e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
SUALTI GÖRÜNTÜLEME SİSTEMLERİ
Merhaba FR dostları,
Önceki sayılarımızda sizlere elimizden geldiği kadar sualtı fotoğrafçılığını adım adım tanıtacağımızı belirtmiştim. Geçen sayıda hatırlarsanız öncelikle iyi bir dalıcı olunması gerektiğinden ve kısaca yapmanız gerekenlerden bahsetmiştik.
Bu sayıda konumuz, sualtında fotoğraf ve video çekerken kullanılan ekipmanlar. Konuğum ise bu alanda ülkemizde hayli yoğun çalışmaları ve icatları da bulunan uzmanlarından Sn.Engin Aygün.
Hocamızla ilk tanışmamız 1996 yılı Şubat ayında Kızıldeniz’e bir dalış turu için gittiğimiz Safaga’da olmuştu. Daha yeni dalış ehliyeti almış ve 10.dalışını yapacak biri olarak tekneye ilk adım attığım an gördüklerimi hiç unutamam; ana kabin sualtı fotoğrafçıları sayesinde sanki bir atölye gibiydi. Sonradan öğrendim ki Türkiye’nin en ünlü sualtı fotoğrafçılarının gezisine katılmışım. İşte o an ve Kızıldeniz’in sualtı harikalarını da gördükten sonra ben de bir sualtı fotoğrafçısı olmak için kararımı çoktan vermiştim.
Ö.Y. Sevgili Engin hocam. Sen de hatırlar mısın o muhteşem gezimizi, Salem Express batığı ve diğer güzellikleri?
E.A. 92 yılında batan bir gemi olduğundan geminin her şeyi duruyordu. Dalışa başladığımızda ve batığın detaylarını ilk gördüğümde kazanın tüm tazeliği aşağıda belli oluyordu. Aşağıya düşmüş yolcu bavulları, oyuncaklar, kişisel eşyalar vs. Ayrıca Safaga bölgesi dalışa yeni açılan bir dalış bölgesi olduğundan Türkiye’den gelen şanslı bir gruptuk. Mercanlar bozulmamış ve balıklar çeşitliydi.
Ö.Y. Biliyoruz ki Türkiye’de sualtı görüntüleme sistemleri konusunda çaba harcayan nadir uzmanlardan birisiniz. Bize biraz kendinizi ve nasıl bu işi kurduğunuzu anlatır mısınız?
E.A. Sualtı görüntüleme benim için 70’li yılların ortalarında başlar. Babamın daha öncelerden yurt dışından aldığı Nikonos II fotoğraf makinesi ve 8-16mm sualtı film makineleri vardı. Önceleri bunları kurcalamaya ve daha sonra nasıl çalıştıklarını merak ederek sualtında kullanmaya başladım. 1988 yılına kadar çeşitli dalışlar yapıp bu kameralarla bir şeyler öğrenmeye ve sistemlerin daha fazla nasıl geliştirilebileceği konusunda bilgiler bulmaya başladım. Yine o yıllarda bir sualtı belgeseli projesi için Mahmut Suner’ in teklifini kabul ederek belgesel ekibine katıldım. Fotoğraf ve film becerim bu profesyonel çalışmada oldukça gelişti ve daha gelişmiş sistemleri üretmeye karar verdim. Belgesel sualtı çekimlerini 16mm film kameraları ve 3 dakikalık film makaraları ile tamamlamaya çalışıyorduk. Bunlar banyo edilmesi için de yurt dışına gidiyordu. Gerekli olan verimi tam sağlayamadık. O yıllarda video kameralar sualtı için daha uygun boyutlara ulaşmaya başlamış, kaliteleri de yükselmişti. JVC S707 video kamera için ve Nikon F3 e göre iki adet alüminyum housing ürettim. Belgesel tamamlandıktan sonra reklam ve film şirketlerinden teklifler almaya başladım. Profesyonel çekimler yaparken bu housinglere de müşteriler çıkmaya başladı. Önceleri tek tek olan üretim birkaç yılda seri üretim olarak gelişti ve yabancı film yapımcılarına kadar da ulaştı.

Ö.Y. Sualtı görüntüleme sistem ve ekipmanlarından kısaca bahseder misiniz?
E.A.Sualtı görüntüleme ekipmanları (Housingler) ve yan ürünleri, derin sulardaki ezici basınca dayanabilen sağlamlıkta, sızdırmazlıkları sağlanmış, kameranın tüm kontrollerine ulaşan mekanikleri ve farklı optik yapıları ile birlikte özel tasarlanmış gövdelerdir. Sualtında ışık, renk, alan derinliği, optik sapmalar karaya göre farklılıklar gösterir. Housinglerin genel yapıları da bu farklılıklara uyum sağlayabilmek için önemli detaylarla imal edilmişlerdir.

Ö.Y. Bu ekipmanları seçerken nelere dikkat etmeliyiz?
E.A. Bu ekipmanları seçmek ve doğru kombinasyonları oluşturmak zor ve karmaşıktır. Günümüzde housing imalatçıları son on yılda çoğalmış olsalar da çok azı bir profesyonelin ihtiyaçlarına cevap verebilmektedir. En iyi olarak bilinen bir fotoğraf makinesi ve video kamera için bir ürünü teknik olarak çok iyi incelemek gerekir. Bazı sistemler iyi görünse de kullanımları, değişik sualtı ortamlarında problem çıkarabilmektedir. Sualtı görüntülemede değişik ortamlar ve tarzlar vardır. Kişi, öncelikli olarak ne tarz bir çekim yapacağını ve sualtında hangi derinliklerde, hangi canlı ve nesneleri görüntüleyeceği ile ilgili bir ön çalışma yapmalıdır. Çünkü bütün bunları belki tek bir sistemle görüntüleyebilirsiniz ancak ortaya amatör ve tek düze bir çalışmadan başka bir sonuç çıkmaz. Ülkemizde maalesef bu konuda sağlıklı araştırma pek yapılmadan bazı kullanıcılar yanlış sistem ve kombinasyonlar kuruyorlar. Ben kendi sistemlerimi oluştururken Türkiye’de bilgi alabileceğim kaynak yoktu. Amerika ve Kanada gibi ülkelerdeki sistemleri inceleyip, zaman zaman da bunları en kapsamlı DEMA fuarında inceleme fırsatını yakalıyor ve kendi ürettiğim sistemlere eklemeler yapıyordum. En doğru sisteme öğrenerek ulaşmam, sistemleri her seferinde modifiye etmekle oldu. Belli bir teori üzerinden giderek değişik denemeler yaptım. 1993 yılında PADI eğitmen olarak sualtı fotoğraf ve video kursları verirken, kursun sonunda kullanıcılarda iyi bir sistem oluşturmak için herkesle ayrı ayrı görüşmeler yaptım. Sonuçta birkaç kullanıcı doğru sisteme ulaştıklarında birbirlerinden çok farklı tarzları olduklarını da gördüler. Doğru ekipmanı seçmek için burada yazacaklarım sayfalar dolu bile olsa, birebir görüşmeler sonunda ortaya çıkan sonuçlar daha sağlıklı olacaktır.

Ö.Y. Bu sistemlerin ortalama maliyetleri ne kadar?
E.A. Bu maliyetleri açıklamadan önce sistemleri üç sınıfa ayırmak gerekir. Amatör, Profesyonel ve Özel sistemler. Amatör olanlar birkaç bin dolar civarında seyrederken, profesyonel olanların fiyat aralıkları, kombinasyon özelliklerine göre büyük farklılıklar gösterir; 6.000-50.000 usd gibi. Özel sistemlere örnek vermek gerekirse, orta format, büyük format fotoğraf makineleri ve broadcast video kameraları vardır. Bunlara 35mm ve IMAX gibi film makinelerini de ekleyebiliriz ve ayrıca bu sistemlere uygun özel mühendislik çalışmaları da vardır. Uygun housing ve ışık sistemlerini de dahil edersek bu sistemler milyon dolarları bulabilmektedir.
Ö.Y. Fotoğraf mı video mu?
E.A. Burada bir ayrım yapmak istemem. Her ikisi de zaman, iş ve gereklilik oldukça yapılmalıdır. Ancak iyi bir videocunun temeli fotoğraf ile başlar. Günümüzde her iki sistem de dijitalleştiği için genel kurallar benzerlik gösterir. Bazı anlık görüntüler fotoğrafla, bazı başı ve sonu olan sahneler video ile çekilir. Amatörler için video daha eğlencelidir. Dalışın her anını görüntüleyebilirler. Günümüzde pek çok sistem hem fotoğrafa hem de videoya olanak sağlamaktadır. Kullanıcı yeter ki kısa dip zamanında bunu en iyi şekilde değerlendirebilsin. Uzun yıllar reklam şirketlerine ve dergilere sualtı fotoğrafları çektim. Bu zamanlarda fotoğraf becerilerim yanımda taşıdığım slayt yıkama makinesi ile birlikte hızlı bir gelişme sağladı. Video tamamıyla ikinci planda kalmış, sistemlerim de eskimişti. Daha sonraları TV kanalları çoğalıp, belgesel kanalları çıkınca durum değişti. Son 5-6 yılda yoğunluğu belgesel, dizi ve reklam çekimlerine verince, sualtı araştırma projelerinde hem video hem de fotoğrafı beraber yapmak imkansız hale geldi. Bunun için Türkiye’nin en iyi sualtı fotoğrafçıları ile beraber ortak çalışmaya başladım.
Ö.Y. Dijital devrimden sonra özellikle fotoğrafçılık nasıl etkilendi ve gelecek nasıl olacak?
E.A. Film şeridi, kısıtlı, zor ve masraflıydı ama kalitesi çok yüksekti. Kullanıcılar sonuçlarına belli bir süre sonra ulaştıklarında iş işten geçmiş oluyor, bir haftalık dalış seyahati verimsiz olabiliyordu. Dijital devrim ile beraber özellikle cep telefonları sayesinde milyonlarca kişi fotoğrafçılığa başlamada ilk adımı attı. Bu sayede dijital sualtı fotoğrafçılığı çok gelişti ve yayıldı. Artık sualtı fotoğrafçıları sualtından pozlama hataları azaltılmış yüzlerce fotoğraflarla çıkabiliyorlar. Sualtı sektörünün görüntüleme alanı da yüksek bir sıçrama kaydetti. Bugün Sirkeci ve Eminönü’ndeki fotoğraf malzemesi satan dükkanların vitrinlerinde sualtı makineleri de var. Profesyonel sistemler için Japonya ve Amerika’nın en iyi markalarının Türkiye temsilciliklerini aldım. Artık ülkemizde bu konuda her ekipmanı bulmak mümkün. Bununla beraber sualtı fotoğrafçılığı eğitimleri de büyük hız kazandı. Kalabalık sınıf çalışmalarından tekli özel kurslara kadar eğitim alanları oluştu. Bazı sualtı fotoğrafçıları da bunu bir meslek olarak yapmaya başladılar. Sektör yaklaşık on kat büyüdü. Makineler ilk çıktıklarında 1.3 megapiksel iken günümüzde 10 megapiksel den aşağı pek makine kalmadı. Dijital sistemler günümüzde belli bir kademeye geldi. Artık Full Frame makinalar aynı zamanda Full HD videolar bile çekebilmekte. Red firması bir sürpriz yaparak geçen yıl 261 megapixellik modüler bir makineyi piyasaya sürdü. Üstelik yarın öbür gün işlemciler geliştiğinde, bu makinenin istenilen bir parçasını değiştirerek, sistemi 500 megapiksele çıkarabileceksiniz. Video kameralar bile artık 1920X1080 olarak eski bir yapıda kaldı. Her karesi 12 megapiksellik DALSA ve PANAVISION Genesis’ler, Holywood sinemasında yerlerini çoktan aldı. Gelecekte tüm sistemler çok yüksek çözünürlüklü yüksek kare hızlarına sahip tek bir sistemde buluşacak. Ekran ve CCD’ler parabol şekli alıp, daha geniş olup, gözün tüm alanını kaplayacak. Birkaç firma bu alanda bazı prototipleri piyasaya tanıttı. Tek pixelde tüm renkleri oluşturan akıllı pixeller şimdiden Quantum denilen ekranlarda yerini aldı. Yakın bir gelecekte de kusursuz görüntüler oluşturabilen bazı akıllı bakteriler üzerinde çalışmalar bile var.
Ö.Y. Önceleri yurtiçi ve yurtdışında kazanılan ödüller, sualtı ekipman üretimi, mağara, sualtı belgeselleri, batıklar vs. derken sualtına adanmış bir yaşam. Ayrıca son dönem ülkemizin de en önemli projelerinden biri eşiniz Dr.Çiğdem Özkan Aygün başkanlığında gerçekleştirilen ve sizin de katkıda bulunduğunuz Ayasofya ve Topkapı Sarayı altındaki sarnıçların incelenmesi. Tüm bu çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar diliyor, izleyicilerimizi güzel karelerinizle baş başa bırakıyorum. Çok teşekkürler... 









FOTORİTİM ARŞİVİNDEN :
Ömer Yolaç : Sualtına Yolculuk : Önce Dalış Eğitimi, Aydın Kışınbay ile Röportaj
Ömer Yolaç : Sualtına Yolculuk : Önsöz
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.