e-Panel
21 Şubat Uluslararası
Çocukluk Çağı Kanser Günü
“SICAK IŞIK” Orhan YAYLA
Portre, fotoğrafın ilk kullanılmaya başlandığı günlerden beri fotoğrafçıların ilgisini çekmiş, belki de yüklenen geniş anlam itibarı ile de, fotoğrafın açılımı içinde en çok yer tutan bir alan olagelmiştir.
İlk stüdyo portrelerinde resimsel izlerin peşinde koşulmuşsa da, giderek fotoğrafın yapısında varolan gerçeklik duygusu gizli veya belirgin olarak fotoğrafçının dışavurum arzusunu yansıtmaya başlamıştır. Fotoğraf makinasının objektifi ise, fotoğrafçısının tamamen objektif olabilmesine yetmemiş, bu da giderek fotoğrafçının uslübunu yaratmıştır. Stüdyo ortamında sıradan insanların ya da ünlülerin fotoğrafını çeken fotoğrafçılar, konularının gerçekliği ile kendi gerçeklerinin bir karışımını bize sunmuşlardır ve aslında bu çelişkili denge fotoğrafın sıradışılığını oluşturmaktadır.
Gerçek yaşam ortamında ise fotoğrafı çekilen insan, hayvan, nesne veya doğanın bize ne kadar etkileyici veya şaşırtıcı ölçüde yansıtıldığının en önemli ölçütü, fotoğrafçının konusuyla ne kadar içten, ne kadar sevgi ile ve nasıl bir dürüstlük ile ilişki kurduğudur.
Günümüzden geriye doğru baktığımızda, fotoğraf tarihi içinde kalıcı olarak yerini almış çalışmaların bu özverili ilişkilerle birebir ilintili olduğunu görürüz. Tek bir fotoğraf karesi ile rastlantısal olarak sanat tarihine geçmek mümkün olmadığı gibi, çok kısa sürelere sığdırılmış, yüzeysel ve tutkusuz yaklaşımlı fotoğraf diliyle evrensel başarı beklemek de hiç mümkün değildir.
“SICAK IŞIK”, bir fotoğrafçının kendine ait, doğup büyüdüğü yörenin; insanları, hayvanları ve doğası üzerine yaptığı çok uzun bir çalışmanın bize sunulmasıdır.
Orhan YAYLA, gerçekten de büyük bir dürüstlükle; içindeki önce insan sonra da fotoğrafçı hamurunu yoğuran çevresinin ve insanlarının portrelerini, kendi duygusal ve kültürel gerçekliği ile buluşturmuş ve bütününe bakıldığında, izleyeni derin bir sıcaklıkla sarmalayan bir dünya anlatmayı başarmıştır. Bu dünyanın içinde var olan gizli ve büyülü yaşama sevinci de üstlerine sinmiş bir duyarlılıkla fotoğrafları ayrıca sarmalamaktadır.
Nasıl ki ışıksız fotoğraf düşünülemez ise, gerçekte bütün sıcaklığı ile orada duran insanlar, hayvanlar ve doğa da bu sıcaklığı yansıtmadan fotoğraf kağıtlarına aktarılamazdı. Fotoğrafladığı konularıyla kurmuş olduğu çok sıcak ilişki, Orhan YAYLA’nın işlerinin tümünde çok dikkat çeken ayrı bir özellik olarak öne çıkmaktadır.
Bu anlamda, “SICAK IŞIK” büyük bir samimiyetle ve titiz siyah beyaz tekniğinin de konusuyla çok dengeli bir ustalıkla kullanıldığı nadir bir portreler bütünüdür.
Mehmet KISMET
Dragos, Istanbul
14 Mayıs 2006











Kalbin ışığı
Fotoğrafı gizemli kılan içindeki ışıktır. O yüzden ışığın olduğu ya da az önce çekilip izlerini bıraktığı yerde dile getirilemeyen bir şey vardır. Bu tarifsiz duyguları en iyi anlatan araç bir fotoğraf makinesidir.
Saptanan her an; karenin içinde yer alan nesneler, nesnelerin çerçeve içindeki düzeni ve bu nesnelere düşen ışıkla anlam kazanır. Fotoğrafların, kendinden önce çekilmiş fotoğrafların arasında kaybolmaması, aksine sıyrılıp çıkması gerekir. Fotoğrafın başlangıcından bu yana tüm fotoğrafçılar, önce teknik, sonra da estetik olarak fotoğrafta ölümsüzlüğün ardına düşmüşlerdir.
Orhan Yayla, fotoğrafını, şehirden uzakta, bulutların o bölgede yaşayanların başları üzerinde ayla gibi olduğu, gökyüzüyle toprağın kucaklaştığı ve yağmurun bir yazgı gibi çizildiği “yurdu” Karadeniz’in yaylalarında aramayı sürdürüyor. Yaşamı fotoğraflar aracılığıyla siyah beyaz bir senfoniye dönüştürüyor.
İşte bütün bu büyüleyici coğrafyanın üzerindeki doğa görüntüleri, yamaçlar, çöken sis, patikalar, hayvanlar, evler, mezarlıklar, ağaçlar ama her şeyden daha çok artık ölümsüzlüğü garantileyen insan yüzleri Orhan Yayla’nın fotoğraflarında gelip bizleri buluyor. Orhan Yayla, içindeki ışıkla, dışarıdaki ışık karşı karşıya geldiğinde deklanşöre basıyor.
Belli ki, Orhan Yayla’nın nesneleri ile arasında gizli bir anlaşma var. Çektiği tüm fotoğraflarındaki kişilerle karşılaşmaları ilk değil. Fotoğraflarda yer alan ve yöre insanından modelliğe yatay geçiş yapan tüm yüzler, tarihte kalacak olmanın gururu ve mutluluğuyla objektifin karşısında yerlerini alıyorlar. Orhan Yayla da, fotoğraflarını çektiği kişileri doğal çevrelerine asla müdahale etmeden ve yüzlerindeki incelikli gizemi göz ardı etmeden zamanın duvarına çiviliyor.
Sergi açmak fotoğrafçılığın ilk perdesi ise, ikinci perdesi de albüm çıkarmaktır. Ve bu ülkede bir fotoğraf albümü çıkarmanın ne kadar özveri gerektirdiğini bütün fotoğraf dünyası bilir. Bu satırları okuduğunuza göre, bu albüm bütün zorlukları aşarak önümüze kadar gelmiş. Öyleyse bizlere de bunun keyfini sürmek ve Karadeniz’in eşsiz doğası önünde geçit töreni yapan çarpıcı portrelere uzun uzun bakmak düşüyor.
Son zamanlarda gördüğümüz en çarpıcı yüzler ve mükemmel bir siyah beyaz işçiliği “Sıcak Işık”ın altında birbirleriyle buluşmuş... Orhan Yayla’ya ve Karadeniz’in ışığı böyle güzel yansıtan yüzlerine fotoğraf dünyasına “Hoşgeldiniz!” diyoruz.
Merih AKOĞUL











Orhan Yayla, 1961 yılı Zonguldak doğumludur. Annesi ve babası Vakfıkebir' in bir köyünde, başka başka insanlar da, başka başka yerlerde dünyaya gelmişler. Öğrenmiştir ki nerede ve kim olursa olsun sonuçta şu cümle kuruluyor: " Gelinen yer Dünya' dır".
Çocukluğundan bu yana karakalem resim çizmiş, bir dönem mürekkep balığı iskeletinden oymacılık yapmış, fotoğraf makinesini çocukluğundan beridir tanırken, 1992 yılında bir arkadaşının tatlı baskılarıyla tekrar gündemine alıp, sonrasında da yaşamının önemli bir enstrumanı haline getirmiş ve bu süreçte dia gösterileri, karma sergiler ve değişik paylaşımlarda bulunmuştur.

2003 yılında "Ara Güler Klasikleri" adlı sergi ile tanıştığı İstanbul Fotoğraf Merkezi (İFM) ise onun için bir dönüm noktasıdır. Orada aldığı siyah-beyaz fotoğraf eğitimi ile gerçek fotoğrafın ne olduğunu anlamaya başlamış, içindeki ışığın şekillenmesi ile birlikte, çok uzun olsa da çizilen yeni bir yola girdiğini kabullenerek fark etmiştir.
İFM' de aldığı eğitimi, karanlık odasını sıkça kullanarak, sergilerini hiç kaçırmayarak ve merkezin sunduğu olanakların tümünden faydalanıp, orada tanıştığı ve neredeyse hepsiyle dost olduğu Türk fotoğrafının önemli birçok insanının her birinden aldığı parçalarla pekiştirmiştir.
Sıcak Işık fotoğraf projesi İFM' de özellikle Mehmet Kısmet' in attığı ve attırdığı adımlarla ve Nevzat Çakır'ın katkıları ile şekillendirilmiş ve önce İFM' de sergilenip, sonrasında Trabzon, Samsun, Zonguldak’ta ve Antalya’da Nöroşirürji kongresi içinde bu sergilenim sürdürülmüştür. İzmir, Adana ve Ankara’da da bu paylaşıma devam edilip Çamlıhemşin’de (belki de bir yaylada sisler arasında) ve fotoğraflar sahiplerine hediye edilerek sergilenimin sonlandırılması planlanmaktadır.
Sıcak ışık fotoğraf projesi 2007 Ağustos ayında baskısı tamamlanarak fotoğraf kitabı haline getirilmiş ve İstanbul Fotoğraf Merkezi yayını olarak fotoğrafseverlere sunulmuştur.
Orhan Yayla Nöroşirurji uzmanıdır.
www.istanbulfotografmerkezi.com
Sıcak Işık - Warm Light
Orhan Yayla
İstanbul Fotoğraf Merkezi Yayınları;
İstanbul, 2007, 227 sayfa, Türkçe-İngilizce, Paperback.
ISBN No: 9750073223
Tüm Hakları Saklıdır © All Rights Reserved
www.fotoritim.com Sitesinde Bulunan Yazılı ve Görsel Eserlerin Bütün Hakları ve Sorumluluğu Eser Sahiplerine Aittir.
All Images and Text Published in www.fotoritim.com are Copyright © Protected by The Author, All Rights Reserved.
Use By Author Permission Only.