzün de var. birşeylere dokunan, belki acıtan..

tebrik ediyorum.. ve dahi alkış.. (:
celil eklemiş - adds | 31 Temmuz 2008 Saat - Time 23:32
Yazılarını beğendim. Pozitif düşünerek hayata daha bağlı kalabilirsin.
Dr. Ekrem Çulfa eklemiş - adds | 04 Aralık 2008 Saat - Time 17:33
çok güzel fotoğraflar. farklı gözle görmek güzel teşekkürler
iclal eklemiş - adds | 30 Aralık 2009 Saat - Time 19:56
bir zamanlar, bir çocuk vardı 17 yaşındaydı henüz... Bundan on yıl evvel öyle değişik yazılar yazıyordu ki kimse yaşına inanmıyordu, hatta sen şizofrensin 35,40 yaşındasın ama 17 yaşındayım diyorsun diyorladı, ya da taklitçilikle suçluyorlardı, şunu taklit ediyorsun, bunu taklit ediyorsun diyorlardı, halbuki söyledikleri isimlerin bir çoğunu tanımıyordu bile... bir, değil, iki değil, on değil, yüz değillerdi, çoktular ve canını çok sıktılar...

"yaşıma inanmıyorlar, evet ben 92'liyim", bunu okuyunca aklıma o çocuk geldi... Aldırma sen kimseye...
Yaptığın şeyi iyi yaptığına inanıyorsan, sakın kimseye aldırma...
Fotoğrafların çok güzel, tebrik ediyorum, inandığın yolda devam et...

O anlattığım çocuk, bugün 27 yaşında...
o yıllarda yazdıklarını http://kaosgunlugu.blogspot.com ' da yayınlıyor.

Sevgiler.
T.D. eklemiş - adds | 10 Ocak 2010 Saat - Time 14:59
Yorum Ekleyin - Add Comment
Yorum - Comment
Adınız Soyadınız - Name Surname
Mail
Web Sitesi - Web Site
Beni hatirla - Remember me
Yeni bir yorum geldiginde haber verin. Notify me when new comment is added.

Ara - Search

 

Fotoritim Mail-Grubu

Fotoritim Mail-List

 

 

Arşivimizden  - From Our Archives

 

Jim Zuckerman

 


 

M.Emin Tan Fotoğraf Kitaplığı

 

 

FR'yi takip et

Follow us at

 

 

 

 

 

 

  

 

 

  Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir. Eserlerin İzinsiz Olarak Kısmen veya Tamamen Kopyalanması ve Kullanılması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına Göre Suçtur.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved. Use By Author Permission Only.